Yaşlı nüfusla birlikte sosyal güvenlik tehlikesi İş Yaşam Haberleri
Ankara24.com, Haberturk kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.
Nüfus Politikaları Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplandı. Önemli kararların alındığı toplantından sonra açıklama yapan Cevdet Yılmaz, “Yakın zamanda Türkiye’nin sosyal güvenlik sisteminde büyük sıkıntılar yaşanacak. Döndürülemez bir noktaya gelecek” dedi.
Türkiye'nin, bugün 86 milyonu aşan nüfusuyla Avrupa'da birinci sırada yer almasına karşın demografik açıdan bir yol ayrımında olduğunu belirten Yılmaz, şunları söyledi:
"2017'de 2.08 olan doğurganlık hızımız, 2024 itibarıyla dünya ortalaması olan 2.25'in çok altında; 1.48 düzeyindedir. Bu düşüş hızıyla dünyada son 10 yılda doğurganlık hızı en fazla azalan 5'inci ülke konumundayız. Gelinen bu nokta, Sayın Cumhurbaşkanımızın 20 yıl önce yaptığı en az 3 çocuk çağrısının ne denli hayati bir erken uyarı ve stratejik bir öngörü olduğunu bugün çok daha net göstermektedir. Diğer taraftan, 2024 yılı itibarıyla ülkemizin yaşlı nüfus oranı, 10.6 ile tarihsel olarak en yüksek seviyeye ulaşırken, bazı illerimizde bu oran, yüzde 20'nin üzerine çıkmaktadır. Toplam doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu il sayısı, 2017 yılında 10 iken, 2024 yılında bu düzeyi yakalayan tek ilimiz Şanlıurfa olmuştur. 2017 yılında toplam doğurganlık hızı 57 ilde nüfusun kendini yenileme oranı olan 2.1'in altında iken 2024 yılında bu sayı 71'e yükselmiştir."
YAŞLI NÜFUS HIZLA ARTIYOR
Yapılan projeksiyonlara göre; bugün itibarıyla Türkiye’de 65 yaş ve üstü nüfus yüzde 10.6 seviyesine ulaştı. TÜİK projeksiyonlarına göre bu oran 2050’de yüzde 22.1 civarına yükselecek. Çalışma çağındaki nüfus oranı düşüş eğiliminde: 2023’te yüzde 68.3 iken, 2050’de bu oranın yüzde 61.9’a, 2075’te ise yüzde 55.9’a düşeceği öngörülüyor. Türkiye hâlâ görece genç bir nüfusa sahip olsa da orta ve uzun vadede yaşlı nüfus hızla artacak. Bu, sosyal güvenlik sistemine yönelen baskıyı yükseltecek.
EMEKLİ-ÇALIŞAN ORANINDA TEHLİKEEmekli-çalışan oranı, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği için kritik bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
SGK verilerine göre 2024 sonunda:Aktif (prim ödeyen) kişi sayısı 25.7 milyon, pasif (emekli ve hak sahipleri) ise 16.6 milyon. Aktif/pasif oranı; bir çalışana 1.61 emekli düşüyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) standartlarına göre sürdürülebilir bir sistem için bu oranın 4’e 1 olması bekleniyor. Yani normal şartlarda 4 çalışan 1 emekliyi finanse etmeli. Bizdeki 1.61’lik oran bu haliyle sürdürülebilir değil.
SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNDE TEHLİKE
Yaşlı ve çocuk nüfusun çalışan nüfusa oranı (bağımlılık oranı) hızla artıyor. Bu da sistem içinde çalışanların üstüne daha fazla yük bindiriyor. EYT gibi politikalarla beraber emekli sayısı daha da arttı ve emekli-çalışan dengesi daha da kötüleşti. Sosyal güvenlik harcamaları; özellikle emeklilik ve sağlık; devlet bütçesi üzerinde büyük yük oluşturuyor. Toplam sosyal koruma harcamalarının 2024’te GSMH’nın yüzde 11.1’i olduğu hesaplanıyor.
Türkiye’de doğurganlık oranı 2.1’in altına düşerek nüfusun doğal artış hızını geriletiyor. Dolayısıyla demografik yaşlanmayı hızlandırıyor. Ortalama yaşam süresi 78 yaşa ulaşmış durumda. Bu da emeklilik süresini uzatıyor ve sistem üzerindeki yükü artırıyor. Yaşla nüfusun artışı emekli sayısının ve doğal olarak sistem üzerindeki yükün artmasına yol açıyor. Aktif/pasif oranı da düştüğü ve yeterli istihdam sağlanamadığı için sosyal güvenlik sisteminin prim gelirleri yeterli olmadan ekonomik büyümenin sağlanamayacağı hesaplanıyor. Bağımlılık oranı yükseldikçe çalışan üzerindeki mali baskı da artıyor.
BÜTÇEDEN DAHA FAZLA TRANSFER
Bu durumda sosyal güvenlik açıklarını kapatabilmek için her geçen yıl kamu bütçesinden daha fazla kaynak transferi gerekiyor. Bu açıkları kapatabilmek için farklı tedbirler hayata geçirilebilir:
- Emeklilik yaşı ve prim ödeme sürelerinin yeniden düzenlenmesi
- Çalışma yaşını uzatma, istihdamı artırma ve BES / TES gibi tamamlayıcı sistemlere yönelme gibi yapısal reformlar.
HANGİ TEDBİRLER ALINABİLİR?Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği için bazı önemli ancak radikal tedbirler gündeme gelebilir:
- Emeklilik yaşının kademeli yükseltilmesi
- İstihdamı artıracak politikalar (özellikle kadın ve yaşlı istihdamı)
- Tamamlayıcı emeklilik sistemleri ve bunlara yönelik teşvikler
- Kayıt dışı istihdamı azaltacak politikalar ve prim tabanlı sistem
-Prim sisteminin gelir tarafının güçlendirilmesi
DEMOGRAFİK GÖSTERGELERTÜİK’in projeksiyonlarına göre;
- 2050’de Türkiye nüfusunun yüzde 23–24’ü 65 yaş ve üzerinde olacak.
- 2075’te bu oran yüzde 31–32 seviyesine çıkacak.
- Çalışma çağındaki nüfus (15–64 yaş) 2023’teki yüzde 68 seviyesinden 2050’de yüzde 61.9’a, 2075’te ise 55.9’a düşecek.
2050’DE NE OLUR?
Mevcut politikalar devam ederse ve önlem alınmazsa; 2050’de çalışan/emekli oranı ciddi şekilde düşer. Sosyal güvenlik açıkları büyür; prim gelirleri emekli ödemelerini karşılamakta yetersiz kalır. Kamu bütçesinden kaynak transferi artar. 2075’te ise sistem üzerindeki baskı daha da artar. Aktif/pasif oranı daha da kötüleşir. Bankacılık ve kamu borçlanması üzerindeki yük artar ve sistem sürdürülemez hale gelir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:63
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Şubat 2026 11:56 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















