Sözcü TV ekranlarında yüz kızartıcı gazetecilik
Ankara24.com, Sonhaberler kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV ekranlarında gazeteciler İpek Özbey, Saygı Öztürk ve Barış Terkoğlu’nun sorularını yanıtladığı canlı yayın, siyasi gündemin yanı sıra gazetecilik pratiği açısından da geniş yankı uyandırdı. Program sırasında yöneltilen bazı sorular ve kullanılan üslup, sosyal medyada ve medya dünyasında yoğun eleştirilere neden oldu.
Yayını izleyen çok sayıda gazeteci ve medya mensubu, programın klasik bir röportaj ya da söyleşi formatının dışına çıktığını savunarak, gazetecilerin soru soran taraf olmaktan uzaklaşıp adeta bir siyasi tarafın temsilcisi gibi hareket ettiğini öne sürdü. Eleştirilerin merkezinde ise soruların bilgi alma amacı taşımaktan çok suçlama, itham ve hüküm içeren bir dil taşıdığı iddiası yer aldı.
GAZETECİLİK SINIRLARI TARTIŞMA KONUSU OLDUProgramın en dikkat çeken anlarından biri, Kemal Kılıçdaroğlu’na yöneltilen “Erdoğan mı sizi destekliyor?” sorusu oldu. Kılıçdaroğlu, bu soruya sert tepki göstererek, yıllardır iktidara karşı verdiği siyasi mücadeleyi hatırlattı ve sorunun gazetecilik açısından kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Canlı yayında yaşanan bu gerilim, program sonrasında gazetecilik etiği tartışmasını beraberinde getirdi. Eleştirilerde, gazetecinin görevinin kamu adına soru sormak olduğu, konuğu itham etmek ya da peşin hükümle hareket etmek olmadığı vurgulandı.
“GAZETECİLİK DEĞİL, SAYGISIZLIK”Programa yönelik ilk tepkilerden biri gazeteci ve yazar Şamil Tayyar’dan geldi. Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, konuk edilen bir siyasetçiye karşı kullanılan üslubun gazetecilikle bağdaşmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu şimdi gazetecilik mi? Kılıçdaroğlu program konuğudur. Yani kanalın misafiridir. Ev sahibi misafirine nezaketli olmalıdır. Saygısızlık, gazetecilik değildir.”
“SORU DEĞİL, SUÇLAMA”Gazeteci Nedim Şener de yayına ilişkin değerlendirmesinde soruların tarafsızlıktan uzak olduğunu savundu. Şener, programdaki yaklaşımın gazetecilik tarihinde örneği az görülen bir üslup taşıdığını belirterek, gazetecilerin önce ağır ithamları sıralayıp ardından bunları soru gibi yöneltmesini eleştirdi.
Şener paylaşımında, “Bugüne kadar hiçbir röportaj böyle saygısız ve iğrenç bir cümle ile başlamamıştır” ifadelerini kullandı.
Gazeteci Muharrem Coşkun ise programın sonunda ortaya çıkan tablonun dikkat çekici olduğunu belirtti. Coşkun’a göre yayın boyunca tartışılan başlıklardan biri de Kılıçdaroğlu’nun ekrandaki unvanının nasıl verildiği oldu.
Coşkun, paylaşımında Kılıçdaroğlu’nun programı hem gazetecilik hem de hukuk dersi vererek tamamladığını ifade etti.
“İLETİŞİM FAKÜLTELERİNDE ÖRNEK OLACAK BİR YAYIN”Mehmet Ali Önel de programı sert sözlerle eleştiren isimler arasında yer aldı. Önel, gazetecilerin tarafsız gözlemci rolünden uzaklaştığını savunarak, yayının gazetecilikten çok siyasi pozisyon alış görüntüsü verdiğini belirtti.
Önel’e göre ortaya çıkan tablo, iletişim fakültelerinde “nasıl gazetecilik yapılmaz” başlığı altında incelenebilecek bir örnek niteliği taşıdı.
“SORULARI GAZETECİLER DEĞİL MESAJLAR SORDU”Gazeteci Zafer Şahin ise canlı yayın sırasında gazetecilerin kendilerine gelen mesajları okuyarak soru yöneltmesini eleştirdi. Şahin, programda gazetecilerin değil, ekran başından gelen siyasi içerikli mesajların belirleyici olduğu izleniminin ortaya çıktığını ifade etti.
“RÖVANŞ GAZETECİLİĞİN İŞİ DEĞİL”Programa ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerden biri de gazeteci Bahar Feyzan’dan geldi. Feyzan, Kemal Kılıçdaroğlu’nu geçmişte sık sık eleştirdiğini hatırlatırken, gazetecinin duygularıyla değil olgularla hareket etmek zorunda olduğunu vurguladı.
“Rövanş, gazeteciliğin işi değil” diyen Feyzan, canlı yayındaki atmosferin gazetecilik reflekslerinden uzaklaştığını savundu.
TARTIŞMANIN MERKEZİNDE GAZETECİLİĞİN TEMEL İLKELERİ VARProgramın ardından yapılan değerlendirmelerde ortaklaşan nokta, gazeteciliğin temel işlevinin bilgi almak ve kamuoyunu aydınlatmak olduğu görüşü oldu. Birçok medya mensubu, soru sormak ile yargılamak arasındaki çizginin korunması gerektiğini, gazetecinin siyasi aktörlerin yerine geçerek hüküm veren bir pozisyona sürüklenmesinin mesleğin güvenilirliğine zarar verdiğini savundu.
Sözcü TV ekranlarında yaşanan yayın böylece yalnızca siyasi sonuçlarıyla değil, Türkiye’de gazeteciliğin sınırları, tarafsızlık ilkesi ve canlı yayın etiği üzerine yeniden başlayan tartışmalarla da gündemdeki yerini aldı.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:76
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 20 Haziran 2026 11:12 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















