Şiddet kültürüne karşı sanat eğitimi!
Halktv sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.
"Kitaplar yoluyla özgürleştiğimin farkındayım. "Okumak özgürlüktür!" diyerek daha çok çocuk ve gençle bunu paylaşabilmenin umudunu; "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir!" diyen Atatürk’ün açtığı yol ile bir gün düşlerimin gerçek olacağını biliyorum."
Eğitimci Yazar Buket Çetin ile şiddet kültürüne karşı sanat eğitimini konuştuk.
Eğitimci Yazar Buket ÇetinEğitimci bir yazar olarak sizce günümüzde eğitimcilerin yaşadığı en önemli sorun nedir?
Günümüzde eğitim ortamlarında sıkça vurgulanan kavramlardan birisi zorbalık. Sadece eğitim ortamlarında değil, yaşantımızda, çevremizde, haberlerde de sıkça karşılaştığımız bir şiddet atmosferi var. Şiddet kültürünün toplum içinde yaygın olarak üretilmesi ile maalesef eğitim ortamları da bundan etkileniyor. Aile içindeki otoriter baba figürü, şiddete maruz kalan anne ya da ev kişileri kadar otoriter ve itaate dayalı yönetim ve iletişim ortamları da bence bundan etkileniyor ve böylece zorbalık da şiddetin bir uzantısı olarak karşımıza çıkıyor. Bunu hem ulusal hem evrensel düzeydeki şiddet kültürü göstergeleri için söylüyorum. Epstein ya da evrensel düzeyde yaşanan (savaş gibi) sosyal sorunlar ve skandallar şiddet kültürünün ne biçim bir düzeye dönüştüğüne örnektir. Kendi meclisimizde izlediğimiz yumruklaşmaları örnek bile vermek istemiyorum.
Toplum içinde bireyin duygu ve düşüncelerinin değerli görüldüğü demokratik anlayıştaki iletişim şekilleri ise şiddeti sonlandırır. Demokratik anlayış içinde çocuk ve gençlerin kendilerini sanatsal yollarla fark ve ifade etmesi, onlar için sağlıklı bir gelişimin ve mutlu bir geleceğin kapılarını aralar. Bu noktada özellikle yaratıcı drama ile çocuk ve gençlik edebiyatından yararlanılması gerektiğini düşünüyorum.
Sizce sanat eğitimi gittikçe kaybolan insani değerlerimizi yeniden kazandırır mı? Çocuklar için mutlu bir gelecek nasıl kurulur?
Çocuk Edebiyatında Hoşgörü (Aslan ve diğerleri, 2019) isimli bildiride; şiddet, düşmanlık türü ilkel davranışlardan söz eder. İnsan yaşamını ve barışçıl ortamı tehdit eden unsurlar ile evrensel kardeşlik konusunda hoşgörünün önemi üzerinde durur. Ayrıca zorbalık karşısında sessiz kalmadan kendini ifade edebilmenin, haklarını savunmanın, yaşanan sorunlara yaratıcı çözümler üretmenin de önemli olduğunu biliyoruz. Aynı bildiride çocuk edebiyatı yapıtlarının bu çerçevede işlevselliği incelenmiştir. Demokratik düşüncenin parçası olan “hoşgörü” nün gelişiminde duygudaşlık dediğimiz empatik düşünme biçimleri vardır. Çocuk edebiyatı eserleri (elbette nitelikli kitaplardan söz ediyorum) çocuğun kitap karakteri yoluyla empati kurmasını, yaşama farklı pencerelerden bakmasını, annesi olmayan bir çocuğun duygularını, babası işsiz bir çocukla çikolata paylaşmayı, dil bilmeyen ya da konuşamayan bir çocukla anlaşmayı, oyun oynamayı düşündürür.
Tabii drama eğitimi de yapısı gereği oyunlar ve canlandırmalar yoluyla bireyin/çocuğun kendisini başkasının yerine koyarak yaşamasına olanak tanır. Hem çocuk edebiyatı hem yaratıcı drama alanı olarak düşündüğümüzde çocuklar için sanat eğitimi ile mutlu bir gelecek kurulabilir.
Günümüzde çocuk ve gençlerin şiddete, zorbalığa yönelmesindeki nedenler ne olabilir? Sanat eğitimi bu nedenlere çözüm olur mu?
