Ankara24.com
close
up
Menu

Tekirdağ da yeni aldığı motoru mezarı oldu: Feci kaza anları kamerada

FETÖ hükümlüsü ihraç edilen kıdemli albay yakalandı

Seferleri durdurulan nostalji tramvayına yanıcı madde atıldı: O anlar kamerada

MIX Festival 10. edisyonuyla sahnede

‘Yaz sıcakları tansiyon hastalarında risk oluşturuyor’

Saklı Bahar da Anamika nın acımasız planı! Kimler zarar görecek?

Bakan Kacır: Terörsüz Türkiye ile yatırımın, üretimin ve kalkınmanın önü açılacak

Altına rakip çıktı: Adeta yarışıyor! Kilosu servet değerinde...

Sosyal medyayı küçük yaşta kullanan çocuklar bazı derslerde daha başarısız olabiliyor Haberler

Dünyanın en temiz 10 şehri açıklandı: Sokaklarında çöp görmek neredeyse imkansız Sözcü Gazetesi

28 Şubat ta DGM de yargılanıp görevden alınan Kürt siyasetçiden Bahçeli açıklaması

İran istihbaratından İsrail’e sosyal medya kancası: Sahte iş ilanlarıyla tuzağa çektiler

Tekerlekli sandalyeli genel cerrahın yaşam öyküsü Amerikan tıp dergisinde

Trump’tan tüm dünyayı umutlandıran açıklama… İran ile anlaşma sağlanacak mı?

Cumhurbaşkanlığı na Cevdet Yılmaz vekalet edecek Son dakika haberleri

Wanda Nara dan eleştirilere pozlu yanıt

Mekke Anlaşması NATO nun 5. maddesiyle çelişmiyor Dış Haberler

ABD Hava Kuvvetleri, Ben Gurion Havaalanı ndan yakıt ikmal uçaklarını çekmeye başladı

Yeni aldığı motosikletle kaza yapan Utku öldü; o anlar kamerada

12 yaşındaki Ertuğrul hafriyat alınan gölette boğuldu Erzurum Haberleri Habertürk Yerel Haberler

Yol’a adanmış bir ömürden hakikat çığlığı

Yol’a adanmış bir ömürden hakikat çığlığı

Halktv sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.

Bazı kalemler vardır ki mürekkebini bizzat hayatın içinden ve çekilen çilelerden alır. Alevi ve Bektaşi kültürü üzerine yaptığı titiz araştırmalar, derlemeler ve yazdığı onlarca eserle tanıdığımız yazar Ayhan Aydın, bu kez akademik bir tahlille değil, yüreğinden kopan bir feryatla karşımızda.

Aydın’ın kaleme aldığı bu yazı sadece bir sitem değil, otuz beş yıllık bir emeğin ardından gelen acı bir yüzleşmedir. Kurumsal yapılar ve kişisel menfaatler arasında “Yol”un nasıl ezildiğine tanıklık eden yazar, yalnızlaşma pahasına doğruları söylemekten geri durmuyor. Aleviliğin tarihsel derinliğinin, günümüzün “temsil” ve “çıkar” ilişkileri içerisinde nasıl yozlaştırıldığını, değerlerin nasıl metalaştırıldığını sarsıcı bir dille sorguluyor.

Bir Yol İşçisinden Tarihi Uyarı

Bazı isimler vardır, temsil ettikleri değerlerle özdeşleşirler. Alevi ve Bektaşi kültürü ve tarihi üzerine yaptığı saha çalışmaları, yayımladığı eserler ve bitmek bilmeyen kültürel mesaisiyle tanıdığımız araştırmacı-yazar Ayhan Aydın, bu yolun sadece bir “yazarı” değil, aynı zamanda emektar bir yol işçisidir.

