Aşırı serveti sosyal emanet olarak görenler Yaşar Süngü
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Her insan farklı yeteneklere sahip olarak doğduğu için toplumda sınıfların oluşması kaçınılmazdır.
Yeteneklerinin gelişmesine imkân tanındığında her çocuk ait olduğu gerçek sınıfını bulacaktır.
Zengin ailede doğmak sosyal sınıfının yüksek olacağı anlamına gelmez.
Aileden gelen zenginliklere bir şey katamazsan zengin aile çocuğu olmaktan başka bir sıfatın olmaz.
Servet ve mevki farklılıkları sınıflaşmaya, yönetenler ve yönetilenler ikilemine, efendiler ve hizmetçiler gibi yozlaşmalara yol açmadığı müddetçe meşrudur.
Yalnız bu meşruiyet sınırsız değildir.
Herkesin kanun önünde eşit olması meşruiyetin sınırlarını çizer.
Devletin hukuk devleti olması ile imtiyazlı sınıfın alt sınıfları ezmesine izin verilmez.
Hukuk devleti zengin ve yoksul sınıfların arasındaki uçurumun derinleşmesine de engel olur.
**
Sınıf farklılıkları konusuna İslam’ın nasıl baktığını Yeni Şafak Gazetesi’nin yayınladığı Siret Ansiklopedisi’nin ekonomi bölümünden öğrenelim;
“Toplumdaki ekonomik sınıf farklılıklarını doğal olarak gören İslam insanların temel ihtiyaçları konusunda eşitliği savunur.
Her ferdin temel ihtiyaçlarının karşılanması hakkı, İslam’ı, kapitalizm, sosyalizm, demokrasi, cumhuriyet gibi ya da başka farklı sistemlerden ayıran en temel farktır.
“
Yaşama hakkı
” çerçevesinde sınıfına rengine ve inancına bakılmaksızın her vatandaşın temel ihtiyaçlarının karşılanması ertelenemeyen, gözardı edilemeyen en önde gelen vazifedir.
Devlet her vatandaşının temel ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır.
Hadise göre en temel ihtiyaçlar şunlardır; Barınacak ev, bedeni örtecek elbise, yiyecek ekmek ve su koyacak bir kab.
İbni Hazm
“el mualla” adlı eserinde bir ferdin temel ihtiyaçlarını şöyle izah eder; “Vücudunu sıhhatte ve kuvvetli tutacak kadar yiyeceği olmalıdır. Kış ve yaz için tem ve elverişli kıyafetleri olmalıdır. Onu hava şartlarından korumaya ve mahremiyetini temin etmeye yeterli bir barınağı olmalıdır”.
Kuran-ı Kerim’de
herkesin hayat hakkı bakımından eşit olduğu açıkça belirtilir.
Allah yeryüzündeki her yaratığın temel ihtiyaçlarına kefildir.
O’nun halifesi olarak insanın en önde gelen vazifesi bu konuda gerekeni yapmasıdır.
Bu konuda hadislerde de çok sert uyarılar vardır.
İmam Ahmed’in Müsned
adlı eserinde yer alan son peygamber Hz Muhammed’e ait hadiste şöyle denir; “Bir kişi kasabada aç olarak gecelerse, bu kasaba üzerinde Allah koruyuculuk sıfatını sona erdirir.”
“
Herşeyi sizi için yarattım
” ayetinin yorumunda şöyle denilir; Allah’ın bu nesneleri yaratma amacı insanların ihtiyaçlarını karşılamaktır. Hiçbir şey herhangi bir ferdin mutlak malı değildir. Doğadaki bütün maddi nesneler yaratılış itibarıyla insanların ortak malıdır.
Elbette çatışmaları önlemek ve insanların nesnelerden fayda sağlamalarını mümkün kılmak için malların mülkiyeti bir hak olarak tanınmıştır.
Hiç kimse ona müdahale edemez.
Fakat mülk sahibi ihtiyaçlarından fazlasını elinin altında tutmamalı ve onları topluma vermelidir.
Çünkü bu mallarda yaratılış gayeleri itibarıyla başkalarının hakkı vardır.
İşte bu sebeple bir kişinin ihtiyaçlarından fazlasını yığması, zekat ödüyor bile olsa kabul edilmemiştir.
Çünkü fazla servet hiç kimsenin temel ihtiyaçlarından değildir.
Fazla serveti toplumdan sakınan kişi gerçekte başkalarının servetini kullanıyor demektir.
Mülk tıpkı savaş sonunda elde edilen ganimet gibidir. Bölüşülmeden önce herkese aittir.
Herkes ihtiyacı nisbetinde faydalanır.
Fazlasını alan dürüst olmayan insan olarak kabul edilir.”
**
Benzer görüşler batıda bazı ünlü zengin kişiler ve düşünce adamları tarafından da şöyle dile getiriliyor;
“Bazı insanlar aileden gelen zenginliklerini veya girişimci özelliklerini kullanarak büyük bir servet birikimi yapabilirler.
Aşırı servet
aslında onlar tarafından diğer insanların yararına idare edilen bir
sosyal emanettir.
Son dönemde batıda konuşulan “
servet vergisi
” konusu İslam’ın temel ihtiyaçlar konusundaki önerisinden başka bir şey değildir.
**
Mevcut küresel ekonomik düzende zengin hep zengin yoksul hep yoksul kalacaktır.
Bu toplumların geleceği açısından sürdürülemez bir durumdur.
Devlet ve özel sermaye işbirliği ile yeryüzündeki tüm insanların temel ihtiyaçlarının karşılanması mümkündür.
Burada olmayan tek şey para değil iradedir.
Görüntülenme:84
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 04 Mart 2026 04:03 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