Günümüzde çocukların ve gençlerin dünyasında neler olduğunu anlamak önemli diye düşünüyorum. Sınav sistemine dayalı bir yapı içinde maalesef 8. ve 12. Sınıf dönemindeki çocuklar sosyal yaşamdan uzaklaşıyor ya da zedelenmiş bir sosyal gelişim imkânı buluyor. Gelecek, iş/meslek kaygısı sosyal ve duygusal becerilerin gelişmesine sekte vuruyor. Arkadaşlığı, paylaşmayı öğrenmesi gereken yaşta sınav sistemin ya da genel olarak sistemin "rekabet" i öne çıkaran yapısı çocukların birbirine arkadaştan ziyade rakip olarak bakmasına neden oluyor. "Sınav Bitti Eller Havaya" romanına ilişkin okurların en çok dile getirdiği söylem: "Ama sınavlara hazırlanmak zorundayız." oluyor. Sosyal ve duygusal becerilerden önce bunu düşünmeleri gerektiğini söylüyorlar. Haliyle rekabet üzerine kurulu bir sosyal yaşam içinde arkadaşlığı, paylaşmayı, anlatmakta ya da aileleri bu yönde bilinçlendirmek konusunda güçlük çekiyoruz.
Eğitimci olarak yaşadığımız en önemli sorunlardan biri de dijital dünya ile ilgili. Özellikle ilgisiz aile tutumu çeşitlerinin görüldüğü ev ortamlarında çocuklar oyun bağımlılığı geliştirebiliyor. Konuşma ve dinleme gibi en temel iletişim becerilerini bile kaybedebiliyorlar. Böyle bir ortamda "empati"nin esine bile yaklaşamayız. "Oyunun Sonu" kitabında böyle bir karakter vardı. Çocukların en çok ilgi duyduğu, çok satan kitaplardan biri oldu. Belki de kitabın ana karakteri çocuklara çok yakın gelmiştir.
Sizce günümüzde ve gelecekte çocukların ihtiyaç duyacağı en önemli özellik ne olabilir?
Sever’e göre, "Çağdaş bir toplumun duyarlı ve etkin bir üyesi olabilmek, bireyin tüm duygu ve düşünceleri ile yaşadığı evreni algılamasını gerektirir." (Sever, 2008). Bence bunun önkoşullarından birisi bireyin kendisini de algılaması, anlayabilmesidir. Kendisi ve toplum arasındaki bağları kurabilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Günümüzde ya da gelecekte dijital ve sanal olan ile bağ kuran ama yanındaki arkadaşından bir haber olan çocuğun günümüzde de, gelecekte de mutlu olabileceğini düşünmüyorum. Milyoner bile olsa, ki günümüzde zengin sınıflara ait skandallarla sarsılıyoruz, kendine ve yaşadığı topluma mutluluk sunabileceğini sanmıyorum. Bu nedenle, kesinlikle empati ve sanat eğitimi ile çocukların buluşması gerektiğini düşünüyorum. "21. YY. Becerileri" diye parlatılan, büyük bir olay gibi sunulan kavramların insan doğasına uyumlu olması gerektiğini; beş duyusu, duyuları ve duyguları olan insana göre biçimlenmesi gerektiğini; insanın çevresi ile bu şekilde bütünleşerek geleceğe hazırlanmasını ya da bugünün hakkını vererek yaşamasını doğru buluyorum.
Özgeçmişinizde kitaplar ve oyunlar ile büyüdüğünüz yazıyor. Bugün de bir eğitimci olarak yaşamınızı bunlar üzerine kurmuşsunuz. Son olarak “kitaplar ve oyunlar” desek devamını nasıl getirirsiniz?
"Drama haktır!" diyen Adıgüzel’in sözü ile okullarda dramanın, drama sınıflarının ve drama eğitimcilerinin olduğu bir hayal kuruyorum. Oyun oynamak benim için çocukken olduğu kadar muhteşem bir eylem.
Kitaplar yoluyla özgürleştiğimin farkındayım. "Okumak özgürlüktür!" diyerek daha çok çocuk ve gençle bunu paylaşabilmenin umudunu;
"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir!" diyen Atatürk’ün açtığı yol ile bir gün düşlerimin gerçek olacağını biliyorum.
Sevgili hocam değerli bilgileriniz için size teşekkür ediyorum. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:104
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Nisan 2026 05:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















