Son Dakika Bahçeli efsane püskevit konuşmasını tekrarladı! Gafiller dillerine dolamıştı
Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Partisinin Grup Toplantısı'nda konuşan MHP Lideri Bahçeli şunları ifade ediyor:
MÜNİH KONFERANSI İÇİN İLK SÖZLERFilistinli kardeşlerimize bu insani ve vicdani erdemler çok görülmekte makus kaderleriyle baş başa kalmalarına taammüden göz yumulmaktadır. İsrail hükümetinin geçtiğimiz günlerde Batı Şeria'da arazi tesciline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun çiğnenmesi olduğu kadar süregelen soykırım suçunun farklı kanallardan ilerlediğini de teyitidir. Yasa dışı ilhak eylemleri elbette hükümsüzdür. Filistin halkını yerinden yurdundan zorla çıkarmayı hedefleyen Yahudi yerleşimcilere alan açmayı gözetten her türlü gayrimeşru ve gayri hukuki adım inanıyorum ki hakkın ve hakikatin barajını aşamayacaktır. Siyonist vandallığın bir bildiği varsa hiç kuşkusuz Allah'ın da bir bildiği vardır ve ve hiçbir zalim bunların gücü yetitiremeyecek bununla boy ölçüşemeyecektir. İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarında hak iddiası ve egemenlik kurma iştahı son sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bu son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemektedir. İki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir. Uluslararası toplum Filistin topraklarına pranga vuran işgal ve ilhak politikalarını reddetmeli bununla ilgili kararlar, kararlı hamleler yapmalıdır. Ancak uluslararası toplum mefluç ve metruk haldedir. Nasıl ki görünen köy kılavuz istemiyorsa 2. Dünya Savaşı'nı müteakiben tesis edilen kurallara dayalı uluslararası düzenin iflas ettiğinin de şahitliği itirafına gerek kalmamıştır. Çünkü her şey ortadadır. 13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya'nın Münih şehrinde düzenlenen 62. Güvenlik Konferansı Uluslararası düzenin yıkım sürecinde olduğunun yoğun tartışmaları ile geçmiştir.
Yıkım altında temasıyla düzenlenen mezkur konferans bir nevi malumun ilanına da sahne olmuştur. 19-23 Ocak 2026 tarihinde yapılan Davos Zirvesi'nde de benzer tersi tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir. Fakat neyin kurulacağı, nasıl kurulacağı, ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilmezliğin dibine oturmuştur. Ankara'dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, yüreklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış ve dört başı mamur bir amaç görülmemektedir.
Buna karşılık Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada istikrar adası gibi sivrilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesinin kesintisiz diplomatik atılımları ihtilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike ziyadesiyle layıktır. Masada ve sahada aynı olabilmeyi başaran bir Türkiye ile hepimiz iftihar etmesi esasen bir manevi görevdir.
Nerede bir sorun varsa, Türkiye müessir bir şekilde oradadır. Komşu ülkelerin siyasi birliği ve toprak bütünlüğü ile egemenlik haklarını herhangi bir tereddüde düşmeden savunan ve sahiplenen barış, huzur ve istikrar özlemlerinin gerçekleşmesi için fincancı katırlarını ürkütmekten kaçınmayan bir Türkiye gerçeği hepimizin adına bir talihtir.
Sadece insanımız saadetine hizmetle kifayet etmeyen dahası insanlığın selameti, bölgesel ve küresel istikrar adına gövdesini taşın altına koymayı göze almış bir Türkiye tarihimizin saklı kalan ülkelerini gururla takip ve temin gayretindedir. Bozuk plak gibi aynı nakarata takılıp kalanların ezbere dayalı kara propagandayı seslendirmeyi marifet sayanların zoruna gitse de alayın birden uykuları kaçsa da diyorum ki Türk ve Türkiye yüzyılının sancağı el birliğiyle açılmış süper güç Türkiye'nin muktedir adımları hamdolsun duyulmaya başlanmıştır. Ben son tahlilde diyeceğim şudur. Ramazan ayında sağduyu ve sükunet içinde orucumuzu tutup ibadetimizi yaparken manevi muhasebeyi insanlığın hal ve gidişatını mutlaka gözden ve gönülden geçirmemiz mecburidir. Bunun yanı sıra ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesilmeden ilerleyip makul bir uzlaşma vasatında görüş ve fikir birliğinin tecelli etmesi samimi dileğimizdir.
Kuzeyimiz çalkalanırken, güneyimiz de savaş ortamına sürüklenmesi, bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak, yaygın ve küresel bir çatışma hali karşımıza çıkacaktır. Bir başka mühim mesele de Filistin devletiyle ilgilidir. 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan coğrafi bütünlüğe sahip bağımsız ve egemen bir Filistin Cumhuriyeti kurulmasından başka tarihi, coğrafyayı, insan ve İslam vicdanını tatmin edecek ikinci bir seçenek yoktur. Huzurlarınızda Gazzeli mazlumlar başta olmak üzere Türk İslam Alemi'nin Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum. Muhterem heyetinizin, aziz milletimizin bu mübarek ayını kutluyor, nice hayır ve hasenata kapı açmasını yüce Allah'tan diliyorum. Kucaklaşmak varken kutuplaşmak vebaldir.
Sevmek varken nefret diline saplanmak vehamettir. Saygı varken küstahlığa meyil etmek vefasızlıktır. Konuşmak varken kavga etmek insani hasletlere vedadır. Değerli milletvekillerim, bu Ramazan'da da dayanışmanın, duyarlılığın, sempati, empatinin, yardımlaşmanın güzelliklerini hep birlikte göstermeliyiz. Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil, mütevazi sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerim ve bütün tüm teşkilatlarımızla eş zamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı, daha hazır olmalıyız.
PÜSKEVİT SÖZLERİNİ TEKRARLADIBayrak şairimiz merhum Arif Nihat Asya diyor ya, bir kuşa yeten iki kuşa da yeter. Biz sadece şükredelim. Kanaatkar olalım, paylaşmasını bilelim. Yine diyor ki, içimizden biri köprü olmaya razı olmazsa kıyamete kadar bu suyun kıyılarını bekleriz. Biz gelin tertemiz gönüller arasında köprü kuralım. Biz gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım.
Hatırlayınız yıllar önce bir konuşmamda anasının babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istemiştim.
Onların mahrumiyetini ta yüreğinde hissedip imrelen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Ve memleketim olan Gavurdağı söyleyişiyle hani benim pisküvitim, çikolatam demiştim. Şairin ifadesiyle çaresiz ve yalnızların gel diyecek kimsesi olmayı hedeflemiştim.
O gün bu konuşmayı anlamayan gafiller haftalar boyu müstehzi ifadelerle püskevit kelimesini dillerine dolamışlardı.
Ve ne üzülür ki, üzücüdür ki arkadaşlarımız da bu seslenişin hak ettiği derinliği fark edememişlerdi. Varsın olsun. Hata da insanlar içindir.
"ÇOCUKLARIN ÇAĞRISINI İŞİTELİM"Bu Ramazan'da hep birlikte sofraların, ocakların, çocukların, gençlerin, yaşlıların ve kadınların sesi olalım. Yeter ki onların dertlerine ortak olalım. Püskevit alınmayan çocukların çağrısını işitelim.
Biz öylesine büyük bir medeniyetin öylesine kutlu bir tarih ve kültür zenginliğinin varisleriyiz ki felaketin kayalıklarından fidan fidan serpilen, ağır sorunların çorak bağırından filiz filiz yeşeren birlik ve kardeşlik bahçemizde el ele tutuşmasını çok şükür biliriz.
Bu sayede mazlumların gözpınarlarından süzülen yaşları sileriz. Küçücük yavruların soğuktan titreyen ellerinden tutarız.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:71
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 17 Şubat 2026 10:54 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















