Ankara24.com
close
up
Menu

Müzakere umudu piyasayı yükseltti petrolü düşürdü

T.C. KÜÇÜKÇEKMECE İCRA DAİRESİ

ÖTV muafiyeti ile alınabilecek araçlar: Emekliye ÖTV siz araç şartları neler? 2026 ÖTV siz araç marka ve modelleri

Barcelona ya galibiyet yetmedi! Atletico Madrid yarı finalde Sözcü Gazetesi

T.C. ANTALYA 4. SULH HUKUK MAHKEMESİNDEN / BAŞKANLIĞINDAN

Sosyal medya ve doğum izni düzenlemelerinde 6 madde daha kabul edildi Son dakika haberleri

BEDAŞ ve AYEDAŞ duyurdu: 15 Nisan 2026 Çarşamba İstanbul elektrik kesintisi ne zaman başlayacak, elektrikler saat kaçta gelecek?

Liverpool u ikinci maçta da yenen PSG yarı finalde

HT 360 14 Nisan 2026 (

Dubai’deki Burj Al Arab oteli 18 aylık restorasyon için kapatılacak Ortadoğu Haberleri

Bakanlar Çiftçi ve Tekin’den okullarda güvenlik toplantısı Gündem Haberleri

Hizbullah’tan İsrail’e İHA ve roketlerle 34 saldırı Dünya Haberleri

Kahramanmaraş saldırısının ardından tehdit içerikli paylaşıma soruşturma

İstanbul da silahlı saldırı: İki yaralı şüpheli yakalandı İstanbul Haberleri

Arda Güler in golleri yetmedi! Real Madrid, Şampiyonlar Ligi ne veda etti

Bahçelievler’de inşaat halindeki 12 katlı binada yangın paniği İstanbul Haberleri

Milliler İsviçre ye direnemedi Sözcü Gazetesi

Provokatif paylaşımlarda bulunan 66 URL adresi için erişimin engellenmesi talebi

Çatı katında yangın paniği Kocaeli Haberleri

Bolu da eski muhtara kayıp bilgisayar için zimmet davası: Kırıldı çöpe attım dedi

Yargı krizi değil yargı rejimi

Yargı krizi değil yargı rejimi

Halktv sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.

Türkiye’de bugün yaşananları yargı krizi, hukuk bitti, yargı çöktü, gibi ifadelerle anlatmaya çalışıyoruz. Bu sözler güçlü görünüyor; ama gerçeği açıklamaktan çok, onu örtüyor. Çünkü kriz dediğimiz şey geçicidir, istisnaidir, düzelme ihtimali barındırır. Oysa bugün karşı karşıya olduğumuz tablo ne geçicidir ne de istisna.

Ortada bir çöküş değil, bilinçli, sistematik ve süreklilik arz eden bir yeniden yapılanma vardır.
Bu nedenle doğru kavram yargı krizi değil, yargı rejimidir.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü krize çözüm aranır; rejimle mücadele edilir. Kriz, sistemin arızasıdır. Rejim ise sistemin ta kendisidir.

Bugün Türkiye’de yargı, aksayan bir mekanizma değil; başka bir amaca göre yeniden tasarlanmış bir siyasal araçtır. Bunu anlamak için tek tek davalara, münferit hâkim kararlarına ya da kişisel niyetlere değil; dosyaların bütününe, kullanılan dile, kurulan hiyerarşiye ve nihai siyasal hedefe bakmak gerekir.

ANAYASA MAHKEMESİ NEDEN DİNLENMİYOR?

Bu yargı rejiminin en görünür göstergelerinden biri, Anayasa Mahkemesi kararlarının sistematik biçimde uygulanmamasıdır. Bugün sorun, bir-iki dosyada yaşanan yorum farkı değildir. Sorun, anayasal denetimin fiilen askıya alınmasıdır.

Anayasa’nın 153. maddesi açık ve tartışmasızdır: Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar. Buna rağmen bireysel başvuru kapsamında verilen ihlal kararları, alt derece mahkemeleri tarafından “yetki aşımı”, “süper temyiz” ya da “yerindelik denetimi” gibi gerekçelerle uygulanmamaktadır.
Bu, teknik bir hukuk tartışması değildir. Bu, normlar hiyerarşisinin bilinçli olarak reddedilmesidir.
Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir düzende, anayasanın bağlayıcılığından söz edilemez. Anayasa, ancak uygulandığı ölçüde vardır. Uygulanmayan anayasa, hukuki metin olmaktan çıkar; sembolik bir metne dönüşür.

