Ankara24.com
close
up
Son Dakika Bahçeli den okul saldırıları hakkında açıklama! Çözüm kapıda bekleyecek güvenlik görevlisi değildir

Son Dakika Bahçeli den okul saldırıları hakkında açıklama! Çözüm kapıda bekleyecek güvenlik görevlisi değildir

Ankara24.com, Halktv kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı'nda konuşuyor:

Milli Eğitim Bakanlığımızın bütçesinin fiziki yatırımlar kadar çocuklarımızın zihinlerine, ruhlarına, karakterlerine ve kabiliyetlerine nasıl dokunduğunun konuşulması gerekmektedir.

Kaynaklar tuğlaları yükselttiği kadar ufukları da genişletmelidir. Yeni sınıfların kapısını açtığı kadar genç nesillerin ruh ve beden sağlığını da önceliklendirilmelidir. Sıraları dizdiği kadar şahsiyetleri de inşa etmelidir.

Gerekirse bir ekmeği bölüşürüz, gerekirse lokmamızı küçültürüz ancak çocuklarımızı okumak istedikleri kitaplardan, araştırma yapacakları zanaat öğrenecekleri atölyeden, milli sporcu olarak yetişecekleri spor sahasından, Türkçe şarkıları yükseltecekleri sahnelerden mahrum bırakamayız.

Matematikle parlayan zihinler kadar şiirle çözülen dillere, sporla disiplin kazanan bileklere, sahnede cesaret kazanan yüreklere alan açmalıyız. Çünkü çocuklarımıza bugün ayırmadığımız her imkan yarın milletçe ödeyeceğimiz ağır bir bedel olarak karşımıza çıkacaktır.

Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa'da ve akabinde Kahramanmaraş'ta yaşanan elim hadiselerin sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir.

14 Nisan'da Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki okul saldırısında 16 kişi yaralanmıştır. 15 Nisan'da ise Kahramanmaraş'ta bir okulda düzenlenen silahlı saldırıda 9'u öğrenci, 1'i fedakar öğretmen kardeşimiz olmak üzere 10 vatan evladımız hayatını kaybetmiş, 13 kişi yaralanmıştır.

Bu vahim gelişmeler vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir.

Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir.

Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez, aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir.

Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir.

Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığı günümüz dünyasında evlatlarımızın ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artması, sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile daha fazla maruz kalmaları, akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir.

Evlatlarımız sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta, artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketiyle verilen anlık tepkilerle hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır.

Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır.

Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açılmaktadır.

Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir.

Nimet ile tehdit arasındaki ince kırmızı çizgiyi evlatlarımızla birlikte idrak etmeliyiz. Azı karar çoğu zarar diyen atalarımızın öğüdünü dijital çağın curcunası içinde yeniden hatırlamak mecburiyetindeyiz.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan elim olayların akabinde yüzlerce sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi, çok sayıda Telegram grubunun kapatılması ve onlarca şahıs hakkında adli işlem başlatılması; dijitalleşmenin denetimsiz kaldığında yalnız bireyi değil, toplum hayatını da zehirleyen bir fesat düzenine dönüşebildiğini açıkça göstermiştir.

Dijital mecraların, sohbet odalarının, sohbet gruplarının, uygulama ve kanallarının masum bir haberleşme alanı olmaktan çıktığı, Türk milletinin köküne, gündemine, geleceğine dinamit döşemek isteyen haya yoksunlarının ellerinde fitnenin, tahrikin, suç ve suçluyu övmenin, kamu düzenine kasteden karanlık çağrıların öğütlediği bir ifsat hattına dönüştüğü artık inkar edilemez bir hakikattir.

Demek ki karşımızdaki tehlike sadece ekran bağımlılığı değildir. Aynı zamanda kötülüğü çoğaltan, şiddeti özendiren, suçu meşrulaştıran, acıyı istismar eden ve çocuklarımızın tertemiz vicdanını hedef alan dijital bir bozgunculuk iklimidir.

Evlatlarımızı sosyal medyanın ve televizyon ekranlarının hoyrat ve şiddeti normalleştiren diline, kapalı devre karanlık mecralarda kümelenen bozguncu yapılara, sanal alemin kimliksiz iklimine, haysiyet yoksunlarının mesuliyetsiz çağrılarına terk edemeyiz.

Ekran ışığı arttıkça yavrularımızın gözlerindeki fer sönmesin diye; uygulamaların istilası, ailelerimizle geçirdiği vakitten çalmasın diye; bağlantılar çoğaldıkça, arkadaşlık istekleri arttıkça, takipçi halkaları genişledikçe yalnızlaşan, yabancılaşan, içine kapanan, köklerinden uzaklaşan bir nesil ortaya çıkmasın diye bugünden harekete geçmek zorundayız.

Eşref-i mahlukat olan insan sadece etten ve kemikten müteşekkil biyolojik bir varlık değil, kainatın kalbi ve ruhudur. İnsan şahsiyeti kültürel, ahlaki ve milli değerlerle yoğrulan sosyal bir varlıktır.

Aileyle biçimlenir, mekteple derinleşir, çevresiyle yön bulur, inanç ve irfanla kemale erer. Bu sebeple çocuklarımızın şahsiyet inşasını tesadüflerin insafına, savrulmaların akışına, denetimsiz mecraların hoyratlığına terk edemeyiz.

Zira fertte başlayan çözülme cemiyete sirayet eder, cemiyette büyüyen zaaf ise milletin istikbalini tehdit eder.

Dijitalleşme değerlerimizi aşındırdığında, televizyon karşısında geçen süreler uzadıkça, aile içi sessizlikler katlandıkça, sözde sosyal medya fenomenlerinin sözleri kıymetli öğretmenlerimizin öğretilerinin önüne geçtikçe, sınırsız ve denetimsiz özgürlük fikirleri okulun terbiye gücünü budadıkça, çocuklarımız kapsamı öngörülemeyen içerik tufanının içine savrulduğunda böylesi trajedilerin zemini genişlemektedir.

Çözüm yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı değildir. Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir.

Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil, kökünü kazıyanlardan olacağız. Ve bu mücadele bugünü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir.

Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile çocuğun ilk mektebidir. Okul çocuğun ikinci evidir. Devlet çocuğun en geniş himaye çatısıdır.

Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zeminini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir.

O halde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir.

Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir. İlgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güveni isteyen bir emanettir. Eğitim sistemimizde de bu hakikati merkeze alması şarttır. Eğitim bilgi aktarımından ibaret bir faaliyet olarak görülemez. Eğitim insanın iç düzenini kurma sanatıdır. Matematik, tarih, fen ve edebiyat kadar merhamet, ölçü, sabır, haysiyet, sorumluluk ve insan hayatının dokunulmazlığı da öğretilmelidir.

Öğretmenlerimiz yalnız sınıfta ders veren görevliler olarak düşünülemez. Onlar toplumun ahlaki omurgasına temas eden, çocuklarımızın şahsiyet dünyasını inşa eden müstesna şahsiyetlerdir. Bu vesileyle altını kalın çizgilerle çizmek isterim ki; öğretmeni sıradanlaştıran bir anlayışın eğitim davası baştan ölü doğmuştur. Öğretmen mektebin haysiyeti, maarifin taşıyıcısı kolonu, milletin istiklaline istikamet veren ilim ve irfan neferidir.

Annelerimizin okul kapısında bıraktığı minik elleri tutan, temiz ve saf kalplerini güzelliklerle donatan, bilgilerle zihnini açan, becerileriyle küçük bileklere güç veren, kabiliyetleri fark eden, gözlerindeki ışığı güçlendiren, nizam veren, adap bildiren, terbiye kazandıran öğretmenlerimizdir.

Öğretmeni ikinci bir ana baba sayan, yücelten, baş tacı eden, hürmet gösteren bir gelenekten kopup, ders anlatan bir memur konumuna sürüklemek izahı mümkün olmayan bir gaflettir. Öğretmenin itibarının zedelendiği, sözünün değersizleştirildiği, sınıf içindeki otoritesinin aşındırıldığı bir düzende ne sağlam bir eğitim nizamı kurulur ne de milli ve manevi kıymetlerle yoğrulmuş bir nesil inşa edilir."

Önemli haberleri ve güncellemeleri kaçırmamak için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:78
embedKaynak:https://halktv.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 21 Nisan 2026 11:05 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

İstanbul’da dolunay seyirlik manzara oluşturdu

04 Haziran 2026 01:34see160

Turnuvada ülkesini finale taşımıştı! Genç golcünün yaşı gündem oldu

03 Haziran 2026 20:21see154

Samsun da silahlı saldırı düzenlenen iş yerinde kimyasal sızıntı Kimyasal sızıntıdan etkilenen 6 polis, yapılan müdahalenin ardından taburcu edildi Samsun Haberleri

04 Haziran 2026 01:28see152

ABD Temsilciler Meclisi, İran la savaşın sona ermesini öngören savaş yetkileri tasarısını kabul etti

04 Haziran 2026 01:05see147

Hakkari de zehir tacirlerine darbe: Onlarca kilo ele geçirildi Hakkâri Haberleri

04 Haziran 2026 00:39see144

TBMM Çocukların Dijital Risklerden Korunması Komisyonu toplandı

03 Haziran 2026 20:48see143

Gaziantep FK için Ömer Erdoğan iddiası!

03 Haziran 2026 19:55see143

Rutte den Rus Gençlere Uyarı

03 Haziran 2026 23:18see141

KIZILCAHAMAM BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN

04 Haziran 2026 00:20see139

İsrailli analiz çarpıcı yorum: Netanyahu, Trump ın planına engel oluyor

05 Haziran 2026 00:38see138

ABD den Orta Doğu ya seyahat uyarısı

05 Haziran 2026 00:20see138

İş insanından zorla para istendiği iddiasında 2 şüpheliye adli kontrol kararı Bolu Haberleri

04 Haziran 2026 00:41see137

Kılıçdaroğlu ndan Özel e karşı yeni hamle! Disiplin Kurulu toplanıyor, tarih belli oldu

03 Haziran 2026 17:42see137

Medicana International İstanbul Hastanesi, AACI akreditasyonunu yeniledi

04 Haziran 2026 10:16see134

Brezilyalı ailenin evlat edindiği 12 yaşındaki kızın aslında 37 yaşında olduğu ortaya çıktı

04 Haziran 2026 01:47see134

Merdiven altı botoks faciası

04 Haziran 2026 07:19see132

Rubio: İsrail in genişlemesi ABD politikası değil Dış Haberler

04 Haziran 2026 03:15see130

Bingöl de panelvan yola çıkan ata çarptı: 1 ölü, 2 yaralı Bingöl Haberleri

05 Haziran 2026 00:24see127

Epistemolojik kriz, simülasyon ve simulakr çağı Ayşe Keşir

05 Haziran 2026 04:12see125

TBMM Başkanı Kurtulmuş İsveç te CSO nun 200. yıl konserine katıldı

05 Haziran 2026 00:32see124
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları