TUBA KALÇIK ‘Kamuoyuna yansıyan bazı sözlerin savunulması mümkün değil’
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
CHP'de Keçiören Belediye Başkanı'nın istifasıyla başlayan kriz büyüyerek devam ediyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Mesut Özarslan'a attığı iddia edilen mesajların ardından grup toplantısındaki 'bozuk tohum' sözleri de tartışılmaya devam ediyor. CHP İstanbul İl Başkanlığı'na Çağrı Heyeti Başkanı Gürsel Tekin ile partide yaşanan bu olayı konuştuk.
"Benim çalıştığım bütün genel başkanların hepsi cümlelerine sayın ile başlardı" diyen Tekin, sözlerine şöyle devam etti: "Cumhuriyet Halk Partisi, yalnızca bir siyasi parti değil; Türkiye'de siyasetin nasıl yapılması gerektiğine dair bir üslup mektebidir. Bu mektebin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, daha Cumhuriyet'in ilk yıllarında siyasetin dilini tarif ederken aslında CHP'nin karakterini de belirlemişti: Devlet yönetmek, insan incitmeden konuşabilme olgunluğunu gerektirir. Atatürk'ün en sert tartışmalarda bile muhatabına "efendiler" diye hitap etmesi, fikre karşı fikirle çıkması, şahsı değil meseleyi hedef alması boşuna değildi. Çünkü o, siyaseti bir mücadele alanı kadar bir medeniyet göstergesi olarak görüyordu.
CHP GELENEĞİNE TERS
CHP geleneğinde söz, sadece söylenmiş olmak için değil; toplumu bir adım ileri taşımak için kurulurdu. Bu çizgi, İsmet İnönü ile birlikte devlet vakarına dönüşmüş; sabırlı, ölçülü ve soğukkanlı bir siyaset dili halini almıştır. İnönü'nün Meclis'te en ağır eleştirilere bile ses yükseltmeden cevap vermesi, "devlet adamlığı" kavramının ete kemiğe bürünmüş hâliydi.
Ardından gelen Erdal İnönü, siyasette nezaketin zayıflık değil güç olduğunu gösterdi. Gerginliği düşüren üslubu, tartışmayı kişiselleştirmeyen tavrı, CHP'de rekabetin bile saygı sınırları içinde yapılabileceğinin en somut örneklerinden biri oldu.
Altan Öymen, gazetecilik kökeninin getirdiği titizlikle siyasette dili bir tartışma aracı değil, bilgi ve nezaket üzerinden ikna zemini olarak kullanan bir üslubu temsil etti. Hikmet Çetin, diplomasi geleneğinden gelen sakin anlatımıyla, en zor siyasi başlıklarda dahi gerilimi artırmadan konuşabilmenin mümkün olduğunu gösterdi. Murat Karayalçın ise yerel yönetim deneyiminin kazandırdığı toplumsal temas diliyle, siyaset yaparken vatandaşla konuşur gibi konuşan ama saygı sınırını aşmayan nezaket çizgisini sürdürdü. Deniz Baykal döneminde ise kürsü, polemik yeri değil fikir kürsüsüydü. Cümleler keskin olabilirdi ama kırıcı olmazdı. Eleştiri yapılırdı ama haysiyet hedef alınmazdı. Çünkü CHP geleneğinde rakip yenilir, fakat insan küçük düşürülmezdi.
Kemal Kılıçdaroğlu da bu çizgiyi, sakinliği ve sabrı önceleyen diliyle sürdürdü. Sert politik ayrışmaların yaşandığı dönemlerde dahi kişisel hakareti siyasetin dışına itmeye çalışan bir üslup benimsendi.
Bugün yaşanan tartışmaların yarattığı rahatsızlığın nedeni tam da bu tarihsel hafızadır. Çünkü CHP'de genel başkanlık makamı, yalnızca idari bir görev değil; aynı zamanda bu birikimin temsilidir. En sert tartışmalarda bile kimse kimsenin onurunu incitecek söz kullanmazdı. CHP'de siyaset yapmadan önce birbirine saygı duymayı öğrenirdiniz."
'GERÇEK GÜNDEMDEN KOPMUŞ BİR CHP VAR'
Bugün kamuoyuna yansıyan bazı ifadelerin savunulmasının mümkün olmadığını belirten Tekin, "CHP'nin kültürünün "anlık öfke dili" ile bağdaşmadığını hepimiz bilmeliyiz. Dünyanın en çalışkan insanı olabilirsiniz. Gece gündüz durmadan çalışabilirsiniz. Ama neyi, ne zaman, nerede söyleyeceğinizi bilmiyorsanız bunun siyasette karşılığı olmaz. CHP'de sözün ağırlığı vardır. O söz, makamdan değil gelenekten güç alır. Bu değerlendirmelerim, bir eleştiriden çok bir hatırlatmadır. Çünkü CHP'de genel başkanların sözleri sıradan siyasi cümleler olarak görülmez; o sözler partinin yüz yıllık birikimini temsil eder. Yani partimizde kuraldır. Kötü söz savunulmaz. Yanlış yapılmışsa telafisi vardır. Özür dilemek eksiklik değil, erdemdir. CHP kültürü bunu öğretir. Son dönemde art arda yaşanan belediye başkanı ve yerel yönetici ayrılıkları sadece bireysel tercihler olarak görülmemeli, parti açısından üzerinde düşünülmesi gereken yönetimsel bir tabloyu ortaya koymalıdır."
'UYUŞTURUCU BÜYÜK SORUN'
CHP'nin geçmişinde bu ölçekte kopuşların yaşanmadığını hatırlatan Tekin, "Bu kadar sayıda belediye başkanının ve yerel yöneticinin partiden ayrılması, yalnızca kişisel meselelerle açıklanamaz. Bu, hepimizin kendimize bakmasını gerektiren ciddi bir uyarıdır. CHP tartışmalarla değil, Türkiye'nin gerçek sorunlarına çözüm üretme iddiasıyla gündeme gelmeli. Yani 19 belediye başkanının, 100'ün üstünde belediye meclis üyesinin, partilerini terk etmeleri bir yönetimsel sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Yani bu sadece soruşturmalar neticesinde gidiyor olmakla tarif edilecek bir mesele değil. Bu kadar belediye başkanının partiden istifa edip gitmesi hiçbir dönemde olmamıştı. Çok üzülüyorum içim yanıyor. Türkiye'nin gerçek gündeminden kopmuş bir CHP var. Türkiye'nin en büyük temel sorunu uyuşturucu meselesi. Milyonlarca çocuğumuz uyuşturucu tehlikesiyle karşı karşıya. Ana muhalefetin işini gücünü bırakıp bunlara bakması gerekirken ne yazık ki sürekli savunmada olmamız ya da böyle cümlelerle gündeme gelmemiz son derece üzücüdür."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:33
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Şubat 2026 08:31 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















