Savaşın görünmeyen ‘acı’ yüzü! Hürmüz Boğazı ndaki karmaşa gıda krizine neden oldu
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak duyuru yapıyor.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Sıcaklık 40 dereceye yükselirken, yüzlerce köylünün oluşturduğu insan selinin içinde bir benzin istasyonunda üç gün boyunca bekledi. İnsanlar sırayı kaynak yapmaya çalıştı, kavgalar çıktı ve olay yerine elinde coplarla polis ekipleri sevk edildi. Dulal Hossain, sadece motorin alabilme şansı için tüm bu eziyete katlandı.
Geçim kaynağının çoğunu oluşturan pirinç tarlaları için endişeden kahroluyordu. Bisikletinin gidonuna astığı bidonla nihayet eve taşıyabildiği motorin, tarlalarını yeraltı suyuyla yıkayan pompayı çalıştıracaktı. Fakat pompa bomboştu.
Mart ayının sonlarıydı; Bangladeş'in batısında kurak sezon yaşanıyordu ve Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in İran'a karşı savaş başlatmasının üzerinden bir ay geçmişti. Dünya genelinde, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan deniz taşımacılığının durmasıyla enerji fiyatları fırladı. Güney Asya'da motorin karaborsaya düştü. Dolayısıyla ürünler sudan mahrum kaldı.
68 yaşındaki Hossain, altı hafta boyunca pompasına cansuyu taşıyabilmek için benzin istasyonu ile tarlaları arasında mekik dokudu. Pirinç fidelerini, hasta bir çocuğa bakan bir ebeveyn gibi titizlikle inceledi. Yaprakları sararıyordu. Sapları çatlamış toprağa doğru sarkıyordu.
Felaketi önleyemedi. Geçen ay pirincini hasat ettiğinde, eline her zamanki hasadın ancak dörtte biri geçti. Bu miktar ailesini beslemeye yetti ama satacak hiçbir şey bırakmadı. Nakit sıkıntısı çektiği için et ve balık tüketimini kesti. Sebze yetiştirmek amacıyla tohum alabilmek için borçlanmak zorunda kaldı.
Hossain "Geriye gidiyorum" dedi.
AÇLIK HATTA KITLIK ÇEKİYOR
Orta Doğu'daki savaş dünya çapında enerji arzını kısıtlarken, milyonlarca çiftçi kıtlık ve yüksek yakıt fiyatlarıyla mücadele ediyor; bu durum sulamaya erişimlerini tehlikeye atarken gıda arzını da tehdit ediyor. Tüketilen rekoltelerle karşı karşıya kalan Asya ve Afrika'daki birçok kırsal hane, ekim maliyetlerini karşılamak için borç alıyor ve bu da gelecekteki ürünleri yetiştirme kapasitelerini zorluyor.
Dünyanın pek çok yerinde Hürmüz Boğazı'nın kapatılması gıda ve gübre sevkiyatını engelleyerek fiyatları çok daha yüksek seviyelere çıkardı. Şimdilik Hürmüz'de sular durulmuş gibi görünse de yarın ne olacağı belli değil ve bu belirsizlik ciddi sorunlara yol açıyor.
Somali ve Sudan gibi ülkeler, uluslararası yardım sistemindeki kesintilerin de üzerine eklenen bu kriz nedeniyle aşırı açlık ve hatta kıtlık çekiyor.
Yaşam standartları yükselen ve nispeten gıda bolluğu yaşayan ülkelerde bile kaderin tersine dönmesi süreci yaşanıyor. Uzmanlar, sulama maliyetlerinin artmasının bazı çiftçileri ekim yapmaktan caydırabileceğinden endişe ediyor.
Sürdürülebilirlik odaklı küresel bir araştırma kuruluşu olan Change Initiative'in kurucu ortağı ve ekonomist Zakir Hossain Khan, "Bu motorin krizi devam ederse çiftçiler yatırım yapmaya devam etmek istemeyebilir" dedi.
BİRÇOK ÜLKE HÂLÂ MOTORİNE BAĞIMLI
Savaş, onlarca ülkeye derin bir şok yaşattı. Bangladeş'teki durum krizin kritik bir boyutunu temsil ediyor: Sulamanın kesintiye uğraması.
