Uğur Mumcu Her Yıl Yeniden Öldürülüyor
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Söylenecek bir şey.. Hatırlatılacak bir cümle kaldı mı?
Tam 33 yıldır 24 Ocak O’na adanmış.. Hakkında konuşulmadık şey kalmamış..
Ama Uğur Mumcu hala sahipsiz. Devlet tuğlayı çekip çıkartamadığı için bu ülkenin en değerli insanlarından birinin ölümü hala sır!
Canım Yılmaz Büyükerşen öldürüldüğü arabayı alıp Eskişehir’in orta yerine koymasa.. Suikastin korkunçluğunu gözümüze gözümüze sokmasa nasıl öldüğünü bile idrak edemeyeceğiz..
Uğur Mumcu’yu TRT’den atılıp Politika Gazetesi’nde çalışmaya başladığımda tanıdım. Her gün büromuzdaydı. En yakın arkadaşı Adil Özkol, gazetenin Ankara temsilcisiydi çünkü. Ciddiyet sözcüğünün karşılığı gibi görünen Uğur Mumcu’nun, ne kadar neşeli, hatta Adil beyle birlikteyken na kadar muzır olduğuna o günlerde tanıklık ettim.
Yıllar sonra MİT’ten resen emekli edilen babamın avukatlığını yaparken de muazzam zekasıyla hukukçuluğunu gözleme fırsatı buldum.
Ölüm haberi geldiğinde İstanbul’daydım.
Binlerce gazeteci ve belki onbinlerce vatandaşla Cumhuriyet’e yürürken ağlıyorduk. Bir yandan da, o günden sonra onun adıyla anılacak olan şarkıyı mırıldanıyorduk: “Yiğidim aslanım burda yatıyor..”
Zülfü Livaneli o benzersiz şarkıyı yaptığında Paris’teymiş. İlk dinleyenlerden biri de ziyaretine gelen Uğur Mumcu olmuş.
O günü hatırlayarak anlattı: Uğur Mumcu’nun gözleri şarkıyı dinlerken dolmuş.
Şarkının sözleri Nazım Hikmet’e adanmış bir şiirdendi.. 1980 yılında dinleyicisiyle buluştuğunda akla Denizler’i getirmişti.
Ama 24 Ocak 1993 gününden sonra Uğur Mumcu’nun olmuştu:
Türkiye’nin “sakıncalı piyadesi”.. Kim bilir kaç örgütün hedefi.. En çok tehdit alan gazetecisi, yazarı..
Bıçak sırtında geçen onca yılda tüm tehditlere rağmen pek çok kitap ve yaklaşık 5 bin yazıya imza atmıştı.
Onlardan biri, 25 Ağustos 1975 günü Cumhuriyet’te yayınlanan yazısı külliyatında bambaşka bir yere sahipti.
“SESLENİŞ” başlığı attığı yazısının sonunda Türkiye’ye şöyle seslenmişti:
“Vurulduk ey halkım! Unutma bizi..”
*. *. *
O korkunç suikastin üzerinden 33 yıl geçti.
33 yılda yine gazeteciler, aydınlar, sanatçılar vuruldu. Takvimin neredeyse her gününü bir cinayete ayırıp yas tuttuk.
Bugün de beton duvarların ardına canlı canlı gömülenler için yas tutuyoruz.
Özellikle de ölümün kıyısında yaşayan Murat Çalık ve artık kendisi olmaktan çıkmaya başlamış Tayfun Kahraman için.
Ama hep konuşuyoruz ya! Asıl katledilen, hukukun kendisi.
Son örnek, şaka gibi bir “terör örgütü üyeliği” iddiasıyla görülen davada verildi..
İktidar ortakları “kurucu Önder” dedikleri Öcalan ile süreç müzakeresi yapmışken.. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer “yerel seçimlerdeki kent uzlaşısı” davasında böyle bir gerekçeyle 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı.
Avukatı Hüseyin Ersöz duruşma sonrasında tarihe bir hazin not daha düştü:
“Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde girmiş olduğum hiçbir davada bu kadar lehe deliller varken ve bir kişi hakkında suçluluğunu ispat edecek tek bir delil dahi dosyanın içerisine girmemişken bir mahkumiyet kararı verildiğine ilk kez şahit oluyorum.
Aslında bu, savunmalarımızı ifade ettiğimiz gibi bu yargılama sürecinin hukukilikten uzak, siyasi bir yargılama süreci olduğunu da bizlere gösteriyor. Ne yazık ki siyasetin olduğu yerde hukuk olmaz, hukukun olacağı yerde siyaset barınmaz. Ancak ne yazık ki bugün mahkeme heyetinin vermiş olduğu karar; kamu vicdanını yaralayan, kamu vicdanını örseleyen, bütün yurttaşların ve vatandaşların hukuk güvenliği yönüyle soru işaretlerini beraberinde getiren bir karar olmuştur.
Hiçbir vicdanlı hukukçunun bu kararı kabul edebileceğini, bunu sineye çekebileceğini düşünmüyorum. Bu kararı veren hakimler vicdanlarda mahkum olmaya mahkumdurlar.”
*. *. *
Metin Göktepe.. Hrant Dink.. Ali İsmail Korkmaz.. Berkin Elvan.. Ankara Gar katliamı kurbanları.. Ve daha niceleri.
Bir gün duvardan birkaç tuğla çıkartmakla yetinmeyip duvarı yıkacağız. Kaybettiklerimizin isimlerini de gökyüzüne yazacağız.
Biliyorum böyle susup oturdukça bu bir hayal.
Hatta şu kadarını söyleyeyim, siyasal islam rüyasının gerçek olduğu.. Dün Rakka’da siyah bayrak sallarken görüntülenen militanla IŞİD’in hayatımıza yeniden girdiği günler “daha yakın” görünüyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:84
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Ocak 2026 09:20 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















