YÜKSEL AYTUĞ Müzik grubu mu yoksa siyonist proje mi?
Sabah sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com haber yayımlıyor.
Alttan alta devam eden "kültürel yıkım savaşı" artık alenen yaşanmaya başladı.
Dünyada savaşlar çeşitlendi. Konvansiyonel ve nükleer savaş stratejilerinin yanına ekonomik savaş, psikolojik savaş ve nihayet kültürel savaş da eklendi. Bana göre tahrip gücü en yüksek ve en uzun süreli yıkıma uğratan da bu sonuncusu.
Emperyalist ve Siyonistler tarafından dört bir yandan kuşatılan yalnız ve güzel ülkem hedefte. Bunu da müzik ve şov paravanı arkasından gençlerimizi tarihinden, ailesinden, dininden, ahlakından, geleneğinden, göreneğinden, cinsiyetinden döndürmeye çalışarak tezgahlıyorlar.
Sahnede yarı çıplak erotik danslar yapan malum kız grubunun gelişimine bir bakın: Daha bir yıl olmadan Siyonizm'i destekleyen üç uluslararası dev firmanın reklam kampanyalarında yer aldılar. Bebekleri, kartları, posterleri ve hediyelik eşyaları, daha isimleri tam olarak duyulmadan raflarda yerini aldı. İpleri yine Siyonistlerin elinde bulunan müzik platformları ve dijital medya, onları ön sıralara doğru iteledi. Büyük sanatçılarımız (!) konserlerine gitti, onları sahnelerine konuk etti. Sözde bir müzik yarışması ile seçilip "projelendirilen" bu "karşı kültür mühendisliğinin" daha açık bir göstergesi olabilir mi? (Grubun gözaltına alınan menajerinin böyle bir ilişkisi olup olmadığı da araştırılmalı)
Şimdi de bir erkek grubu türedi. Görünüş ve danslarıyla tam bir "cinsiyetsizlik" timi. Şimdiden bebekleri raflarda. Belli ki erkek çocuklarımızı da onlarla "yola getirmeyi" (ya da yoldan çıkarmayı) hedefliyorlar.
Anladığım kadarıyla birileri geçen Ramazan ayında tüm gençlerin diline pelesenk olan "Kâbe'de hacılar hu der Allah" ilahisinin intikamını (!) almaya ant içmiş!
Utancın yerine gurur
Hiç unutmuyorum, küçücük bir çocukken ailece Vatan Caddesi'ndeki 30 Ağustos geçit törenini izlemeye gitmiştik. Askerlerimiz yine çakı gibiydi, sanki tek bir vücut gibi rap rap yürüyorlardı. Ardından zırhlı araçların geçişi başladı. ABD'nin bize gönderdiği 2. Dünya Savaşı'ndan kalma tanklardan biri, geçişi sırasında su kaynatıp yolda kaldı. Ardından ikincisi de tekleyip geçişi tamamlayamadı. Tanklar, dev çekici vinçlerle tören alanından götürülürken çocuk kalbimin nasıl kırıldığını bugün gibi hatırlıyorum. Utanç ve üzüntüden ağlaya ağlaya eve dönmüştüm.
İzmir Narlıdere'de askerliğimi yaparken "cezalı" bir tankın başında nöbet tuttuğumu hatırlıyorum. Meğer 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında gemiye yüklenmek istenirken çalışmamış. Ceza verip, öylece bırakmışlar...
ABD ambargosu yüzünden uçak lastiği bulamadığımız için Barış Harekatı'nın üçüncü, dördüncü aşamalarını gerçekleştiremediğimizi öğrendiğimde de aynı utancı yaşamıştım. Tıpkı İsrail'den insansız hava aracı Heron'ları "kiraladığımız" günlerdeki gibi...
Ya şimdi? Dünya; Altay tankımıza, Atak helikopterimize, KAAN uçağımıza, İHA'larımıza, SİHA'larımıza, Tayfun balistik füzemize, Çelik Kubbe'mize hayran. Artık "elimizi öpene" biz silah satıyoruz.
30 Ağustos işte böyle kutlanır... Kutlu olsun!
Kıyamam ben sana...
Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Kampüsü'nde yaşayan Şimşek isimli köpek, yavrularını kaybetmesinin ardından ağzında yeni doğmuş yavru büyüklüğünde taş taşımaya başladı. İlginç durum ilk olarak onun bakımını üstlenen Kocaeli Üniversitesi Doğa ve Hayvan Dostları Kulübü tarafından fark edildi.
Alman çoban köpeği kırması olan Şimşek, yaklaşık 4 buçuk yıldır üniversitenin kampüsünde yaşıyordu.
Şimşek, 2 yıl önce yavrularını kaybetti. Zavallı köpek o günden bu yana ağzında taş taşıyor. Bu yüzden birçok dişi kırılmış durumda. Ayrıca ağzının içinde yaralar da bulunuyor. Ağzından taşı düşürmeyen Şimşek, taşları yavruları gibi görüyor. Yitirilen yavruların ardından "bağrına taş basmak" bu olsa gerek...
Gaf'let kürsüsü
Antalya'da Azrail kostümü giyip hastanenin terasından hastaları korkutan şahıs yakalanıp tutuklandı.
Zap'tiye
Gucci'nin "Kocam yemeği beğenmeyince tencereyi kafasına geçirdim" temalı kreasyonu.
Ne demiş?
İzmir'de dükkanının önünde yanlışlıkla kurşunlanıp bacağından yaralanan adamın derdi kalibreydi: "Bari 7.65 ile atsaydın. 9 milimetre ile sıkmış."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:44
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Ağustos 2026 07:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















