Ankara24.com
close
up
Menu

Fenerbahçe, Aston Villa mağlubiyetine rağmen Avrupa Ligi nde ilk 24 ü garantiledi

TBMM de kabul edildi! En düşük emekli aylığı 20 bin TL oldu

Mecliste tabut kavgası! Vekiller birbirinin üzerine yürüdü

Esat Yontunç gözaltına alındı / Sağlık kontrolünden görüntü

Herkesin mermisi tükendi Sözcü Gazetesi

Son dakika Emniyet te üst düzey görevden alma

Aston Villa teknik direktörü Emery: Mücadeleden ve 3 puandan mutluyum

Fas da çığ düşmesi sonucu 3 kişi hayatını kaybetti

Büyük Aile Platformundan Gökkuşağı Faşizmi belgeseline ilişkin açıklama Türkiye Haberleri

Hamas: Barış Kurulu nu, İsrail i Gazze deki ateşkes ihlallerine son vermeye zorlamaya çağırıyoruz

Çocukluk aşkıyla evlenip hamile kalmıştı: Pembe giymişsin, kızınız mı olacak!

Antalya Konya karayolunda kar yağışı başladı Antalya Haberleri

Gazeteciler soruşturmasında tek dava iki karar!

CHP nin yeni miting adresi açıklandı

ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

2025 2026 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TEMEL EĞİTİM VE ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA BULUNAN 624 ÖĞRENCİYE, 75 İŞ GÜNÜ, 46800 ÖĞÜN ÖĞLE YEMEĞİ HİZMETİ ALIMI İŞİ

Gana da bir haftada 19 yeni M çiçeği vakası görüldü Sağlık Haberleri

Ünlüleri buluşturan cenaze: En şık siyah kıyafetleri giyip gittiler

Hollandalı KLM Havayolu, İsrail e uçuşları askıya aldı

SON DAKİKA: Rus yüzücü Nikolai Svechnikov un cesedi bulunmuştu! Yakınları o iddiaya cevap verdi: Cenaze dövmeden mi teşhis edildi?

Suriye ve Türkiye kazandı ama Kürtler kaybetmedi, Türkiye’nin yanı sıra ikinci bir devletleri oldu Yasin Aktay

Suriye ve Türkiye kazandı ama Kürtler kaybetmedi, Türkiye’nin yanı sıra ikinci bir devletleri oldu Yasin Aktay

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.

Suriye’de Esed’in bu kadar uzun yıllar iktidarda kalabilmesi için sosyolojik bir zemini ve dayanağı yoktu. Onu ayakta tutan zorbalık ve bazı uluslararası müttefikleriydi. 2011 yılında neredeyse bütün Suriye halkı kademeli olarak ona karşı ayaklandığında Esed rejiminin günlerinin sayılı olduğu görünüyordu. Ancak uluslararası müttefikleri katliamları, soykırımı da göze alarak ona yardıma koştuğunda işin rengi değişmiş ve inşa edici sosyolojik zemin yerine yıkıcı ve yok edici bir iktidarla ayakta kalmaya

Suriye’de Esed’in bu kadar uzun yıllar iktidarda kalabilmesi için sosyolojik bir zemini ve dayanağı yoktu. Onu ayakta tutan zorbalık ve bazı uluslararası müttefikleriydi. 2011 yılında neredeyse bütün Suriye halkı kademeli olarak ona karşı ayaklandığında Esed rejiminin günlerinin sayılı olduğu görünüyordu. Ancak uluslararası müttefikleri katliamları, soykırımı da göze alarak ona yardıma koştuğunda işin rengi değişmiş ve inşa edici sosyolojik zemin yerine yıkıcı ve yok edici bir iktidarla ayakta kalmaya devam etti.

Uluslararası güçler ve müttefiklerinin kendi işleriyle meşgul oldukları ilk anda ise halkın karşısında direnebileceği hiçbir dayanağı kalmamıştı. Rusya’nın Ukrayna’da, İran, Hizbullah ve İsrail’in Gazze’de, ABD’nin de kendi seçim aralığında kendi öncelikleriyle meşgul olduğu bir anda Suriye rejiminin çökmesi ve yerine gerçek anlamda halkına dayalı yeni bir iktidarın geçmesi sadece 11 gün aldı. Sonrası oluşan yeni rejimin konsolidasyonuyla geçti.

Şimdi Halep’in doğu mahalleleri ile Fırat’ın doğusuna yine ABD’den aldığı silahlar ve İsrail’den aldığı destekle yıllardır sosyolojiye aykırı, akan nehre ters istikamette bir kontrol kurmuş olan SDG’ye karşı akıntı da çok sertleşmiş, sosyoloji de iyice özgürleşmiş durumdayken daha fazla dayanması mümkün olamazdı. SDG’nin halkının çoğunun Arap olduğu bir coğrafyayı, bu halka rağmen ve şimdi artık Suriye merkezi hükümetine rağmen idare edecek hiçbir sebebi ve sosyolojik zemini kalmamıştı. O yüzden bu bölgelerde Suriye hükümetinin kontrolü sağlaması 10 günden fazla bir zaman almadı.

Aslında 10 günden az bir zamanda da gerçekleşebilirdi bu süreç ancak her adımda Suriye ordusu SDG’ye bir kez daha düşünme fırsatı vererek ilerledi. SDG içindeki Arapların ve hatta bazı Kürtlerin Hükümet safına hızla geçmesiyle birlikte zaten şimdiye kadar şehir efsanesine dönüştürülmüş olan yüz binlik ordu da ham hayal oldu gitti.

ŞARA’NIN STRATEJİK AKLI VE LİDERLİĞİ

Esasen bu zemin daha Suriye devriminin yaşandığı ilk gün itibariyle yok olmuştu. Ancak arada geçen bir yıl hem kendisinin hem de bütün uluslararası toplumun bu gerçeği bütün netliğiyle görebilmesi için iyi bir fırsat sağlamış oldu. Sürecin yönetiminde Ahmet Şara’nın sabırlı, vakur ve akıllı yaklaşımı, süreci yönetme konusundaki liderliği bariz bir biçimde temayüz etmiş oldu. Acele etmeyen, telaşa kapılmayan ve gürültü çıkarmayan yaklaşımıyla zamanı en iyi silah olarak kullandı. Şara’nın danışmanı Ahmet Muvaffak Zeydan’ın dediği gibi “Mazlum Abdi ile görüştüğünde, SDG’nin bir yıl içinde orduya entegre edilmesini öngören bir anlaşma imzaladı. Oysa Şara, SDG’nin entegre olmayacağını çok iyi biliyordu. Çünkü SDG, Suriye topraklarının dörtte birini; petrolü, nehirleri, barajları ve tarım alanlarını kontrol ediyordu. Ancak bu anlaşma bir hedef değil, zaman kazanma hamlesiydi: gerçek bir ordu inşa etmek için.

Karar anı yaklaştığında Şara, cephe mantığıyla değil, devlet aklıyla hareket etti. Güney cephesini kapatmak için geçici bir güvenlik anlaşmasıyla İsrail’i dengeledi. Aynı anda sahil bölgesinde kalıntı unsurlara karşı operasyon başlatarak cephelerin çoğalmasını önledi. Lübnan’ı, paylaşılan istihbarat bilgileriyle harekete geçmeye zorladı. Aşiretlerle koordinasyon sağlayarak SDG’yi kendi bulunduğu yerde vuracak zemini hazırladı.

Ardından uygun uluslararası an geldi. ABD, Çin’le yaşadığı büyük rekabetin içine gömülmüştü ve Suriye’nin birliği artık daha geniş jeopolitik hesapların parçasıydı. Şara bu anı ustalıkla değerlendirdi. Türkiye–Suudi Arabistan baskısıyla Washington etkisizleştirildi; Amerikan şirketlerine cazip gelecek ekonomik vaatlerle Suriye petrolü yeniden gündeme sokuldu. Zira Trump sloganların değil, anlaşmaların adamıdır.

İçeride ise SDG’nin gerçek dayanak noktası hedef alındı. SDG, kendi başına ayakta duran bir güç değil; bir Amerikan kartıdır. Sahadaki gerçek omurgasını ise doğudaki Arap aşiretleri oluşturmaktadır. Zorunlu askerlik, kadın ve çocukların silah altına alınması gibi uygulamalarla iç çelişkiler derinleşirken, Şara müdahale etmedi. Ateşin kendi kendini yakmasına izin verdi. Böylece SDG bir “özgürlük gücü” değil, bir işgal gücü olarak teşhir oldu; Suriye ordusunun girişi bir “tehdit” olmaktan çıkıp “halk talebine” dönüştü.”

Günün sonunda aslında çok zor görünen bir süreç tıpkı 8 Aralık’ta tamamlanan Suriye Devrimi gibi bütün taraflar için en az zarar, en az kan dökülerek tamamlanmış oldu.

Bugün gelinen durumda Şara SDG’ye karşı kazanılan bu zaferi asla Kürtlere karşı kazanılmış bir zafer olarak görmedi. Üstelik SDG’ye karşı bile son can alıcı darbeyi vurabileceği anda ona tekrar şans tanıdı. Son durumda Mazlum Abdi şartlara uyduğu taktirde onu yine tanıyan ve kendi sınırlarında ona varlık alanı açan bir anlaşmaya sadık kalacağını tekrarladı.

ŞARA’NIN DERDİ TEK DEVLET, TEK ORDU, TEK SURİYE

Şara’nın bu başarıyı özellikle Kürtlere karşı bir başarı olarak görmediğini ve Kürtleri hiçbir şekilde bundan dolayı rencide etmemeye azami dikkat sarfettiğine dikkat çekmek gerek. Bu da onun süreci yönetirken tabi olduğu İslami bakış açısına ne kadar sadakatle bağlı olduğunu gösteriyor. O Kürtlerle Araplar arasında, Araplarla Türkler arasında en ufak bir ayırım kabul etmeyen bir İslami anlayışa ait. Asla Arapçı denilemeyecek biridir.

“Kürtler veya hakları pazarlık konusu değil, onlar devletin asli unsurudur” derken asla kimseye bir rüşvet-i kelam verme derdinde değil. Zaten bu sözleri ve ardından Kürtler için yayınladığı haklar beyannamesini SDG’ye karşı en güçlü olduğu ve isterse sonuna kadar ilerleyebileceği bir anda verdi. Derdinin asla Kürtler değil, Suriye’nin vatan, devlet, bayrak ve ordu ve otorite birliğini temin etmek olduğunu vurguluyor ki bu bir devletin en doğal davranışıdır. Doğal olmanın ötesinde bir İslami devlete özgü olan ise vatandaşlarının kültürel kimliğine azami saygı göstermektir.

KÜRTLER KAYBETMEDİ, KAZANDI, AMA KİME ANLATMAK LAZIM?

Ne yazık ki Şara’nın fazlasıyla gösterdiği bu hassasiyet Türkiye’deki ulusalcı Türkler ve ulusalcı Kürtler arasında tam aksi atışmaların konusu haline geliyor. Şara’nın ısrarla Kürtlere karşı olmadığını söylediği kavgasını birileri kendi duygularının tatmini için bir malzemeye dönüştürüyor.

Doğrusu bugün SDG adına Şara’ya karşı savaşanlar ne kadar Kürtleri temsil etmiyor olsalar da büyük çoğunluğu Kürt. Onların yenilgisi, hezimet, onlara karşı oluşan yeni durum şimdiye kadar onlarla arasında dağlar kadar mesafe olan başka Kürtlerde de bir duygudaşlığa, ardından da olabilecek olan en zor ihtimale, SDG’yle hatta PKK ile özdeşleşmeye yol açıyor. Bunu anlamak zor, ama psikolojik bir açıklaması yok değil. Yıllarca PKK’dan nefret ettiği halde, davasını ve kavgasını batıl gördüğü halde, kendi hatalarının hatta ihanetinin sonucuyla bile olsa sürekli dayak yiyor olması karşısında oluşan duygudaşlık sarmalı ciddi bir paradoks ve tabii ki sorun. Bu paradoksa karşı tek çaremiz dilimizi biraz tutmamız. Ama kime söyleyeceğiz, kim dinleyecek bu tavsiyeyi.

SDG YANLIŞ YAPTI VE KAYBETTİ

Suriye’de kendisine toprak vaat edenler bu toprağın sahipleri değildi, bu toprağın hırsızlarıydı. Bu topraklarda kendilerinin de bir hissesi vardı tabi ama tamamı onlara ait değildi ve şimdi toprakların gerçek sahipleri geldi. Yıllardır boşa bir hevese koşturulmuş kitlelerin bunu tam da bu netlikte kabul etmesi elbette kolay değil. Ortaya Şiwan Perver gibi Amerika’nın kendilerini yine ve tekrar ve mütemadiyen satmış olmasından dolayı ağlayan rezil bir dil çıktı.

Ne bekliyordunuz Amerika’dan? Esas şimdi bir şey beklemiş olmaktan, hem de başkasının hakkını alıp size verecek diye beklemiş olmaktan nedamet getirip bir tövbe ile ağlamanın yeridir.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:84
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 24 Ocak 2026 04:11 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Fenerbahçe, Aston Villa mağlubiyetine rağmen Avrupa Ligi nde ilk 24 ü garantiledi

23 Ocak 2026 02:08see147

TBMM de kabul edildi! En düşük emekli aylığı 20 bin TL oldu

23 Ocak 2026 01:48see145

Mecliste tabut kavgası! Vekiller birbirinin üzerine yürüdü

23 Ocak 2026 00:48see142

Esat Yontunç gözaltına alındı / Sağlık kontrolünden görüntü

22 Ocak 2026 17:42see134

Herkesin mermisi tükendi Sözcü Gazetesi

22 Ocak 2026 05:41see134

Son dakika Emniyet te üst düzey görevden alma

23 Ocak 2026 00:13see134

Aston Villa teknik direktörü Emery: Mücadeleden ve 3 puandan mutluyum

23 Ocak 2026 00:16see133

Fas da çığ düşmesi sonucu 3 kişi hayatını kaybetti

22 Ocak 2026 05:31see133

Büyük Aile Platformundan Gökkuşağı Faşizmi belgeseline ilişkin açıklama Türkiye Haberleri

23 Ocak 2026 01:03see131

Hamas: Barış Kurulu nu, İsrail i Gazze deki ateşkes ihlallerine son vermeye zorlamaya çağırıyoruz

23 Ocak 2026 00:01see131

Çocukluk aşkıyla evlenip hamile kalmıştı: Pembe giymişsin, kızınız mı olacak!

22 Ocak 2026 17:44see130

Antalya Konya karayolunda kar yağışı başladı Antalya Haberleri

23 Ocak 2026 00:59see128

Gazeteciler soruşturmasında tek dava iki karar!

22 Ocak 2026 17:46see127

CHP nin yeni miting adresi açıklandı

22 Ocak 2026 21:27see127

ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

23 Ocak 2026 00:01see127

2025 2026 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI TEMEL EĞİTİM VE ORTAÖĞRETİM KURUMLARINDA BULUNAN 624 ÖĞRENCİYE, 75 İŞ GÜNÜ, 46800 ÖĞÜN ÖĞLE YEMEĞİ HİZMETİ ALIMI İŞİ

23 Ocak 2026 00:10see126

Gana da bir haftada 19 yeni M çiçeği vakası görüldü Sağlık Haberleri

23 Ocak 2026 00:06see125

Ünlüleri buluşturan cenaze: En şık siyah kıyafetleri giyip gittiler

23 Ocak 2026 15:09see124

Hollandalı KLM Havayolu, İsrail e uçuşları askıya aldı

24 Ocak 2026 00:04see123

SON DAKİKA: Rus yüzücü Nikolai Svechnikov un cesedi bulunmuştu! Yakınları o iddiaya cevap verdi: Cenaze dövmeden mi teşhis edildi?

22 Ocak 2026 15:45see123
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları