ASCO verileri: 50 yaş altı kanser artışında uykusuzluk faktörüne dikkat çekildi Son Haberler
Ankara24.com, Sonhaberler kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.
Dünya genelinde son yıllarda 50 yaş altındaki yetişkinlerde görülen kolorektal, meme ve rahim kanserlerinde belirgin bir artış kaydediliyor. Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) çatısı altında yürütülen ve yıllık toplantıda paylaşılan araştırma, bu artışın arkasında modern yaşamın getirdiği uyku düzensizliklerinin de bulunabileceğine dikkat çekti. Araştırmayı değerlendiren İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, kaliteli uykunun yalnızca dinlenmekten ibaret olmadığını, hücresel düzeyde işleyen bir onarım süreci olduğunu vurguladı.
ASCO ÇALIŞMASINDA ORTAYA ÇIKAN VERİLERMD Anderson Kanser Merkezi araştırmacıları tarafından yürütülen çalışma kapsamında ABD'de 18 ila 50 yaş arasındaki 18 milyondan fazla yetişkinin sağlık verileri incelendi ve kötü uyku düzenine sahip kişilerde erken başlangıçlı kolorektal kanser, meme kanseri, rahim kanseri ve yumurtalık kanseri riskinin daha yüksek olduğu belirlendi. Verilere göre 50 yaş altında uykusuzluk tanısı almış bireylerde beş yıl içinde rahim kanseri riski yaklaşık iki kat, kolorektal kanser riski de yine yaklaşık iki kat, yumurtalık kanseri riski ise yüzde 57 oranında yükseldi. Aynı grupta meme kanserine yakalanma olasılığının da üç katına kadar artış gösterdiği kaydedildi. ASCO'da sunulan ayrı bir çalışmada ise araştırmacılar, 18 ile 50 yaş arasında birincil uykusuzluk tanısı almış 413 bin 116 yetişkini, aynı yaş grubundan uykusuzluğu olmayan 18 milyon 437 bin 709 kişiyle karşılaştırarak beş yıllık meme, rahim, yumurtalık, prostat ve testis kanseri insidansını inceledi. Bu çalışmada erkeklerde de uykusuzluğun erken başlangıçlı prostat ve testis kanseri riskini artırabileceği yönünde bulgulara ulaşıldığı belirtildi.
UYKU, HÜCRESEL DÜZEYDE BİR ONARIM MEKANİZMASIDr. Öğr. Üyesi Heydari, bilimsel verilerin uykunun hücresel düzeyde çalışan doğal bir onarım mekanizması olduğunu gösterdiğini belirtti. Heydari, özellikle derin uyku sırasında beynin gün boyunca biriken zararlı atıkları temizlediğini ve bu sürecin bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağladığını söyledi. Uzman, ASCO'da paylaşılan bulguların, uyku kalitesi ile bağışıklık sistemi arasındaki bu ilişkiye dikkat çektiğini ifade etti.