Yapılan bir tahmine göre, dünyadaki tarım arazilerinin dörtte biri sulanıyor ve bu araziler dünya gıdasının yüzde 40'ını üretiyor. Elektrikle çalışan sulama sistemleri genellikle çevre için daha iyi ve Boğaz'ın kapatılması gibi krizlere karşı daha az hassas.
Ancak birçok ülke hâlâ motorine bağımlı.
Amerikan Jeofizik Birliği (AGU) tarafından yayınlanan yakın tarihli bir araştırmaya göre Filipinler, Vietnam, Endonezya, Myanmar, Nijerya ve Etiyopya'da sulama pompalarının neredeyse tamamı motorinle çalışıyor. Bangladeş'teki pompaların ise yüzde 83'ü motorine dayanıyor.
Uzmanlar, maliyetleri ve iklim değişikliğine yol açan emisyonları sınırlamak için bu tür sistemlerin güneş enerjisiyle çalışan operasyonlarla desteklenmesi gerektiği konusunda hemfikir. Ayrıca birçok yerde pompalar yeraltı suyunu tüketiyor.
Yine de şu an için yüz milyonlarca insan için gıda yetiştirmek motorine bağlı.
Bangladeş Tarım Üniversitesi eski rektör yardımcısı ve ekonomist Sattar Mandal, "Bu hâlâ can damarı. Bunu aniden durduramazsınız, aksi takdirde gıda güvenliği sorunu yaşarsınız” dedi.
‘SAVAŞAN ÜLKELERİ TANIMIYORUM AMA ENDİŞEDEN UYKUSUZ KALIYORUM’
Bangladeş'te, arazileri yaklaşık 12 dönümden küçük olan 15 milyon hane, ülkenin temel gıdası olan pirincin yaklaşık üçte ikisini üretiyor. Küçük çiftliklerin merkezi rolü göz önüne alındığında, tarım ekonomisine vurulacak herhangi bir darbe ağır sonuçlar doğurabilir.
En iyi zamanlarda bile gıda yetiştirmek umut gerektirir. Çiftçiler, zamansız yağmurlardan sıcak hava dalgalarına kadar risklere ve değişkenlere alışkındır. Yine de savaş, doğanın gizemlerinin yanına jeopolitik sorunları da ekledi.
Hossain'in komşusu Nazrul Islam, "Bütün hayatımız değişti. Savaşan bu ülkeleri tanımıyorum. Benden çok uzaktalar. Neden bütün gece endişeden uykusuz kalıyorum? Hiçbir şey benim kontrolümde değil” sözleriyle yaşadığı korkuyu dile getirdi.
ENERJİ ŞOKU
Savaştan önce bile 178 milyon nüfuslu Bangladeş devasa zorluklarla mücadele ediyordu.
Geçen yıl Donald Trump, Bangladeş'e yüzde 37 oranında gümrük vergisi uyguladı, daha sonra bu vergileri yüzde 20'ye indirdi. Bu durum, yaklaşık dört milyon kişiye istihdam sağlayan ülkenin tekstil ve hazır giyim sektörü için tehlike çanları anlamına geliyordu.
Ardından Basra Körfezi'ndeki çatışma geldi.
Savaş, Dubai'den Doha'ya kadar inşaat ve turizmi durdurdu; buralar Güney Asya'dan gelen göçmen işçiler için kritik istihdam merkezleriydi. Bu durum, Bangladeşlilerin evlerine gönderdiği yıllık 28 milyar doları tehlikeye attı.
Çatışma aynı zamanda enerjiyi daha pahalı ve temin edilmesi zor hale getirdi. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre Bangladeş, elektriğinin üçte ikisini üretmek için çoğu Katar ve Umman'dan ithal edilen doğal gaza güveniyor. Hürmüz’ün kapatılması bu akışı kesti.
Ortaya çıkan elektrik kıtlığıyla karşı karşıya kalan hükümet, 25 milyon insana ev sahipliği yapan başkent Dakka gibi kentsel bölgelere öncelik verirken, kırsal alanlarda planlı elektrik kesintileri uygulamaya başladı.
‘EKONOMİMİZ ORTA DOĞU ÜLKELERİNE BAĞIMLI’
Bangladeş, motorin ihtiyacının yüzde 80'inden fazlasında ithalata bağımlı. Bu arzın büyük kısmı, rafinerilerinin ağırlıklı olarak Orta Doğu'dan gelen ham petrole dayandığı Singapur ve Malezya'dan gemilerle getiriliyor.
