Yanlışlarımın suçlusu benim
Hurriyet sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
◊ Sohbetimize başlamadan önce çalışma odanızda ödüllerinizi gördüm. Başarılarınız onlarca ödülle taçlandırılmış. Onlardan yola çıkarak sormak istiyorum; müzik sizin başladığınız zamandan bu yana çok evrildi. Gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Yayın dinleme organları hep değişti. Şimdi her şey dijitale döndü. Hem sanatsal hem ticari açıdan zorlukları var elbet ama sanatçılar olarak uyum sağlamak zorundayız. Mesela benim profesyonel anlamda albümümü bitirdiğim dönemde Frankfurt’ta biz her şeyi CD’ye basıyorduk ama daha Türkiye’de CD dönemi gelmemişti. Hâlâ kasetler revaçtaydı. O dönem plak şirketlerine elimde CD ile geliyordum, “Kardeşim bizde daha icat edilmedi” diyorlardı. Unkapanı hikâyelerim daha farklı tabii. 93-95 yılları arasında Unkapanı’nı talan etmişimdir. Edindiğim tecrübelerin çoğu hayal kırıklığıydı.
◊ Neler oldu mesela o yıllarda?
- Mesela ilk girdiğim dükkânı çok iyi hatırlıyorum. İki adam tavla oynuyordu. “Ben Almanya’dan geldim, bir şey dinleteceğim” dedim. “Görüyorsun şimdi tavla oynuyoruz, yarım saat sonra gel” dediler. Başka dükkâna gittim, Almanya’dan geldiğimi öğrenince “Senin paranı alırlar, hiçbir şey de olmaz. Kaset maset hayal olur. Sen geri dön” dediler.
◊ Hevesiniz kırılmadı mı?
- Hayal kırıklığıydı ama umudumu yitirmedim. Çünkü şarkılarıma çok inanıyordum. O insanlar zaten iyi ki şarkılarımı dinlememiş, anlamazlarmış. 95 yılında Marş Müzik’te “Seni Seviyorum” şarkımı Koral Sarıtaş’a söyledim. Yanında 5-6 müzisyen vardı. Koral Abi “Nasıl buldunuz?” diye sordu, “Türkçesi bozuk” diye eleştirdiler. Koral Abi şöyle etrafına baktı, “Hiçbir şeyden anlamıyorsunuz. Bu adamın kendine özgü bir tarzı var” dedi. Sonra da serüvenim başladı.
◊ Bayağı sabretmiş, baş koyduğunuz yoldan dönmemişsiniz...
- Müzik gerçekten sabır işi. Eskiden daha zordu. Bir plak şirketine ihtiyacınız vardı. Bugün tek şarkıyla şöhret olabiliyorsunuz.
SOSYAL MEDYA İÇİN DE EHLİYET VERİLMELİ
◊ Müzikte yapay zekâ kullanımına nasıl bakıyorsunuz?
- Yapay zekâ birçok şeyi kolaylaştırıyor. Ama sanat konusunda görüşlerim farklı. Sanatın insan duygusuyla icra edilmesi lazım. Yapay zekâ bunu bizim için yapacaksa duygularımız körelir, üretkenliği bırakırız, iyi sanat eserleri ortaya koymayı unuturuz. Sanatı insanlara bırakmamız lazım. Sosyal medya zaten çok karmaşık, çok düzensiz. Bana kalırsa her sosyal medya kullanıcısının ehliyet alması lazım. Nasıl araba kullanmak için ehliyet alıyorsak, sosyal medya için de imtihanlar, okullar olması lazım.
◊ Bu zamana kadar yaptığınız en büyük özeleştiri neydi?
- Fazla kafamın dikine giderim. Eğer bir şeye inanıyorsam başka insanların görüşünü zor kabullenirim. “Bu doğrudur” dediğim anda bitmiştir, artık beni kimse o yoldan çeviremez. Bu huyumu iyi bulmuyorum, çünkü bunun ceremesini de çektim. Yanlış seçimlerim oldu. Bu yüzden artık başkalarını suçlamıyorum, kendimi suçluyorum.
YUSUF GÜNEY VEFALIYDI AMA MÜZİKTEN UZAKLAŞTI
◊ Kırgınlıklarınız var mı?