TAYFUN KAHRAMAN DOSYASI NE SÖYLÜYOR?

Bu kırılmanın en çarpıcı örneklerinden biri Tayfun Kahraman dosyasında görülmektedir. Anayasa Mahkemesi, bu başvuruda açık biçimde adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini tespit etti. Mahkûmiyet kararının, başvurucunun bireysel eylemleri ile isnat edilen suç arasında somut bir illiyet bağı kuramadığını ortaya koydu.

Normal bir hukuk düzeninde bu kararın sonucu bellidir: Yeniden yargılama yapılır, infaz durdurulur, ihlal giderilir. Ancak burada olan tam tersidir. Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi kararını görmezden gelmiş; yeniden yargılama ve infazın durdurulması yönünde hiçbir adım atmamıştır.
Bu tablo bize şunu göstermektedir:
Anayasal denetim mekanizması işlemiyor; askıya alınmış durumda.

Ancak mesele yalnızca bir AYM kararının uygulanmaması değildir. Daha derinde, daha yapısal bir sorun vardır.

CEZA YARGISI NE ZAMAN DEĞİŞTİ?

Türkiye’de ceza yargısı, son yıllarda niteliksel bir dönüşüm geçirmiştir. Ceza yargısı artık yalnızca suç işleyen bireyi cezalandıran bir mekanizma değildir. Siyasal alanı düzenleyen, muhalefeti disipline eden, toplumsal davranışı şekillendiren bir araç hâline gelmiştir.
Bu dönüşüm, en açık biçimde iddianamelerde görülmektedir.

Son dönemde açılan birçok ceza davasında ortak bir özellik dikkat çekiyor: Dosyalar, klasik anlamda bir suç isnadı içermiyor; bir siyasal mesaj taşıyor. Suçun maddi unsurları belirsiz, fail–fiil–netice ilişkisi zayıf. Buna karşılık iddianamenin satır aralarında güçlü bir tehlike, tehdit, toplumsal etki vurgusu var.

Ceza yargısının asli amacı olan somut fiilin cezalandırılması geri plana itilmiş; yerine niyet okuma, algı üretme ve toplumsal bağlam kurma yerleştirilmiştir.
Bu tür dosyalar mahkemeden çok kamuoyuna hitap eder. Mahkûmiyet kadar, sürecin kendisi önemlidir.

DELİLİN YERİNİ KANAAT ALDIĞINDA

Bugün birçok iddianamede hukuki dil yerini kanaat diline bırakmıştır.
“Şüphelinin amacı…”,
“kamu düzenini hedef aldığı anlaşılmaktadır…”,
“toplumsal algı yaratmaya yöneliktir…”
Bu ifadeler, somut delil yerine geçmektedir.

Oysa ceza muhakemesinin temeli açıktır: Delil ile hukuki nitelendirme arasında kopmaz bir bağ bulunmalıdır. Bugün bu bağ kopmuştur. Savcı, artık yalnızca iddia makamı değildir. Siyasal beklentiyi sezerek metin kuran bir aktöre dönüşmüştür.

Bir zamanlar iddianameler mahkemeyi ikna etmeye çalışırdı. Bugün ise yargı hiyerarşisini ve siyasal merkezi tatmin etmeyi hedeflemektedir.

BU REJİM NASIL AYAKTA TUTULUYOR?

Bu yeni yargı rejiminin sürdürülebilmesi için iki temel mekanizma hayati önemdedir.
Birincisi, Anayasa Mahkemesi kararlarının etkisizleştirilmesidir. AYM kararları bağlayıcı normlar olmaktan çıkarılarak adeta görüş seviyesine indirgenmektedir. Bu bir yorum farkı değil, anayasal düzenin fiilen reddidir.

İkincisi ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu üzerinden işletilen bir kadro ve sürgün rejimidir. Bu düzende yargıç ve savcıların mesleki yetkinliği değil, verdikleri kararların siyasal karşılığı belirleyici olmakta; kritik davalar sadakat testinden geçmiş isimlere teslim edilirken, itiraz edenler görev yeri değişiklikleriyle cezalandırılmaktadır.

SİYASAL HEDEF: SUSTURMAK DEĞİL, TEREDDÜT YARATMAK

Bu yargı rejiminin temel siyasal hedefi açıktır: Muhalefeti yasaklamak değil; sürekli baskı altında tutmak. Toplumu susturmak değil; sürekli tereddüt içinde bırakmak.
Ceza yargısı bu nedenle sonuç almak için değil, süreç yaratmak için kullanılmaktadır. Tutuklama, adli kontrol, dava tehdidi; hepsi birer siyasal disiplin aracına dönüşmüştür.
Bu rejimde beraat bile bir özgürlük duygusu yaratmaz. Çünkü beraat, uzun bir baskı sürecinin sonunda gelen gecikmiş bir nefestir.

HUKUKA GÜVEN DEĞİL, HUKUKTAN KORKU

Bu düzenin en ağır sonucu, toplumun hukukla kurduğu ilişkinin değişmesidir. Hukuk artık bir güvence olarak algılanmıyor. Bir risk alanı olarak görülüyor.
Vatandaş haklı mıyım diye sormuyor;
Başım derde girer mi diye düşünüyor.
İşte otoriterliğin en derin biçimi budur: Hukuku kaldırmadan, hukuku korku üreten bir mekanizmaya dönüştürmek.

SONUÇ YERİNE

Türkiye’de sorun hukukun yokluğu değildir. Hukuk vardır; mahkemeler çalışmakta, dosyalar açılmakta, kararlar verilmektedir. Ancak bu hukuk artık adalet üretmek için değil; siyasal alanı dizayn etmek için işlemektedir.
Bu nedenle doğru teşhis şudur:
Yaşadığımız şey bir yargı krizi değil, bilinçli olarak inşa edilmiş bir yargı rejimidir.
Ve bu rejimle mücadele, ancak onu doğru adlandırmakla mümkündür.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:125
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 15 Ocak 2026 11:56 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Müzakere umudu piyasayı yükseltti petrolü düşürdü

15 Nisan 2026 00:49see170

T.C. KÜÇÜKÇEKMECE İCRA DAİRESİ

15 Nisan 2026 00:02see170

ÖTV muafiyeti ile alınabilecek araçlar: Emekliye ÖTV siz araç şartları neler? 2026 ÖTV siz araç marka ve modelleri

15 Nisan 2026 00:46see168

Barcelona ya galibiyet yetmedi! Atletico Madrid yarı finalde Sözcü Gazetesi

15 Nisan 2026 00:11see168

T.C. ANTALYA 4. SULH HUKUK MAHKEMESİNDEN / BAŞKANLIĞINDAN

15 Nisan 2026 00:02see164

Sosyal medya ve doğum izni düzenlemelerinde 6 madde daha kabul edildi Son dakika haberleri

15 Nisan 2026 00:26see163

BEDAŞ ve AYEDAŞ duyurdu: 15 Nisan 2026 Çarşamba İstanbul elektrik kesintisi ne zaman başlayacak, elektrikler saat kaçta gelecek?

15 Nisan 2026 02:02see159

Liverpool u ikinci maçta da yenen PSG yarı finalde

15 Nisan 2026 00:10see156

HT 360 14 Nisan 2026 (

15 Nisan 2026 02:21see156

Dubai’deki Burj Al Arab oteli 18 aylık restorasyon için kapatılacak Ortadoğu Haberleri

16 Nisan 2026 00:13see156

Bakanlar Çiftçi ve Tekin’den okullarda güvenlik toplantısı Gündem Haberleri

16 Nisan 2026 00:21see156

Hizbullah’tan İsrail’e İHA ve roketlerle 34 saldırı Dünya Haberleri

15 Nisan 2026 00:21see153

Kahramanmaraş saldırısının ardından tehdit içerikli paylaşıma soruşturma

16 Nisan 2026 00:34see153

İstanbul da silahlı saldırı: İki yaralı şüpheli yakalandı İstanbul Haberleri

16 Nisan 2026 00:26see147

Arda Güler in golleri yetmedi! Real Madrid, Şampiyonlar Ligi ne veda etti

16 Nisan 2026 00:14see143

Bahçelievler’de inşaat halindeki 12 katlı binada yangın paniği İstanbul Haberleri

16 Nisan 2026 00:08see143

Milliler İsviçre ye direnemedi Sözcü Gazetesi

15 Nisan 2026 00:38see142

Provokatif paylaşımlarda bulunan 66 URL adresi için erişimin engellenmesi talebi

16 Nisan 2026 00:43see142

Çatı katında yangın paniği Kocaeli Haberleri

15 Nisan 2026 00:46see141

Bolu da eski muhtara kayıp bilgisayar için zimmet davası: Kırıldı çöpe attım dedi

15 Nisan 2026 01:43see140
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları