Ankara24.com
close
up
Yargı krizi değil yargı rejimi

Yargı krizi değil yargı rejimi

Halktv sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.

Türkiye’de bugün yaşananları yargı krizi, hukuk bitti, yargı çöktü, gibi ifadelerle anlatmaya çalışıyoruz. Bu sözler güçlü görünüyor; ama gerçeği açıklamaktan çok, onu örtüyor. Çünkü kriz dediğimiz şey geçicidir, istisnaidir, düzelme ihtimali barındırır. Oysa bugün karşı karşıya olduğumuz tablo ne geçicidir ne de istisna.

Ortada bir çöküş değil, bilinçli, sistematik ve süreklilik arz eden bir yeniden yapılanma vardır.
Bu nedenle doğru kavram yargı krizi değil, yargı rejimidir.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü krize çözüm aranır; rejimle mücadele edilir. Kriz, sistemin arızasıdır. Rejim ise sistemin ta kendisidir.

Bugün Türkiye’de yargı, aksayan bir mekanizma değil; başka bir amaca göre yeniden tasarlanmış bir siyasal araçtır. Bunu anlamak için tek tek davalara, münferit hâkim kararlarına ya da kişisel niyetlere değil; dosyaların bütününe, kullanılan dile, kurulan hiyerarşiye ve nihai siyasal hedefe bakmak gerekir.

ANAYASA MAHKEMESİ NEDEN DİNLENMİYOR?

Bu yargı rejiminin en görünür göstergelerinden biri, Anayasa Mahkemesi kararlarının sistematik biçimde uygulanmamasıdır. Bugün sorun, bir-iki dosyada yaşanan yorum farkı değildir. Sorun, anayasal denetimin fiilen askıya alınmasıdır.

Anayasa’nın 153. maddesi açık ve tartışmasızdır: Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar. Buna rağmen bireysel başvuru kapsamında verilen ihlal kararları, alt derece mahkemeleri tarafından “yetki aşımı”, “süper temyiz” ya da “yerindelik denetimi” gibi gerekçelerle uygulanmamaktadır.
Bu, teknik bir hukuk tartışması değildir. Bu, normlar hiyerarşisinin bilinçli olarak reddedilmesidir.
Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir düzende, anayasanın bağlayıcılığından söz edilemez. Anayasa, ancak uygulandığı ölçüde vardır. Uygulanmayan anayasa, hukuki metin olmaktan çıkar; sembolik bir metne dönüşür.

TAYFUN KAHRAMAN DOSYASI NE SÖYLÜYOR?

Bu kırılmanın en çarpıcı örneklerinden biri Tayfun Kahraman dosyasında görülmektedir. Anayasa Mahkemesi, bu başvuruda açık biçimde adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini tespit etti. Mahkûmiyet kararının, başvurucunun bireysel eylemleri ile isnat edilen suç arasında somut bir illiyet bağı kuramadığını ortaya koydu.

Normal bir hukuk düzeninde bu kararın sonucu bellidir: Yeniden yargılama yapılır, infaz durdurulur, ihlal giderilir. Ancak burada olan tam tersidir. Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararını görmezden gelmiş; yeniden yargılama ve infazın durdurulması yönünde hiçbir adım atmamıştır.
Bu tablo bize şunu göstermektedir:
Anayasal denetim mekanizması işlemiyor; askıya alınmış durumda.

Ancak mesele yalnızca bir AYM kararının uygulanmaması değildir. Daha derinde, daha yapısal bir sorun vardır.

CEZA YARGISI NE ZAMAN DEĞİŞTİ?

Türkiye’de ceza yargısı, son yıllarda niteliksel bir dönüşüm geçirmiştir. Ceza yargısı artık yalnızca suç işleyen bireyi cezalandıran bir mekanizma değildir. Siyasal alanı düzenleyen, muhalefeti disipline eden, toplumsal davranışı şekillendiren bir araç hâline gelmiştir.
Bu dönüşüm, en açık biçimde iddianamelerde görülmektedir.

Son dönemde açılan birçok ceza davasında ortak bir özellik dikkat çekiyor: Dosyalar, klasik anlamda bir suç isnadı içermiyor; bir siyasal mesaj taşıyor. Suçun maddi unsurları belirsiz, fail–fiil–netice ilişkisi zayıf. Buna karşılık iddianamenin satır aralarında güçlü bir tehlike, tehdit, toplumsal etki vurgusu var.

Ceza yargısının asli amacı olan somut fiilin cezalandırılması geri plana itilmiş; yerine niyet okuma, algı üretme ve toplumsal bağlam kurma yerleştirilmiştir.
Bu tür dosyalar mahkemeden çok kamuoyuna hitap eder. Mahkûmiyet kadar, sürecin kendisi önemlidir.

DELİLİN YERİNİ KANAAT ALDIĞINDA

Bugün birçok iddianamede hukuki dil yerini kanaat diline bırakmıştır.
“Şüphelinin amacı…”,
“kamu düzenini hedef aldığı anlaşılmaktadır…”,
“toplumsal algı yaratmaya yöneliktir…”
Bu ifadeler, somut delil yerine geçmektedir.

Oysa ceza muhakemesinin temeli açıktır: Delil ile hukuki nitelendirme arasında kopmaz bir bağ bulunmalıdır. Bugün bu bağ kopmuştur. Savcı, artık yalnızca iddia makamı değildir. Siyasal beklentiyi sezerek metin kuran bir aktöre dönüşmüştür.

