Ankara24.com
close
up
İran ın Körfez çıkmazı: Düşmanı bulamayınca komşularını vurmak Yasin Aktay

İran ın Körfez çıkmazı: Düşmanı bulamayınca komşularını vurmak Yasin Aktay

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlamış olan savaşta varılan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail saldırılarına devam etmeyi doğal bir hak olarak dayatıyor. Trump da ateşkesi sağlamış olmakla övünürken İsrail’in saldırılarına devam etmesini işin tabiatından sayarak bu hakkı kendine göre normalleştirdi. Oysa İran bir ABD helikopterini düşürünce Trump bunu bu tabiatın dışında saydı ve “misilleme hakkı adına” İran’a büyük bir saldırı başlattı. ABD ve İsrail’in ölçüsüzlüğü, kuralsızlığı, sözlerine

ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlamış olan savaşta varılan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail saldırılarına devam etmeyi doğal bir hak olarak dayatıyor. Trump da ateşkesi sağlamış olmakla övünürken İsrail’in saldırılarına devam etmesini işin tabiatından sayarak bu hakkı kendine göre normalleştirdi.

Oysa İran bir ABD helikopterini düşürünce Trump bunu bu tabiatın dışında saydı ve “misilleme hakkı adına” İran’a büyük bir saldırı başlattı. ABD ve İsrail’in ölçüsüzlüğü, kuralsızlığı, sözlerine güvenilmezliği bir kez daha ortaya konulmuş oldu.

Onların durumu bu, anladık, ama, İran’ın her İsrail ve ABD saldırısı karşısında ilk tepkisinin bir Körfez ülkesini hedef almasına ne demeli?

Nitekim son İsrail saldırısının ardından İran Kuveyt havaalanını vurdu. Orada Amerikan uçakları yok, askerleri yok. Kuvyet’in vurulmasından İran’ın beklentisi ve hesabı ne? Kuveyt veya diğer Körfez ülkelerinin ABD’ye baskı yaparak İran’a saldırılarını durdurması mı? Ne Kuveyt’in ne de diğer Körfez ülkelerinin ABD ve İsrail üzerinde böyle bir etkilerinin veya güçlerinin olmadığını İran bilmiyor mu?

Üstelik saldırıların hedefi ilk anda ilan edildiği gibi ABD üsleri de değil. İran’ın hedefi gerçekten ABD üsleri olsa, orada açık hedef olarak gezinen donanması var. Saldırıların büyük kısmı artık Körfez ülkelerindeki üslerden ziyade buradan yapılıyor. Veya doğrudan İsrail’in kendisi.

İlk başlarda İran’ın Körfez ülkelerindeki ABD üslerini vurması anlaşılıyordu, ancak giderek bu üslerin bu ülkeleri vurmak için İran tarafından bir bahaneye dönüşmüş olduğu görülüyor. İran Körfez’deki ABD üslerini değil bizzat Körfez ülkelerini vuruyor.

Savaşlar yalnızca askerî mantıkla değil, siyasi sonuçlarıyla değerlendirilir. Bir hedefi vurmak onu her zaman stratejik olarak etkisiz hale getirmiş olmaz. Nitekim son savaşın ortaya çıkardığı en önemli gerçeklerden biri, İran'ın Körfez ülkelerini hedef almasının ne İsrail'e kayda değer bir zarar verdiği ne de İran'ın lehine kalıcı bir kazanım sağladığıdır.

Aksine, bu stratejinin uzun vadede İsrail’in işine yarama ihtimali daha yüksektir.

Çünkü burada gözden kaçırılan temel nokta şudur: Katar, Kuveyt, Umman ve hatta son yıllarda Suudi Arabistan, İran ile İsrail arasındaki mücadelede İsrail’in yanında yer alan aktörler değildir. Bu ülkelerin çoğu Gazze savaşında, Gazze’ye istenen oranda desteği vermeseler de İsrail’e yönelik eleştirilerini açıkça dile getirmiş, Filistin meselesinde Arap kamuoyunun hassasiyetlerini gözetmiş ve bölgenin daha büyük bir savaşa sürüklenmemesi için diplomatik çaba göstermiştir.

Kuveyt’in bugün hâlâ İsrail’le diplomatik ilişkisi yoktur.

Katar, Gazze dosyasında Hamas ile Batı arasında yürütülen müzakerelerin merkezinde yer almış ve İsrail’in en sert eleştiricilerinden biri olmayı sürdürmüştür.

Umman yıllardır İran ile Batı arasında arabuluculuk yapmaktadır.

