Sinsi tehlike: Sosyal medya bağımlılıkların kapısını aralıyor
Trthaber sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Dijitalleşmenin hızla artmasıyla sosyal medya kullanımı günlük yaşamın ayrılmaz parçası haline gelirken, bu durum beraberinde bağımlılık riskini de gündeme getiriyor.
Özellikle gençler arasında yaygınlaşan yoğun sosyal medya kullanımı, psikolojik ve sosyal etkilere de neden olabiliyor.
Uzmanlar, sosyal medya kullanımının artmasıyla bağımlılık riskinin yükseldiğine, bunun diğer bağımlılık türlerini de tetikleyebileceğine dikkati çekerek, sosyal medyanın yalnızca bireysel değil, toplumsal düzeyde de çeşitli riskler barındırdığına işaret ediyor.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Akademi Direktörü Hakan Çetin, Yeşilay'da bağımlılığın önlenmesine ilişkin çalışmalar yürüttüklerini, dünyadaki bağımlılık verilerine bakıldığında Türkiye'nin ortalamanın üzerinde çıktığını söyledi.
Türkiye Yeşilay Cemiyetinin "Türkiye Sosyal Medya Araştırma Raporu"na değinen Çetin, sosyal medyanın diğer bağımlılık türlerini tetikleyici bir etkisi olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Sosyal medya bağımlılığı henüz literatürde tanımlanmış net bir bağımlılık türü değil. Dijital oyunlarla ilgili bağımlılıklar var, kumar bağımlılığı var, internetle ilişkili bağımlılıklar üzerine konuşuluyor ancak sosyal medya, net bir bağımlılık türü olarak henüz tanımlanmış değil. Dünyada haftada ortalama 19 saatlik bir kullanım verisi olmasına rağmen Türkiye'de bu haftalık kullanım verisinin 25 saat olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu da bize Türkiye'de problemli kullanımın daha yüksek olduğunu gösteriyor."
Çetin, raporda sosyal medyanın diğer bağımlılıklar açısından riskli olabildiğini gösteren bir araştırma bulgusunu sunduklarını ve bunun dikkat çekici olduğunu vurgulayarak, "Sosyal medyanın hep kendi riski üzerinden konu anlatılıyor. Biz bu raporda ilk defa farklı bir konu olarak sosyal medyanın tütün, alkol, uyuşturucu ve kumarla ilgili riskini ortaya koymuş olduk. İnsanlar sosyal medyada dolaşarak, birtakım problemler yaşadığı gibi karşısına çıkan reklamlar, özendirme faaliyetleri, satış ürünleriyle birlikte tütün, alkol, uyuşturucu madde ve kumara maruz kalarak aslında oraya doğru bir yönlenme sergiliyorlar." ifadelerini kullandı.
Sosyal medya kullanımında bağımlılığı belirlemenin sadece kullanım saatiyle mümkün olmadığını aktaran Çetin, asıl değerlendirmeyi kişinin işlevselliğinin etkilenip etkilenmediği, zamansal ve iş aktarımı, tolerans gelişimi veya çevresine zarar verip vermediği gibi göstergelere göre yaptıklarını belirtti.
"Çok ciddi bir dijital okuryazarlık eğitimine ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz"Yeşilay ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen bağımlılıkla mücadele eğitimlerine değinen Çetin, 2014'ten bu yana Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı, 2019 yılından beri de Okulda Bağımlılığa Müdahale Eğitim Programı ile Yaşam Becerileri Eğitimi gibi birtakım eğitimler gerçekleştirildiğini anlattı.
Çetin, "Ancak geldiğimiz noktada çok ciddi bir dijital okuryazarlık eğitimine ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz. Bilgilendirme ve farkındalık kazandırma üzerine duruyoruz. Bu raporda bizim önerdiğimiz önemli şeylerden bir tanesi, yaşam becerilerinin geliştirilmesi. Çünkü raporda da göreceğiniz üzere kişiler duygularını, streslerini iyi yönetemiyorlarsa bu sosyal medyada kalma sürelerini çok ciddi olarak etkiliyor." diye konuştu.
Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı ve Okulda Bağımlılığa Müdahale Eğitim Programı ile riskli internet ve sosyal medya kullanımı olan bireyleri önlemeye çalıştıklarını aktaran Çetin, "Yeşilay Yaşam Becerileri Eğitim Programı ile ortaokul öğrencilerine nasıl karar verebilirler, duygularını düzenleyebilirler, streslerini nasıl yönetebilirler, bununla ilgili beceri kazandırarak bağımlı olmalarının önüne geçmeye çalışıyoruz. Eğer kişiler buna rağmen bir bağımlılık geliştirdilerse, bir hastalık durumu ortaya çıktıysa da orada Yeşilay Danışmanlık Merkezleri aracılığıyla ücretsiz olarak internet/teknoloji bağımlılığı konusunda da destek veriyoruz." ifadelerini kullandı.
Çetin, sosyal medyaya yönelmenin temel nedeninin tespit edilmesinin kritik olduğunu vurgulayarak, "Çoğunlukla gençlerin, yetişkinlerin eğlence amaçlı, daha mutlu hissetmek için kendilerinin zamanlarını daha iyi değerlendirmek, boş zamanlarını değerlendirmek için sosyal medyayı kullandıklarını görüyoruz. Yani aslında sosyal medyayla ilgili değil, sosyal medyaya iten nedenlerle ilgili, bunu tespit ederek oraya dönük çalışmaların yapılması daha kritik görünüyor." şeklinde konuştu.
"Bağımlılık düzelebilen bir hastalık"YEDAM'da Uzman Klinik Psikolog Tülin Güler de dünya genelinde ortalama haftalık internet, sosyal medya kullanım süresinin 19 saatken, Türkiye'de bu oranın 25 saati bulduğunu anlatarak, "Bize başvuran danışanlarımızın kullanım sıklığına baktığımız zaman internet bağımlılığının yanı sıra yüzde 30 kumar, yüzde 20 ise tütün ve alkolle ilgili içeriklere de maruz kalmaktadırlar. Bu noktada bu kişilerin diğer bağımlılık türlerine de açık olması açısından risk oluşturmaktadır." dedi.
Sosyal medyanın temelde beynin haz bölgesi üzerinde etkili olduğunu, bu etkinin dopamin, serotonin ile endorfin gibi hormonların salgılanmasına yol açtığını belirten Güler, "Kişi, duygu düzenleme aracı olarak sosyal medyayı kullanmakta. Kısa vadede aslında rahatlama sağlarken uzun vadede birçok psikolojik problemlere yol açabiliyor. Bunlardan bazılarını sayacak olursak depresyon, öfke, kaygı, anksiyete, asosyal olmak, özgüven problemleri gibi sorunlara neden olmakta." bilgisini verdi.
Güler, sosyal medya kullanımının dikkat süresini kısaltabildiğini, odaklanma, motivasyon ve uyku problemlerine yol açabildiğini, bunun sonucunda akademik başarı ile sosyal ilişkilerde bozulmaların olabildiğini vurguladı.
Kişinin kendinde sosyal medya bağımlılığı olup olmadığını gözlemleyebileceğini dile getiren Güler, "Sıklıkla kullanma durumu mevcutsa, başarısız bırakma girişimleri varsa, kullanmadığı zamanlarda yoğun bir yoksunluk, depresyon, kaygı, endişe hissediyorsa, olumsuz duygulardan kaçmak amacıyla interneti kullanım aracı olarak görüyorsa, okul, iş, aile hayatına olumsuz sonuçlar doğurmasına rağmen bunu kullanmaya devam etme durumu varsa, bu saydıklarımdan en az birkaç tanesi varsa kişide, internet bağımlılığı açısından bir riski vardır diyebiliriz." diye konuştu.
