Trump’ı zorlayan iç gelişmeler.. Abdullah Muradoğlu
Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney, “Davos Forumu”nda kurallara dayalı, liberal, uluslararası düzenin öldüğünü duyurmakla kalmayarak bu düzenin “gerçekte ne olduğunu” da anlattı. Carney, uluslararası düzenin ölümünden daha çok ABD’yi ve Trump’ı sorumlu tutuyor. Ne ki eski düzenin yerine nasıl bir düzen getirileceği konusunda çok fazla bir şey söylemiyor.
Carney Batı Avrupa ülkeleri gibi “orta güçler” için “değerlere dayalı gerçekçilik” öneriyor. Carney’nin gerçekçiliğiyse dünyayı “olduğu gibi” kabul etmekle sınırlı. Bu gerçekçilikse daha çok “ekonomik gerçekçilik” olarak öne çıkıyor. Carney eski düzenin ABD hariç önde gelen yararlanıcıları arasında birlikteliğe vurgu yaparak, yine ‘aşağıdakiler’i yerlerinde bırakıyor.
Carney, “Orta güçler birlikte hareket etmelidir, çünkü masada yer almazsanız, menüde yer alırsınız” diyerek ABD ile ikili anlaşmalarda zayıf bir konumda olmak yerine topluca hareket etmenin avantajlarına dikkat çekiyor. Öte yandan Carney Avrupalı liberallerin tercümanlığını yaparak ABD’ye Çin ile ekonomik işbirliğinin bir seçenek olabileceği mesajı da veriyor.
Tabii ki bu mesaj sadece Trump’a değil, “Amerikan müesses nizamı”nın sütunları olan iki partili seçkinlerine de verilmiş oluyor. Trump’ın Kanada’ya 51. Eyalet muamelesi çekmesi, Grönland’ı Amerikan mülkiyetine geçirme hevesi “NATO’nun ölümü” anlamına geliyor.
Batı’lı yerleşik liberaller ABD ile kafa kafaya gelmek istemiyorlar. Bunu göze alacak bir güce sahip değiller. Bu yüzden ABD Kongresi’nin Trump’ı zapturapt altına almasını ümit ediyorlar. Nitekim Trump çok iyi bir anlaşma yaptığını söyleyerek Grönland’ı ABD’nin mülkü yapmaktan geri adım attı. Anlaşmanın içeriği belli değil ama Trump’ın “içeriden” kısıtlandığı anlaşılıyor.
Kasım’da yapılacak ara seçimler Trump için hayati önemde. Trump Cumhuriyetçi koalisyonun iç dengelerini hesap etmek durumunda. “Atlantikçilik”, bu dengelerden biri. Cumhuriyetçi ana akım şahinler Trump’ın NATO’daki müttefiklerine savunma harcamalarını artırmaları yönünde baskı yapmasına rıza gösterseler bile baskının bir kopmaya yol açmasına karşılar.
Trump’ın ilk Başkanlık döneminde de ABD’nin “Liberal Avrupa” ile arası açılmıştı. 2020’de Joe Biden’ın Başkan seçilmesiyle Avrupa rahat bir nefes almıştı. Şimdi de “Liberal Avrupa” ara seçimlerde Cumhuriyetçiler’in Temsilciler Meclisi’ni ve Senato’yu kaybetmelerini temenni ediyor. Demokratlar’ın her iki meclisi kontrol gücü elde etmelerinin Trump’ı dizginleyeceğini düşünüyorlar. 2028’de Trump’ın Beyaz Saray’da olmayacağını da hesaba katarak ABD ile ipleri tümüyle koparmak istemiyorlar. Kısacası, “Liberal Avrupa” bahisleri “zamana” yatırıyor.
Trump’ın ekonomi ve göçmen politikaları 2024’de seçimleri kazanmasını sağlayan “çok renkli koalisyonu”nu tehlikeye soktu. Trump “Hispanikler” başta gelmek üzere Beyaz olmayan Amerikalılar arasındaki oylarını beklenmedik ölçülerde artırmıştı. Anketler bu koalisyonun çöktüğü yönünde sinyaller veriyor. Onay oranının düşmesi sebebiyle Trump için kırmızı ışıklar yanıp sönüyor. Genellikle, görevdeki başkanın onay oranının yüzde 50’nin altına düşmesi ara seçimlerde partisinin iki meclisdeki çoğunluklarını kaybetmesi gibi bir sonuç doğuruyor.
Trump onay oranını yükseltecek yeni zaferler arıyor. Bu yüzden ileri-geri hareketlerle durumunu ölçmeye çalışıyor. Ancak Venezuela’ya müdahalenin, Kanada’yı tehdit etmenin, Grönland’ı ele geçirme girişimlerinin Trump’ın onay oranlarını pek yükseltmediği gözleniyor.
ABD’nin İran’a yönelik olarak Körfez’de yaptığı askeri yığınağın ise bir “abluka”yı mı yoksa bir “saldırı”yı mı amaçladığıysa henüz netlik kazanmadı. Yığınağın İran’a ABD’nin kendisinden istediklerini kabul etmeye zorlamak için güçlü bir sinyal verdiği muhakkak. Bu askerî yığınağın bir saldırıya dönüşecek nitelikte konuşlandırıldığı da ortada. Her şey İran’ın askerî baskıya dayanma gücüne ve Trump’ın da yeni bir saldırının sonuçlarını göze almasına bağlı.
Körfez’de bunlar yaşanırken ABD de kendi içinde yeni bir çatışmanın eşiğinde. Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza ajanlarının Minneapolis kentinde göçmenlere yönelik operasyonları protesto eden bir ABD vatandaşını daha vurarak öldürmeleri büyük bir tepkiye yol açtı.
Sadece Demokratlar değil bazı Cumhuriyetçi valiler bile Federallerin eyaletlere bu şekilde müdahale etmesinden son derece rahatsızlar. Eğer dış politika iç politikanın bir yansımasıysa Trump’ın dışardaki eylemleri de, hiç kuşkusuz buna göre şekillenecektir. İran’a saldırının kendisine iç politikada kazandıracağına inanması halinde Trump bunu yapacaktır.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:50
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Ocak 2026 04:07 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















