Ankara24.com
close
up
Menu

Gizem Örge: Hep birlikte buradan kupayla ayrılmak istiyoruz

Türkiye İtalya voleybol final maçı TRT 1 canlı izle: Türkiye İtalya maçı hangi kanalda? Avrupa Şampiyonası Filenin Sultanları maçı izle

Eskişehir de sanayi sitesindeki dükkanda korkutan yangın: TOMA lar da destek verdi

Alanyaspor da Rizespor hazırlıkları tamam!

Serhat Kılıç’ın 8 yıllık aşkından yürek yakan sözler: Beni hasretine mahkum ettin

TIR kabininde yıllarca süren çocuk istismarı deşifre edildi: Savcılık idam istedi

İran, Hürmüz Boğazı nda kısıtlı alan ilan edecek ve Umman la anlaşmayı imzalayacak

Çanakkale nin 52 lezzet noktası festivalde ziyaret edildi

Netanyahu, Batı Şeria da Yahudilerin işgal ettiği yerleşim noktalarından bazılarının boşaltılmasına yönelik talimat verdi

Bakan Gürlek: Ormanlarımızı yakanlar adaletten kaçamayacak

Neyi, ne zaman, ne kadar yiyorsunuz?

Endonezya da yanardağ patladı! Kül bulutu 15 kilometreye yükseldi, 6 havalimanında uçuşlar durdu

Savaşta sıcak saatler: Türkiye ve İran dan son dakika görüşmesi

Emniyet ve belediye GTA 6 için birbirine girdi Sözcü Gazetesi

Damlar kırmızıya boyandı! 300 TL den alıcı buluyor

Emre Belözoğlu: Maçın sonunda o penaltının verilmemesi başlı başına bir skandal

Yolda karşılaştıkları Ajdar’ı konser vaadiyle trollediler: İstediği ücreti duyanlar şaşkına döndü

Luka Modric e 40 yaşında sürpriz davet Sözcü Gazetesi

DEM in hamlesine sert tepki: Bu milletin sabrıyla oynamayın

Sıcak olaylarda sanal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat

15 yaşındaki oğula baba olmak... Ya da olamamak... Fatma Barbarosoğlu

15 yaşındaki oğula baba olmak... Ya da olamamak... Fatma Barbarosoğlu

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

I- Beton ormanının içinden geçiyoruz. Daha doğrusu geçemiyoruz, çünkü trafik felç. Beton ormanının dairelerinin ancak yüzde ikisi dolu. Diğerleri boş. Dolduğunda ne olacak? Bütün bu boş binalar bana Bolu’da “Araplara satarız” diye yapılan, kimsenin satın almadığı korku şatolarını hatırlatıyor. İçinde beklemekte olduğumuz taksinin şoförü “Şurayı görüyor musunuz, eskiden burada Singer fabrikası vardı. Bahçesi yemyeşildi. Öğlen tatilinde işçiler top oynardı” diyor, özlemle. “Biliyorum, buraya çocuklarla

I-

Beton ormanının içinden geçiyoruz. Daha doğrusu geçemiyoruz, çünkü trafik felç. Beton ormanının dairelerinin ancak yüzde ikisi dolu. Diğerleri boş. Dolduğunda ne olacak? Bütün bu boş binalar bana Bolu’da “Araplara satarız” diye yapılan, kimsenin satın almadığı korku şatolarını hatırlatıyor.

İçinde beklemekte olduğumuz taksinin şoförü “Şurayı görüyor musunuz, eskiden burada Singer fabrikası vardı. Bahçesi yemyeşildi. Öğlen tatilinde işçiler top oynardı” diyor, özlemle.

“Biliyorum, buraya çocuklarla gelip gitmişliğimiz çoktur, 90’lar boyunca.”

Cümlenin içindeki çocuk kelimesi şoförü başka bir hayat sahnesine savuruyor:

“Dün çocuklar okula gitmedi. Küçük korkuyor, ya bizim okulu da tararlarsa diye. Büyükte zaten öfke kontrol sorunu var.”

Adam hayatında ilk defa kendisini dinleyen birini bulmuş gibi anlattıkça anlatıyor:

“Hanım bu evlere bakıp ‘Biz de iki koldan çalışıyoruz. Bizim neyimiz eksik? Biz niye böyle yerlerde oturamıyoruz?’ diyor. ‘Eksiğimiz yok, fazlamız var. Helalinden kazanıyoruz biz.’ diyorum.”

“Maşallah.”

“Hanımla bir türlü anlaşamıyoruz. Psikoloğun seansı 7 bin lira oldu. Bir şey yaptığı yok. Oğlan anlatıyor, bu dinliyor. Dinliyor mu emin değilim. Dedim ki, ben bu çocuğun babasıyım, bana anlatsın. Kabul etmiyor hanım ‘O uzman. Sen onun yaptığını yapamazsın’ diyor. Yaptığı bir şey yok. Ben çocuğumu ondan daha iyi dinlerim.”

