Ankara24.com
close
up
Ruhi Çenet kullanıldı mı? 40 milyonluk Hasidik belgeselin arkasındaki asıl soru: Ortaya çıkan öfke kimin işine yarıyor? Son Haberler

Ruhi Çenet kullanıldı mı? 40 milyonluk Hasidik belgeselin arkasındaki asıl soru: Ortaya çıkan öfke kimin işine yarıyor? Son Haberler

Ankara24.com, Sonhaberler kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

Türkiye’nin uluslararası ölçekte en geniş erişime sahip YouTube belgeselcilerinden Ruhi Çenet’in 26 Ağustos 2026’da yayımladığı “America’s Most Secretive Jewish Community: Hasidic Jews (48 Hours Inside)” başlıklı çalışma, birkaç gün içinde sıradan bir YouTube videosu olmaktan çıkarak ABD’de siyasi ve toplumsal tartışmanın parçasına dönüştü. Brooklyn’in Williamsburg ve Borough Park bölgelerinde çekilen yaklaşık 40 dakikalık belgeselde Hasidiklerin dini eğitimi, aile hayatı, teknolojiye yaklaşımı, “koşer telefonlar”, cemaat kuralları, kalabalık aile yapısı ve kamu desteklerinden yararlanma biçimleri anlatıldı. Video 4 Eylül itibarıyla 40 milyon eşiğini aşarken bazı takip sistemlerinde 41-43 milyon izlenme bandına kadar çıktı.

Tartışmanın kırılma noktası ise belgeselin yalnızca Hasidiklerin “farklı” yaşamını göstermesi olmadı. ABD’li yayıncı Asmongold’un milyonlarca takipçisinin önünde videoyu izlemesiyle özellikle sosyal yardımlar, Medicaid, çocuk vergi kredileri ve gıda desteğine ilişkin bölümler içerikten koparılarak Amerikan sosyal medyasında dolaşıma girdi. Böylece bir dini topluluğu anlatmak üzere hazırlanan belgesel, birkaç gün içerisinde “Amerikan vergi mükellefinin parası kimlere gidiyor?” tartışmasının görsel malzemesine dönüştü.

Tam da burada Akşam Gazetesi yazarı Murat Özer’in 5 Eylül 2026 tarihli “Ruhi Çenet ve Siyonist Propaganda” başlıklı analizi devreye giriyor. Özer’in ortaya attığı tez, belgeselin görünürde İsrail karşıtı bir atmosfer üretiyor olmasına rağmen sonucunun tam tersine, Siyonizmin tarihsel güvenlik anlatısına hizmet edebileceği yönünde. Tezin kilit sorusu son derece çarpıcı: İsrail’de yaşamayan, New York’ta kendi dini düzenleri içerisinde hayatlarını sürdüren ve önemli bir bölümü Siyonizm konusunda mesafeli olan Yahudilerin Amerikan toplumunun öfkesine maruz kalması kimin işine yarar?

MURAT ÖZER’İN TEZİ: GÖRÜNÜRDE İSRAİL KARŞITI, SONUÇTA SİYONİST ANLATIYA MI HİZMET EDİYOR?

Murat Özer analizinde ilk olarak videonun yarattığı ilk izlenime dikkat çekiyor. Gazze nedeniyle İsrail’e yönelik tepkinin dünya çapında yükseldiği bir dönemde yayımlanan belgesel, seyirciye New York’un ortasında dış dünyadan büyük ölçüde izole yaşayan dindar bir Yahudi cemaatinin kapılarını açıyor. Çenet’in videonun girişinde Filistinli çocuklara yardım çağrısında bulunması da yapımın İsrail politikalarına karşı bir içerik olduğu algısını güçlendiriyor.

Özer ise görüntünün ardındaki siyasi sonuca bakılması gerektiğini savunuyor. Siyonizmin temel tarihsel tezlerinden birinin, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Yahudilerin kalıcı güvenliğinin ancak kendilerine ait egemen bir devletle mümkün olabileceği iddiası olduğunu hatırlatıyor. Özer’e göre ABD’de yaşayan Yahudilerin kendilerini tehdit altında hissetmeleri, “Diaspora güvenli değildir” şeklindeki klasik Siyonist argümanı güçlendirebilir. Dolayısıyla tartışmanın merkezine İsrail hükümetinin Gazze veya Batı Şeria politikaları yerine New York sokaklarında yaşayan sıradan Yahudilerin yerleşmesi, siyasi hedefin yönünü değiştirebilir.

Analizin önemli tarafı tam burada ortaya çıkıyor. İsrail hükümetine, işgale, yerleşim politikasına veya Gazze’de yürütülen askeri operasyonlara yöneltilen siyasi eleştiri ile dünyanın başka bir ülkesinde yaşayan Yahudilere yönelik dini veya etnik öfke aynı şey değil. İkisinin birbirine karışması, İsrail hükümetini eleştirenlerin de aleyhine sonuç doğurabilecek bir denklem yaratıyor. Yahudilerin ABD’de güvende olmadığı görüntüsü güçlendikçe, “Yahudilerin güvenebileceği tek yer İsrail’dir” söylemine yeni malzeme sağlanmış oluyor.

BELGESELİN ARDINDAN ABD’DE TARTIŞMA NEREYE EVRİLDİ?

Amerikan kamuoyundaki ilk büyük kırılma Asmongold’un yayınında yaşandı. Yayıncının özellikle dini eğitim ve kamu destekleri anlatılırken gösterdiği öfke sosyal medyada kısa kesitler halinde yayıldı. Tartışma kısa süre içerisinde Hasidik inancı anlamaya çalışmaktan çıkarak “vergilerimizle bunları mı finanse ediyoruz?” çizgisine geldi. Haber kaynakları, Asmongold’un tepkisinin ardından kamuoyunun özellikle sosyal yardım miktarlarına yöneldiğini ve belgeselin ABD’de bir refah sistemi tartışmasına dönüştüğünü aktardı.

Sosyal medyada en hızlı yayılan iddia, Hasidik ailelere devlet tarafından yılda 75 bin ila 100 bin dolar civarında nakit para verildiği yönündeydi. Gerçekte videoda kullanılan hesaplama, belirli gelir ve aile büyüklüğü şartlarını karşılayan 10 kişilik örnek bir hanede Medicaid sağlık kapsamının tahmini parasal değeri, gıda desteği ve çocuk vergi kredisi gibi farklı kalemlerin toplamına dayanıyordu. 75 bin doların doğrudan aileye teslim edilen nakit yardım olmadığı özellikle belirtilmesine rağmen, sosyal medya dolaşımında ayrım büyük ölçüde ortadan kayboldu.

Tam olarak söz konusu dönüşüm, belgeselin toplumsal etkisini anlamak açısından kritik. İzleyicinin önüne önce alışılmadık kıyafetleri, yüksek çocuk sayısı, teknoloji sınırlamaları ve yoğun dini eğitim hayatıyla son derece “farklı” bir topluluk konuldu; hemen ardından aynı topluluğun devlet yardımlarından ne ölçüde yararlandığı anlatıldı. Amerikan vergi siyasetinin son derece hassas olduğu bir ortamda iki görüntünün birleşmesi, dini farklılık ile ekonomik öfkeyi aynı hedef üzerinde topladı.

“VERGİLERİMİZ NEREYE GİDİYOR?” TEPKİSİ NASIL BÜYÜDÜ?

Amerikan sosyal medyasında belgeselden yayılan kesitlerin etrafında “where do our taxes go” eksenli yorumlar çoğaldı. Asmongold’un bazı Hasidik erkeklerin günlerinin önemli bölümünü dini metin çalışarak geçirmesi ile kamu desteği anlatısını yan yana getirerek sert ifadeler kullanması tartışmayı daha da büyüttü. Türk ve yabancı haber siteleri, yayıncının tepkilerinin milyonlarca takipçiye ulaşmasının ardından Çenet’in videosunun ABD’deki mevcut izleyici çevresinin çok ötesine taşındığını bildirdi.