- Yok. Sadece yıllar önce Almanya’da bir çocuktan şarkı almıştım. Sonra ona single da yaptım. Bütün masrafları biz karşıladık. Ama o çocuk sonra hiçbir şey yapmadığımızı iddia ederek dava açtı ve mahkeme onu haklı buldu. Büyük bir nankörlükle karşılaştım. Yine de ona kızmıyorum. Kendime kızıyorum.
◊ Siz bunu anlatınca aklıma Yusuf Güney geldi. Onu da siz keşfetmiştiniz...
- Yusuf’u demiyorum. Yusuf çok vefalı. Biz onunla 3 yıl çalıştık. Sözleşmemiz öyleydi. Sonra uzatalım dedik, Yusuf başka şirketlerle çalışmayı tercih etti. Biz de sevgiyle uğurladık ama sonra hep düşüşünü gördüm maalesef. Üzülerek takip ettim. Ardından müzikten de uzaklaştı, çok farklı olaylara karıştı. Hayat bu... Bir noktaya varırsınız, birden her şey değişir. Her şeyi net görürsünüz. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu. Ve tertemiz bir sayfa açarsınız, olur biter. Bir yandan da “Can çıkar, huy çıkmaz” diye bir söz var. İşte bunu Haluk Levent’te gördük. Haluk’a da çok üzüldüm. Kaderi böyle olmamalıydı. Çok iyi bir müzisyen, çok iyi bir sesti. Aslında güzel de bir kişiliğe sahipti ama böyle karanlık bir tarafı olduğunu hiç tahmin edemezdik.
DEDE EVİ ‘RAFET EL ROMAN MÜZESİ’NE DÖNÜŞECEK
◊ Edirne’de doğduğunuz evi sosyal medyada paylaştınız. Ardından gelen eleştirilere varyansın ettiniz...
- “Rafet kümeste mi doğdu?” gibi yorumlar yaptılar. Orası gerçekten benim doğduğum evdi. Şimdi harabe halde. Evi tadilata sokarım, kafe ve müzeye çeviririm diye düşündüm. Rafet El Roman kimdi, zamanında ne yaptı, ne başardı; o müzede her şeyi görebilsinler. Çalışmalara başladık. Çok eleştiri geldi ama çok güzel dönüşler de aldık. Dede evinden Rafet El Roman Müzesi yapacağız inşallah.
◊ Seveniniz olduğu kadar eleştireniniz de çok. Sizce neden?
- Aslında eleştiri benim beğendiğim bir şey. Eleştirilmek, göz ardı edilmekten çok daha iyidir. Eleştiriye açık olmalıyız. Sadece eleştirinin bir seviyesi olması lazım. Hakarete varıyorsa, orada artık benim de tepkim olabilir.
FİLM SENARYOLARIM ÇEKMECEMDE BEKLİYOR
◊ İçinizde ukde kalan ne var?
- Sinema. Çekmecemde iki-üç tane çok sağlam senaryom var. Bir baba-kız
hikâyem var mesela. Bir de çok güzel bir aşk hikâyem var. Hâlâ çekmecemde duruyorlar, çünkü hiçbir zaman müzik vizyonumun önüne geçemedim. Konserler, şarkılar devam etti. Şu dönem biraz daha durgun, belki seneye yapabilirim. Tabii bu filmleri ben 38 yaşındayken yazdım. Şimdi 58 yaşındayım. Herhalde benim yerime artık iyi jön bulmamız gerekecek.
◊ Siz rol almak istemez misiniz?
- Bilmiyorum jönü oynayabilir miyim artık... Gerçi hâlâ çok karizmatiğim, yakışıklıyım. Ona söylenecek bir şey yok!
ARTIK BOTOKS YAPTIRMIYORUM
◊ Hazır konusu açılmışken; yaptırdığınız estetik müdahaleler bir dönem çok konuşuldu...
- Buna açıklık getirelim; ben hiç estetik yaptırmadım. Öyle şeyleri hiç sevmem. Hatta hastanede bir gün bile yatmadım hayatım boyunca.
◊ Botoks mu yaptırdınız sadece?
- Botoks yaptırdım. Daha önce de yaptırdım ama fark edilmemişti. En son biraz dozunu aşmış. Zaten artık yaptırmıyorum. Yüz şeklimi değiştiriyor, gerek yok. Ama tıp dünyasının sunduğu imkânlardan tabii ki faydalanıyorum. Mesela glutatyon, mezoterapi gibi işlemlerden...