Dakka'daki bağımsız bir araştırma kuruluşu olan Politika Diyaloğu Merkezi'ni yöneten ekonomist Fahmida Khatun, "Gerçekten çok hassas bir durumdayız. Ekonomimiz Orta Doğu ülkelerine bağımlı” dedi.
Hossain'in pirinç yetiştirdiği Rajshahi kentini çevreleyen bereketli topraklarda, yerel bir kamu kuruluşu olan Barind Çok Amaçlı Kalkınma Yetkili Kurumu, ulusal şebekeden gelen elektrikle çalışan bir sulama kanalları ağını işletiyor. Sübvansiyonlar sunarak motorinle pompalanan suyun yaklaşık üçte biri fiyatına su sağlıyor.
Ancak yüksek elektrik maliyetleri kurumun mali yapısına zarar verdi. 720 mil karelik alandan sorumlu olan 57 yaşındaki Mustafizur Rahman, personeline ödeme yapma ve sulama tesislerinin bakımını sağlama konusunda endişeliydi.
Sistem bozulursa, çiftçilerin pirinç yetiştirmekten buğday ve mısır gibi daha az su gerektiren ürünlere kayması muhtemel. Gübreden tarım ilaçlarına kadar tarımsal tedarik zincirinin pirince göre ayarlandığı düşünüldüğünde, bu durum çiftçileri yeni risklerle karşı karşıya bırakacaktır.
Rahman, "Çiftçiler pirinç yetiştiremezse, yerel topluluklar için genel finansal istikrar erir" dedi.
Onun sorumluluk alanı, 720 mil karelik bölgesindeki kanallar ve borular ağı aracılığıyla su alan çiftçilerin yüzde 30'unu kapsıyor. Ancak bu durum, kapsama alanının dışında kalan çiftçilerin kullandığı 29.000 motorinli pompayı dışarıda bırakıyor. Dulal Hossain gibi çiftçileri...
SAVAŞ YILLARIN EMEĞİNİ YOK EDİYOR
Mr. Hossain, doğup büyüdüğü köyde yaşıyor. Babasının pirinç yetiştirdiği 7 dönümlük aynı araziyi işliyor.
Hossain çocukken elektriği ve tesisatı olmayan, ihtiyacını etraftaki tarlalarda giderdiği çamur duvarlı bir kulübede yaşıyordu. Ailesi içme suyu için köy kuyruğuna girerdi. Hiç okula gitmedi.
Bugün kendisi, eşi Kamala Begum, altı yetişkin çocuğundan dördü ve 15 torunu porselen tuvaleti olan tuğladan bir evde oturuyor. Ön bahçelerindeki musluk içme suyu sağlıyor. En büyük oğlu üniversiteyi bitirdi. Bütün çocukları liseyi tamamladı.
Mr. Hossain, köyünün ne zaman dönüştüğünü tam olarak hatırlıyor: Hükümetin elektrikle çalışan sulama sistemini genişlettiği Haziran 1993'te. Bundan önce ailesi yılda sadece bir kez pirinç ürünü alabiliyordu. Yağmurların insafına kalmışlardı. Gökyüzü cimri davrandığında günde tek öğünle yetiniyorlardı.
Sulamanın gelişi açlığı yok etti. Hossain'in arazisinin çoğu Barind kurumunun borularından su aldı. Kısa sürede aynı dönümden dört kat daha fazla pirinç hasat etmeye başladılar.
Ardından, 17 yıl önce Hossain ve üç komşusu, elektrik sisteminin sınırlarının ötesindeki toprakları işlemek için motorinle çalışan bir pompaya yatırım yapmak amacıyla paralarını birleştirdi.
Yılın en kurak ayları olan ocak-mayıs arasındaki ‘boro’ sezonunda ikinci bir pirinç ürünü yetiştirebildiler. Üçüncü bir mevsimlik ürün daha ekleyerek domates, salatalık ve acı kavun yetiştirdiler. Boro hasadından elde edilen gelir; tohum, gübre ve günlük işçilerin parasını ödedi.
Ancak bu yıl, maalesef tüm bu ekonomi Orta Doğu'daki savaş nedeniyle altüst oldu.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:82
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Ağustos 2026 09:11 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