Sosyal medyada öfkenin sadece yardım sistemine yönelik teknik bir eleştiri şeklinde kalmadığına dair işaretler de ortaya çıktı. Bazı paylaşımlarda yardım miktarları doğrudan dini kimlikle eşleştirilerek “Yahudilere devlet para dağıtıyor” şeklinde genelleyici bir çerçeve kuruldu. Oysa SNAP, Medicaid veya çocuk vergi kredisi gibi programlara hak kazanma koşulları dini kimliğe değil gelir, aile büyüklüğü ve mevzuatta belirlenen diğer kriterlere dayanıyor.

Medyanın bazı bölümlerinde karşı yönde tepkiler de görüldü. Fox News’ta yayımlanan bir yorum, Hasidiklerin akıllı telefon ve internet kullanımına getirdiği sınırlamaları “geri kalmışlık” örneği olarak değil, çocukların teknoloji bağımlılığı tartışması açısından yeniden düşünülmesi gereken bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Williamsburg’u yakından tanıyan bazı isimler ise belgeselde önemli hatalar veya aşırı genellemeler bulunduğunu ileri sürdü. Dolayısıyla ABD’de ortaya çıkan reaksiyonun bütünü Hasidik karşıtı değildi; ancak en hızlı yayılan ve siyasi enerji üreten damar açık biçimde sosyal yardım, vergi ve “ayrıcalıklı cemaat” anlatısı oldu.

EN TEHLİKELİ NOKTA: HASİDİK İLE YAHUDİ, YAHUDİ İLE İSRAİL AYNI ŞEYMİŞ GİBİ ALGILANABİLİR

Belgeselin oluşturduğu tartışmada belki de en önemli problem genelleme riski. Hasidik Yahudilik tek parça bir yapı değil. Satmar, Chabad-Lubavitch, Vizhnitz ve farklı başka cemaatler modern hayat, internet, İsrail ve Siyonizm konusunda birbirlerinden ciddi ölçüde ayrılıyor. Satmar gibi büyük hareketlerin Siyonizme dini temelde açık karşıtlığı bulunurken Neturei Karta çok daha radikal bir İsrail karşıtlığı benimsiyor. Akademik çalışmalar da Satmar ve Neturei Karta’nın Siyonizm karşıtı gelenekte önemli örnekler oluşturduğunu gösteriyor.

Dolayısıyla New York’taki Hasidikleri İsrail hükümetinin politikalarının doğal uzantısı gibi görmek temel bir kategori hatası yaratıyor. Aynı hata ters yönde de çalışıyor: Bir Hasidik aileye duyulan ekonomik veya kültürel öfkenin bütün Yahudilere yönelmesi, İsrail hükümetiyle hiçbir organik ilişkisi olmayan sıradan insanların hedef haline gelmesine yol açabiliyor.

Özer’in analizinin en güçlü taraflarından biri de burada bulunuyor. Filistin meselesinde siyasi hedef İsrail’in işgal, yerleşim ve savaş politikalarıysa, Brooklyn’de yürüyen Yahudi bir adama yönelen nefret söz konusu hedefi güçlendirmez; aksine tartışmayı İsrail politikalarından antisemitizme taşır. İsrail hükümetlerinin yıllardır kullandığı “İsrail’e yönelik eleştiri Yahudilere yönelik tehdide dönüşüyor” argümanı da tam olarak böyle bir ortamda daha kolay karşılık bulur.

ORTODOKS YAHUDİLER ZATEN SALDIRILARIN EN AÇIK HEDEFLERİ ARASINDA

Tartışmanın teorik olmadığına ilişkin önemli veriler bulunuyor. ADL’nin 2025 verilerine göre New York eyaletinde 1.160 antisemitik olay kaydedildi; 90 fiziksel saldırının 54’ünde hedef Ortodoks Yahudilerdi. Brooklyn’de 2025 boyunca antisemitik olay sayısı 278’e yükselirken fiziksel saldırılar 32’den 50’ye çıktı. Görünür dini kıyafetleri nedeniyle Ortodoks Yahudilerin sokakta kolayca tanımlanabilmesi, onları saldırılara daha açık hale getiriyor.