Suudi Arabistan ise son yıllarda İran ile ilişkilerini normalleştirme yönünde önemli adımlar atmıştır.

Bütün bunlar dikkate alındığında şu soru akla gelmez mi: İran aslında kimi cezalandırmaktadır? İsrail'i mi? Yoksa İsrail karşısında tarafsız kalmaya çalışan, hatta birçok konuda İsrail’e mesafeli duran komşularını mı?

Bu sorunun cevabı savaşın ortaya çıkardığı siyasi sonuçlarda saklıdır. İran'ın Körfez’e saldırıları İsrail’in karar alma mekanizmasını etkilemedi. İsrail'in hava üstünlüğünü ortadan kaldırmadı. İsrail'in askerî operasyonlarını durdurmadı. İsrail'in uluslararası hareket alanını daraltmadı.

Buna karşılık Körfez başkentlerinde İran’a yönelik tehdit algısını güçlendirdi. Yani ortaya çıkan sonuç, düşmanın zayıflaması değil, komşuların uzaklaşması oldu. Stratejinin paradoksu tam da burada ortaya çıkıyor.

İran, İsrail'e karşı savaşırken aslında İsrail'in yıllardır ulaşmaya çalıştığı bir sonucu kendi eliyle üretme riski taşıyor. Çünkü İsrail'in uzun vadeli bölgesel stratejisinin temel hedeflerinden biri, Arap Körfezi ülkeleri ile ortak bir güvenlik algısı oluşturmaktır. Başka bir ifadeyle İsrail uzun süredir bölgeye şu mesajı vermeye çalışıyor: “Ben sizin sorununuz değilim. Asıl tehdit İran’dır.”

Bu söylem uzun yıllar boyunca Arap kamuoyunda karşılık bulmadı. Filistin meselesi ve İsrail’in işgal politikaları bu söylemin önündeki en büyük engeldi. Ancak İran’ın Körfez ülkelerini hedef alan saldırıları, istemeden de olsa İsrail’in bu anlatısına malzeme sunmaktadır. Çünkü Katar'a, Kuveyt'e veya Bahreyn'e düşen her füze, İsrail'in yıllardır kurmaya çalıştığı «ortak tehdit» algısını güçlendirmektedir.

Daha da önemlisi, bu durum Körfez ülkelerini daha fazla güvenlik arayışına yöneltmektedir. Ve bölge güvenlik mimarisi hâlâ büyük ölçüde Amerikan korumasına dayandığı için bu arayışın doğal sonucu Washington’a ve dolaylı olarak İsrail’le güvenlik iş birliğine yaklaşmak olmaktadır.

İşte bu nedenle İran'ın Körfez stratejisinin en büyük açmazı askerî değil, siyasidir. Tahran yönetimi bölgeyi hâlâ büyük ölçüde “Amerikan ekseni” ve “direniş ekseni” şeklinde ikili bir şemayla okumaktadır. Bu bakış açısından hareketle Amerikan üssü bulunan her ülke, niyetinden bağımsız olarak karşı cephede görülmektedir.

Oysa Ortadoğu’nun bugünkü gerçekliği bundan çok daha karmaşıktır. Ne Katar İsrail’dir ne Kuveyt, Netanyahu’nun hükümetidir ne de Umman ne Tel Aviv’in stratejik ortağıdır. Birleşik Arap Emirlikleri’ne bir şey diyemeyiz tabi, o bir kenarda dursun.

Bu ülkeler kendi güvenlik kaygıları, ekonomik çıkarları ve toplumsal dengeleri çerçevesinde hareket etmektedirler. Bu nedenle onların topraklarında bulunan Amerikan üslerini vurmakla İsrail cezalandırılmış olmadığı gibi onlara gerçek bir zarar da verilmemiş oluyor. Zaten bu üslerin bu savaşta İran’a karşı sanılanın aksine bir etkisi de yok. Tam tersine, bu tür saldırılar çoğu zaman İsrail’in ulaşmak istediği sonucu üretmektedir.

Belki de İran’ın bu stratejide ısrar etmesinin arkasında askerî bir hesaptan çok psikolojik ve ideolojik bir mantık bulunmaktadır. Doğrudan Washington’u veya Tel Aviv’i yeterince cezalandıramadığında, onların bölgedeki askerî ağını hedef alarak bir denge kurduğunu düşünmektedir.

Fakat bu sembolik tatmin ile stratejik başarı arasındaki büyük fark İran’ın da, bölgenin mazlum halklarının da kayıplarını daha fazla derinleştirmektedir.

Stratejik başarı, düşmanınızın dostlarını azaltmak ve onu yalnızlaştırmakla ölçülür. Oysa son savaşın gösterdiği şey bunun tam tersidir. İran'ın attığı bazı adımlar İsrail'i yalnızlaştırmak bir yana, Körfez ülkelerini İran’dan daha da uzaklaştırıyor.

Üstelik bunun İran açısından bir başka maliyeti daha vardır. Son yıllarda Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleriyle yürütülen normalleşme süreci, belki de İran’ın son dönemde elde ettiği en önemli diplomatik kazanımlardan biriydi. Bu süreç, bölgesel gerilimleri azaltma ve yeni bir denge kurma imkânı sunuyordu.

Bugün Körfez ülkelerinin güvenlik endişelerini yeniden yükselten her adım, İran’ın kendi elleriyle inşa ettiği bu diplomatik zemini aşındırmaktadır.

İsrail'e karşı mücadele yürütürken dövemediği ABD ve İsrail yerine Katar’ı, Kuveyt’i veya Bahreyn’i hedef almak kolay olabilir. Ama bu hedefleri vurmak ne ABD’nin ne de İsrail’in canını acıtmıyor, bilakis onlar bundan çok memnun kalıyorlar ve asıl canı yanan yine Müslümanlar oluyor.

İran asıl düşmanı yerine Müslümanları vurarak siyonistlerin yıllardır kurmaya çalıştığı bölgesel ittifak mimarisine hizmet etmiş oluyor.

İran'ın Körfez stratejisinin en büyük trajedisi de budur.

İsrail'i cezalandırmaya çalışırken, İsrail’in en çok ihtiyaç duyduğu şeyi üretme riskiyle karşı karşıya kalması.

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:94
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Haziran 2026 04:14 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

24 yıllık sessizlik sona erdi: İlk söyledikleri kelimeler duygulandırdı

12 Eylül 2026 19:03see149

Varol Yaşaroğlu; Çocukların hayal kurmasına engel olmayın

12 Eylül 2026 17:33see145

Antalya da rüşvet operasyonu: 2 emniyet müdürü gözaltında

12 Eylül 2026 20:03see145

Kendinize zihinsel ve fiziksel olarak nasıl bakabilirsiniz?

12 Eylül 2026 17:25see144

Muş ta gölete giren 13 yaşındaki çocuk kurtarılamadı Sözcü Gazetesi

12 Eylül 2026 20:44see144

5 gollü zafer sonrası Uğur Uçar Beni çok üzüyor diyerek açıkladı!

12 Eylül 2026 21:19see142

Aynı Mavinin Altında İstanbul Modern de

12 Eylül 2026 19:29see142

Sosyal medya fenomeni Semil Varol a polis memurlarına hakaret soruşturması

12 Eylül 2026 21:23see139

Hull City, Premier Lig de tarih yazıyor! Chelsea ye de geçit yok Sözcü Gazetesi

12 Eylül 2026 19:26see138

Zayıflamak için aç gezdiği günler çoktan bitti... Yemek yemeyi seven kocayla evlendi... Şişmanladı ama mutluluğu da buldu

12 Eylül 2026 18:16see138

Gül Onat taburcu Oldu

12 Eylül 2026 18:18see138

Yeni salgında kabus büyüyor! Binlerce kişi hayatını kaybetti

12 Eylül 2026 17:00see138

Kamyonet ile tır çapıştı: 2 kişi yaşamını yitirdi

12 Eylül 2026 20:34see137

KKTC deki faciada yeni görüntüler: O sorunun yanıtı merak edildi

13 Eylül 2026 00:56see136

Samsunspor Çorum FK MAÇ SONUCU İşte Samsun Çorum maçı özeti ve golleri (Süper Lig 5. hafta)

12 Eylül 2026 18:59see135

Bitcoin’de borsa rezervleri iki yılın zirvesinde Son Haberler

13 Eylül 2026 03:24see134

Bülent Arınç a Melih Gökçek ten sert yanıt: Herkes, kimin kimlerle yan yana geldiğini iyi görsün

12 Eylül 2026 20:15see133

Frank Bowling’in eserleri Pera Müzesi nde

12 Eylül 2026 19:30see132

Dışişleri nden, ABD nin GKRY ye silah ambargosunu kaldırma kararını uzatmasına ilişkin açıklama

12 Eylül 2026 20:26see132

Joao Pereira: Alanya’ya karşı bazı şeyler daha kolay yapılabiliyor!

13 Eylül 2026 00:22see132
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları