Size Yalan Söylüyorlar
Halktv sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
2010’lu yılların başıydı. Bir gün bütün haber kanalları son dakika anonsuyla kırmızıya boyandı.
“Tarihi bir anlaşmanın” açıklaması gelmişti.
ABD, Türkiye ve Irak arasında bir protokol imzalanmıştı. Buna göre, çok kısa bir sürede Kandil’den 50 en üst düzey isim -çoğunlukla Kuzey ülkelerine gönderilmek üzere- derdest edilecekti.
O günlerde Haber Müdürü olan gazeteci arkadaşımın odasına gittim. “Hayrola yine yalan rüzgarı dizisi zamanı galiba” dedim.
“Olur mu abla Dışişleri Bakanı açıkladı” dedi.
“Bakanlar bize yalan söylemek için varlar zaten” diye yanıtladım.
Üzerinden en az 15 yıl geçtiğine göre başka bir yoruma gerekmiyor herhalde.
Belki bakanın kim olduğunu merak edersiniz diye ekleyeyim; stratejik derinlikte inci çıkarmasıyla ünlüdür!!
*. *. *
İktidarlar, yöneticiler hangi ülkede olursa olsun bu şablon hiç değişmiyor.
Mesela bugünlerde daha çok “kükreyen fare”yi hatırlatan Süppper Güç ABD!
ABD, aslında daha net söylemek gerekirse Trump, Kasım ayındaki ara seçime hazırlanıyor. Adının “ARA” olduğuna bakmayın, ülke genelinde Temsilciler Meclisi için yepyeni bir seçim yapılacak. Senato içinse üçte bir yenileme olacak.
Yani, Seçimde ABD Temsilciler Meclisindeki 435 sandalyenin tamamı ve ABD Senatosundaki 100 sandalyenin 35'i belirlenecek.
Trump için bu seçim güvenoyu olmanın çok ötesinde.. Zira Demokratlar sandıktan çoğunlukla çıkarsa Trump’ın başkanlıktan adli için harekete geçeceklerinden kimsenin kuşkusu yok.
Anketler de bu ihtimali Trump için karabasana çeviriyor.
Son büyük anketlerden birinde seçmen ekonomi konusunda yüzde 55 gibi bir oranla yönetime ekonomi konusunda kırmızı kart gösterdi. “Trump'ın en büyük önceliğinin fiyatları düşürmek olması gerektiği” mesajı verdi.
Başkan ise farklı bir evrende herhalde.. Sosyal medya hesabından “Amerika bir ALTIN ÇAĞ yaşıyor” buyurdu.
Ona göre ABD hiç olmadığı kadar iyi durumda. “Alım gücü” sorunu da tamamen Demokratlar’ın uydurması!
*. *. *
Bizde durum farklı mı?
Erdoğan geçenlerde ekonomideki “durumu” -yani enflasyonun ateşinin yükselmesi ve alım gücünün dibe vurmasını- İran savaşına bağladı.
Oysa daha yeni yazdım. Ekonomi yazarı Alaattin Aktaş enflasyon gerçeğini anlatırken şöyle dedi:
"Son üç yılda, yani 2023-2026 mayıs döneminde TÜFE yüzde 216 arttı.
Önceki üç yılda, yani 2020-2023 mayıs dönemindeki artış ise yüzde 182 idi.”
Yani savaştan çok çok çok önce ortodoks.. Olmadı rasyonel politikalarla paramızı pul, halkı açlığa mahkum etmişler.
Yani şaşırdığımız falan yok.
Yine de insan merak ediyor. Erdoğan bunu söylerken gerçek tabloyu bilmiyor muydu, yoksa bile bile mi böyle söylüyordu?
Ya son şovu?
Üzerine Atatürk yazılan ama her nedense YıldırımHAN, GölgeHAN, GüçHAN gibi İsimlerle akla Abdülhamit’i getiren füzelerle bir övündük bir övündük.
Savaş yüzünden bizi zora sokan ekonomide füzelere güvenecektik belli ki!
Öyle ya her sıkıştığımızda ya “savaş var” mazeretine sığınacaktık.. Ya da her an İsrail ile savaşa tutuşabileceğimizi hatırlatacaktık.
Nasılsa masal / maval / yalan füzeden ucuz. Boca edersin ahalinin üzerine, olur biter.
*. *. *
Aynı tekerlemeyi Adalet Bakanı Akın Gürlek için de söyleyebiliriz.
Neden mi? Aslında pek çok örneği var ama sonuncu ve en komiğini Gül Çiftçi paylaştı:
“Adalet Bakanı Akın Gürlek bu akşam katıldığı canlı yayında, İBB kumpas davasında etkin pişmanlıktan yararlanıp beyanlarını geri çeken kimse bulunmadığını ifade etmiştir.
Bakan Gürlek’in ifadeleri dava sürecinde yaşananlarla açıkça çelişmektedir.
İBB iddianamesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılan Murat Kapki, savcılığın tahliye vaadiyle kendisini yönlendirdiğini, ailesini korumak ve özgürlüğüne kavuşmak umuduyla ifade verdiğini, kendisine isnat edilen örgüt üyeliğini kabul ettirmek için baskı altında bırakıldığını anlatarak mahkemeye sunduğu dilekçeyle etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarını geri çekmiştir.
Davada tutuklu yargılanan Vedat Şahin, alınan beyanlarının baskı ve yönlendirme altında oluştuğunu belirterek ifadelerini geri çekmiştir.
Davada tutuklu bulunan Yağmur Cansu Yeşilyurt, duruşmada emniyet sorgusu esnasında İBB borsasında adı geçen avukat Selcan Akar'ın kendisine 'etkin pişmanlık' ifadesi dayattığını belirtmiştir.
Dahası, Volkan Ateş duruşmada “bilgi sahibi” sıfatıyla çağrıldığı savcılık odasında kendisine “Her şeyi itiraf edecektin, hiçbir şey anlatmamışsın” denildiğini, ardından bir anda kelepçelendiğini ve tutuklama sürecine sürüklendiğini anlatmıştır.
Bütün bunlar ortadayken “kimse ifadesini geri çekmedi” demek, en hafif tabirle kamuoyunu yanıltmak anlamına gelmektedir. Bir hukuk devletinde bakanın görevi çelişkileri perdelemek, mahkeme salonlarında ortaya çıkan gerçekleri yok saymak olmamalıdır.
Bakan Gürlek, etkin pişmanlık adı altında kurulan iftira üretme düzeni açığa çıkınca gerçekleri gizleme gereği duymuş olabilir. Ancak İBB kumpas davasında da diğer davalarda da iftiracı ifadeleri mahkeme heyetlerinin, avukatların, ailelerin, gazetecilerin ve tüm Türkiye’nin gözü önünde tek tek çökmeye devam etmektedir.”
Gül Çiftçi, gayet kibar bir ifadeyle “kamuoyun yanıltılıyor” demiş.
Ben de, farketmemişseniz şaşırırım, yalana yalan diyemedim.
Ama yazdıklarımı İngilizceye çevirip Trump için söylüyormuşum gibi okursanız, fotoğraf netleşir.
Gerçi siz kime ne dendiğini çok daha iyi biliyorsunuz ya!
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:63
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Mayıs 2026 09:31 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















