15 yaşında töre kurbanı oldu! 50 metrelik viyadükten atıldı! Son dakika haberleri
Haberturk sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.
7 Haziran 2000... Yer İstanbul Kağıthane. Yazın ilk günleri... Hava sabah saatlerinde serin, ancak güneş yavaş yavaş kendini gösteriyor. Sadabat-1 Viyadüğü’nün altındaki boş arazide, günün ilk ışıklarıyla birlikte işe gitmek için caddeye doğru yürüyen bir vatandaş, yerde yatan bir genç kız gördü. Önce uyuduğunu sandı. Yaklaştığında, kanlar içinde yatan genç kızın görüntüsü karşısında şoke oldu.
EMNİYETİN TELSİZ KANALI HARAKETLENDİKısa bir süre sonra İstanbul Emniyeti’nin telsiz kanallarında Kağıthane İlçe Emniyet birimleri, ardından Olay Yeri İnceleme ve Cinayet Büro Amirliği ekipleri anons edildi. Anons edilen birimlere bağlı ekiplerin hızla olay yerine gitmesi istendi. Yola çıkan ekipler, karşılarında töre anlayışının tüyler ürperten bir cinayetine kurban giden küçük bir kızın olabileceğini henüz bilmiyordu.
13 İLE 15 YAŞINDAKİ KÜÇÜK KIZ Viyadüğün altına gelen ekipler genç kızı incelemeye aldı. Bulunduğu nokta ile viyadük arasındaki yükseklik yaklaşık 50 metreydi. Üzerinde herhangi bir kimlik çıkmayan maktulün yaşının 13 ile 15 arasında olduğu değerlendirildi. Küçük kızın incelenen cansız bedeninde bıçak izi ya da kurşun yarasına rastlanmadı. Ekipler, ilk etapta küçük kızın viyadükten atlayarak intihar etmiş olabileceğini düşündü. Çünkü olay, yüksekten düşmeye bağlı bir ölüme benziyordu. Cinayet Büro ve Olay Yeri İnceleme ekipleri çalışmalarını sürdürürken, Kağıthane İlçe Emniyeti’ne bağlı Asayiş Büro’da görev yapan polis memuru Ekrem Tokgöz, diğer meslektaşları gibi düşünmedi. Tokgöz, karanlık ve akıllara durgunluk verecek bir cinayete uzanacak ilk çalışmanın fitilini, cesede yakın bir mesafede bulduğu bir saç tülbentiyle ateşledi.
BAŞA BAĞLI ŞEKİLDE BİR TÜLBENT DEĞİLDİ Bulunan saç tülbenti, başa bağlı şekilde değildi. Sonradan korkunç bir töre cinayeti olduğu ortaya çıkacak olayın detaylarını Habertürk’e anlatan o dönemin cinayet uzmanı, emekli polis memuru Ekrem Tokgöz, o günü şöyle anlattı: “Ben sabah göreve geldiğimde bize ‘Viyadükte bir ceset bulunmuş, gidin bakın’ dediler. Ben o dönem şarktan yeni gelmiştim ve Cinayet Büro’ya gidecektim. Ancak kısa bir süreliğine beni Kağıthane Asayiş Büro’ya tayin etmişlerdi.”
“Olay yerini incelediğimizde bulduğumuz o tülbent bize bir ipucu verdi. Tülbentin şekli kafaya bağlı bir şekil değildi. Sanki gözleri bağlanmış ve yukarıdan öyle atılmış izlenimi veriyordu. 13-15 yaşlarında bir kızımızdı. Ve bu kızın 50 metre yükseklikten atılmış olduğunu düşündüm. Çünkü tek başına TEM bağlantı yoluna gidip kendini atamazdı. Birileri tarafından atıldığını düşündüm.”
KOLUNDAKİ TELEFON Bu yüzden dosyayı Ekrem Tokgöz ve ekibi devraldı. Eldivenini taktığını söyleyen Tokgöz, kritik gelişmeyi şöyle aktardı: “Her olayda olduğu gibi biz maktulün üzerinde kesici ve delici iz var mı diye bakarız. Kıyafetinin kolunu yukarı çektiğimde, kolunda tükenmez kalemle yazılmış bir cep telefonu numarası gördüm. Kızın kimliği yok, kim olduğu belli değil. Maktulün, katilin cep telefonunu ya da yardım isteyebileceği bir kişinin telefonunu yazmış olabileceğini düşündüm.”
ANTALYA’DA BİR KADIN ÇIKTIOlay yerinde çalışmalar tamamlandıktan sonra ceset, incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Bu aşamadan sonra Tokgöz ve ekibi yoğun bir çalışma temposuna girdi. O dönem ilçelere bağlı ekiplerin cinayet çözmesi büyük önem taşıyordu. Çünkü her cinayet olayına genellikle Cinayet Masası ekipleri bakıyordu ve o deneyimli ekipleri geride bırakmak kolay değildi. Ancak bu olayda süreç farklı ilerledi. Tokgöz, küçük kızın kolunda yazılı olan cep telefonu numarasını aradı. Telefon kısa bir süre çaldıktan sonra açıldı. Karşısına bir kadın çıktı.
Cinayet uzmanı emekli polis memuru Ekrem Tokgöz “EVDEN KAÇAN 15 YAŞINDAKİ NAİME ÇIKTI” Tokgöz, olay zincirinin çözülecek ilk adımını o anlarıyla şöyle anlattı: “Telefonu bir kadın açtı. Önce kendimi tanıttım. Sonra küçük bir kızın cesedinin bulunduğunu ve kolunda bu telefon numarasının yazılı olduğunu söyledim. Kadın Antalya’da oturduğunu söyledi. Kızı hemen hatırladı. Onu Antalya’da bir parkta yalnız gördüğünü anlattı. Konuştuklarını ve isminin Naime olduğunu, 15 yaşında olduğunu söyledi. Maktulümüz, kadına 13 yaşındayken ailesi tarafından zorla 35 yaşındaki bir kişiyle evlendirildiğini, daha sonra da evden kaçtığını anlatmış.”
“AĞABEYİ GELİP ALDI”Antalya’da bulunan kadın, dedektif Tokgöz’e sadece bu ayrıntıları vermekle kalmadı. Anlattıkça olayın rengi ortaya çıkıyordu. Bu anlatımlar, küçük bir kızın korkunç bir cinayete kurban giden sürecinin ilk adımlarıydı. Tokgöz, kadını detaylı şekilde dinlediğini belirterek şöyle devam etti: “Kadınla yaptığım görüşmede elde ettiğimiz bilgilere göre, kızımız aileden kaçarak geldiği Antalya’da bu kadın tarafından birkaç gün evinde misafir edilmiş. Kadın, karakola giderek kızın kendisine sığındığını söylemiş. Bunun üzerine polis, ailesine ulaşmış ve ağabeylerinin Antalya’ya gelerek kızı almasını sağlamış. Kadın, kızı teslim etmeden önce kendi telefon numarasını vermiş. Maktul de o sırada bu numarayı koluna yazmış.”
Cinayet uzmanı emekli polis memuru Ekrem Tokgöz NAİME 15 YAŞINDA VE TÖRE KURBANI Elde edilen bu bilgilerin ardından Tokgöz ve ekibi çalışmalarını hızlandırdı. Önce öldürülen maktulün kimliği kesin ve net şekilde tespit edildi. Öldürülen küçük kızın 15 yaşındaki Naime olduğu belirlendi. Küçük Naime, ailesi tarafından bir yıl önce 35 yaşındaki Mehmet adlı biriyle imam nikâhıyla evlendirilmişti. Bir süre sonra evden kaçan Naime, Antalya’ya gelmişti. Tanışıp sığındığı kadınla karşılaşmasının sonunun cinayetle biteceğini ise hiç düşünmemişti. Dedektif Tokgöz, Antalya polisini de arayarak kızın teslim edildiği kişilere ulaştı. Naime’nin, Antalya’ya gelen ağabeyi İsmail tarafından alındığı belirlendi.
Cinayet uzmanı Tokgöz, tüm bu bilgilere çok kısa sürede ulaştı. Elde edilen bilgiler doğrultusunda Naime’nin ağabeyleri Ahmet S., İsmail S. ve 17 yaşındaki E.S.’nin Kağıthane’de oturdukları tespit edildi. Bunun üzerine Tokgöz ve ekibi hemen operasyon düzenledi. Düzenlenen operasyonda üç ağabey gözaltına alındı.
KAN DONDURAN İTİRAFGözaltına alınan üç ağabey, sorgulanmak üzere Kağıthane Asayiş Büro’ya getirildi. Asayiş Büro, Sanayi Mahallesi’nde bulunan emniyet binasının ikinci katındaydı. İkinci kata çıkarılan üç ağabey, tek tek sorgu odasına alındı. İtiraf beklenenden daha kısa sürede geldi. İtiraf eden ağabeyler, polise kan donduran detayları şöyle anlattı: “Kız kardeşimiz, kocasından kaçarak töremize yanlış yaptı. Antalya’da aldığımızda onu öldürmeye karar verdik. Üçümüz Naime’yi arabamıza bindirdiğimizde öleceğini anlamıştı. Önce Sapanca’yı seçtik. Çünkü orada kimliği belirsiz cesetler bulunuyordu. Fakat oraya gittiğimizde uygun bir yer bulamadık. Bunun üzerine Kağıthane’deki Sadabat Viyadüğü’nden atmaya karar verdik. Viyadüğün üzerine geldiğimizde arabayı sağa çektim.”
“GÖZLERİMİ BAĞLA AĞABEY”Devamı ise tüyler ürperten olayın en kritik anlarına işaret ediyordu. Soğukkanlılıkla olayı anlatan ağabey, dehşet anını polise şu sözlerle aktardı: “Küçük kardeşim arabada kaldı. İsmail’le birlikte Naime’yi arabadan indirdik. Bariyerlere geldik ve aşağı doğru baktık. Naime, ‘Biliyorum beni öldüreceksiniz’ dedi. Bizden son bir arzusu olduğunu söyledi. ‘Ağabey, atmadan önce gözlerimi bağlayın’ dedi.”
AĞABEYLERİ ATMIŞTIOrtaya çıkan ifadeler, bir töre cinayetinin korkunç boyutlarını gözler önüne serdi. 14 yaşında zorla kendisinden büyük biriyle evlendirilen Naime, evden kaçmış ve ailesi tarafından “fuhuş yapıyor” iddiasıyla hakkında ölüm kararı verilmişti. Bu kararın ardından üç ağabey, en son evden kaçan Naime’yi Antalya’da teslim aldıktan sonra Sadabat-1 Viyadüğü’ne götürerek gözlerini bağlayıp aşağı attı. Cinayet uzmanı Tokgöz’ün olay günü yaptığı öngörü doğru çıkmıştı. Küçük kızın gözleri kapatılarak atıldığı anlaşıldı.
DETAYLAR ORTAYA ÇIKTIOrtaya çıkan detaylara göre Naime’yi Antalya’da ağabeyi İsmail aldı. Otobüsle İstanbul’a gelen ikiliyi, 7 Haziran 2000 tarihinde Esenler Otogarı’nda diğer iki ağabeyi karşıladı. Şüphelilerin ifadesine göre Naime, “Birçok erkekle düşüp kalktım, yüzünüze bakamam, aileye layık değilim, intihar edeceğim” dedi. Bunun üzerine ağabeyleri, “Bundan bizim aileye hayır gelmez, ölmesi iyi olur” diyerek Naime’yi önce Sakarya istikametine götürdü. Naime’yi Sakarya Irmağı’na atarak öldürmeyi planlayan ağabeyler, Sakarya Köprüsü’nde durduklarında kendilerini fark eden trafik polisinin yanlarına gelmesi üzerine geri döndü.
KOL VE BACAKLARINDAN TUTARAK ATTILARİstanbul’a geldikleri gece Sadabat-1 Viyadüğü’nde arabayı durduran şüphelilerden İsmail ile E.S., araçtan indirdikleri maktulü kol ve bacaklarından tutarak köprüden aşağı attı. Ortaya çıkan ayrıntılar bunlardı.
ÖNCE AYAĞINA TAŞ BAĞLAYIP GÖLE ATACAKLARDIBu olay iki gün içinde çözüldü. Ekip arkadaşlarıyla birlikte olayı kısa sürede aydınlatan Tokgöz, detayları şöyle anlattı: “Olayla ilgili itiraf geldi. Tabii bu itirafın ardından olayın doğru olup olmadığını tespit etmek için şüphelilere yer gösterme yaptırdık. Biz onları alıp ‘Nerede attınız?’ diye sorduk. Bizi direkt olarak atılan yere götürdüler. Arabada neler yaşandığını anlattılar, kızı nasıl attıklarını gösterdiler. Bizi götürdükleri yer doğruydu.”
“Antalya’dan geldikten sonra kızı alıp Sakarya Sapanca tarafına götürmüşler. Orada bir ırmak var, amaçları kızın ayağına taş bağlayıp suya atmaktı. Sakarya’ya gidip köprü üzerinde durarak bu işlemi yapacaklardı. Ancak tesadüfen oradan geçen bir trafik polisi yanlarına gelip ‘Ne yapıyorsunuz?’ diye sorunca, oradan ayrılmak zorunda kalmışlar.”
VİYADÜKTEN ATIYORLARTokgöz, sonrasını ise şöyle anlattı: “Sonra İstanbul’a doğru geliyorlar. Zaten İstanbul’da oturuyorlar. Viyadüğe gelince duruyorlar. Kız zaten kendisinin öldürüleceğini biliyor. Bunu bildiği için ağabeyine son bir isteği olduğunu söyleyerek gözlerinin kapatılmasını istiyor. Tabii çok üzücü bir olaydı. Küçük bir kızımız dehşet içinde öldürülüyor. Bizim için tek teselli, katillerini kısa sürede bulup adalete teslim etmemiz oldu.”
CİNAYET BÜRO’YA TAYİNİ ÇIKTIBu olayın kısa sürede çözülmesi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü için önemli bir başarıydı. Gündeme bomba gibi düşen töre cinayetinin kısa sürede aydınlatılması, dedektif Ekrem Tokgöz için de önemli bir dönüm noktası oldu. Kahramanmaraş’ta şark görevinden yeni dönen Tokgöz’ün, tayininin Cinayet Büro Amirliği’ne çıkması beklenirken Kağıthane Asayiş Büro’ya verilmişti. Burada kısa bir süre görev yaptıktan sonra Cinayet Büro Amirliği’ne tayini çıkan Tokgöz, birçok önemli cinayet olayına imza atan Gayrettepe’nin efsane isimlerinden biri oldu.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:38
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Mayıs 2026 09:19 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















