Seksolog, aynı çatı altında yaşayıp cinsel hayatı gizlice bitiren büyük hatayı açıkladı Sözcü Gazetesi
Ankara24.com, Sozcu kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.
Evli çiftler, farkına varmadan içine düştükleri bir rutin nedeniyle cinsel yaşamlarının zamanla sönümlendiğini görebiliyor.
Uzmanlara göre "paralel yaşam sendromu", çiftlerin aynı evde yaşamalarına rağmen duygusal ve fiziksel olarak birbirlerinden uzaklaşmasına yol açabiliyor. Peki bu durum cinsel hayatı nasıl etkiliyor ve çiftler aralarındaki bağı yeniden nasıl güçlendirebilir?
Aynı çatı altında yaşayan, faturaları paylaşan, çocukların programlarını organize eden çiftler zamanla birbirlerini yalnızca günlük sorumlulukların arasında görmeye başlayabiliyor. Telefon bildirimleri, iş, ev işleri ve çocukların ihtiyaçları derken ilişki adeta "otomatik pilotta" ilerliyor.
Oysa sorun doğrudan cinsel ilişkinin sıklığıyla ilgili olmayabilir. Massachusetts'te evlilik ve aile terapisti olarak çalışan seksolog Dr. Anna Elton'a göre, sağlıklı bir cinsel yaşamı tanımlayan belirli bir sayı yok. Önemli olan, her iki partnerin de ilişkide kendisini bağlı, tatmin olmuş ve saygı görmüş hissetmesi.
Günlük hayattaki duygusal bağ zayıfladığında ise cinsel arzu da çoğu zaman bundan etkileniyor.
Paralel yaşam sendromu nedir?"Paralel yaşam sendromu", çiftlerin birlikte yaşamaya devam etmesine rağmen birbirlerinin iç dünyalarına giderek daha az dahil olması durumunu anlatıyor.
Dr. Anna Elton'a göre bu süreçte çiftler zamanla "paralel hayatlar" yaşamaya başlıyor. Konuşmalar; iş, faturalar, çocukların programları ve günlük sorumluluklarla sınırlı kalıyor. Çift, hayatı birlikte yürütmeye devam ediyor ancak romantik ilişki ikinci plana düşüyor.
Bu süreçte küçük ama önemli yakınlık anları da giderek ortadan kalkıyor. Sevgi dolu bir mesaj, birlikte gülmek, omza dokunmak, sarılmak ya da kısa bir flörtleşme gibi gündelik yakınlıklar azalıyor.
Elton, çiftlerin birlikte bilinçli olarak geçirdiği zamanın da giderek azaldığına dikkat çekiyor. Fiziksel temas, flört ve birlikte eğlenme azalırken stres, çatışma ve kırgınlık daha fazla yer kaplayabiliyor.
Bunun sonucunda cinsel ilişki de zamanla mekanik bir hale gelebiliyor veya tamamen ortadan kalkabiliyor.
Bu alışkanlık cinsel isteği nasıl azaltıyor?Cinsel arzu kendiliğinden ve her koşulda ortaya çıkan bir duygu değil. Günlük yaşamın stresi, iş, çocuklar ve sorumluluklar çiftlerin birbirine ayırdığı zamanı azaltabiliyor.
Dr. Elton, çiftlerin "mükemmel ruh halini" beklemesi halinde yakınlığın sürekli ertelenebileceğini belirtiyor. Ona göre sağlıklı bir ilişki, bilinçli bir çaba ve niyet gerektiriyor.
Bazı çiftler ilişkilerinde sorun çıkmaması için cinsel yaşamlarını sürdürse bile duygusal açıdan birbirlerinden kopmuş hissedebiliyor. 2021 yılında yayımlanan bir araştırma incelemesi de partnerlerin günlük yaşamda birbirleriyle anlamlı şekilde konuşmaya daha fazla zaman ayırmasının, yakınlık ve ilişki memnuniyetiyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.
Çiftlerin "ev arkadaşı" dinamiğine doğru ilerlediğini gösteren bazı işaretler ise şöyle:
Konuşmaların büyük bölümünün ev işleri, faturalar, çocuklar ve diğer günlük sorumluluklarla sınırlı kalması,
Ekran başında geçirilen zamanın birlikte geçirilen zamanın önüne geçmesi,
Flörtleşmenin neredeyse tamamen ortadan kalkması,
Cinsel ilişki dışında fiziksel temas ve şefkat gösterilerinin azalması,
Önemli kararların birlikte konuşulmak yerine tek taraflı alınması,
Sorun çıkmasın diye kişisel veya hassas konuların konuşulmaması,
Cinsel ilişkinin bir görev gibi hissettirmesi ve sonrasında yalnızlık duygusunun ortaya çıkması.
Çiftler aralarındaki bağı nasıl yeniden güçlendirebilir?Dr. Elton, çiftlerin kendilerine belirli bir "normal" cinsel ilişki sıklığı belirlemek yerine, ilişkilerinde neyin kendilerini iyi hissettirdiği konusunda açıkça konuşmalarını öneriyor.
Çiftlerin; nelerin kendileri için tatmin edici olduğunu, ne kadar süre yakınlık yaşamadan kaldıklarında birbirlerinden uzak hissetmeye başladıklarını ve ilişkilerinde hangi davranışların alarm işareti olduğunu konuşmaları gerekiyor.
Libido farklılıklarının da çiftler arasında tamamen normal olabileceğini belirten uzman, bu farklılıkların bir sorun olarak görülmek yerine birlikte ele alınmasının önemine dikkat çekiyor.
Elton'a göre cinsel yaşamı iyileştirmenin yolu yalnızca cinselliğe odaklanmaktan değil, öncelikle çiftler arasındaki bağı güçlendirmekten geçiyor.
Bunun için birlikte ve ekranlardan uzak zaman geçirmek, küçük sevgi gösterilerini yeniden hayatın içine dahil etmek, istekleri ve sınırları açıkça ifade edebilmek önemli.
Uzman, partnerin deneyimine karşı meraklı kalmanın da ilişkinin sağlıklı şekilde sürdürülmesinde önemli bir rol oynadığını belirtiyor.
Çiftlerden biri veya her ikisi sürekli olarak reddedilmiş, yalnız ya da kırgın hissediyorsa; cinsellik hakkında konuşmaktan kaçınılıyorsa veya ağrı, ereksiyon sorunu, depresyon, kaygı ya da travma gibi durumlar söz konusuysa profesyonel destek almak gerekebilir.
Bu gibi durumlarda bir doktor, cinsel terapist veya çift terapistinden yardım almak, sorunun büyümeden ele alınmasına yardımcı olabilir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:67
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 08 Ekim 2026 00:19 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