Kesintisiz anlatıyor şoför. Anlatıyor, anlatıyor. Nihayet trafik açılıyor, bizim için trafik yükü şimdilik bitiyor. Ama taksi şoförü için ekmek aslanın kör bağırsağında, gün boyu, gece boyu devam edecek.

Taksiden inerken “Eşinizle hayata karşı, çocuklarınıza karşı müttefik olmanız gerekiyor. Eşler arası ittifak, öğretmen ile veli arasında ittifak, veliler arası ittifak önemli” diyorum.

“O nasıl olacak?!”

“Oğlunuzu dinlemeye hemen başlayabilirsiniz. Böylece eşiniz ve siz aynı şeyi görmüş olursunuz en azından...”

“O nasıl olacak...”

“Biraz önce dinleyebilirim diyordunuz ya.”

“Tamam. Benim karşıma otursun, psikoloğun karşısında oturur gibi anlatsın, dinlerim, yani o anlamda.”

“O profesyonel bir ilişki. Sizinle oğlunuz arasında asla böyle bir “oturuş” söz konusu olmaz.”

“Ben anlamadım bu dünyayı. Babam bizi ne dinledi ne anladı. Bir kere de elimizdekini atıp kırıp dökmedik. Çocuklarınıza karşı anlayışlı ol dediler. Anlayışlı olduk. Bir kere bağırmadık çocuklara, höt demedik. Ne oldu. Ben 15 yaşında eve ekmek getiriyordum. Her yaz tatilinde çalıştım. Hiç şikâyet etmedik. Oğlum bizden şikâyet etmesin diye psikoloğun seansına yedi bin lira ödeyip...”

Şoför taksiden inmemiz gerektiğini unuttu , sözü birbirine düğümledikçe düğümlüyor, biz bekliyoruz.

Sonra para üstünü beklediğimizi fark etti, özür diledi. Sanki ona bir iksir sunmuşum gibi minnettar teşekkür etti. Oysa sadece dinledim. İyi günler dilerken “Her dönemin imtihanı kendine göre ağır. Çocuklarınızla yaşadığınız sıkıntılar konusunda yalnız değilsiniz, ama eşinizle müttefik olmanın yolunu bulmalı, çocuklar karşısında birbirinizi güçsüz düşürmemelisiniz” dedim.

“Deneyeceğim” dedi.

II-

Dergah’ın 2021 Ekim sayısında, İsmail Kara “taassup” kelimesinin lügatlerde değişen anlamlarına dair ufuk açıcı bir makale yayımladı. Raymond Williams’ın Anahtar Sözcükler kitabında elit kelimesinin değişen muhtevasını okurken keşke bizde de kavramların zaman içinde değişen anlamlarına dair bir kitap olsaydı diye düşünmüştüm. Üç vakit geçmeden taassup kelimesi üzerine yazılmış bu yazı ile karşılaştım. İsmail Kara Hoca’nın kavramların özellikle de taassubun değişen muhtevası üzerine dikkatlerini sohbet meclisinde dinleme imkânım olmuştu ama yazının bereketi başka elbette.

Düşüncenin en somut hali olarak kavramlar bile aynı muhtevayı muhafaza etmekte pek de başarılı değilse, kavramların içerikleri dönemsel olarak her türlü siyasi, ekonomik toplumsal etkileşime açık ise, o zaman duyguların aynı kaldığından nasıl emin olabiliriz ki?

Olamayız. Ne ki nostaljik düşünce eşliğinde günü kurtarmayı, dünü muhkem kılarak gerçekleştirmeye çalışanlar, dünün davranış kodlarını bugün neden bulamadıklarının izini sürmek yerine suçlayacak bir muhatap bulmayı tercih ediyorlar. Erkekler kadınları, kadınlar erkekleri, çocuklar ebeveynlerini suçluyor. Bir uçta dünü kriter alıp bugün olmayanların listesini çıkararak suçlayacak “değişimden sorumlu muhatap” bulanlar, diğer uçta yaşadıkları anın sorumluluğunu almaksızın, bugünün sorunları için dünü mesul tutan ve şikâyet dilinde konaklayıp dinlenenler var.

Bugünü bugün üzerinden okumaya çalışalım, çünkü kelimeler aynı olsa da manaları çoktan uzaklara taşındı...

Mesela sosyal medyadan önce ebeveyn olmak ile sosyal medya çağında ebeveyn olmak aynı anlama gelmiyor.

Ya da yabancı dil öğrenmek. Eskiden bir lisan bir insan anlamına geliyordu. Yani öğrenilen yabancı dilin insanı zenginleştirdiği söylenmiş oluyordu bu söz ile.

Sosyal medya zihinlerimize, hanelerimize yeni kelimelerle bambaşka hayatları dahil ediyor. Kadim kelimeler yeni anlamlara bürünerek genç kuşaklara iyi bir şeymiş gibi sunuluyor. Bakınız paylaşmak.