Tülin Güler, kendisinde, ailesinde ya da çevresinde sosyal medya bağımlılığı gözlemleyen kişilerin yardım alabileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Öncelikle bir yardım kuruluşundan, bir destek merkezinden, YEDAM'dan destek alabiliriz. Boş zaman değerlendirme, aktiviteler, ilgi alanlarına yönlendirme desteklenebilir. Bağımlılık düzelebilen bir hastalık. Bu anlamda yakınınızda veya kendinizde böyle bir sorun varsa hiç çekinmeden 115 üzerinden arayarak bizlerden destek alabilirsiniz. Sürecimiz ücretsiz ve gizlilik esasıyla işliyor. Yani burada konuşulan her şey odada kalmakta, herhangi bir yakınınızla, herhangi bir kişiyle, kurumla paylaşılmamaktadır. Bu anlamda endişeniz varsa kendiniz ya da bir yakınınız hakkında gidip bilgi alıp, destek alıp başvurabilirsiniz."
YEDAM'dan aldığı destekle sosyal medya bağımlılığından kurtulduİstanbul'da yaşayan 36 yaşındaki D.S, Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destek sayesinde sosyal medya bağımlılığından kurtuldu.
Evli ve 3 çocuk sahibi olan D.S, sosyal medyayı herkes gibi gündemi takip etmek ve vakit geçirmek amacıyla kullanmaya başladığını belirterek, "Zamanla fark ettim ki duygusal boşluklarımı doldurmak ve kendimi meşgul etmek için orada uzun saatler geçiriyordum. İçinde bulunduğum yalnızlık veya boşluk anlarında, sosyal medya adeta bir kaçış ve oyalama aracı haline gelmişti. Kendimi ekranın içinde kaybederken buldum." dedi.
D.S, kontrolden çıkma sürecinin 2025'in yaz döneminden sonra başladığını, o dönemde ciddi bir psikolojik çöküş yaşadığını ve kendini yalnız hissettiğini söyleyerek, "Yalnızlık ve anlaşılmama duygusu, sosyal medyada daha çok zaman geçirmeme yol açtı çünkü kimseyle iletişim kurmak ya da bir şeyler paylaşmak istemiyordum. Başta bunun geçici bir durum olduğunu düşünsem de zamanla fark ettim ki kullanım sürem giderek uzuyor, dış dünyaya karşı kendimi kapatıyor ve daha fazla yalnızlaşıyordum. Sosyal medya, başlangıçta bir kaçış ve teselli aracı gibi görünse de aslında beni gerçek ilişkilerden uzaklaştırıyor, içsel yalnızlığımı derinleştiriyordu." diye konuştu.
Kendini sık sık suçlu ve işe yaramaz hissettiğini dile getiren D.S, "Ailemle daha kaliteli vakit geçiremiyorum. Özellikle çocuklarımı sosyal medya konusunda uyardığım şeyleri kendim uygulamadığım için onlara örnek olamıyorum ve bu tezatlık, onlara da bu alanı açmama sebep oluyor." ifadelerini kullandı.
"Bu sürecin bana çok faydası olduğunu düşünüyorum"Yeşilay ile tanışma ve tedaviye başlama hikayesini anlatan D.S, şunları kaydetti:
"Okul aile birliği başkanıyım. Yeşilay ekibi, internet kullanımıyla ilgili bir sunum için okula gelmişti ve orada farkındalık oluştu. Daha sonra kendim arayıp randevu oluşturdum ve sürece başladım. İlk olarak sosyal hizmet uzmanları ve psikologlarla görüştüm, çeşitli kurs önerilerinde bulundular. Ben de gastronomi alanını seçerek düzenli şekilde kursa gitmeye başladım. Bu sürecin bana çok faydası olduğunu düşünüyorum ve kurumun çalışmalarını çok değerli buluyorum."
D.S, "Aslında kaçış olarak gördüğümüz bu bağımlılığın gerçek anlamda bir kaçış olmadığını fark ettim. Aksine yalnızlık, iletişimsizlik, hayattan kopma ve boşa geçen bir zaman haline geliyor. Gençlere şunu söylemek isterim: Hayatlarını boş geçirmemeleri, güzel anlarının değerini bilmeleri çok önemli. Bu farkındalığı kazandıkları an, karanlığa saplanmak yerine mutlaka destek almalarını öneririm." şeklinde konuştu.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:73
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Nisan 2026 11:38 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















