A Milli Takım ın Dünya Kupası na erken vedası sonrasında Montella ya tepki yağdı: Size gösterilen şefkat vakti sona ermiştir! , Kupa yarın başlasa yine...
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
A Milli Futbol Takımı, 24 yıl sonra katıldığı Dünya Kupası finallerine henüz grup aşamasında veda ederek sadece Türkiye'de değil dünya futbol kamuoyunda da büyük hayal kırıklığına neden oldu.
İlk maçta Avustralya'ya 2-0, ikinci maçta ise Paraguay'a 1-0 mağlup olan Ay-yıldızlılar; ABD'nin 6 puana yükselmesi, Avustralya ve Paraguay'a karşı ise ikili averajda geriye düşülmesi nedeniyle üçüncü maç öncesi gruptan çıkma şansını kaybederek elendi.
Kadrosundaki birçok yıldızıyla turnuvada fark yaratması beklenen A Milli Futbol Takımı'nın erken vedası hem dünyada hem de Türkiye'de şok etkisi yaratırken, özellikle teknik direktör Vincenzo Montella'ya yoğun eleştirileri de beraberinde getirdi.
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
GÜNTEKİN ONAY, MEHMET AYAN VE FIRAT AYDINUS'TAN A MİLLİ TAKIM DEĞERLENDİRMESİ
A Milli Futbol Takımı'nın Dünya Kupası'ndaki hayal kırıklığı yaratan performansını Hürriyet yazarları Güntekin Onay, Mehmet Ayan ve Fırat Aydınus bugün kaleme aldıkları köşe yazılarında değerlendirdi. İşte o yazılar;
GÜNTEKİN ONAY: "MONTELLA BİZİ 3. DÜNYA FUTBOL ÜLKESİ GÖRÜYOR!"
"Kerem Aktürkoğlu’na sorsak “Ağabey ben santrfor değilim, 2 maçta da elimden geleni yaptım ama kalabalık savunmanın içinde dev gibi stoperlerin arasında nasıl top alıp da iş yapabilirim?” derdi kesin.
Peki Avustralya maçında adeta tek kale oynayıp da santrforsuz pozisyona girememişken; Paraguay karşısında da aynı tercihin izahı var mıdır? Teknik adamlar kafasında maçı oynar ancak hesaplar tutmadıysa da başka arayışlara girerler.
Ne yazık ki bizim teknik direktörümüz Avustralya yenilgisinden hiç ders almamış. Ayrıca Avustralya sadece fizik gücü olan yetenek fukarası dümdüz bir takım.
Dünya Kupası’nda böyle bir rakibe kaybedip Paraguay maçında da 55 dakika 10 kişi oynayan rakibe karşı golü getirecek çözümleri bulamamak yine Montella’ya yazar.
SORUNU ORKUN, ZEKİ BARIŞ ALPER SANMAK
Oyuncularımızın elinden geleni yaptığına hiç şüphemiz yok. Ancak onları en verimli olacakları yerlerde kullanmak, yeteneklerini yansıtabilecekleri doğru pozisyonları bulmak Montella’nın işi. Mesela Kenan’ı veya Barış’ı rakip beklerle 1’e 1 bırakmak gibi. Veya Orkun ile Hakan’ı oyun kurucu olarak kullanıp Arda’yı 2 blok arasında half-space adlandırılan bölgelerde topla buluşturmak da teknik ekibin işi. Ancak Avustralya maçındaki problemin Orkun, Zeki veya Barış olduğunu sanan bir teknik adam bunları nasıl düşünüp de formül üretebilir ki?
SABİT FİKİRLİ BİR TEKNİK ADAMIMIZ VAR
İtalyan hoca bir forvet oyuncusuydu. Ancak bir santrforun görev tanımını bile yanlış yorumluyor. Top almak, tutmak, etrafındakilere alan ve pozisyon yaratmak, gerektiğinde duvar olmak, tek vuruşta bitiricilik gibi özellikler gerekmiyor mu? 2 maçta da adeta tek kale oynayıp doğru düzgün pozisyon üretememiş olmanın nedenlerini analiz edemeyecek kadar sabit fikirli bir teknik direktörümüz vardı. Seçtiği kadrodaki kulübeden oturanların yarısı kendi takımlarında oynamayan veya istenmeyen oyuncular. Deniz ve Can’ı da asla bu takımın bir parçası haline getiremedi. Aral’ı hiç düşünmedi bile.
48 TAKIMLI TURNUVAYA KATILMAK BAŞARI DEĞİL
Harika bir gruba düşmüştük. Ancak büyük hayal kırıklığı ile eve dönüyoruz. Açık konuşmak gerekirse 48 takımın gittiği bir Dünya Kupası’na Romanya ve Kosova’yı play-off’ta eleyerek katılmak da başarı değildi. Ama Montella beyefendi bizi 3. dünya futbol ülkesi olarak görüyor olacak ki Curaçao, Haiti, Ürdün, Irak, Yeni Zelanda, Özbekistan ve Yeşil Burun’un bile gittiği bir Dünya Kupası’na katılmayı başarı olarak gördü.
KUPA YARIN BAŞLASA YİNE DERS ÇIKARMAZDI
Şunu da unutmayalım. Gruplarda ilk 2 çıkıyor. 12 grubun 8 tane 3’üncüsü de tur atlıyor. Yani 48 takımdan sadece 16 tanesi eleniyor bu formatta. Yani gitmeyeni dövdükleri bu formatta gruplarda elenmek için de futbol fukarası olmak lazım. Montella bize bunu yaşattı.
Amerika’ya büyük umutlarla ve hayallerle gittik. Utanılacak skorlarla 2 maç sonunda elendik. Yazık oldu. Ancak yarın turnuva bir daha başlasa bu Montella yine ders çıkarmaz aynı hataları tekrar yapardı.
ARDA ŞUNU UNUTMASIN!
Güvendiğimiz başta Arda, Hakan ve Uğurcan gibi oyuncularımızın da hayal kırıklığı tabii ki bu tabloda etkendi. Arda daha çok genç ve Kenan ile birlikte bizim geleceğimiz. Ancak şunu unutmasın: Üst düzey 10 numaralar çalım atmalı, topla kaleye doğru gitmeli, önündeki forvetleri de pozisyona sokmalı. Rakiplerin kendisi için aldığı tedbirleri bertaraf edecek kadar hızlı düşünerek çabuk hareket edebilmeli."
MEHMET AYAN: "DÜNLE BERABER GİTTİ CANCAĞIZIM!"
"İşimize gelse de gelmese de sonuç oyunu bu! Tabela yazmadı mı hedef tahtasındasınız. 3-5 futbol romantiği dışında kimse (varsa dahi) güzel oyununuzu anımsamaz. Avustralya maçının başlangıcından Paraguay maçının 60. dakikasına kadar geçen 150 dakikada doğru oyunu ve skoru bulamayan Montella için hazin sonumuzun 1 numaralı sorumlusu dememiz ondan. Kaybettiğin vakit dünle beraber gider her şey cancağızım. Tabii ki iki büyük turnuvaya bizi götüren tek hocamız olarak saygıyla anılacaksınız. Ancak iki maçta yaptıgınız işler, bizim için hayal kırıklığı oldu....150 dakikadaki oyun anlayışınızın ne kadar yanlış olduğu son 30 dakika ortaya çıktı. Turnuvaya devam etme şansımızı kaçan gollerdeki santimetreler belirledi...
GÖR ŞİMDİ KAOSU HOCAM
Maç önü basın toplantısında Avustralya maçının yorumları için KAOS ÇIKARTMAK İSTİYORLAR anlayışı ile bakmanız sizinle aramızdaki sosyal/duygusal kontratımızın zayıflamasına yol açtı değerli hocam. Kalır mısınız gider misiniz bilemem, ancak sorumlu sizsiniz. Siz Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Ersun Yanal, Abdullah Avcı gibi milli takım hocalarına; Fatih Terim gibi ülke futbolunun 1 numaralı ismine bu takımın başındayken yapılan eleştirileri hiç duymadınız sanırım. Size gösterilen şefkat vakti sona ermiştir. Sanırım sözünü ettiğiniz, hatta haddinizi aşarak bize TÜRKLÜK dersi verdiğiniz KAOS ORTAMIYLA tanışacaksınız; üzgünüm.
YA OYUNCULAR...
1996, 2000, 2002, 2008, 2016 turnuvalarında ne sonuç alırsak alalım, en başarısızında dahi isyan bayrağı çeken BAYRAK OYUNCULAR vardı. Sahada dellenir, arkadaşlarını uyarır, takımı tribünü, hatta ekranı ateşlerdi... “Kıskananlar Çatlasın” vardı. Basın tribününe gösterilen yumruklar gördük. Bizim bugünkü çocuklar tertemiz çocuklar.... O meşhur reklamda olduğu gibi KİRLENMEK GÜZELDİR. Ne manada yazdığım belli... Bugünkü takımda KİRLİ oyuncu yok. “Beyler....” narası atacak, bu liderliği gösterecek oyuncu yok. Emeklerine teşekkür ediyoruz ama İNTER KAPTANINDAN, REAL’İN YILDIZ ADAYINDAN, JUVE’NİN GELECEĞİNDEN, beklentimiz de oluversin artık... Hiç olmazsa 4 maç oynayabilseydik..
Hoca kadar oyuncuların da kabahatli olduğu gerçeğini atlamayalım..."
FIRAT AYDINUS: "PARAGUAY MAÇI BİR DEVAM FİLMİ GİBİYDİ!"
"Paraguay maçı, adeta Avustralya maçının devam filmi gibiydi. Oyun şablonu, goller, kaçan pozisyonlar, rakibin oyun anlayışı, istatistikler, hatta maç sonu yapılan açıklamalar bile birbirine çok benziyordu.
24 yıl beklediğimiz, 11 Haziran’da başlayan ve 19 Temmuz’da sona erecek Dünya Kupası organizasyonunda bize ayrılan süre burada bitti! Heveslerin ve umutların altı gün içinde tükendiği kısa bir macera yaşadık.
Maçın ardından Vincenzo Montella, Hakan Çalhanoğlu, Uğurcan Çakır, Kerem Aktürkoğlu ve Merih Demiral başta olmak üzere birçok açıklama yapıldı. Ancak en dikkat çekici söz, röportajına “Arkadaşlık ile ilgili bir sorun yok” diyerek başlayan Arda Güler’den geldi. Daha ilk cümle, kamuoyunda farklı yorumlara kapı araladı.
NE UMUTLARIMIZ VARDI
Oysa ne büyük umutlarımız vardı... TFF Başkanı’nın dile getirdiği yarı final, final ve hatta kupa hedefleri... Sonuç ise maalesef büyük bir hayal kırıklığı oldu.
Vincenzo Montella maç sonunda, “35 yıldır futboldayım. Normalde 50 yılda bir yaşanacak şeyler bize iki maçta denk geldi. İki maçta 65 şut çektik. Topa sahip olmayı söylemiyorum bile... Nasip” dedi.
İkinci maçta rakip uzun süre 10 kişi oynamasına rağmen sonuç değişmedi.
İki maçın sonunda; rakipler Avustralya ve Paraguay, hanede ise 0 gol ve 0 puan... Nasip...
KENDİNİ BEĞENMİŞLİK NASİBİNİ GECİKTİRİR
Oysa turnuva başlamadan grubun favorisiydik. Avustralya ve Paraguay maçları adeta cepte görülüyordu. Ne güzel bir söz vardır:
“Kendini beğenmişlik, nasibini geciktirir.”
Bu tür organizasyonlara düzenli katılabilen bir takım olmak önemli. Ancak en az bunun kadar önemli olan, katıldığımız turnuvalarda organizasyon takımı kimliğini kazanabilmektir. Süreklilik kadar rekabet edebilmek de başarı ölçüsüdür. Dün itibarıyla Haiti’nin ardından turnuvaya veda eden ikinci takım olmak ise fazlasıyla üzücü.
PEKİ BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Dünya Kupası sonrasında hem bireysel hem de kurumsal anlamda birçok değerlendirme yapılacaktır. Sürecin nasıl yönetileceği, alınacak kararlar ve atılacak adımlar Türk futbolunun geleceğini belirleyecek önemli parametreler olacaktır. Belki de hem bireysel hem de kurumsal anlamda bir ‘hidrasyon molasına’ ihtiyaç var. Durup düşünmeye, eksikleri doğru analiz etmeye ve yeniden yapılanmaya...
MERT’İN BİLGİSİ VE DİKKATİ RAKİBİ 10 KİŞİ BIRAKTI
Paraguay maçında elenmemizin kesinleşmesi dışında yaşanan en ilginç anlardan biri de rakibin 10 kişi kalmasına neden olan pozisyondu. FIFA’nın bu turnuvada uygulamaya koyduğu yeni kurallardan biri gereğince; rakiple alaycı, küçümseyici veya kışkırtıcı şekilde iletişim kurarken ağzını kapatmak, uygunsuz sözlerin tespit edilmesini engellemeye yönelik bir davranış olarak değerlendirilip kırmızı kartla cezalandırılabiliyor.
Belki de bu kural ilk kez, belki de son kez bizim maçımızda uygulandı. “Son kez” diyorum; çünkü oldukça tartışmalı, polemiğe ve farklı yorumlara açık bir uygulama. FIFA ilerleyen dönemde bu düzenlemeyi değiştirebilir ya da ulusal federasyonların takdirine bıraktığı bu kural birçok ülke liglerinde uygulanmayabilir.
EN OLUMLU AYRINTI
Bu pozisyonda asıl dikkat çeken nokta ise Mert Müldür’ün kural bilgisi oldu. Sahadaki hakemlerin, VAR’ın ve hatta ekran başındaki birçok kişinin gözünden kaçabilecek bir ayrıntıyı fark ederek hakemi incelemeye yönlendirdi. Hep söylerim; kural bilgisi olan futbolcu, hakeme karşı maça 1-0 önde başlar.
Elde edilen bu avantaj skora yansımadı. Ancak Mert Müldür’ün bilgi ve dikkati sayesinde rakibin 10 kişi kalmasını sağlaması, bu turnuvadan geriye kalan ender olumlu ayrıntılardan biri olarak hafızalarda yer etti."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:27
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Haziran 2026 08:08 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















