VERGİ CEZALARI REKOR SEVİYEDE: REFORM OLMADAN VERGİDE ADALET SAĞLANAMAZ Ocak 2026 bütçe verileri ne söylüyor Mehmet Akif Soysal
Yenisafak sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı 2026 yılı Ocak ayı Merkezi Yönetim Bütçe İstatistikleri, vergi cezaları kaleminde olağanüstü bir tablo ortaya koymuştur. Yılın tamamı için öngörülen hedefler, henüz ilk ayda ciddi biçimde aşılmış durumdadır.

Bu rakamlar tahsilat değil, tahakkuktur. Yani devletin yalnızca ocak ayında kestiği ceza tutarını göstermektedir. Henüz yılın ilk ayında yıllık hedefin üç katına ulaşan bir tahakkuk, sıradan bir bütçe performansı olarak değerlendirilemez.
BIR AY ÖNCE NE DEMİŞTİK?
Bundan yalnızca bir ay önce yayımlanan “Yapay Zekâ ile Vergi Denetimi Yetmez: Asıl Sorun Vergi Sisteminin Kendisi” başlıklı yazımızda açık bir uyarıda bulunmuştuk. Denetimlerin artırılmasının tek başına çözüm olmayacağını, eğer toplam vergi yükü sürdürülemez seviyedeyse
sistemin mükellef üzerinde baskı üreteceğini ifade etmiştik.
O yazıda Türkiye, ABD ve Almanya örneklerini 10 milyon TL karşılığı şirket kârı üzerinden karşılaştırmıştık. Türkiye’de şirket kârı oluşurken kurumlar vergisi, dağıtım aşamasında gelir vergisi ve harcama aşamasında ÖTV ile KDV devreye girmekte; aynı ekonomik değer üç aşamada aşındırılmaktadır.
Özellikle yüksek ÖTV içeren bir araç alımında, başlangıçtaki reel kazancın büyük kısmı vergi katmanları içinde erimektedir. Tam uyum halinde, ekonomik anlamda korunabilir ve büyütülebilir bir servet birikimi neredeyse imkânsız hale gelmektedir.
Dolayısıyla mesele mevzuatın teknik karmaşıklığı değil; toplam efektif vergi yükünün ödenebilir sınırları aşmış olmasıdır. Biz bir ay önce tam olarak bu noktaya dikkat çekmiştik.
OCAK VERİLERİ BU TEZİ DOĞRULUYOR
Ocak ayı bütçe gerçekleşmeleri, ortaya koyduğumuz bu teorik çerçevenin pratik yansımasıdır. Ağır ve katmanlı vergi yükü altında faaliyet gösteren mükellefler yoğun denetim mekanizması ile karşılaştığında, ortaya çıkan sonuç cezai tahakkuk artışıdır.
Bu gelişme teknik bir bütçe başarısından ibaret değildir; sistemin sınırlarına ulaştığının göstergesidir. Vergi reformu yapılmadan yalnızca denetim ve ceza mekanizmasını güçlendirmek, kısa vadede tahakkuku artırabilir; ancak uzun vadede güven aşınmasına yol açma riski taşır.
EKONOMİK BASKININ SİYASİ SONUCU
Vergi adaleti algısı zedelendiğinde mesele yalnızca mali olmaktan çıkar. Vergi, devlet ile vatandaş arasındaki en temel sözleşme alanlarından biridir. Bu alandaki adalet duygusunun aşınması, doğrudan siyasal sonuç üretir.
İş insanları, esnaf ve geniş mükellef kitleleri kendilerini sistem karşısında korunmasız hissetmeye başladığında, bu durum sandığa yansıma potansiyeli taşır. Ekonomik baskı ile adalet algısındaki bozulma birleştiğinde seçmen davranışının değişmesi ihtimali artar.
Vergi reformu olmadan denetim artışı sürdürülebilir değildir. Reform olmadan vergide adalet sağlanamaz.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:58
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Şubat 2026 04:05 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