Araştırmacı-Yazar Ayhan Aydın, alışık olduğumuz o sakin araştırmacı kimliğinin ötesinde; bir inancın, bir öğretinin ve Bin Yıllık bir geleneğin güncel kurumlar eliyle nasıl bir “yozlaşma kıskacına” alındığını haykıran değerli bir aydın... Sevgili Ayhan Aydın, 35 yıllık birikiminin verdiği yetki ve sorumlulukla siyasetin gölgesinde kalan inanç önderlerini, kurumsallaşırken özünden kopan yapıları ve “Yol”u kendi ikballeri için birer basamak haline getiren Alevi yönetici kadroları açık bir dille eleştiriyor.

Aydın’ın bu haykırışı yalnız kalmak pahasına hakikati savunmanın, Yol cümleden uludur ilkesini her türlü makamın üstünde tutmanın bir nişanesidir. Tarihin tozlu sayfalarından değil, bugünün yanan yüreğinden süzülen bu satırlar, sadece bir eleştiri değil; aynı zamanda geleceğe, gençliğe ve Aleviliğin özgün kimliğine sahip çıkma çağrısıdır.

“Yol aynı yol, dertler, davalar bitmiyor!” başlığıyla ele alınan konu, yalnızca bugünün kurumlarına tutulmuş bir ayna değil; aynı zamanda yarının çocuklarına "durulmuş, arınmış bir yol" bırakma endişesinin dışavurumudur. Ayhan Aydın, “Yazık!” diyerek her satırı birer “Neden?” sorusuyla örülü bu çarpıcı yazısıyla tarihe not düşüyor:

***

“Kendimizce kendi doğrularımızla yol yürümeye çalışıyoruz ama her seferinde yalnız kalıyoruz. Dün yine bir davamız vardı. Kültür Bakanlığı "Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı" bana bir dava açmış, zamanla iktidarı hedef aldığım için dava kendi içinde dönüşmüş. Mahkemeye sunduğum yazılı beyanımı yayınladım.

Her daim aynı yolda, aynı kararlılıkta, aynı özde olan bir insanım.

35 yıllık Alevilik ve Bektaşilik çalışmalarımda durum hep aynı çizgide değişmeden sürmüştür. Ama benim isyanım zaten kendime daha doğrusu kendimizedir.

Bu yapı böyle hareket etmeye devam ederse, Alevi ve Bektaşi toplumunu kendi içindekiler tümüyle asimile edip yozlaştıracaklar.

Evet, bir söz vardır: Yol incelir ama kopmaz…

İyi güzel ama yine bir güzel sözümüz var: Yola birlikte gidilir, Yol cümleden uludur…

Ne yola birlikte gidiliyor, ne de Yol’un yüceliğine inananlar bu yolla ilgili kurulan kurumların başındalar…

Korkum gül yüzlü yavrularımıza, gençlerimize bu güzelim inancımızın değerlerini nasıl aktaracağımız, endişesidir.

Çok üzülüyorum… İçim yanıyor…

Yazık, diyorum…

***

Yolu yozlaştıran mankurtlar

Mücadelemizin, çabalarımızın, sözlerimizin bir avuç insan dışında bir değerinin ve geçerliliğinin de bir anlamı olmadığını her geçen gün görüyorum.

Klasik bir durum; bir partinin, bir görüşün, bir gurubun yandaşı değilsen, kendince yorum ve fikirlerin varsa yalnız kalıyorsun.

Yalnız kalmak bir şey değil; kimi doğruların yok edilmesi, perdelenmesi, karanlıkların aydınlıkları boğması sorun.

Günümüzde herkes Alevi ve Bektaşi uzmanı, temsilcisi, akıl hocası oldu.

Ama çok acı bir gerçek oluşmaya başladı, elbette bu da benim görüşlerim; Aleviliği tüm doğallığıyla yaşamaya çalışan halk yığınları kadar, en az onlar kadar, onlar adına söz söyleyen, Aleviliği kendince yorumlayan, kendisini Alevi temsilcisi gösteren bir karanlık güruh türedi.

Devletle görüşen, belediyelerle görüşen, dernek, vakıf, dergâh başkanı, kendilerine dede, baba, ozan, sanatçı, başkan, yazar diyen binlerce binlerce insan…

Her birisi bu topraklarda bin yıldır yaşayan ve yaşanan Alevi-Bektaşi-Kızılbaş öğretisini çok çok iyi bilen, tümüyle bu öğretinin değerleriyle yunmuş yıkanmış, arınmış İnsan-ı Kâmiller!

Her birisi bir eren, bir evliya, bir pir, bir ana, bir dede, bir baba, bir âlim!

Aleviliği kendisiyle başlatan, büyük akıl hocaları!

Ama çoğuna bakıyorsun, birer sırtlan gibi, her şeyi kılıfına uydurup bin yıllık bu geleneğin tüm değerlerini kemiren tipler.

Sözde “Alevi ve Bektaşi” temsilcileri…

Kendi kendilerine, ya da kendi türettikleri bir yapıyla yandaşlarının el yordamıyla temsilci olan, önder olan, başkan olan, ana olan, dede olan asalaklar…

Aleviliğin ve Bektaşiliğin sözde değerlerini kalkan yapıp elleriyle devletin, belediyelerin, kurumların tüm imkânlarını sömürenler…

Ama her geçen gün acizleşen, köklerinden, tarihinden, değerlerinden kopan, koparılan, olayın tam farkında olmayan, belki de hiçbir şeyi artık pek umursamayan bir halk kitlesi…

Tarihinde hiçbir devirde olmadığı kadar sömürülen bir Alevilik ve Bektaşilik…

Tümüyle kişisel bir menfaat alanına dönüştürülen alınıp-satılan-pazarlanan kimliksiz, kişiliksizlerin elinde kalan güzelim bir inanç, yol ve öğreti…

Fütursuzca yok edilen değerler…

İnsafsızca hançerlenen gerçekler…

Bin yıldır bu topraklarda var olmuş; geçmişi, değerleri, varlığı değil de, kendi kişisel düşünceleriyle şekillendirilmek, yönlendirilmek, kullanılmak istenen sürekli örselenen, bir tarafları parça parça kanatıla, kanatıla tüketilen bir tarihi miras…

Her taraftan bıçaklar sokuluyor, kanı akıtılıyor…

Ama soran yok, sorgulayan yok…

Mezarda eti, kemiği yenilen erenlerin feryatları yükseliyor göğe…

Bir turist gibi, kendisine dede, baba, başkan diyebilen şahsiyetler devletin kaynaklarıyla türbe türbe geziyorlar… Ar damarı çatlamış, kalmamış, asalaklar…

Bir yanda ise; yağma düzenin bir parçası gibi, amigosu, yanaşması olmuş, bir menfaat elde ettikleri, kardeşini, yakınını işe yerleştirmiş belediye yetkililerinin yanında tetikçilik de yapan karakterler…

Kafaya aldıkları iş adamlarından para devşirme yol ve yöntemleri bulup açık açık bir pazarlık konusu yaptıkları sözde arşiv belgeleri, kitap çalışmaları, eren, ocak, türbe bulma gayretleri…

Yalanları; Aleviliğin ve Bektaşiliğin varlığı için çalışmak…

Gerçekleri; kendi kişisel çıkarları için ya devleti, ya belediyeleri, ya kurumları, ya iş adamları, ya türbeleri, ya dergâhları, ya ocakları, ya dernekleri, ya vakıfları, tümüyle halkı ve bin yıllık töreyi, inancı çok ustalıkla kullanan, bunlardan çıkar elde eden menfaatçi kişilikler…

Doğruları söyleyince seni boğmak isteyen, sana düşman gibi bakan çıkar için Muaviyeleşmiş, Yezitleşmiş bir yığın…

Anadolu’dan, Balkanlar’a, Avrupa’ya çıkar şebekesi olmuş, kendilerinin Alevi savunucusu gösteren asalaklar her yeri sarmış…

Yağma düzeninden nemalananlar bunlar…

Neden?.. Neden?.. Neden?

Dönüp bakıyorsun; bunca para, bunca alkış, bunca çırpınış varsa neden demirden, çimentodan oluşan cemevlerinin sayısının artması dışında bu Alevi kurumlarında bir gelişme yok…

Neden bu kurumların yetiştirdiği bir adam yok…

Neden tarihe kalacak bir çalışma yok…

Neden gençlerimize, kadınlarımıza, çocuklarımıza ilişkin tek ciddi elle tutulur bir gayret yok…

Ortada neden ciddi yayınlanmış kaynaklar, araştırmalar, belgeseller, kitaplar yok…

Neden bir araştırma – inceleme – bilim merkezimiz yok…

Neden bir medyamız yok…

Neden sizlere hiç kimse inanmıyor…

Dünya nerelere gitmiş, yabancı dil bilen, sosyal ilişkileri kuvvetli kaç tane yetişmiş insan var kurumlarımızda?

Bunu hiç düşündünüz mü, kahvehaneye çevirdiğiniz, eşinizi, yakınlarınızı doldurduğunuz Cemevleri’ne gençler niye gelsin, bunu hiç düşündünüz mü?

Aleviliğin ve Bektaşiliğin değerlerini layıkıyla anlatabilecek kaç yetişmiş insan istihdam ediyorsunuz kurumlarınızda. Etmiyorsanız, neden etmediğinizin cevabını verebiliyor musunuz?

Konser Aleviciliğiyle bu toplumu yozlaştıran, dejenere eden kafa yapısından hala niye vazgeçmiyorsunuz, neden?

Sizi adam yerine koymadıkları için basın toplantılarınıza siz ve yandaşlarınız dışında neden artık kimse gelmiyor?

Neden inandırıcılığınızı, tabanınızı bu kadar hızlı kaybettiğiniz?

Neden hiç kitap okumadan âlim pozları verip her konuda ahkâm kesiyorsunuz?

Neden bu kurumların hemen tümünde yönetici olanların akrabaları devlette, belediyelerde iş bulurken bu alanlarda çalışacak akademik yeteneği olan tek bir gencimize iş bulunmuyor?

Hani mevcut iktidar partizanlık yapıp, kendi yandaşlarını işe alıyor ya, Alevi kurumları hangi ciddi çalışan bir gence iş sağlamış? Neden bunun cevabını veremiyorsunuz?

Neden eleştiri kültürünü kaybettiniz?

Neden her biriniz birbirinizin yanlışını, hatasını görmezden gele gele karardınız, yapaylaştınız, yavanlaştınız, aşksız insanlar yığını oldunuz?

Türkiye’de laik eğitim yok ediliyor, neden sesiniz çıkmıyor?

Mademki Aleviyim diyorsunuz, neden Suriye’deki Alevi katliamlarına sesiniz çıkmadı?

‘Alevi Nefreti’ videoları var neden bunları dava edemiyorsunuz. Binlerce mesajla Alevilere küfredildi. Parti amigoluğuna soyunacağınıza neden her birisini mahkemeye veremediniz?

Neden Alevilikle ilgili davalar için hala bir hukuk birimi oluşturamadınız?

Neden parça parçasınız, menfaat perest değilseniz, Alevi temsilcisiyseniz, neden bir araya gelemiyorsunuz?

“Siyasetle inanç birbirine karıştırılmamalı” derken, Alevi kurumlarını siyasi partilerin öznesi haline getiren siz değil misiniz?

Boy boy, el pençe durduğunuz devlet kurumlarında, belediyelerde, çeşitli partilerde bugüne kadar bu toplum adına ne kazanç elde ettiniz?

Devlet kurumlarından, belediyelerden elde ettiğiniz kişisel menfaatlere bakıp hiç utanma duygusu içine girdiğiniz oldu mu?

Neden tümünüz siyasileri getirip kutsal değerleriniz olan Aşure, pilav kazanlarının başında hep birlikte kellebaş gibi sırıtma ihtiyacı duyuyorsunuz?

Neden herhangi bir camiinin hocasından daha bağnaz bir yapıyla hala cenazelerimizi kaldırıyorsunuz?

Neden işinize gelince çok solcu görünüp, işinize gelince bu bir gelenektir deyip, cemevlerinde, derneklerde yapılan onca yanlışa ağzınızı bıçak açmıyor?

Neden bazı Alevi yazarı, aydını denen kişiler yapıcı, ciddi eleştirilerle bu kurumlardaki yanlışları dile getiremiyorlar?

Onca iddialar karşısında vicdan sahibi hiç aklı başında insanlar yok mu, bu düzen böyle hep sürüp gidiyor?

Neden?.. Neden?.. Neden?

Soran, sorgulayan insanların sesleri kesilip, kendilerini sütten çıkmış ak kaşık gibi gösteren yüzlerce varlık..

Varsın ben kötü olayım…

Ama bu rezilliklerle bu yol geleceğe taşınamaz…

Gül yüzlü pırlanta gibi çocuklarımıza, gençlerimize bu çirkinlikle erenlerin, ozanların güzel yolları öğretilemez…

Yazık!., Yazık!.. Yazık!

Çok yazık…”

Sevgi, saygı ve muhabbetlerimle…

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:112
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 08 Şubat 2026 05:00 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Tekirdağ da yeni aldığı motoru mezarı oldu: Feci kaza anları kamerada

07 Ağustos 2026 00:23see185

FETÖ hükümlüsü ihraç edilen kıdemli albay yakalandı

07 Ağustos 2026 00:49see179

Seferleri durdurulan nostalji tramvayına yanıcı madde atıldı: O anlar kamerada

06 Ağustos 2026 09:29see157

MIX Festival 10. edisyonuyla sahnede

06 Ağustos 2026 21:51see157

‘Yaz sıcakları tansiyon hastalarında risk oluşturuyor’

06 Ağustos 2026 09:19see155

Saklı Bahar da Anamika nın acımasız planı! Kimler zarar görecek?

06 Ağustos 2026 13:41see153

Bakan Kacır: Terörsüz Türkiye ile yatırımın, üretimin ve kalkınmanın önü açılacak

06 Ağustos 2026 17:19see153

Altına rakip çıktı: Adeta yarışıyor! Kilosu servet değerinde...

06 Ağustos 2026 10:46see153

Sosyal medyayı küçük yaşta kullanan çocuklar bazı derslerde daha başarısız olabiliyor Haberler

06 Ağustos 2026 14:36see151

Dünyanın en temiz 10 şehri açıklandı: Sokaklarında çöp görmek neredeyse imkansız Sözcü Gazetesi

06 Ağustos 2026 20:11see148

28 Şubat ta DGM de yargılanıp görevden alınan Kürt siyasetçiden Bahçeli açıklaması

06 Ağustos 2026 18:13see145

İran istihbaratından İsrail’e sosyal medya kancası: Sahte iş ilanlarıyla tuzağa çektiler

07 Ağustos 2026 18:07see144

Tekerlekli sandalyeli genel cerrahın yaşam öyküsü Amerikan tıp dergisinde

06 Ağustos 2026 15:51see144

Trump’tan tüm dünyayı umutlandıran açıklama… İran ile anlaşma sağlanacak mı?

07 Ağustos 2026 00:20see143

Cumhurbaşkanlığı na Cevdet Yılmaz vekalet edecek Son dakika haberleri

07 Ağustos 2026 00:50see143

Wanda Nara dan eleştirilere pozlu yanıt

06 Ağustos 2026 14:50see142

Mekke Anlaşması NATO nun 5. maddesiyle çelişmiyor Dış Haberler

07 Ağustos 2026 20:31see141

ABD Hava Kuvvetleri, Ben Gurion Havaalanı ndan yakıt ikmal uçaklarını çekmeye başladı

07 Ağustos 2026 01:29see139

Yeni aldığı motosikletle kaza yapan Utku öldü; o anlar kamerada

07 Ağustos 2026 00:04see138

12 yaşındaki Ertuğrul hafriyat alınan gölette boğuldu Erzurum Haberleri Habertürk Yerel Haberler

06 Ağustos 2026 21:29see136
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları