SON DAKİKA: Gelecek Partisi kapandı Davutoğlu, Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldığını açıkladı Son Haberler
Ankara24.com, Sonhaberler kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi’ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarıyla yapılan istişarelerin ardından parti siyasetinden çekilme ve partinin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını açıkladı. Davutoğlu, kararın “kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak” amacıyla alındığını belirterek Türkiye’nin siyasi sistemi, demokratik hukuk düzeni, toplumsal barış, ekonomi, eğitim, kamu yönetimi ve siyasal ahlak alanlarında karşı karşıya bulunduğunu savunduğu sorunlara ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı.
“İNSANLIK KÖKLÜ BİR MEDENİYET KIRILMASINDAN GEÇİYOR”Davutoğlu, “Yarının Türkiye’si İçin” başlıklı açıklamasında insanlığın köklü bir medeniyet kırılmasından geçtiğini ifade etti. İnsanın varoluşunu anlamlandıran düşünce sistemlerinin sarsıldığını belirten Davutoğlu, yapay zeka ve teknolojik dönüşümün insan ile bilgi arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirdiğini, arka arkaya yaşanan jeopolitik depremler, savaşlar, soykırımlar, derinleşen ekonomik adaletsizlikler ve yeni sömürgeci tahakküm biçimlerinin İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin taşıyıcı sütunlarını yeniden oynattığını kaydetti.
Küresel ölçekte yaşanan altüst oluşun yalnızca uluslararası sistemi değil, bölgesel dengeleri, ulusal kurumları ve toplumsal dokuları da derinden sarstığını savunan Davutoğlu, Türkiye’nin bütün kırılmaların kesişme noktasında bulunduğunu belirtti. Türkiye’nin tarihin fay hatları üzerinde yer aldığını ifade eden Davutoğlu, ülkenin aynı anda ciddi risklerle ve stratejik sıçrama imkanıyla karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.
TÜRKİYE İÇİN 10 TEMEL ŞART SIRALADIDavutoğlu, önümüzdeki meydan okumaların risklerini asgariye indirmenin ve tarihin ortaya çıkardığı imkanları kalıcı bir güce dönüştürmenin bazı temel şartlara bağlı olduğunu belirtti. Herkese eşit işleyen adil bir sistem, insan onurunu esas alan demokratik hukuk düzeni, düşünce özgürlüğüne dayalı özgün bir zihniyet dönüşümü, farklılıkları ortak aidiyette buluşturan güçlü bir vatandaşlık bilinci ve tutarlı bir toplumsal ve siyasal ahlak anlayışını gerekli şartlar arasında sıraladı.
Üreten ve rekabet eden bir ekonomi, refahı topluma yayan sosyal adalet sistemi, ehliyet ve liyakat temelinde işleyen devlet kurumları, meşruiyetini yalnızca ve doğrudan millet iradesinden alan siyasal düzen ile dünyadaki büyük dönüşümleri doğru okuyabilen stratejik bir aklın da Türkiye’nin geleceği açısından gerekli olduğunu kaydeden Davutoğlu, ülkenin ihtiyaç duyduğu değişimi “kapsamlı bir ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimi” olarak nitelendirdi.
ÜNİVERSİTELER VE BİLİM KURUMLARINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMEDavutoğlu, mevcut tabloda söz konusu temel şartların çoğunda ağır bir gerileme yaşandığını savundu. Başta ülkenin geleceğini inşa eden üniversiteler olmak üzere düşünce ve bilim kurumlarının uluslararası rekabette mevzi kaybettiğini belirten Davutoğlu, insanlığın bilgi birikimini ve üretim süreçlerini hızla dönüştüren yapay zeka devrimi karşısında Türkiye’nin öncü ve kurucu bir aktör olmak yerine başkalarının ürettiği teknolojileri takip eden ülke olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Üniversite mezunlarının sayısının arttığını ancak eğitimin niteliği, özgür düşünce kapasitesi ve istihdamla uyumun aynı ölçüde gelişmediğini belirten Davutoğlu, kutuplaşmanın ortak aidiyet bilincini tahrip ettiğini söyledi. Vatandaşların birbirini komşu ve kader ortağı olarak değil, yenilmesi, susturulması veya tasfiye edilmesi gereken rakip kamplar olarak görmeye başladığını savunan Davutoğlu, söz konusu durumun millet olma vasfını zayıflattığını kaydetti.
YOLSUZLUK, HUKUK VE LİYAKAT VURGUSUDavutoğlu, yolsuzluk, kayırmacılık ve hesap vermeme anlayışının ahlaki değerleri aşındırdığını belirtti. Yolsuzluk algısındaki gerilemenin boyutlarıyla kabul edilemeyecek bir tablo ortaya çıkardığını ifade eden Davutoğlu, insan hakları ihlalleri, yargıya yönelik siyasi müdahale algısı ve hukuk kurallarının kişilere göre farklı uygulanmasının adalete duyulan güveni sarstığını bildirdi.
Tarım ve sanayi başta olmak üzere üretim ekonomisinin yapısal sorunlarının derinleştiğini öne süren Davutoğlu, rant ve ayrıcalığa dayalı servet transferlerinin sosyoekonomik uçurumları büyüttüğünü kaydetti. Ehliyet ve liyakat ilkelerinden sapılmasının devletin kurumsal kapasitesini aşındırdığını belirten Davutoğlu, kurumsal hafıza ve ortak akıl yerine kişisel iradelere dayalı karar alma süreçlerinin öngörülemezliğe, tutarsızlığa ve bürokratik karmaşaya yol açtığını savundu.
“SİYASET KURUMUNUN İTİBARI DERİN BİR AŞINMAYA UĞRADI”Davutoğlu, siyaset kurumunun ve siyasetçi kimliğinin tarihin en derin itibar kayıplarından birini yaşadığını öne sürdü. Merkezi ve yerel yönetimlerde gündeme gelen yolsuzluk iddialarının çürümüşlüğün tek bir siyasi kimliğe değil, bütün bir siyaset kurumuna sirayet ettiğini gösterdiğini savunan Davutoğlu, milletvekili ve belediye başkanı transferleri ile kayyum uygulamalarının günlük siyasi pratikler haline gelerek normalleştiğini ifade etti.
Söz konusu uygulamaların halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi anlamsızlaştırdığını belirten Davutoğlu, bunun demokrasi ahlakına ve milli irade kavramına yönelik büyük bir darbe olduğunu kaydetti. Siyasetin geniş ufuklu ideallerin, toplumsal sorumluluğun ve kamu hizmetinin alanı olmaktan çıkarak dar çıkarların, kişisel kariyer hesaplarının ve makam pazarlıklarının alanına dönüşmesinin nitelikli ve ahlaklı insanların siyasetten uzak kalmasına veya siyasete girenlerin dışlanmasına yol açtığını dile getirdi.
Davutoğlu, siyasetin kirlendiğini, ahlaklı insanların siyasette kalmasının maliyetinin her geçen gün arttığını ve milletin geleceğe ilişkin karamsarlığının derinleştiğini savundu. 2028 seçimlerine doğru ilerlenirken Türkiye’nin geleceği bakımından iki tehlikeli senaryo konusunda uyarıda bulunmayı tarihsel bir görev kabul ettiklerini belirten Davutoğlu, söz konusu senaryoları otoriterleşmenin güçlenmesi ve mevcut iktidara karşı oluşabilecek rövanşist bir siyasi dalganın ortaya çıkması olarak sıraladı.
CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ ELEŞTİRİSİDavutoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesinin zayıfladığını ve denge-denetim mekanizmalarının ortadan kalktığını savundu. Güçlenen otoriterleşme eğiliminin, çoğulcu demokratik hukuk düzeninin yerini kalıcı bir otoriter yapıya bırakması riskini taşıdığını ifade eden Davutoğlu, tehlikenin herhangi bir cumhurbaşkanının şahsından bağımsız olduğunu kaydetti.
Sorunun kişiden çok sistem sorunu olduğunu belirten Davutoğlu, çoğulculuğa değil çoğunluğa öncelik veren bir sistemin Türkiye’yi taşıma kapasitesinin ve ihtimalinin bulunmadığını savundu. İlk kez partisince hazırlanan ve kamuoyuyla paylaşılan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisinin Türkiye için tercih değil zorunluluk olduğunu dile getirdi.
GÜCÜN TEK ELDE TOPLANMASINA İLİŞKİN ELEŞTİRİLERDavutoğlu, gücün tek elde toplanmasının, Meclisin denetim yetkisinin zayıflamasının, yargı bağımsızlığının tartışmalı hale gelmesinin ve bürokrasinin kurumsal sorumluluk yerine kişisel sadakate göre şekillenmesinin devlet düzenini kırılganlaştırdığını belirtti. Otoriter düzenin milli ve manevi değerler üzerinden meşrulaştırılmasının tehlikeli olduğunu savunan Davutoğlu, milli ve manevi değerlerin iktidarın sınırsız gücünü meşrulaştırma aracı olmadığını, aksine gücü ahlak ve hukukla sınırlama sorumluluğu yüklediğini ifade etti.
RÖVANŞİST KARŞI İKTİDAR UYARISIDavutoğlu, otoriterleşmenin, yolsuzlukların, gelir adaletsizliğinin, yasakların ve hukuk ihlallerinin doğurduğu öfke dalgasının rövanşist bir karşı iktidara dönüşmesi tehlikesine de dikkati çekti. Yoksullaşan, adalete güvenini kaybeden ve özellikle genç kuşakları gelecek ümidinden mahrum kalan toplumda biriken tepkinin demokratik bir yenilenme kadar sert bir hesaplaşmayı da doğurabileceğini belirtti.
Sert bir iktidar değişikliğinin geçmişin yanlışlarını düzeltmek yerine yeni mağduriyetler üretebileceğini, toplumsal fay hatlarını harekete geçirerek ülkeyi birbirini tasfiye etmeye çalışan kamplara bölebileceğini ifade eden Davutoğlu, çevre ülkelerde yaşanan iç gerilimlerden gerekli derslerin alınması gerektiğini kaydetti. Bir otoriterliğin başka bir otoriterlikle, bir kayırmacılığın başka bir kayırmacılıkla ve bir yolsuzluğun başka bir yolsuzlukla yer değiştirmesini değişim olarak görmediklerini belirtti.
“TÜRKİYE’NİN İHTİYACI RÖVANŞ DEĞİL ADALET”Davutoğlu, Türkiye’nin ihtiyacının rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon, kutuplaşma değil toplumsal barış olduğunu ifade etti. Kuruldukları günden itibaren siyasi mücadelelerini Türkiye’nin iki karanlık senaryodan herhangi birine mahkum olmaması amacıyla verdiklerini belirten Davutoğlu, siyaset açısından temel ilkenin siyasi ahlak olduğunu kaydetti.
AK Parti’de görev yaptığı dönem dahil tüm siyasi pusulasının ahlak, liyakat ve dürüstlük olduğunu ifade eden Davutoğlu, eski partisindeki çabalarının sonuç vermemesi üzerine en az üç neslin alın teri üzerinde yükselen muhafazakar siyasi birikimin yolsuzluklar, yasaklar ve yoksullukla anılır hale gelmesini önlemek amacıyla demokrat muhafazakar bir alternatif oluşturmak için çalıştıklarını belirtti.
GELECEK PARTİSİNİN KURULUŞ SÜRECİNİ ANLATTIDavutoğlu, güçlü ve ahlaklı bir muhafazakar alternatifin iktidarı daha dikkatli davranmaya sevk edeceğine, muhafazakar camianın kaybetmeye başladığı ahlaki üstünlüğü yeniden kazanmasına katkı sağlayacağına ve muhtemel rövanşist eğilimleri engelleyeceğine inandıklarını söyledi. Dini ve milli değerlerin siyasi yanlışlar nedeniyle toplum nezdinde itibar kaybetmesinin önüne geçmeyi amaçladıklarını kaydeden Davutoğlu, söz konusu hedef doğrultusunda her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olduklarını ifade etti.
Gelecek Partisini 12 Aralık 2019’da kurduklarını hatırlatan Davutoğlu, partinin uzun süre iktidardan ayrılarak kurulan ilk parti olarak bir dalgakıran görevi gördüğünü ve daha sonra kurulacak partilerin önünü açtığını belirtti.
PARTİ SİYASETİNDEN ÇEKİLME KARARIDavutoğlu, açıklamasının sonunda partinin yetkili kurulları ve Gelecek Partisini bugüne taşıyan dava arkadaşlarıyla istişareler yaptıklarını bildirdi. Görüşmelerin ardından “kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak” amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisinin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını açıkladı.
Davutoğlu, “Partimizin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi’ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:99
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 29 Temmuz 2026 21:01 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















