Türkiye denizlerinde neler oluyor?
Ankara24.com, Trthaber kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
Türkiye kıyılarından son günlerde dikkat çekici deniz canlısı gözlemleri yapılıyor. Hatay açıklarında görülen balina, Fethiye-Göcek kıyılarında kaydedilen ispermeçet balinası ve farklı bölgelerde ortaya çıkan Akdeniz fokları, denizlerdeki hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. Buna ek olarak pusula denizanalarının Marmara ve Kuzey Ege’ye kadar ulaşması, ekosistemde yaşanan değişimlere ilişkin soruları da beraberinde getiriyor.
Peki denizlerde ne değişiyor? Bu hareketliliğin arkasında sadece iklim değişikliği mi var? Önümüzdeki dönemde görmeye alışık olmadığımız başka deniz canlılarıyla da karşılaşabilir miyiz? Merak edilenleri Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu’yla konuştuk.
Doğu Akdeniz’de çoğalan ve akıntılarla batıya doğru sürüklenen denizanaları (Rhopilema nomadica) turizm kenti Antalya’da endişe yaratsa da bu geçici bir durumdu. Nisan sonu, mayıs ayı başlangıcında geçiş tamamlandı. Pusula denizanası için de endişelenmeye gerek yok. Şimdilik bazı bölgelerde görülmüş olabilir ancak yoğun bir çoğalma söz konusu değil.
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu
[Fotoğraf: AA]
Son dönemde denizlerimizde balina ve fok gibi canlıların sık görülmesinin hem tesadüf hem de iklim değişimiyle ilgili olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Gökoğlu, “Bilindiği gibi Akdeniz foku adı üstünde Akdeniz’de bulunan endemik bir tür. Balinalar da yine Akdeniz’de var. Bunların ardı ardına gözükmesi bir tesadüf. Tabii denizlerde de birçok değişim oluyor. Küresel ısınma bir gerçek... Onun haricinde yeni türlerin girişi de bir gerçek” diyor.
Denizanaları da son günlerde sıkça konuşulan türlerden biri. Özellikle kıyıya yakın bölgelerde bulunan pusula denizanaları endişe uyandırıyor. Prof. Dr. Gökoğlu, bu konuya ilişkin ise şöyle konuşuyor:
“Doğu Akdeniz’de çoğalan ve akıntılarla batıya doğru sürüklenen denizanaları (Rhopilema nomadica) turizm kenti Antalya’da endişe yaratsa da bu geçici bir durumdu. Nisan sonu, mayıs ayı başlangıcında geçiş tamamlandı. Pusula denizanası için de endişelenmeye gerek yok. Şimdilik bazı bölgelerde görülmüş olabilir ancak yoğun bir çoğalma söz konusu değil.”
[Fotoğraf: AA]
İklim değişikliğinin etkileri doğanın her köşesinde olduğu gibi denizlerde de yoğun şekilde hissediliyor. Nitekim deniz suyu sıcaklıklarındaki artış, canlıların hem göç yollarını hem de yaşam alanlarını değiştiriyor. Prof. Dr. Gökoğlu, deniz suyu sıcaklığındaki değişimin özellikle dar bir yaşam alanına sahip canlıları etkilediğine dikkat çekerek, “Bu sene deniz suyu geç ısınmaya başladı. Bu da bazı canlıların üreme dönemlerinde 10-15 günlük sapmalara neden olabilecek” tespitinde bulunuyor.
Gelelim Türkiye kıyılarında eskiden görmediğimiz ancak son dönemlerde sıkça rastlanan deniz canlılarına… “Kızıldeniz’den birçok balık türü ve organizma girdi” diyen Prof. Dr. Gökoğlu, tespitlerini bazı örneklerle sürdürüyor:
“Örneğin Antalya Konyaaltı’nda Japon hamsisi olarak da adlandırılan Japon sardalyası tutuluyor. Bu sardalya türü Akdeniz’e yeni girdi. Balıkçı bir ailenin çocuğuyum. Eskiden bu sardalya türü yoktu. Şimdi aşırı şekilde çoğaldı. Önceden sarı şeritli, benekli sardalyalarımız vardı. Artık bu türler çok az çıkmaya başladı. Bunların boşluğunu yeni gelen sardalyalar doldurmaya başladı. Benzer şekilde ispari balığının yerini, göçmen olan çizgili gırt-gırt (Gargur) aldı. Bunlara benzer pek çok örnek var. Yine alglerle ilgili, yosunlarla ilgili değişimler de var.”
[Fotoğraf: AA]
Kızıldeniz’den Akdeniz’e bu kadar farklı türün geliş sebebinin sadece iklim değişikliği olmadığının altını çizen Prof. Dr. Gökoğlu, Nil Nehri’ndeki barajlara da dikkat çekiyor:
“1970’li yıllarla beraber Nil’in üzerine Aswan Barajı yapıldı. Nil, eskiden olduğu gibi sularını Akdeniz'e akıtıyordu. Süveyş Kanalı'nın ağzında düşük bir tuzluluk yeri oluşturuyordu. Şimdi Nil, Mısır’ın topraklarını suluyor. Akdeniz’e eskisi kadar suyu akmıyor. Yine Süveyş Kanalı tuz göllerinin üzerinden açılmıştı. Bu tuz gölleri de yüksek bir tuzluluk oluşturan diğer bir bariyerdi. Süveyş Kanalı’nda yabancı türlerin geçişinde bariyer oluşturuyordu. Kanalın genişletilmesi, derinleştirilmesi gibi müdahalelerle Kızıldeniz’de ve Akdeniz’deki sıcaklık bariyeri de ortadan kalktı. Küresel ısınmayla Akdeniz’le Kızıldeniz arasındaki sıcaklık bariyeri de neredeyse eşitlendi. Egzotik türler için uygun ortam oluştu ve göç başladı.”
[Fotoğraf: AA]
Bu yeni türlerin görülmesi elbette sadece Akdeniz’le sınırlı değil. Ege ve Marmara da değişimden nasibini alıyor. Prof. Dr. Gökoğlu, bu yeni türleri şöyle anlatıyor:
“Bir kısım yabancı organizma Ege’ye, hatta Marmara’ya giriyor. Örneğin bizim burada bir Kızıldeniz göçmeni 'domuz balığı' olarak adlandırdığımız balık türü var. Onu Marmara’da da tespit ettiler. Yine Akdeniz kökenli orfoz ve plaka gridası dediğimiz lagos türleri de Marmara’da görülmeye başladı. Bu, Marmara'nın da ağır ağır ısındığını, bu türler için yeni ortamlar oluşturduğunu ve Akdeniz’e ait türlerin yukarı doğru dağılımını genişleterek kayma gösterdiğinin işareti. Yine Karadeniz’de de Akdeniz görülen bazı egzotik türler yakalandı. Örneğin mavi yengeç buna bir örnek. Mavi yengeç zaten yabancı bir türdü. Karadeniz’de tespit edilmesi, yeni türlerin geldiğini gösteriyor.”
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:25
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Haziran 2026 14:32 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















