Yunanların anlaşma oyunu: Navarin’de Türkler katledildi
Ankara24.com, Trthaber kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Yunanistan’ın bağımsızlığıyla sonuçlanan 1821–1830 Mora İsyanı sırasında, on binlerce Türk, isyancı Rumlar tarafından kadın veya çocuk demeden toplu şekilde öldürüldü.
İsyanın başında Rum liderler, açıkça hedeflerinin “Mora’da tek bir Türk kalmayana dek savaşmak” olduğunu tüm dünyaya ilan etmişti.
Mart 1821’den itibaren Mora genelinde Osmanlı yöneticilerine ve sivil Müslümanlara karşı saldırılar başladı. Ayaklanmanın başlangıcında Mora’da en az 35 bin Türk öldürüldü.
Navarin Katliamı: Binlerce Türk öldürüldüİsyanın ilk günlerinden itibaren Benefşe Kalesi Müslümanları kuşatma altındaydı. Deniz yolu isyancılar tarafından tutulduğu için buraya takviye imkanı yoktu.
Yardım alamayan kuşatma altındaki Türkler çok zor durumlara düştü. Kalede dayanılmaz bir açlık baş gösterdi. Bu duruma daha fazla direnmeyen kale halkı, 5 Ağustos 1821’de İpsilanti’nin emrindeki Rumlara teslim oldu.
Teslim şartları gereği 600 Türk’ün Anadolu sahiline götürülmesi gerekirken, Suluca Adası’na ait teknelere bindirildiler. Bu Türklerin çoğu öldürüldü, kalanlardan bazısı bütün varlıkları gasp edildikten sonra Akdeniz’de Girit’e yakın Kaşot Adası’na terk edildiler.
Mora İsyanı’nın ilk ve en önemli mevzilerinden biri Navarin’di…
Halk uzun süren kuşatmaya dirense de, birkaç ay sonunda şehrin erzakları tamamen tükenmişti.
Osmanlı, kaledekilerin açlık ve susuzluktan kırılmaması için anlaşma yapmaya karar verdi. Şehir kapıları açılacak, Türkler de Anadolu kıyılarına götürülecekti.
Fakat buradaki Türklerin de Anadolu kıyılarına götürülmesi şartı yerine getirilmedi ve kadın
ve çocuklar dahil tamamı öldürüldü.
İşte Navarin'de yaşananlar...
Takvimler 19 Ağustos 1821'i gösterdiğinde kapılar açıldı.
Ancak Yunanlar anlaşmanın şartlarına uymak şöyle dursun, gözü dönmüş şekilde Türklere saldırdılar. Yunanların hücumu sırasında binlerce Türk kadın, çocuk, yaşlı demeden korkunç şekilde katledildi.
İsyancılar ele geçirdikleri kasabalarda Osmanlı’ya dair maddi-manevi ne varsa yok etti.
Yunanların amacı sadece siyasi bağımsızlık değil, Osmanlı varlığını ve bölgedeki Müslüman toplumunu kökten tasfiye etmekti.
"Navarin’deki canavarlık, iki perdede gerçekleşti"Yunan katliamlarına ilişkin gazetelerde birçok haber yayımlanmıştı.
Selanik’te yayımlanan Makedonia (Makedonya) Tis Kiriakis Gazetesinde Thanasis Triaridis’in “Savunmasız Sivillerin Kıyımına Neden Olan Özgürlük” başlıklı dizi yazısında aynen şunlar yazıyordu:
Müslümanları toplu şekilde yok edilmelerinin arasında Navarin’deki canavarlık, iki perdede gerçekleşti:
Birinci perde: Aç kadınlar, çocuklar ve yaşlılardan oluşan 350 kadar Müslüman 14 Temmuz tarihinde kuşatmacılara teslim olurlar. Bu kişilerden 65 yaşın altında olan 16 erkek Arkadia Kalesi'ne götürülürler ve surlardan aşağı atılırlar. Diğerleri, kayıklarla Sfaktiria yakınlarındaki ıssız Helonaki adasında açlıktan ölüme terk edilirler.
Orada olan tarihçi Protosigelos Amvrosios Francis bu kişilerin sonlarını şöyle tarif ediyor:
‘Bu zavallıların, hayatta kalmak için ölen hemcinslerinin etlerini yemeleri yetmezmiş gibi karaya çıkabilmek için bir araçları olmadığından dolayı, ölenlerin cesetlerini sal gibi kullanıyor ve elleriyle kürek çekerek karaya çıkmaya çalışıyorlardı. Ancak bunu da başaramıyorlardı. Çünkü Yunanlılar ya kendilerini vuruyorlar, ya da karaya çıkmalarını engelliyorlardı. Sonunda bu insanların hepsi acı bir şekilde öldüler.'
İkinci perde: Navarin’de kuşatma altındaki Müslümanlar, 7 Ağustos tarihinde can ve namuslarına dokunulmayacağı şartıyla teslim olurlar. Teslim anlaşması, mülklerini ve servetlerini teslim etmeleri ve teslim olanların gemilerle Mısır’a götürülmelerini öngörüyordu.
Gazetedeki haberde "Galiplerin bundan sonra yaptıkları, ancak insan suretindeki canavarların yaptıkları şeyler olarak tanımlanabilir." ifadesi geçiyor.
Francis’in tanık oldukları bunun kanıtıdır:
‘Böyle acı bir katliam ve cinayeti tarih asırlar boyunca kaydetmemiştir. Ateşli silahların mermileriyle ölenler kurtulmuş sayılırlardı. Kadın ve erkek yaralılar ise kendilerini yarı ölü bir şekilde denize atıyorlar ve yüzerken vurularak öldürülüyorlardı.
Diğerlerinin acımasızca öldürülmelerini gören ve ölmekten korkan kadınlar bebekleri kucaklarında, çırılçıplak bir şekilde (hepsini çırılçıplak soyuyorlardı) denize atlıyorlardı ve Yunanlar da denizdeki bu insanlara ateş ediyorlardı. Denizin suları bile bu zavallıların kanlarından kıpkırmızı kesilmişti.
Keza Yunanlar yaşları 3-5 arasında değişen çocukları ve bebeklerin bazılarını kaldırıp taşlara atmak, bazılarını da denize atarak suyun içindeyken ateş etmek suretiyle öldürüyorlardı. Bu zavallılar, boğulurken bile mermilere hedef oluyorlardı.
Yağız Özdemir
Animasyon
Görüntülenme:41
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Ağustos 2026 08:00 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