Bir zamanlar iddianameler mahkemeyi ikna etmeye çalışırdı. Bugün ise yargı hiyerarşisini ve siyasal merkezi tatmin etmeyi hedeflemektedir.

BU REJİM NASIL AYAKTA TUTULUYOR?

Bu yeni yargı rejiminin sürdürülebilmesi için iki temel mekanizma hayati önemdedir.
Birincisi, Anayasa Mahkemesi kararlarının etkisizleştirilmesidir. AYM kararları bağlayıcı normlar olmaktan çıkarılarak adeta görüş seviyesine indirgenmektedir. Bu bir yorum farkı değil, anayasal düzenin fiilen reddidir.

İkincisi ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu üzerinden işletilen bir kadro ve sürgün rejimidir. Bu düzende yargıç ve savcıların mesleki yetkinliği değil, verdikleri kararların siyasal karşılığı belirleyici olmakta; kritik davalar sadakat testinden geçmiş isimlere teslim edilirken, itiraz edenler görev yeri değişiklikleriyle cezalandırılmaktadır.

SİYASAL HEDEF: SUSTURMAK DEĞİL, TEREDDÜT YARATMAK

Bu yargı rejiminin temel siyasal hedefi açıktır: Muhalefeti yasaklamak değil; sürekli baskı altında tutmak. Toplumu susturmak değil; sürekli tereddüt içinde bırakmak.
Ceza yargısı bu nedenle sonuç almak için değil, süreç yaratmak için kullanılmaktadır. Tutuklama, adli kontrol, dava tehdidi; hepsi birer siyasal disiplin aracına dönüşmüştür.
Bu rejimde beraat bile bir özgürlük duygusu yaratmaz. Çünkü beraat, uzun bir baskı sürecinin sonunda gelen gecikmiş bir nefestir.

HUKUKA GÜVEN DEĞİL, HUKUKTAN KORKU

Bu düzenin en ağır sonucu, toplumun hukukla kurduğu ilişkinin değişmesidir. Hukuk artık bir güvence olarak algılanmıyor. Bir risk alanı olarak görülüyor.
Vatandaş haklı mıyım diye sormuyor;
Başım derde girer mi diye düşünüyor.
İşte otoriterliğin en derin biçimi budur: Hukuku kaldırmadan, hukuku korku üreten bir mekanizmaya dönüştürmek.

SONUÇ YERİNE

Türkiye’de sorun hukukun yokluğu değildir. Hukuk vardır; mahkemeler çalışmakta, dosyalar açılmakta, kararlar verilmektedir. Ancak bu hukuk artık adalet üretmek için değil; siyasal alanı dizayn etmek için işlemektedir.
Bu nedenle doğru teşhis şudur:
Yaşadığımız şey bir yargı krizi değil, bilinçli olarak inşa edilmiş bir yargı rejimidir.
Ve bu rejimle mücadele, ancak onu doğru adlandırmakla mümkündür.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:150
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Ocak 2026 11:56 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Cem Yılmaz Anjiyo Oldu

30 Ağustos 2026 00:55see175

İletişim Başkanı Duran dan İsrail in Cumhurbaşkanı Erdoğan a yönelik açıklamasına tepki

30 Ağustos 2026 01:04see174

Ankara da tartıştığı kadını öldürüp, kendi yaşamına son verdi

30 Ağustos 2026 01:57see167

Erzincan Sivas kara yolunda heyelan engeli

30 Ağustos 2026 01:01see166

İsmail Kartal dan zafer yorumu! Daha fazla atabilirdik

31 Ağustos 2026 00:17see164

Selçuk Şahin: Acayip bir mutluluk oldu!

30 Ağustos 2026 01:03see163

George Gardi: Leao yu Süper Lig den de bir takım istedi!

30 Ağustos 2026 00:52see162

Son dakika: Yılmaz dan KKTC de alabora olan gemi ile ilgili açıklama Son dakika haberleri

31 Ağustos 2026 00:43see161

Thorsten Fink: Fenerbahçe doğru dakikalarda gol buldu!

31 Ağustos 2026 00:38see160

Eyüpspor 2 1 Alanyaspor (Süper Lig)

30 Ağustos 2026 21:01see158

Ülkede askeri isyan çıktı! Rusya dan yardım talep ettiler! Türkiye desteğini ilan etti

30 Ağustos 2026 01:30see156

ADÜ den kayıt yaptıramayan adaylara, mazeret başvurusu için son tarih uyarısı Aydın Haberleri Habertürk Yerel Haberler

30 Ağustos 2026 08:19see152

AK Parti den akıl dışı iftiraya sert tepki: Söylediklerinin hiçbir önemi yok

30 Ağustos 2026 10:26see144

SON DAKİKA Girne de yolcu gemisi battı! Faciada acı bilanço: Arama kurtarma çalışmaları sürüyor

30 Ağustos 2026 19:29see143

Ürdün: Hava sahasını ihlal eden 8 füze engellendi Dış Haberler

31 Ağustos 2026 03:38see140

Selman Coşkun: Taraftarımızın önünde galibiyet almak istiyorduk!

31 Ağustos 2026 01:59see136

Fenerbahçe de transfer operasyonu! Rashford olmadı, 2 genç yıldız gündemde

30 Ağustos 2026 09:49see136

Darende 73. Zengibar Karakucak Festivali nde geleneksel sporlar ve lezzet şöleni

30 Ağustos 2026 20:13see136

Jankat Yılmaz: Ben kendimi hazır tutmalıyım!

30 Ağustos 2026 01:03see135

Sorumsuzluğa ibretlik ceza

30 Ağustos 2026 07:05see135
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları