Ankara24.com
close
up
Suriye’nin güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir İhsan Aktaş

Suriye’nin güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir İhsan Aktaş

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

Suriye iç savaşında Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) karşı karşıya gelmesi, Soğuk Savaş sonrası dönemin en büyük stratejik ayrışmalarından birini ortaya çıkardı. Bu kırılma, bölgesel jeopolitiği kökten değiştirmiş; son tahlilde Türkiye’nin lehine sonuçlar doğurmuştur. İç savaşın ilk yıllarında “Suriye’nin Dostları” adı altında 60 ülkeden oluşan bir koalisyon kurulmuş, Türkiye de bu yapının en etkili aktörlerinden biri olmuştu. O dönem sanki ABD ile Türkiye aynı hedeflere yürüyormuş

Suriye iç savaşında Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) karşı karşıya gelmesi, Soğuk Savaş sonrası dönemin en büyük stratejik ayrışmalarından birini ortaya çıkardı. Bu kırılma, bölgesel jeopolitiği kökten değiştirmiş; son tahlilde Türkiye’nin lehine sonuçlar doğurmuştur.

İç savaşın ilk yıllarında “Suriye’nin Dostları” adı altında 60 ülkeden oluşan bir koalisyon kurulmuş, Türkiye de bu yapının en etkili aktörlerinden biri olmuştu. O dönem sanki ABD ile Türkiye aynı hedeflere yürüyormuş gibi görünse de zaman içinde amaçların ne kadar farklı olduğu açık biçimde ortaya çıktı.

Bir süre sonra ABD’nin Suriye politikası adeta İran aklının etkisinde şekillenmeye başladı. Libya büyükelçisinin öldürülmesinin ardından Washington, rejim değişikliği hedefinden vazgeçti ve Suriye eski Cumhurbaşkanı Beşşar Esad’ın “yaralı bir şekilde” yola devam etmesine izin veren bir stratejiye yöneldi.

ABD’nin odağını DEAŞ ve PKK’ya kaydırması, Türkiye ile olan ilişkilerde geri dönülmez bir kırılma yarattı. Bu ayrışmanın bedeli ağır oldu:

1. ABD ve İran, PKK’yı ikna ederek Türkiye’deki çözüm sürecinin sona ermesini sağladı.

2. Esad rejimi ve İran, Suriye–Türkiye sınırının büyük kısmını PKK’ya bıraktı.

3. Bir gecede ortaya çıkan DEAŞ, ülkenin üçte birini işgal etti.

4. Sonrasında ABD, DEAŞ’ın elindeki bölgeleri PKK’ya devretti.

5. PKK, DEAŞ ve FETÖ eş zamanlı olarak Türkiye’ye saldırdı.

6. FETÖ, bu saldırı dalgasını ileriye taşıyarak darbe yapmaya kalkıştı.

Suriye cephesinde bu gelişmeler yaşanırken Türkiye, on yıllardır ABD üzerinden inşa ettiği ilişkilerin adeta çöktüğünü gördü. Bu tablo, herhangi bir ülkenin altından kalkamayacağı bir yüktü. Ancak Türkiye, imparatorluk tecrübesine sahip kadim bir devlet olduğu için bu yıkımı bertaraf etmeyi başardı.

Bu ağır tehdit ortamında Cumhurbaşkanı Rece Tayyip Erdoğan sert gücü sahaya sürme kararı aldı.

Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı

ve

Barış Pınarı

harekâtları başarıyla icra edildi ve Türk ordusunun en zor şartlarda bile neler yapabileceği tüm dünyaya gösterildi.

Türkiye’nin Akdeniz’e donanmasını indirmesi, Libya’da elde ettiği başarı, PKK–DEAŞ–FETÖ üçlüsünün içeride etkisiz hâle getirilmesi ve Azerbaycan’ın Karabağ’da kazandığı zafer, Türkiye’nin bölgede bozulan ilişkilerini yeniden tesis edecek güçlü bir jeopolitik zemin oluşturdu.

Bu kez kurulan diplomatik ilişkilerin hiçbiri, ABD veya başka bir dış güç üzerinden değil doğrudan Türkiye’nin artan kapasitesiyle yeniden şekillendi.

Nitekim dünya ülkeleri birbiri ardına Ankara ile temas kurmaya başladı. Yeni Şafak’ta yazdığım bir değerlendirmede “Cumhurbaşkanı Erdoğan, son iki ayda Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri gibi çalıştı.” demiştim; çünkü o dönemde yapılan diplomatik temasların yoğunluğu önemli bir tarihsel anlama sahipti.

Erbil’de düzenlenen bir çalıştayın açılış konuşmasını yaptığımda Türkiye’nin bölgedeki rolünü şöyle ifade etmiştim:

“Türkiye, imparatorluk bakiyesi bir devlettir. Yüzyıllar boyunca dünyanın dinlerini ve milletlerini yönetme tecrübesine sahiptir. Ekonomisini ticaretle ayakta tutan bir ülkedir. Bu nedenle bölgedeki istikrar, doğrudan Türkiye’nin faydasınadır.”

Bölgenin ikinci büyük ülkesi İran ise tamamen farklı bir yaklaşım benimsemişti. Petrol gelirlerine dayalı ekonomisi ve yüksek ideolojik motivasyonu ile İran, son 25 yıldır geliştirdiği “kaos teorisi” gereği bölge ülkelerinin istikrarsızlığını kendi güvenliği için gerekli görüyordu. İran’ın Irak, Suriye ve Lübnan’ın toparlanmasına karşı durmasının sebebi de buydu.

Konferansın sonraki oturumlarında bu konu tartışıldı. Konferansa Türkiye’den katılan bir akademisyen, imparatorluk tecrübesinden söz etmemi yanlış anlamış olacak ki “İhsan Bey, imparatorluktan bahsetti; ben ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ demek istiyorum” dedi. Bu çıkışın ne amaçla yapıldığını hâlâ anlayabilmiş değilim.

İran ve Rusya, Suriye sahasına hâkim olduklarında Suriye halkına işgalci gibi davrandıkları için Suriye halk devrimi hızla gerçekleşti; Suriyelilerin Iran ve Rusya’yı ülkelerinden çıkarması zor olmadı.

Suriye Halk Devrimi’nden sonra bölgede adım adım yeni bir

üniter devlet fikri

filizleniyor. İsrail ise bu devletleşme sürecini engellemek adına işgalci baskısını sürdürmekte kararlı.

SDG ise 10 Mart Mutabakatı’na uymamak için çeşitli gerekçeler üretmeye devam ediyor. Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde bir terör yapısının devletleşmesine kesinlikle izin vermeyeceğini çok açık şekilde ilan etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları ise her zamanki gibi açıktı:

“Bölgede bir teröristan istemiyoruz.”

Bununla birlikte tarafların meseleyi diplomasi ile çözme iradesi de devam ediyor. Abdullah Öcalan görüşmesini de bu bağlamda ele almak gerekir. Çünkü Türkiye için temel gerçek değişmemiştir:

Suriye’nin güvenliği, Türkiye’nin güvenliğidir.

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:119
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 30 Kasım 2025 04:08 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Çorum da oto lastik tamirhanesine ateş açan şahıs gözaltına alındı Çorum Haber Habertürk Yerel Haberler

16 Ekim 2026 00:19see204

Bir asırlık yolculuk Sözcü Gazetesi

15 Ekim 2026 05:51see201

Hyeon Gyu Oh: Kendi sahamızda gibi hissettim

16 Ekim 2026 01:16see200

20 ürününden 19’unun tarihi geçmiş çıkan market sahibinden skandal savunma Sözcü Gazetesi

16 Ekim 2026 00:31see199

Hyeon Gyu Oh tan Beşiktaş taraftarına övgü!

16 Ekim 2026 00:37see194

Maçın kahramanı Oh: Çılgın bir maçtı Sözcü Gazetesi

16 Ekim 2026 00:08see193

Fatih’te göçmen kaçakçılığı ve resmi belgede sahtecilik operasyonu: 2 tutuklama

16 Ekim 2026 00:20see187

Türk Kızılay Kanunu Teklifi’nin ilk 3 maddesi kabul edildi

16 Ekim 2026 00:58see162

Hazine ve Maliye Bakanlığında yeni atama! Resmi Gazete de yayımlandı

16 Ekim 2026 00:26see161

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi nde ilk toplantı yapıldı Son dakika haberleri

16 Ekim 2026 00:45see160

Yalçın Koşukavak: İkinci mağlubiyeti aldık Muğla Haberleri Habertürk Yerel Haberler

16 Ekim 2026 00:19see160

Başkan Erdoğan imzaladı! Atama kararları Resmi Gazete de

16 Ekim 2026 00:12see157

UEFA ülke puanında son durum

16 Ekim 2026 00:28see156

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcılığına Bekir Bayrakdar atandı

16 Ekim 2026 00:17see152

Selin vurduğu Ayazağa da vatandaşlar yaşananları anlattı: 5 dakikada her yeri su bastı

15 Ekim 2026 20:09see152

Fısıltı gazetesine kayyum ne zaman atanır? Sözcü Gazetesi

16 Ekim 2026 05:01see150

Süper Lig in eski golcüsü Avrupa da alev aldı! Golleriyle maça damga vurdu

16 Ekim 2026 00:36see150

Kadro istisnai uygulama genel Sözcü Gazetesi

16 Ekim 2026 05:01see148

Fonlarda anapara buhar olup uçacak Sözcü Gazetesi

16 Ekim 2026 05:31see147

Beşiktaş ta Dusan Vlahovic yok ama Hyeon gyu Oh var!

16 Ekim 2026 00:22see147
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları