Basın özgürlüğü Sözcü Gazetesi
Ankara24.com, Sozcu kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Değerli okurlar:
Ben de Sözcü Grubu’na katıldım.
Grubun internet sitesinde köşe yazılarımla, Sözcü TV’de Pazartesi akşamları Ekrem Açıkel’in Hafta Başı ve Perşembe akşamları Senem Toluay Ilgaz’ın Öncesi Sonrası Gece programında karşınızda olacağım.
Sözcü okurlarına ve Sözcü TV izleyicilerine sevgi ve saygılarımı sunarım.
İlk yazımı basın özgürlüğüne ayırmak istedim.
Türkiye ağır bir ekonomik krizin yanı sıra uzunca süredir demokrasi ve basın özgürlüğü sorunu yaşıyor.
İktidar, siyaset ve basın üzerinde ağır bir baskı uyguluyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dahil 34 belediye başkanı ve çok sayıda belediye bürokratı tutuklu.
İmamoğlu 1,5 yılı aşkın süredir cezaevinde.
1 yılı aşkın süredir cezaevinde olan belediye başkanları var.
İktidar, belediye başkanlarını tutuklayarak seçmenin iradesini yok sayıyor.
Belediye başkanları tutuklu yargılanıyorlar.
Oysa hukukumuzda tutuksuz yargılama esastır.
Haklarında kesinleşmiş yargı hükmü olmadan belediye başkanları ve bürokratlar fiilen cezalandırıyor.
Diğer taraftan basın üzerinde de çok ağır bir baskı var.
Türkiye’nin en çok izlenen haber kanallarından biri olan Halk TV’ye kayyım atandı. Yayınları durduruldu.
T24 internet sitesi kapatıldı.
Tele1’in kurucusu meslektaşımız Merdan Yanardağ 1 yıldır cezaevinde.
Son olarak meslektaşlarımız Murat Ağırel ve İsmail Arı da tutuklandı.
Onlarca gazeteci tutuklu.
Seçilmiş belediye başkanlarının, gazetecilerin tutuklu yargılanmaları hukuk sistemimizin temel ilkelerine aykırıdır.
Gazeteciler yaptıkları veya yapmadıkları haberler nedeniyle tutuklanamaz.
Yapılan haberlerde bir yanlış varsa tekzip yoluyla düzeltilir.
Haklarında dava açılırsa da tutuksuz yargılanırlar.
Demokratik rejimler; erkler ayrılığı, düşünce, ifade ve basın özgürlüğüne dayanırlar.
Demokrasilerde yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirinden bağımsızdır. Birinin diğerleri üzerinde bir üstünlüğü yoktur.
Halk seçimlerle iktidarı ve muhalefeti belirler.
Özgür basın halkı bilgilendirir ve halk adına iktidarı denetler.
Yargının siyasallaşması, basın özgürlüğünün kısıtlanması demokrasiden uzaklaşma anlamına gelir.
Bir ülkede ifade, düşünce ve basın özgürlüğü kısıtlanmışsa demokratik rejimden söz etmek mümkün değildir.
Türkiye bu kısıtlamaların yaşandığı bir süreçten geçiyor.
Geçtiğimiz Cumartesi günü, 8 meslek örgütümüz, 10 ilde “Sansüre Hayır, Habere Özgürlük” eylemi düzenlediler ve kamuoyuna seslendiler.
Türkiye’nin bir an önce yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsızlığına ve basın özgürlüğüne dönmesi zorunludur.
Bu dönüş sağlanmazsa en büyük zararı demokrasi, dolayısıyla seçmen iradesi görür.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:98
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 26 Ekim 2026 08:28 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