◊ Bir diğer konuşulan yönünüz de danslarınız...
- Ben 30 yıldır böyle dans ediyorum. Sosyal medya yokken fark edilmiyordu sadece. “Seni Sevmiyorum” şarkısının klibinde bile öyle dans ediyordum. Şu anda konserlerime gidiyorum, “dans dans dans” diye bağırıyor insanlar.
ARTIK AŞKA KAFA YORMUYORUM
Gelelim aşka... Aşka bakışınız nasıl?- Aşk konusuna eskisi gibi çok kafa yormuyorum. Güzelliğe de odaklı değilim artık. Böyle oturup sohbet edebileceğim, yormayan, entrikasız, oyunsuz, kafa dengi biri olmalı.
Hayatınıza birini alacağınız zaman kızlarınıza danışır mısınız?- Tabii ki. Kızlarıma sorarım veya onları tanıştırırım.
O RAP’ÇİLER SANATIN VASAT TARAFI
◊ Yeni jenerasyonu takip ediyor musunuz?
- Tabii ki takip ediyorum. Ama şarkıları, davranışları, sahne şovları uzun vadeli bir şey vaat etmiyor. Sadece Edis gelecek vaat ediyor. Şarkı seçimleri, sahne performansı, canlı okuma yeteneği çok iyi. Son dönemde sesi iyi olmayan, sürekli playback yapan, sahnede mikrofon elinde dolaşan rap’çiler türedi. O gençler bana kızmasın ama bu sanatın vasat tarafı. Sanat böyle olmamalı. Sahnede canlı canlı söyleyip albümdeki o ruhu vermelisin. Eğer bunu yaşatamıyorsanız albüm yapmayın.
◊ Edis “Yalancı Şahidim” şarkınızı cover’ladı, çok sevildi. O süreç nasıl gelişti?
- Edis çok saygılı. Bana “Abi ben bu şarkıyı çok seviyorum, okuyabilir miyim?” diye yazdı. Ben de “Tabii ki” dedim. “Bedeli ne olur?” sorusuna ise “Hiçbir şey olmaz. Şarkılar paylaşmak için vardır” diye yanıt verdim. Çok da güzel okudu.
◊ Sahnede yaptığınız düet de çok konuşuldu...
- O benim için de sürpriz oldu. “Edis burada, ‘Yalancı Şahidim’i birlikte söyler misiniz?” dediler, “Tabii ki, onur duyarım” dedim. Beraber okuduk. Akabinde ben de onun sahnesine gittim. Bu karşılıklı nezakettir. Maalesef bizim sanat dünyası “hep bana, hep bana” diyor.
◊ Sizin hiç egolu davranışlarınız olmadı mı?
- Ego çok kötü bir şey. Aman aman! Egonuzdan arının. Ben yeni yeteneklere de söylüyorum; “Alçak gönüllü olun. Yıllarca bu işi yapmak istiyorsanız önce insanlara nasıl davranacağınızı bilmeniz lazım” diyorum. Ama bir şarkıları tutunca hemen afra tafralara giriyorlar. Bir yere girdiklerinde böyle burunları havada, “İmza vermem, fotoğraf çektirmem” diyorlar. Ya gidin Allah aşkına! Böyle olmaz bu işler.
DAVA SÜRECİNDE ÇOK YIPRANDIK ŞİMDİ İYİ ARKADAŞIZ
◊ Hayatınızın en mutlu ve en zorlu dönemleri hangileriydi?
- En mutlu dönemi 95’ten 97’ye kadar olan süreç. Ardı ardına çıkan hitler, konserler, ilgi, sevgi, şöhret... İnanılmaz mutlu yıllardı benim için. O dönem Tuğba’yla (Altıntop) tanıştık. Çok güzel bir aşkla evlendik, çocuklarımız oldu. Yani şöhret, aşk, aile... Birkaç yıl böyle güzel bir şekilde gitti. En mutsuz yıllarımız ise tabii ki o velayet davası süreçleriydi. Orada hepimiz yıprandık. Çocukların benimle Almanya’da kalması da Tuğba için çok zordu. Sonra tekrar toparladık. İşte gördüğünüz gibi bir aradayız. Tuğba istediği zaman geliyor.
◊ Tuğba Hanım’la yaşadığınız o sancılı süreci nasıl atlattınız?
- Kolay atlatmadık. Türkiye’de görülen belki en zor, en uzun süreçli ayrılıklardan, velayet davalarından biriydi. İnsanlar artık bizim olaylarımızı izlemekten bıkmıştı. Tuğba bana yükleniyordu, ben ona yükleniyordum. Bugün bunları konuşurken gülüyoruz, “Biz neler yaşadık ya” filan diyoruz. Şu anda iyi arkadaşız.
◊ İlk adımı siz mi attınız?
- Karşılıklı oldu. Mankenlik nankör bir meslek. Tuğba’nın işlerinin iyi gitmediği zamanlar oldu. Benden biraz destek istedi. Sonra ben “Turneye çıkacağım. 1-1.5 ay çocukları sana vereceğim” dedim, böyle böyle yaklaştık.
◊ O olaylar keşke yaşanmasaydı diyor musunuz?
- Ben hayatımda hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum. Çünkü onları yaşamasaydım, belki de bugünkü ben olamazdım. Her zor süreç bizim kimliğimizi, kişiliğimizi geliştiren konular aslında.
BABAMIZ BİR İKON
Sohbetimize Rafet El Roman’ın kızları Su ve Şevval de dahil olup sorularımızı yanıtladı.
◊ Sahnedeki ünlü şarkıcı Rafet El Roman ile evdeki baba Rafet El Roman arasında nasıl farklar var?
- Şevval El Roman: Arada tabii çok büyük bir fark var. Babamı sahnede ünlü biri olarak, evdeyken normal haliyle görüyorum.
- Su El Roman: Ben sanatçı Rafet El Roman’la evdeki babamı ayırmıyorum. Bu, beraber sahneye çıkmamızla da alakalı olabilir.
- Rafet El Roman: Şevval’in neden öyle dediğini çok iyi biliyorum. Ben konserlerdeyken güzel anları hep kaçırdım. O yüzden “Sahnedeki adamla evdeki adam ayrı” diyor... Bu arada Şevval dijital pazarlama ve reklam okudu. Yine şov dünyasında çok önemli bir meslek. Bir gün inşallah plak şirketimizin başına geçecek. Su da Berlin’de konservatuvar okudu.
◊ Düetlerinizin devamı gelecek mi?
- Su El Roman: Çok isterim. Babamın eski şarkılarına sahip çıkmak istiyorum.
- Rafet El Roman: “Yollar” diye bir şarkımız var, onu söyleyeceğiz.
◊ Su, senin İngilizce şarkıların da var. Global alanda hayalin var mı?
- Su El Roman: Ben müziğe zaten İngilizce şarkıyla girdim. Almanya’dayken Türkiye’den bir tek Grup Hepsi ile babamı dinlerdim. Büyüdükçe Türkçe müziği sahiplendim. Kendimi Türk piyasasında görüyorum.
◊ Şevval sen neden kamera arkasını istedin?
- Şevval El Roman: Eksiğimiz oydu bence. Babam ve ablam sanatçı, ben perde arkasında onları desteklemeyi tercih ettim.
- Rafet El Roman: Şevval çok iyi bir proje insanı. Hatta şimdi çok güzel bir projesi var, bizi ona ikna etmeye çalışıyor. Tüm aileyi kapsayan bir proje. Anneleri Tuğba, hatta oğlum ve annesi de işin içinde.
◊ Peki Rafet Bey evde nasıl bir baba?
- Şevval El Roman: Babam çok ikonik bir insan. Sadece meslek hayatında değil, özel hayatında da öyle. Bize hem anne hem baba.
- Su El Roman: Ve arkadaş gibi. Küçük yaştan beri onu çok kafa dengi görüyorum.
◊ Evinizde kurallar var mı?
- Rafet El Roman: Vaktinde gelecekler, nerede olduklarını, kiminle gezdiklerini bana bildirecekler. Ayrıca mutlaka birlikte tatillerimiz olur. Aile bizim için bir arada olmaktır. Annelerini de işin içine katıyoruz tabii.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:77
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Ağustos 2026 09:40 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















