Son dakika AHBAP korosundan Hazal Kaya, Özlem Gürses ve Ruşen Çakır ın ifadeleri ortaya çıktı! Sorumluluk hissetmiyorum
Sabah sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Son dakika haberi... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü "Ahbaplar suç örgütü" soruşturmasında gazeteci Ruşen Çakır'ın savcılık ifadesi ortaya çıktı. "AFAD bizden değil, AHBAP'ı biliyoruz" açıklamasında bulunan Çakır'a, deprem dönemindeki Ahbap paylaşımları, devlet kurumlarına yönelik açıklamaları tek tek soruldu. Deprem bölgesine hiç gitmediğini kabul eden Çakır, "Herhangi bir sorumluluk hissetmiyorum" savunması yaparken savcıdan terleten sorular peş peşe geldi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü "Ahbaplar suç örgütü" soruşturmasında ifade veren gazeteci Ruşen Çakır'ın ifadesi ortağa çıktı. Savcılık Çakır'a halkın sormak istediği soruları adete tek tek sıraladı.
"KENDİ PARANIZI HALUK LEVENT'E EMANET EDER MİYDİNİZ?"
Savcılığın ilk sorusu, Çakır'ın Haluk Levent'i depremden önce tanıyıp tanımadığı üzerine oldu. Çakır'a, "Tanımadıysanız kendi nam ve hesabına vatandaşlardan para toplamasına neden yardımcı oldunuz? Kendi paranızı Haluk Levent'e emanet eder miydiniz?" diye soruldu.
CÜZİ MİKTARDA GÖSTERMELİK BAĞIŞ
Haluk Levent'i yalnızca sanatçı kimliğiyle bildiğini söyleyen Çakır, Ahbap Derneğinin depremzedelere ciddi yardımda bulunduğuna ilişkin bilgileri bölgede görev yapan gazetecilerden aldığını belirtti. Çakır, yaptığı haberle para toplanmasına yardımcı olmadığını savunsa da kendisinin ve ailesinin Ahbap Derneğine "çok cüzi miktarda" bağışta bulunduğunu açıkladı.
SORUMLULUK SORUSUNA SKANDAL YANIT
Çakır, Haluk Levent'le hiçbir zaman yüz yüze gelmediğini ve telefon irtibatının da bulunmadığını ileri sürdü. Savcılık, Çakır'a yönelttiği bir başka soruda kamuoyundaki tanınırlığı ve gazeteci kimliği üzerinden oluşturulan güvene dikkat çekti. Çakır'a, "Adınızın, kimliğinizin ve şöhretinizin kullanılmasıyla oluşturulan güven nedeniyle milyarlarca lira buhar oldu, milyonlarca insan kandırıldı ve binlerce ailenin ihtiyaçları karşılanamadı. Kendinizi sorumlu hissediyor musunuz?" sorusu yöneltildi.
"SORUMLULUK HİSSETMİYORUM"
Çakır, bu soruya "Belirttiğim gibi o dönem deprem bölgesinde bulunan meslektaşlarımızın bilgi vermesi Kızılay AFAD gibi kuruluşların yetersiz kaldığını, Ahbap derneğinin ise fonksiyonel olarak çok yeterli bir şekilde yardım görevini yerine getirdiğini söylemeleri sebebiyle yapmış olduğum bir haberdir. Tamamen bir durum degerlendirmesidir. Herhangi bir sorumluluk
hissetmiyorum." yanıtını verdi.
AHBAP İLE GÖRÜNÜRLÜĞÜ ARTTI
Savcılık, deprem döneminde Ahbap Derneği kadar Çakır'ın da görünürlüğünün arttığını belirterek bu güvenin kendisine maddi kazanç sağlayıp sağlamadığını sordu. Çakır, 41 yıldır gazetecilik yaptığını, zaten kamuoyu tarafından tanınan bir isim olduğunu ve Ahbap sayesinde artan bir popülaritesinin bulunmadığını savundu.
DESTEK VAR DENETLEME YOK
Çakır'a, Haluk Levent'in vaatlerini kamuoyuna duyurup kitlelerin yönlendirilmesine katkıda bulunduktan sonra, bu vaatlerin deprem bölgesinde yerine getirilip getirilmediğini neden araştırmadığı da soruldu. Çakır ise Haluk Levent'le bir araya gelmediğini yineleyerek, Ahbap'ın faaliyetlerini yerinde kontrol etme imkânı bulunmadığını savundu.
DEVLETİN KURUMLARIYLA AHBAP'I KARŞI KARŞIYA GETİRDİ
Savcılık, Çakır'a devletin resmî yardım kuruluşlarına ilişkin yayınları üzerinden de sorular yöneltti. "Devletin resmî kurumlarına güvenmediniz, güvenmediğinizi alenen beyan ettiniz. AFAD, İçişleri Bakanlığı ve Kızılay gibi onlarca yıllık kurumların itibarını hedef aldınız. Devlet yerine şahıslara güvendiniz. Yüzlerce muhalif tandanslı başka organizasyon varken neden AHBAP'ı tercih ettiniz? Bunun sebebi medyadaki görünürlüğünüzün ve popülaritenizin artmış olması mı?" sorusuna Çakır, devletin hiçbir kurumunu aşağılamadığını ve vatandaşlara devlet kurumlarına güvenmemeleri yönünde telkinde bulunmadığını ileri sürdü.
DEPREM BÖLGESİNE DAHİ GİTMEDİ
Savcılık, deprem döneminde devlet kurumlarını hedef aldığı, AFAD, İçişleri Bakanlığı ve Kızılay gibi resmî kurumlara yönelik güveni zedelediği, buna karşılık AHBAP'ı ön plana çıkardığı hatırlatıldı. Savcılık ayrıca, "Deprem bölgesine dahi git ediniz. Özür dileyecek misiniz? Emeğinizin geçtiği bağışları kişisel servetinizden hak sahiplerine iade edecek misiniz?" sorusunu yöneltti.
Çakır, deprem bölgesine gitmediğini kabul ederek, bölgedeki arkadaşlarından aldığı bilgiler doğrultusunda gazetecilik görevi gereği haber yaptığını öne sürdü. Çakır, depremzedelere dağıtılması gereken paraların şahsi amaçlarla kullanıldığını soruşturma kapsamında öğrendiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "Bir derneğin bu şekilde hareket etmesi gerçekten çok üzücü. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve gazeteci olarak beni üzmüştür. Ben de bu derneğe yardımda bulundum." Çakır, suçlu bulunan kişilerin bir an önce cezalandırılmasını istediğini de sözlerine ekledi.
AHBAP SORUŞTURMASINDA ÖZLEM GÜRSES VE HAZAL KAYA'NIN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI: BİRİ "ŞİKÂYETÇİ OLURUM" DEDİ, DİĞERİ "BEN DE MAĞDURUM"
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturmasında ifadesine başvurduğu gazeteci Özlem Gürses ile oyuncu Hazal Kaya'nın beyanları dikkat çekici itiraf ve pişmanlıkları ortaya koydu. Gürses, Ahbap'ın denetlenmesi gerektiğini savunduğunu, kendisinin bağış çağrısı yapmadığını ve kamuoyu nezdindeki itibarının kullanılmış olması hâlinde şikâyetçi olacağını söyledi. Hazal Kaya ise AHBAP'a 120 bin TL bağış yaptığını açıkladı, "Ben de mağdurum, bağışımın nereye gittiğini öğrenmek istiyorum" dedi. Kaya, bağışların bahis ve kumarda harcandığı iddialarına ilişkin "Alçakça bir harekettir" ifadesini kullandı. İki isim de kamuoyu güveninin kötüye kullanıldığı ihtimali karşısında sert tepki gösterirken, biri sorumluluk kabul etmedi, diğeri açıkça mağduriyetini ve hayal kırıklığını dile getirdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında Özlem Gürses ile Hazal Kaya'nın ifadeleri alındı.
İki isme de deprem döneminde Ahbap Derneği ve Babala TV üzerinden yürütülen bağış kampanyaları, kamuoyundaki tanınırlıklarının bu süreçte kullanılıp kullanılmadığı ve derneğe duyulan güvenin hangi gerekçelere dayandığı soruldu.
İfadelerde, kamuoyuna verilen güven mesajlarının ardından yaşanan hayal kırıklığı, denetim eksikliği ve bağışların akıbetine ilişkin ağır şüpheler öne çıktı.
