Şimdiki Ramazan: Ne değişti? Ersin Çelik
Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Kiminle konuşsam şu yorumu yapılıyor:
“Bu Ramazan bir başka yaşanıyor.”
Çocukların etkinlikleri, okul bahçelerinden yükselen ilahiler, ev ve iş yerlerinin süslenmesi, sosyal medyadaki içerik hareketliliği bir yana, Ramazan’a özel hazırlanan meydanlardaki yoğunluk da önceki yıllarla kıyas kabul etmeyecek bir seviyede. Üstelik havalar hayli soğuk seyretmesine rağmen... Öyle ki, alışılagelmiş “sokak iftarları” bu soğukta akıldan bile geçmiyor ama insanlar meydanları boş bırakmıyor.
Kendimizi bildik bileli tekrarlanan o bilindik
“Nerede o eski Ramazanlar?”
cümlesi, sanki bu yıl itibarıyla hükmünü yitirdi. Geçmişe duyulan özlemler baki kalsa da, dört bir yanı “
Şimdiki Ramazan
” heyecanı sardı.
Bir yandan da sosyal medyadaki Ramazan etkileşimine odaklandık. Bir ilahiye gösterilen olağanüstü ilgiyi anlamaya çalışıyoruz. Geçenlerde Instagram sayfamda
“İlahi Kırılma”
başlıklı bir yazı paylaştım. Olağanüstü bir teveccühle
8 milyon görüntülenme
aldı
.
Üzerine çok sayıda görüş beyan edildi, Abdullah Yıldız ve Bedir Acar gibi kıymetli köşe yazarları yazdıklarımı köşelerine taşıdı.
Binlerce yorumu tek tek okudum ve vardığım sonuç şudur:
“Kabe’de hacılar hu der Allah” ilahisi, mevcut kültürel hegemonyayı derinden sarstı ve savunmaya geçirdi.
Ancak sosyal medya tek başına ölçü olmamalı. Sokağa, kalabalığın içine karışmak gerek.
Bilindik, Ramazan etkinliklerine ev sahipliği yapan Sultanahmet, Fatih ve Üsküdar dışındaki meydanlarda inanılmaz bir yoğunluk var. Esenler’e gittim. Sosyal medyada,
“İstiklal Caddesi değil Esenler”
paylaşımlarını ve kalabalığı görmüşsünüzdür. Dörtyol Meydanı’na adım attığım anda kendimi, incelikle inşa edilmiş bir etkinlik alanında buldum. Caddede, boydan boya uzanan aydınlatmalar, ışık tünelleri ve “Hoş geldin Şehr-i Ramazan” süslemeleri...
Biraz ilerleyince meydanda bir sosyal mühensislik yapıldığı görülüyor.
“Anadolu Sokağı”
kurulmuş ve 27 hemşehri derneği her akşam burada etkinlikler düzenliyor. Kars’tan Tokat’a, Sinop’tan Rize’ye uzanan canlı bir memleket haritası adeta... Ramazan Çarşısı, Tatlı Sokağı, çocuk ve yetişkin programlarının yapıldığı devasa çadırlar, Hacivat-Karagöz gösterileri, Kur’ân-ı Kerim tilavetleri ve bilgi yarışmalarıyla her köşesinde bir Ramazan hareketliliği var.
Vardığımda meydandaki camide kılınan teravih yeni bitiyordu. Liseden sınıf ve yurt arkadaşım Mustafa Kartal’dan, Ramazan’ın ilk beş gününde yaklaşık
2 milyon ziyaretçinin
geldiği bilgisini aldım. Açıkçası abartı bir rakam oldığunu düşündüm. Teravihten sonra soğuk ve sağanak yağmura rağmen insan selinin meydana aktığını görünce ikna oldum ama.
Namazanda sonra Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu ile buluştuk. Her akşam mutlaka geliyormuş. Alanı gezerken sohbet etmekte bir hayli zorlandık. “Zorlandık” diyorum çünkü vatandaşların, özellikle de çocukların ilgisinden onunla ilerlemek neredeyse imkansızdı. Çocuklar gelip sarılıyor, fotoğraf çektiriyor, bir önceki karşılaşmalarını hatırlatıyorlardı. Bu arada yağmur yağıyordu. Yetişkinlerin ilgisi nezakettendir ama
çocukların ilgisi samimidir. İçtendir.
Başkan Göksu’ya “Ne yaptınız da çocuklar sizi bu kadar seviyorlar?” diye sordum, küçüklerden fırsat buldukça şunları söyledi: “Gençlerle iletişimimiz yüzde 90 oranında ismen tanımaya dayalı. Bütün mesele ne biliyor musun?
Kendi çocuğuma sarılırken hangi hissi duyuyorsam, bu çocuklara sarılırken de aynısını duyuyorum.”
Başkan Göksu, bu sene Esenler’de, Ramazan’ı mahalle ölçeğinden çıkarıp şehir ölçeğine taşımak için özel çalıştıklarını söyledi. Bir kilometre boyunca uzanan bu aydınlatma yapmışlar.
Fakat Ramazan’ı sadece caddeleri süsleyerek ya da kurumsal programlar yaparak yaşatamazsınız. Yıllardır kamusal alanların donatıldığı sembolleri tartıştık. Yılbaşı ışıkları, Noel bezenmeleri, küresel tüketim kampanyaları, absürt bayramlar… Ramazan iklimi ise gelip üzerlerini örttü.
“Ne değişti?”
sorusunu, aynı zamanda Türkiye’nin en eski saha araştırmacılarından olan Başkan Göksu’ya sordum. Tam dernekler çadırına girecektik. Şemsiyenin altında konuştuk. Dikkat çekici bir yorumda bulundu:
“Vicdan değişti. Müslümanlar artık kendilerinden utanıyorlar. Dünyanın kötülükleri karşısında çaresiz kalındı ve dinimizi yaşamamız gerektiğini gördük. Bunun nedeni aslında Gazze. Tüm insanlığa istikamet verdi, Müslümanları da kendine getirdi.”
Bu görüşü ben de savunuyorum. Dünyada Epstein adasında yaşanan pislikler, ülkemizde sayısız ekran yüzüne yönelik uyuşturucu ve fuhuş operasyonları insanları çok tedirgin etti. Çocukların açık hedef olunduğu anlaşıldı. Gelinen aşama:
Allah’ın ipine sarılmaktan başka da seçenek kalmadı.
Esenler’de meydandaki insanlara da sordum. İki evladıyla gelen bir anne, “Ramazan’ı hissederek yaşamak istiyoruz. Çocuklar çok mutlular.
‘Anne Ramazan’a gidelim’
diyorlar. İkinci gelişimiz” dedi.
Delikanlılardan biri, “Abi, iftarı yapar yapmaz arkadaşlarla Dörtyol’a çıkıyoruz. Geç vakte kadar buradayız. Ailelerimiz de Ramazan diye izin veriyor” dedi akabinde de ben sormadan, “Dün 8 arkadaş teravihe gittik” diye ekledi.
Sosyal medyadan da sokaktan da edindiğim netice şudur:
Eski Ramazanları aramayı bıraktık.
Şehrin ortasında, yetişkinlerin heyecanı ve çocukların hafızasında ‘Şimdiki Ramazan’ı yaşıyoruz.
Ersin Çelik, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:35
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 27 Şubat 2026 04:09 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















