Tüm dünyayı sarsan hastalığın sırrı kayıp parşömende çıktı Sözcü Gazetesi
Sozcu sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Tarih kitapları bize genellikle "Kara Ölüm"ün Avrupa’yı nasıl bir mezarlığa çevirdiğini anlatır. Ancak British Library’nin tozlu rafları arasında, yüzyıllardır bir hesap defterinin içine gizlenmiş küçük bir parşömen parçası, hikayenin bilinmeyen tarafını gün yüzüne çıkardı: Hayatta kalanlar. Durham Üniversitesi’nden uzmanların keşfettiği bu belge, insanlık tarihinin en karanlık döneminde bile umudun ve direncin olduğunu kanıtlıyor.
HESAP DEFTERİNDEN ÇIKAN MUCİZERamsey Abbey malikanesine ait sıradan bir mali kaydın arasına sıkışmış bu belge, tarihin en ölümcül döneminde vebaya yakalanıp iyileşmeyi başaran 22 köylünün ismini tek tek listeliyor. 1346-1353 yılları arasında Avrupa nüfusunun neredeyse yarısını yok eden salgın sırasında, tarihçiler hep "kaç kişinin öldüğüne" odaklanmıştı. Bu belge ise ilk kez "kaç günde iyileştiklerine" odaklanmamızı sağlıyor.
Belgeye göre, 1349 yılının bahar ve yaz aylarında hastalanan köylülerin işten uzak kaldığı süreler hayli şaşırtıcı. Dönemin kayıtları, vebanın pençesindeki insanların iyileşme hızını şöyle özetliyor:
En Hızlı İyileşen: Henry Broun adındaki köylü, sadece bir hafta içinde yataktan kalkıp tarlaya geri dönmeyi başarmış.
En Zorlu Mücadele: John Derworth ve Agnes Mold ise tam dokuz hafta boyunca ölümle pençeleştikten sonra hayata tutunmuşlar.
Genel Durum: İyileşenlerin büyük bir çoğunluğu (yaklaşık dörtte üçü) bir ay içinde işbaşı yapmış.
Bu hız, dönemin tıp imkanları ve hastalığın dehşeti düşünüldüğünde tam bir mucize gibi görünüyor. O dönemde köylülerin bir yıla kadar "hastalık izni" hakkı olmasına rağmen, bir ay içinde çalışmaya dönmeleri ya vücut dirençlerinin ya da ekonomik zorunlulukların bir yansıması.
Tarihçiler yıllardır vebanın "rastgele" mi öldürdüğünü yoksa belirli grupları mı seçtiğini tartışıyor. Bu yeni belge, tartışmaya yeni bir boyut kazandırıyor: Hayatta kalan 22 kişinin büyük bir kısmı, malikanede daha büyük topraklara sahip olan, yani daha "varlıklı" köylülerdi.
Uzmanlara göre bu bir tesadüf değil. Daha iyi beslenen, daha temiz ve izole alanlarda yaşayan varlıklı kesim, vebanın getirdiği ikincil enfeksiyonlara karşı daha dayanıklıydı. Belgedeki hayatta kalanların 19’unun erkek olması ise vebanın cinsiyet seçiciliğinden değil, o dönemde arazilerin resmi olarak erkeklerin üzerine kayıtlı olmasından kaynaklanıyor.
1349 yılının o yazında, malikanedeki hastalık oranı normal bir yıla göre tam 10 kat artmıştı. Sadece 13 haftalık bir sürede, hastalanan köylüler toplamda 91 haftalık iş gücü kaybına neden oldu. Dönemin rahipleri bu durumu şu çaresiz sözlerle not düşmüş: "Hizmetçilerde ve işçilerde öyle büyük bir kıtlık vardı ki, yapılması gereken işleri kimin yapacağını bilen kimse kalmamıştı."
NEŞTERLE GELEN KURTULUŞDönemin din adamı Geoffrey le Baker’ın notları, hayatta kalanların nasıl bir acıyla başa çıktığını anlatıyor. Baker; sert, kuru ve iltihabı akmayan çıbanları neşterle keserek açanların veya bu korkunç acıya uzun süre dayananların iyileşebildiğini, ancak vücudunda küçük siyah kabarcıklar (septisemik veba belirtisi) çıkanların neredeyse hiçbirinin kurtulamadığını yazıyor.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:60
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Mayıs 2026 12:33 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