HAZAL KAYA: AHBAP'A 120 BİN TL BAĞIŞ YAPTIM
Hazal Kaya, deprem döneminde her vatandaş gibi yardım etmek istediğini ve Babala TV'nin canlı yayınına kendi isteğiyle katıldığını söyledi. Kaya, yayına gitmesi için kimseden çağrı ya da yönlendirme almadığını, o dönemde hamile olduğu için depremden etkilenen kadın ve çocuklara karşı daha yoğun bir sorumluluk hissettiğini anlattı.
İfadesinde en dikkat çekici ayrıntı ise AHBAP'a yaptığı bağış oldu. Kaya, derneğe şahsen 120 bin TL bağış yaptığını açıkladı ve "Yaptığımız bağışların bu şekilde Haluk Levent tarafından suistimal edilmesi sebebiyle ben de mağdurum" dedi.
"BAĞIŞIMIN NEREYE GİTTİĞİNİ ÖĞRENMEK İSTİYORUM"
Hazal Kaya, ifadesinde yalnızca hayal kırıklığını değil, bağışının akıbetini öğrenme talebini de açıkça dile getirdi. Kaya, "Yaptığım bağışın nereye gittiğini öğrenmek istiyorum. Gerekli olursa şikâyet hakkımı da kullanacağım" ifadelerini kullandı.
Kamuoyundaki tanınırlığının bağış toplamak amacıyla kullanılmış olmasını "topluma yapılan bir kötülük" olarak nitelendiren Kaya, derneğin Kızılay'dan çadır temin etmesinin ve bazı kamu görevlilerinden destek açıklamaları paylaşmasının kendilerinde güven oluşturduğunu söyledi. Ancak gelinen noktada bu güvenin kötüye kullanıldığını savundu.
"BAHİS VE KUMARDA HARCANMASI ALÇAKÇA"
Hazal Kaya'nın ifadesindeki en sert bölüm, bağışların bahis ve kumarda kullanıldığı iddialarına ilişkin oldu. Kaya, basından öğrendiğini söylediği savunmaları "korkunç" bulduğunu belirterek, bunların hiçbir geçerliliği olmadığını söyledi.
"Benim de aralarında bulunduğum binlerce insanın iyi duygularını suistimal ederek yaptığımız bağışları bahis ve kumarda harcaması alçakça bir harekettir" diyen Kaya, derneğe duyduğu güvenin yıkıldığını ve kendisini mağdur hissettiğini ifade etti.
ÖZLEM GÜRSES: BAĞIŞ ÇAĞRISI YAPMADIM
Özlem Gürses ise ifadesinde deprem döneminde işsiz olduğunu, ekranlarda yer almadığını ve yalnızca bazı YouTube yayınlarına katılıp sosyal medya paylaşımları yaptığını söyledi. Gürses, Ahbap ve Babala TV'ye yönelik paylaşımlarının bağış çağrısı amacı taşımadığını, bu yapıların bağımsız organlarca denetlenmesi gerektiğini savunduğunu belirtti.
Haluk Levent'le şahsi tanışıklığının olmadığını söyleyen Gürses, depremden önce kendisiyle herhangi bir röportaj ya da özel haber çalışması yapmadığını ifade etti. Kendisinin hiçbir yayında Ahbap adına yardım istemediğini savunan Gürses, kamuoyundaki itibarının bağış toplamak için kullanıldığının ortaya çıkması hâlinde şikâyetçi olacağını açıkladı.
"BENİ KULLANDILARSA ŞİKÂYETÇİ OLACAĞIM"
Gürses, toplum önünde tanınan kişilerin itibarının kullanılması ihtimaline özellikle dikkat çekti. "Eğer ben ve benim gibi toplumun önünde bulunan kişilerin itibarını kullanarak bağış toplandıysa, tespitlerin ortaya çıkmasıyla bizzat şikâyetçi olacağım" diyen Gürses, afet dönemindeki iletişim ve koordinasyon sorunlarının kötü niyetle kullanılmasını "vicdansızlık" olarak nitelendirdi.
Ancak Gürses, kendisinin herhangi bir kurumu parlatma çabasında olmadığını ve bu nedenle sorumluluk hissetmediğini söyledi. Gürses, açık bir pişmanlık beyanında bulunmadı; buna karşılık kamuoyu güveninin izinsiz kullanılması hâlinde hukuki yollara başvuracağını belirtti.
HALUK LEVENT'E "LAKAYIT TAVIR" ELEŞTİRİSİ
Özlem Gürses, Haluk Levent'i deprem felaketinin üçüncü yıl dönümünde Hatay'dan canlı yayına konuk aldıklarını söyledi. Bu yayında Levent'in ofis sandalyesinde oturarak depremzedelerden bahsettiğini ve tavrını "lakayit" bulduğunu ifade etti.
Gürses, bu rahatsızlığını yayın sırasında reji ekibine ilettiğini, programın da deprem sonrası yerine getirilmeyen vaatleri sorgulayan bir içerikte olduğunu anlattı. Yayında müteahhidi kaçan projelerde mağdur olan iki depremzede avukatını konuk ettiğini belirten Gürses, bunun verilen sözlerin peşinde olduğunun göstergesi olduğunu savundu.
"ÖRGÜTSEL YAPI VARSA FARKINDA DEĞİLDİM"
İfadesinde "Eğer deprem sürecinde örgütsel yapı kurulduysa ve yardım etmeyenlere linç furyası başlatıldıysa ben bunun farkında değildim" diyen Gürses, Ahbap ve Babala'nın rakibi görülen kuruluşlara çağrı yapan kişilerin karalanmış olabileceğini de bilmediğini söyledi.
Gürses, "Bu denli büyük bir travma içinde bunu düşündülerse yazıklar olsun" diyerek olası manipülasyona tepki gösterdi.
"KAMU GÖREVLİLERİYLE FOTOĞRAF VEREREK KAFALARI KARIŞTIRDI"
Özlem Gürses, Haluk Levent'in kamu görevlileriyle ve sahada çekilen fotoğraflarla güven algısı oluşturduğunu savundu. "Haluk Levent sürekli kamu görevlileriyle ve sahada fotoğraflar vererek insanların kafalarını karıştırdı" diyen Gürses, buna rağmen özür dilemesini gerektirecek bir eylemde bulunmadığını söyledi.
Devlet kurumlarına saygılı olduğunu, Ahbap ve Kızılay dâhil bütün yapıların denetlenmesi gerektiğini savunan Gürses, o dönemde hiçbir kuruma özel destek çağrısı yapmadığını söyledi. Gürses, Kızılay'ın çadır satışı tartışmalarının vatandaşlarda tereddüt oluşturduğunu, buna karşılık Ahbap'ın da aynı şekilde denetlenmesi gerektiğini söyledi.
BİRİ SORUMLULUK KABUL ETMEDİ, DİĞERİ "MAĞDURUM" DEDİ
İki ifade arasındaki en belirgin fark, yaşananlara ilişkin kişisel sorumluluk ve pişmanlık yaklaşımında ortaya çıktı. Özlem Gürses, bağış çağrısı yapmadığını, şeffaflık ve denetim talep ettiğini, bu nedenle sorumluluk hissetmediğini söyledi. İtibarının bilgisi dışında kullanılması hâlinde ise şikâyetçi olacağını açıkladı.
Hazal Kaya ise AHBAP'a 120 bin TL bağış yaptığını belirterek kendisini doğrudan mağdur olarak tanımladı. Bağışının nereye gittiğini öğrenmek istediğini, güveninin zedelendiğini ve gerekirse şikâyetçi olacağını söyledi. Kaya'nın "Bahis ve kumarda harcamak alçakça bir harekettir" sözleri, soruşturma sonrasında yaşanan öfke ve pişmanlığın en açık ifadesi oldu.
KAMUOYU GÜVENİ SORUŞTURMANIN MERKEZİNDE
İfadeler, soruşturmanın yalnızca bağışların mali akıbetiyle değil, kamuoyunda tanınan isimlerin oluşturduğu güvenin nasıl kullanıldığıyla da ilgilendiğini ortaya koydu.
Hazal Kaya, kamuoyu nezdindeki bilinirliklerinin bağış toplamak için kullanılmasını topluma karşı işlenmiş bir kötülük olarak değerlendirirken; Özlem Gürses, böyle bir kullanımın tespit edilmesi hâlinde şikâyetçi olacağını söyledi.
#SON DAKİKA #SON DAKİKA HABERİ #HALUK LEVENT
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:95
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Temmuz 2026 18:49 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















