Savaşın bir diğer cephesi: Başkan Trump’ın siber strateji belgesine dair Turgay Yerlikaya
Yenisafak sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Devlet ve devlet üstü oluşumların güvenlik ve egemenlik kaygıları son dönemde hem çeşitlendi hem de dramatik bir dönüşüme uğradı. Uzunca bir süredir risk ve tehdit algılamalarının sadece sınırlarla mukayyet olmadığı ve konvansiyonel tehdit algılamalarının revize edildiği görülmektedir. Özellikle uzay alemini bu tehdit algılamasının ön sıralarına koymak ve buradan gelebilecek tehditlere göre Savunma mekanizmalarını çeşitlendirmek bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır. Nitekim son dönemdeki bölgesel çatışma dinamiklerine bakıldığında konvansiyonel alanın dışına taşan ve siber dünyayı da yakından ilgilendiren riskler söz konusu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında, İran’ın mukavemet gücü üzerinden speküle edilen Çin ve Rusya detayları hayli ilginç. Öyle ki İran’ın denizdeki hareketli donanmaları hedef almasında uydu istihbaratı konusunda destek aldığı bugünlerde tartışılırken geçtiğimiz ayın konusu ise Starlink uydusunun Çin desteğiyle İran sınırlarında etkisiz hale getirilmiş olmasıydı.
Bu bağlamda geçtiğimiz günlerde yayınlanan Trump’ın Siber Strateji Belgesi (President Trump's Cyber Strategy for America) siber dünyanın dinamiklerini anlama adına önemli. Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde atıf yapılan konuların ayrıntılandırıldığı bu kısa ve özlü metinde, özellikle yapay zeka alanındaki hareketliliği yakalayabilecek bir iş gücüne dikkat çekilmektedir. Konuyu sadece savunma perspektifinde değerlendirmeyen belge, ABD açısından saldırı kapasitesine de ısrarla vurgu yapmaktadır. Bu bağlamda belgenin dayandığı temel sütunlardan biri olan “düşmanın davranışlarını şekillendirmek” başlığı kanaatimce en kritik başlık. Öyle ki ABD devleti, sadece devlet kapasitesini bu alana hasretmekle yetinmemekte özel sektöre de büyük sorumluluklar yüklemektedir.
Düşmanın siber uzaydaki operasyonel kapasitesini hedefleyen ve onu yok etmeyi misyon olarak gören bu yaklaşım, benzer biçimde özel sektörün de bu konuda işbirliği yapmasını istemektedir. Bunun yasal olup olmadığı ile ilgili tartışmalar bir kenara farklı alanlarda yaratacağı tahribat üzerine de düşünüldüğünde, savaş konseptinin topyekûn bir dönüşüm yaşayacağı görülmektedir. Nitekim son dönemde Trump, dijital alanda faaliyet gösteren birçok şirketi ya korumacılık refleksi ile sindirmekte ya da kendisine biat etmeyi icbar etmektedir. TikTok örneğinde açık biçimde gördüğümüz bu olgu, konu yapay zekâ olduğunda da benzer bir yaklaşımı içermektedir.
ANTHROPIC VE HİKÂYENİN KARAMSARLIĞI
7 Ekim sonrasında İsrail’in ABD şirketleri marifetiyle Gazze’de soykırımı ne ölçüde tahkim ettiği artık bilinen bir gerçek. Uzunca bir süredir savaş alanına destek vermekten imtina eten bazı şirketlerin Trump’ın taleplerine boyun eğdiği ise çok açık. Nitekim geçtiğimiz haftalarda tartışılan ama savaşın sıcaklığı ile çok fazla gündemde kalmayan Anthropic olayı, üzerinde tartışılmayı hak ediyor. Hatırlayalım Anthropic, güvenlik ile ilgili bazı sınırlandırmaları kaldırmasını isteyen ABD hükümetinin bu taleplerini yerine getirmemiş ve hemen akabinde bir cadı avı ile karşı karşıya kalmıştır. İlk etapta ABD Savunma Bakanlığı, şirketin tedarik güvenliği açısından sorunlu olduğunu beyan etmiş ve hemen akabinde de Hazine Bakanlığı, yürürlükte olan ürünlerin kullanımını sonlandırmıştır.
Pentagon için özel işlere imza atan Anthropic’in kendi sistemini ABD’nin sınırsız hizmetine sunmamasının ne tür maliyetler doğuracağını göreceğiz elbette fakat Google, Open AI ve META’nın bu konudaki pozisyonları hiç de iç açıcı değil. Öyle ki bahse konu şirketlerin İsrail ve ABD ile angajmanlarının yarattığı tahribat şirket çalışanlarının da protestolarına neden olmuş ve bir tür savaş ortaklığı anlamına gelebilecek işbirlikleri, bizatihi şirket çalışanları tarafından ifşa edilmiştir.
Belgenin dikkat çeken önemli başlıklarından bir diğeri de kapasite gelişiminin önündeki bürokratik engelleri kaldırmak. Bu bağlamda hükümet, akademi ile işbirliğine önem veren stratejik yaklaşımı esas almakta ve paydaşların artırılması suretiyle gücün de artışını hedeflemektedir. Yeni gelişen teknolojiler konusundaki farkındalığın çok açık biçimde hissedildiği bu belgenin en önemli hedefi, ABD‘nin teknolojik üstünlüğünü sürdürebilmek. Bu bağlamda Çin ile ciddi bir rekabet içerisinde olan ABD’nin, Trump yönetiminde bu makası kendi lehine açıp açmayacağı önemli bir tartışma. Fakat açık olan şu ki, bu tür yeni gelişen teknolojiler savaşın doğasını değiştirmekte ve gelişen bu sisteme entegre olamayan ülkeleri de ciddi meydan okumalarla karşı karşıya bırakmaktadır.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:73
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 12 Mart 2026 04:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















