Viva Venezuela libre!
Ankara24.com, Sonhaberler kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
ABD emperyalizminin kirli işlerini yapan en seçkin birliği Delta Force’un Venezuela’nın başkenti Karakas’ta hiçbir kayıp vermeden sadece saatler içinde gerçekleştirdiği operasyon birçok soruyu beraberinde getirdi.
Venezuela’yı ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle abluka altına alan ABD ordusu, günlerce süren taciz ve tehditlerin ardından 3 Ocak’ta Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun bulunduğu konuta en seçkin birlikleriyle indirme yaparak Maduro ve eşi Cilia Flores’i esir aldı.
Aynı seçkin birliğin 1993 yılında Somali Ulusal İttifakı lideri Muhammed Farrah Aidid'i yakalamak için gerçekleştirdiği “Gotik Yılan Operasyonu” başarısızlıkla sonuçlanmış ve Somalili direnişçilerin taş, sopa ve silahlarla gerçekleştirdiği saldırılarda ABD, 21 askerini kaybetmişti. 100’e yakın askerin yaralandığı harekât sırasında Somalili direnişçiler bir ABD askerini ise esir almış ve 4 helikopteri de düşürmüştü.
ABD’li seçkin birliklerin başarısızlıkları Somali ile de sınırlı değil. Afganistan ve Gazze’de de gerçekleştirilen bazı gizli operasyonlarda benzer sonuçları elde eden ABD’nin Somali, Afganistan ve Gazze’deki asimetrik harp yeteneği olmayan gayrinizami birliklere karşı verdiği kayıplara karşın nispeten daha profesyonel bir orduya sahip olan Venezuela’da saatler içinde Devlet Başkanı Maduro ve eşi Cilia Flores’i esir alması tüm dünyada şaşkınlığa sebep oldu.
Saldırıdan günler önce Venezuela birlikleri gerçekleştirdiği savunma tatbikatı ile güç gösteri yaparak MANPADS tipi omuzdan atılan hava savunma füzeleriyle görüntü vermişti. Öte yandan envanterinde Rus üretimi S-300VM, Buk-M2E ve Pechora-2M tipi hava savunma sistemleri bulunan Venezuela’nın ABD saldırısı esnasında kayda değer direniş göstermemesi akıllarda Maduro’ya karşı ordu ve kendi hükümeti içinden komplo kurulup kurulmadığına dair soru işaretleri bıraktı.
Otobüs şoförlüğünden sendika liderliğine oradan da siyasete yükselen Maduro, çeşitli görevlerin ardından Hugo Chavez’in kendisini halefi olarak işaret etmesiyle Venezuela Devlet Başkanlığı koltuğuna oturdu. Maduro, Chavez dönemine nazaran zaman içinde Birleşik Sosyalist Parti’ye olan desteği kaybetti. Venezuela’daki ekonomik durgunluk ve Batı dünyasının uyguladığı ambargolar sebebiyle halkın azımsanmayacak bir kesiminin tepkisini ve nefretini kazanan Maduro, son yıllarda sert bir muhalefetle karşı karşıya kaldı. Juan Guaido gibi siyasi rakipler ve ordu içindeki bazı rütbelilerin ABD desteğine rağmen deviremediği Maduro’nun ABD ordusu tarafından esir alınarak ABD’ye götürülmesinin arkasında mevcut geçici Venezuela Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ve kardeşi Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez’in olabileceği iddialar arasında. Financial Times’ın iddiasına göre, Rodriguez kardeşlerin ABD ile Maduro’nun gönüllü olarak başka bir ülkeye sürgüne gitmesi planı üzerinde anlaştı. Yürütülen müzakerelere rağmen Maduro, gönüllü sürgünü kabul etmeyince ABD ordusu kaçırma planını devreye soktu.
ABD, Karakas’ın coğrafik konumundan da faydalanarak başarılı gibi görünen bir operasyon gerçekleştirmiş olsa da o gece Karakas’ta kapalı kapılar ardında tam olarak neler yaşandığına dair birbiri ardına analizler ve yorumlar yayınlanmaya devam edecek.
Şimdi tarihleri biraz geriye sararak 1812’de Kolombiya’nın Cartagena kentine gidiyoruz. Venezuela ile birlikte Latin Amerika’daki birkaç ülkenin daha kurucu babası sayılan Simon Bolivar’ın Birinci Venezuela Cumhuriyeti’nin yıkılışına ilişkin kaleme aldığı "Karakaslı Bir Yerlinin Yeni Granada Vatandaşlarına Hitabı" adlı Cartagena Manifestosu’na ve o günlerde yaşananlara şahitlik edelim.
Varlığını sadece 1 yıl sürdürebilen Birinci Venezuela Cumhuriyeti’nin son günlerinde çıkan ayaklanmalar, bağımsızlık mücadelesinin halkta bir karşılık bulamaması, yaşanan yıkıcı deprem ve bağımsızlık mücadelesinin simgesi olan “vatansever ordu” birliklerindeki bazı subayların kaçması nedeniyle kraliyetçi birliklere karşı daha fazla mücadele edemeyen Başkomutan ve Diktatör Francisco de Miranda, İspanya Krallığı’na boyun eğerek kraliyetçi birliklerle teslimiyet anlaşmasını imzaladı.
Tecrübeli bir asker olan Miranda’nın teslim olmasını hızlandıran sebeplerden biri de Simon Bolivar’ın komutasındaki Puerto Cabello'nun düşmesiydi. Bolivar yanına aldığı birkaç subayla birlikte kendisine ait çiftliğe kaçmıştı. Miranda, teslimiyet anlaşmasını imzalamasının ardından yeniden bağımsızlık savaşını başlatmak üzere limandan ayrılmak üzereyken Bolivar’ın komutasındaki subaylara yakalandı. Miranda’yı “ihanet” gerekçesiyle kurşuna dizdirmek isteyen Bolivar, daha sonra pasaport ve serbest dolaşım hakkı karşılığında Miranda’yı İspanyol birliklerine teslim etti. Yaşlı Miranda sadece birkaç yıl sonra kaçma planları yaparken hapishanede öldü.
Cartagena Manifestosu’nda Birinci Cumhuriyet’in yıkılışına ilişkin gerekçeleri açıklayan Bolivar’a göre, yıkılışın sebebi kraliyetçi orduların eylemlerinde değil, Venezuelalılar arasında ortaya çıkan bölünmede yatıyordu. Bolívar bu durumu "Bizi köleliğe geri döndüren İspanyol silahları değil, bizim bölünmemizdi" sözleriyle açıklıyordu. Yetenekli bir siyasi stratejist olan Bolivar, Cumhuriyete karşı kurulan komplolar ve buna karşın “suçlu af” olarak nitelendirdiği af yetkilerinin fazlaca kullanılmasını da Cumhuriyet’in yıkılış gerekçeleri arasında sıralıyordu.
Birinci Cumhuriyet’in yıkılmasından kendince dersler çıkartan Bolívar, Cartagena Manifestosu’nu yayınlandıktan sonra aldığı destekle kanlı bir mücadeleye girişti. İkinci ve Üçüncü Cumhuriyet’in de yıkılmasının ardından "Ölümüne Savaş" kararnamesini yayınlayan Bolívar, bu kararnameyle adeta tarafsızlığı ortadan kaldırıyor ve savaşa katılmayanların idam edileceğini ilan ediyordu. Bolivar, oldukça kanlı bir mücadelenin sonucunda Miranda’nın hayali olan Büyük Kolombiya’yı 1819 yılında kurdu.
Bağımsızlık mücadelesi sırasında işlediği soykırımları, Yeni Granada Kongresi’nde övünerek anlatan Bolivar, imzaladığı kararname ve bildirilerle patolojik kişiliğini ortaya koyuyordu. Marks’ın dahi eleştirilerinden payını alan Bolivar’ın hayalini kurduğu yönetimlerde çatlak sesler giderek yükseliyor ve baskıcı kararlara itirazlar beraberinde komploları da getiriyordu. Nihayet Bolivar, 1830’da istifa etti ve aylar sonra öldü.
Bolivar, 1815’te kaleme aldığı Jamaika Mektubu’nda şu ifadeleri kullanıyordu:
“Özgürlüğü seven bir halk sonunda özgür olur. Biz, insan ırkının bir mikrokozmosuyuz. İki okyanusla çevrili, sanat ve bilimde genç, ama medeni toplumun geleneklerinde bir bakıma eski olan ayrı bir dünyaya sahibiz.”
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:88
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 07 Ocak 2026 15:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