Sosyal medya dili söz konusu olduğunda bir lisan bin insan anlamına geliyor. Bin duygu lisanı.

Dinlemekten ziyade görüntülenmek üzerine kurulu sosyal mecrada sadece kelimeler değil insanlar da muhatabını bulamıyor. Bir insan, hakikatte kim olduğu bilinmeyen bin insan karşısında çaresiz kalıyor...

Esasında etkileşim alarak paylaşım yaparak zenginleştiğini, dostlar, arkadaşlar biriktirdiğini zanneden sosyal medya bireyi, kör bir kuyunun içinde yalnızlaşıyor.

David Riesman 1961 yılında yayımladığı Yalnız Kalabalık kitabında dilin bir rozet olarak gördüğü işlevden bahseder: “Kişi bu rozet sayesinde grup içinde olduğunu resmiyete kavuşturup grubun azimli sosyalleşme uğraşına aktif katılım sağlar. Ve akran grupları bir yandan kelimelerle ne kadar güçlü olduklarını gösterirlerken, diğer yandan da daha önce hiç olmadığı kadar kelimelerin esiri olurlar.” (Yalnız Kalabalık, s.112)

Her kuşak kendi grup kimliğini kelimeler üzerinden inşa eder. Yukarda okuduğumuz tespitler, sosyal medya hayatımıza girmeden yıllar önce dilin aidiyet ve grup kimliği üzerindeki grup üyelerine karşı kuşatıcı fakat dışardakilere karşı bir nevi ayırıcı etkisine dair çarpıcı bir gözlemi barındırıyor.

Hızla gelişen teknolojiler ve sosyal medya, dil aracılığıyla hayat algısını hızla değiştiriyor, kuşaklar arası anlam kopukluğu, hayatın her alanını şiddet ve yalnızlık olarak ele geçiriyor.

Velhasıl sözü söze, közü köze ekleyerek, evvelki hayatların yordamını bilerek ama günümüzün kuytuda kalan izbeliklerinden gençleri ve yaşlıları koruyarak vaktin evladı olmak yolunda çabalamak boynumuzun borcu.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:151
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Nisan 2026 04:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Gizem Örge: Hep birlikte buradan kupayla ayrılmak istiyoruz

06 Eylül 2026 15:49see165

Türkiye İtalya voleybol final maçı TRT 1 canlı izle: Türkiye İtalya maçı hangi kanalda? Avrupa Şampiyonası Filenin Sultanları maçı izle

06 Eylül 2026 18:53see165

Eskişehir de sanayi sitesindeki dükkanda korkutan yangın: TOMA lar da destek verdi

07 Eylül 2026 01:18see164

Alanyaspor da Rizespor hazırlıkları tamam!

06 Eylül 2026 19:59see163

Serhat Kılıç’ın 8 yıllık aşkından yürek yakan sözler: Beni hasretine mahkum ettin

06 Eylül 2026 19:58see163

TIR kabininde yıllarca süren çocuk istismarı deşifre edildi: Savcılık idam istedi

08 Eylül 2026 00:29see163

İran, Hürmüz Boğazı nda kısıtlı alan ilan edecek ve Umman la anlaşmayı imzalayacak

07 Eylül 2026 02:07see163

Çanakkale nin 52 lezzet noktası festivalde ziyaret edildi

06 Eylül 2026 18:20see163

Netanyahu, Batı Şeria da Yahudilerin işgal ettiği yerleşim noktalarından bazılarının boşaltılmasına yönelik talimat verdi

06 Eylül 2026 21:34see162

Bakan Gürlek: Ormanlarımızı yakanlar adaletten kaçamayacak

06 Eylül 2026 15:58see162

Neyi, ne zaman, ne kadar yiyorsunuz?

07 Eylül 2026 07:03see161

Endonezya da yanardağ patladı! Kül bulutu 15 kilometreye yükseldi, 6 havalimanında uçuşlar durdu

06 Eylül 2026 15:42see161

Savaşta sıcak saatler: Türkiye ve İran dan son dakika görüşmesi

06 Eylül 2026 16:21see160

Emniyet ve belediye GTA 6 için birbirine girdi Sözcü Gazetesi

06 Eylül 2026 16:08see159

Damlar kırmızıya boyandı! 300 TL den alıcı buluyor

06 Eylül 2026 16:22see157

Emre Belözoğlu: Maçın sonunda o penaltının verilmemesi başlı başına bir skandal

06 Eylül 2026 20:42see156

Yolda karşılaştıkları Ajdar’ı konser vaadiyle trollediler: İstediği ücreti duyanlar şaşkına döndü

07 Eylül 2026 01:41see156

Luka Modric e 40 yaşında sürpriz davet Sözcü Gazetesi

06 Eylül 2026 16:03see154

DEM in hamlesine sert tepki: Bu milletin sabrıyla oynamayın

06 Eylül 2026 16:18see153

Sıcak olaylarda sanal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat

06 Eylül 2026 15:47see153
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları