SİT alanları % 306 arttı
Haberturk sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Geçmişte SİT alanları; kontrolsüz sanayileşme, aşırı kentleşme baskısı, definecilik ve çevre kirliliği gibi büyük tehditlerle karşı karşıya kaldı. Bu alanların geçmişten kalan bir miras değil, gelecek nesillere aktarılması gereken birer emanet olduğu gerçeği ne yazık ki göz ardı edildi. Oysa bir toplumun gelişmişlik düzeyi, inşa ettiği gökdelenlerin yüksekliğiyle değil; geçmişine, kültürüne ve doğasına gösterdiği saygıyla ölçülüyor.
YILLARA GÖRE SİT ALANLARININ SAYISI
• 2002... 6.812
• 2003... 6.989
• 2004... 7.670
• 2005... 7.850
• 2006... 8.558
• 2007... 9.161
• 2008... 9.722
• 2009... 10.627
• 2010... 11.377
• 2011... 12.272
• 2012... 11.859
• 2013... 12.490
• 2014... 13.617
• 2015... 14.840
• 2016... 16.483
• 2017... 17.650
• 2018... 18.933
• 2019... 20.146
• 2020... 21.023
• 2021... 22.233
• 2022... 23.632
• 2023... 24.786
• 2024... 26.128
• 2025... 27.705
Türkiye son yıllarda SİT alanı konusunda önemli adımlar attı. Öyle ki son çeyrek yüzyılda SİT alanı sayısı % 306 arttı. SİT alanı ilan edilerek koruma altına alınan bölgelerden biri de 'Granikos Savaş Alanı' oldu.
Granikos Savaş Alanı Geçtiğimiz günlerde Büyük İskender'in Perslere karşı ilk büyük zaferini kazandığı ve Asya'ya uzanan seferinin kapılarını açan bu alan Tarihi Sit Alanı olarak tescillenerek koruma altına alındı.
Peki son çeyrek yüzyılda Türkiye'deki SİT alanı sayısının % 306 artmasının nedeni nedir? Bu artış; kurumsal, teknolojik, yasal ve toplumsal mekanizmaların eş zamanlı olarak gelişmesiyle gerçekleşti.
SİT ALANLARININ ARTMASININ NEDENLERİ
♦ Eski dönemlerde Türkiye genelindeki tescil işlemleri az sayıdaki merkezi Koruma Kurulu tarafından yürütülüyordu. Bu durum, Ankara'daki kurulların üzerinde büyük bir dosya yükü yaratıyor ve tescil süreçlerini yıllarca geciktiriyordu. Son 20 yılda Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu sayısı artırılarak yetkiler yerel bölgelere dağıtıldı. Kurulların coğrafi sorumluluk alanları daralınca, yerindeki dosyaları karara bağlama ve yeni alanları SİT ilan etme hızları katlanarak arttı.
♦ Kültür ve Turizm Bakanlığı ile üniversiteler ortaklığıyla yürütülen arkeolojik yüzey araştırmaları hem sayıca arttı hem de modern teknolojiden ziyadesiyle yararlandı. Uydular, drone teknolojileri ve LIDAR gibi sistemler sayesinde, eskiden ormanlık ya da sarp arazilerde fark edilemeyen höyükler, tümülüsler, antik yol ağları ve yerleşim kalıntıları yukarıdan çok rahat tespit edilmeye başlandı. Tespit edilen bu yeni alanlar, kurullar tarafından hızla 'Arkeolojik SİT Alanı' olarak tescil edildi. Günümüzde toplam SİT alanlarının yaklaşık % 97'sinin arkeolojik kökenli olmasının temel sebebi budur.
♦ Türkiye genelinde devasa otoyollar, hızlı tren hatları, barajlar, madencilik faaliyetleri, kentsel dönüşüm projeleri ve enerji nakil hatları inşa edildi. Bu projelerin hayata geçebilmesi için yasal olarak ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporları ve ön yüzey araştırmaları yapılması zorunlu. İş makineleri sahaya inmeden önce yapılan bu zorunlu taramalarda, daha önce hiç bilinmeyen yüzlerce yer altı şehri, nekropol ve yerleşim kalıntısı keşfedildi. Projelerin durdurulması ya da güzergah değiştirmesi pahasına bu yeni keşif noktaları hızla SİT alanı ilan edilerek korumaya alındı.
♦ Yasal düzenlemelerle belediyeler bünyesinde KUDEB (Koruma Uygulama ve Denetim Büroları) kurulmaya başlandı. Taşradaki ve kentlerdeki tarihi mirasa artık sadece Ankara'daki bürokrasi değil, yerel belediyelerdeki uzmanlar da sahip çıkmaya başladı. Yerel uzmanların mahalle mahalle yaptığı envanter çalışmaları, özellikle 'Kentsel SİT Alanları'nın ve tarihi sokak dokularının hızlıca tescillenmesini sağladı.
♦ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, son yıllarda eski model 'Doğal SİT' tanımlarını uluslararası standartlara uyarlamak için 'Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projeleri' başlattı. Türkiye'nin dört bir yanındaki sulak alanlar, göller, mağaralar ve ormanlar, biyologlar ve jeologlar tarafından yeniden incelendi. Bu kapsamlı tarama, sadece mevcut alanların sınırlarını netleştirmekle kalmadı, yeni doğal alanların da koruma statüsü kazanarak 'Doğal SİT Alanı' ya da 'Kesin Korunacak Hassas Alan' olarak sisteme dâhil edilmesini sağladı.
♦ Çevre / tarih bilincinin tabana yayılmasıyla birlikte, kaçak kazıları, definecileri veya doğa tahribatını fark eden vatandaşlarla sivil toplum kuruluşları eskisinden çok daha hızlı aksiyon almaya başladı. Kolluk kuvvetlerine, müzelere ve CİMER gibi platformlara yapılan yoğun ihbarlar, uzmanların bölgeleri hızla incelemesine ve tescil sürecini başlatmasına önayak oldu.
Doğal SİT alanları 2011'den itibaren yapılan bilimsel düzenlemelerle; 'Kesin Korunacak Hassas Alan', 'Nitelikli Doğal Koruma Alanı' ve 'Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı' olmak üzere yeni uluslararası kriterlere göre derecelendirildi.
Ankara Kalesi (Ankara) EKONOMİK GELİŞMENİN ÖNÜNDE ENGEL DEĞİL SİT alanlarının korunması, sanılanın aksine ekonomik gelişmenin önünde bir engel değil, aksine sürdürülebilir kalkınmanın en büyük destekçisidir. Özellikle de günümüzde bu durum daha net bir şekilde gözler önüne seriliyor. Zira; kitle turizminin yerini, çevreye ve tarihe duyarlı olan kültür turizmi ve ekoturizm almaya başladı.
Karain Mağarası (Antalya) KALICI DEĞER ÜRETİYOR İyi korunan bir antik kent veya milli park, bir bölgeye on yıllar boyunca turist çekebilirken yerel halka istihdam sağlayıp ülke ekonomisine yüksek katma değer sunuyor. Betonarme yapılar kısa vadeli ve geçici kazançlar sağlarken, korunan bir SİT alanı nesiller boyu sürecek kalıcı bir değer üretiyor.
Narman Peri Bacaları Tabiat Anıtı (Erzurum) HAYATİ ZORUNLULUK Binlerce yıllık insanlık tarihini, medeniyetleri ve doğanın milyonlarca yıllık evrimini koruyarak geleceğe aktaran en önemli unsurların başında şüphesiz SİT statüsü geliyor. Tarihsel, arkeolojik, kültürel veya doğal değerleri nedeniyle yasal koruma altına alınan bu özel bölgeler, sadece bulundukları bölgedekilerin değil, tüm insanlığın ortak hafızasını temsil ediyor. Bu nedenle, SİT alanlarını gözümüz gibi korumak sadece hukuki değil, hayati bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor.
Safranbolu (Karabük) ZAMAN KAPSÜLÜ NİTELİĞİNE SAHİP İnsanlık tarihi, yalnızca yazılı kaynakların satır aralarında değil; geride bırakılan yapılarda, şehir kalıntılarında ve günlük yaşam araçlarında gizlidir. Arkeolojik ve tarihi SİT alanları, geçmiş medeniyetlerin yaşam tarzlarını, inançlarını, mimari dehalarını ve sanatsal becerilerini anlamamızı sağlayan birer zaman kapsülü niteliğine sahip.
Efes Ören Yeri (İzmir) KOLEKTİF BİLİNCE IŞIK TUTUYOR Örneğin Göbeklitepe'den; Efes Ören Yeri'ne, Truva Antik Kenti'nden; Kapadokya'ya kadar her SİT alanı, sadece bulundukları coğrafyadaki yerel halka değil, tüm insanlığın kolektif bilincine ışık tutuyor. Bu alanların tahrip edilmesi, insanlık tarihinin bir sayfasının koparılıp yakılması anlamına geliyor. SİT statüsü, tam olarak bu sayfaların korunmasını ve geleceğe eksiksiz aktarılmasını güvence altına alıyor.
Anavarza Kalesi (Adana) KORUMA ALTINA ALIYOR SİT alanları sadece insan eliyle yapılmış mekânları kapsamıyor; benzersiz ekolojik özelliklere, endemik bitki türlerine ve nesli tehlike altında olan hayvan popülasyonlarına ev sahipliği yapan doğal SİT alanlarının oluşturulması doğanın kendi elleriyle milyonlarca yılda var ettiği güzellikleri de koruma altına alıyor.
Salda Gölü (Burdur) KRİTİK BİR ROL OYNUYOR Sulak alanlar, ormanlar, kanyonlar ve mağaralar gibi doğal SİT alanları, bulundukları bölgelerin imara açılmaması, betonlaşmadan ve sanayi faaliyetlerinden uzak tutulmasıyla küresel iklim kriziyle mücadelede ve ekolojik dengenin korunmasında kritik bir rol oynuyor.
Harmankaya Kanyonu (Bilecik) YENİ KEŞİFLERDE BULUNUYOR Bilim dünyası için paha biçilemez birer araştırma merkezi olan SİT alanları; arkeologlar, antropolog, jeolog ve biyologların bu alanlarda yaptıkları çalışmalarla; insanlığın kökenine, dünyanın jeolojik geçmişine, evrimsel süreçlere dair devrim niteliğinde yeni keşiflerde bulunuyor.
Tarihi Alanlar (İstanbul) Türkiye'de UNESCO çatısı altında oluşturulan Dünya Mirası Listesi'nde, evrensel nitelikte 22 sit alanı bulunuyor.
EVRENSEL NİTELİKTEKİ SİT ALANLARI
KÜLTÜREL ALANDA
• İstanbul'un Tarihi Alanları
• Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas)
• Hattuşa Hitit Başkenti (Çorum)
• Nemrut Dağı (Adıyaman)
• Xanthos-Letoon (Antalya - Muğla)
• Safranbolu Şehri (Karabük)
• Troya Arkeolojik Alanı (Çanakkale)
• Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne)
• Çatalhöyük Neolitik Alanı (Konya)
• Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (İzmir)
• Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu (Bursa)
• Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı
• Efes Örenyeri (İzmir)
• Ani Arkeolojik Alanı (Kars)
• Afrodisias (Aydın)
• Göbeklitepe (Şanlıurfa)
• Arslantepe Höyüğü (Malatya)
• Gordion (Ankara)
• Anadolu'nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Hipostil Camiileri
• Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri (Manisa)
Troya Arkeolojik Alanı (Çanakkale) KÜLTÜREL VE DOĞAL ALANDA
• Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (Nevşehir)
• Pamukkale - Hierapolis (Denizli)
Pamukkale - Hierapolis (Denizli)
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:67
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 17 Haziran 2026 08:27 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