"DERİN UYKU, BEYNİN GECE VARDİYASIDIR"Dr. Öğr. Üyesi Heydari, 2012 yılında Rochester Üniversitesi nörobilimci Maiken Nedergaard ve ekibi tarafından keşfedilen Glimfatik Sistem'in beyinden zararlı atıkları temizleyen daha önce bilinmeyen bir ağ olduğunu hatırlattı. Heydari'nin verdiği bilgiye göre bu sistem beta-amiloid ve tau gibi Alzheimer ve diğer nörodejeneratif hastalıklarla bağlantılı proteinleri beyin omurilik sıvısı yardımıyla temizliyor ve bu temizlik süreci en çok derin, non-REM uyku evresinde etkin hale geliyor. Derin uyku sırasında beyin hücrelerinin küçüldüğünü, hücreler arasındaki boşluğun genişlediğini ve beyin omurilik sıvısının bu alanlardan geçerek gün içinde biriken toksik atıkları temizlediğini anlatan Heydari, beynin yeterince temizlenememesi durumunda beta-amiloid gibi toksik proteinlerin birikmeye başladığını belirtti. Heydari, bu durumun uzun vadede Alzheimer, Parkinson ve demans gibi nörodejeneratif hastalıkların riskini artırabileceğini, aynı zamanda hücresel stresin yükselip bağışıklık sisteminin zayıfladığını, vücudun kanserli hücreleri erken dönemde tanıyıp yok etmesini sağlayan immün gözetim mekanizmasının da bu süreçten olumsuz etkilenebileceğini sözlerine ekledi. Nitekim Rochester Üniversitesi Tıp Merkezi araştırmacıları da glimfatik sistemin uyku sırasında özellikle etkin olduğunu ve Alzheimer, Parkinson, felç, travmatik beyin hasarı ile diğer nörolojik bozuklukların araştırılmasında merkezi bir konuma geldiğini aktarıyor. Aynı ekipten Nedergaard, yaşlanma, stres, psikiyatrik hastalıklar, kardiyovasküler hastalıklar, kötü uyku veya bazı ilaçlar nedeniyle bu ritimlerin bozulması durumunda beynin toksik proteinleri temizlemede daha az etkili hale geldiğini ifade ediyor.
Dr. Öğr. Üyesi Heydari'ye göre yetişkinlerde ideal uyku süresi 7 ile 9 saat arasında olsa da yalnızca süre yeterli değil. Asıl önemli olan kesintisiz ve kaliteli uyku uyumak. Hücresel yenilenme ve bağışıklık sisteminin en etkin çalıştığı dönem derin uyku evresi olarak öne çıkıyor. Gece boyunca sık sık bölünen bir uyku, yeterli süre uyunmuş olsa bile bu koruyucu süreçleri sekteye uğratabiliyor. Heydari, saat 23.00 ile 03.00 arasında melatonin salgısının en yüksek seviyeye ulaştığını, bu saatlerde uykuda olmanın sağlıklı uyku düzeni açısından önem taşıdığını vurguladı.
UYKUSUZLUK TAMAMEN TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?Uyku bozukluklarının tanısında ilk adım olarak detaylı bir hasta hikâyesinin, yani uyku günlüğünün alındığını belirten Heydari, altında yatan fiziksel bir neden şüphesi olduğunda, örneğin uyku apnesinde, hastanın bir gece uyku testi laboratuvarında misafir edildiğini anlattı. Bu yöntemle hastanın beyin dalgaları, solunumu ve kalp ritmi inceleniyor. Bilişsel davranışçı terapide uykuya dair olumsuz düşünce ve alışkanlıkların değiştirilmesi hedefleniyor, medikal tedavide ise doktor kontrolünde kısa süreli uyku ilaçları veya takviyeleri kullanılabiliyor. Heydari, uyku bozukluğunun yapısal bir hastalıktan ziyade yaşam tarzı, stres veya kötü uyku hijyeninden kaynaklandığı durumlarda doğru yaklaşımlarla tamamen iyileştirilebildiğini sözlerine ekledi.
SAĞLIKLI UYKU DÜZENİ İÇİN DÖRT ÖNERİDr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, sağlıklı bir uyku düzeni için dört öneride bulundu. Heydari, hafta sonu dâhil her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmaya özen gösterilmesini, uykudan en az bir saat önce telefon, televizyon ve bilgisayar gibi tüm ekranlarla bağlantının kesilmesini tavsiye etti. Melatonin hormonunun sadece zifiri karanlıkta salgılandığını belirten Heydari, yatak odasında gece lambası veya cihaz ışığı dâhil hiçbir ışık kaynağının bulunmamasına dikkat edilmesi gerektiğini, oda sıcaklığının yaklaşık 18-20 derece olmasının da uykuya geçişi kolaylaştırdığını söyledi. Heydari son olarak öğleden sonra saat 14.00-15.00'ten sonra kafein tüketiminin kesilmesi gerektiğini belirtti.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:91
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Temmuz 2026 16:34 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