Risk 2026’da da ortadan kalkmış değil. New York Polis Departmanı verilerine dayanan güncel haberlerde 2026’nın ilk sekiz ayında Yahudilere yönelik nefret suçlarının önceki yıla göre yüzde 8 arttığı ve kentteki tüm nefret suçlarının yüzde 53,9’unun Yahudileri hedef aldığı aktarılıyor.

Tam da böyle bir zeminde 40 milyondan fazla kişiye ulaşan bir videonun sosyal yardım ve vergi öfkesi üzerinden belirli kıyafetleriyle kolayca tanınabilen bir dini topluluğu kitlesel tartışmanın merkezine taşıması küçümsenecek bir gelişme değil. Belgeselin bunu amaçladığına dair kanıt bulunmuyor; ortaya çıkardığı toplumsal etkinin ise yapımcının niyetinden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

TRUMP’IN BEYAZ SARAY BULUŞMASI FOTOĞRAFI DAHA DA KARMAŞIK HALE GETİRDİ

Belgeselin viral olduğu günlerde son derece dikkat çekici başka bir gelişme yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump, 3 Eylül’de New York ve New Jersey’den önde gelen Hasidik ve Ortodoks liderleri Oval Ofis’te ağırladı. Heyette Satmar’ın iki büyük hahamı da bulunuyordu ve haber kaynakları Satmar’ın Siyonizme dini nedenlerle karşı olduğunu özellikle vurguladı. Görüşme, Beyaz Saray’ın açıklamasına göre yaklaşık yarım yüzyıl sonra gerçekleştirilen bu ölçekteki ilk Hasidik liderler buluşmasıydı.

Zamanlama sosyal medyada kaçınılmaz biçimde iki olayın birbirine bağlanmasına yol açtı: Bir tarafta Hasidiklerin devlet yardımlarını gündeme getiren milyonlarca izlenmiş belgesel, diğer tarafta aynı günlerde Hasidik hahamların Beyaz Saray’da ağırlanması. Oysa mevcut haberler görüşmenin önceden planlandığını, Roş Aşana öncesi temas kapsamında organize edildiğini gösteriyor. Dolayısıyla Trump görüşmesini Çenet’in videosuna verilmiş doğrudan bir siyasi cevap olarak sunmak için elde kanıt yok.

Daha ilginç ayrıntı ise Beyaz Saray’a giden isimlerin bir bölümünün tam da Özer’in dikkat çektiği Siyonizm karşıtı dini çevrelerden gelmesi. Satmar’ın iki büyük hahamının toplantıda bulunması, “Hasidik eşittir İsrail yanlısı” şeklindeki basit okumanın gerçeklikle uyuşmadığını gösteriyor.

MYHERITAGE AYRINTISI NEDEN DİKKAT ÇEKİYOR?

Murat Özer analizini özellikle sponsor meselesi üzerinden çarpıcı bir soruyla tamamlıyor ve Çenet’in içeriklerinde sponsor olarak görülen MyHeritage bağlantısına dikkat çekiyor. MyHeritage gerçekten de merkezi İsrail’de bulunan bir soy araştırması ve DNA şirketi. Şirket kendi gizlilik politikasında merkezinin İsrail olduğunu açıkça belirtiyor; şirket kayıtlarında da Or Yehuda, İsrail adresi yer alıyor.

Yine de burada gazetecilik açısından önemli bir sınırın korunması gerekiyor. İsrail merkezli bir şirketin bir içerik üreticisine sponsor olması tek başına söz konusu videonun İsrail devleti, Siyonist kuruluşlar veya herhangi bir siyasi yapı tarafından yönlendirildiğini kanıtlamaz. Sponsorluk ile editoryal talimat arasında doğrudan bağ kurulabilmesi için sözleşme, yazışma, finansman koşulu, içerik talimatı veya benzeri somut deliller gerekir.

Özer’in ortaya koyduğu bağlantının değeri kanıt olmaktan çok soru üretmesinde yatıyor. Milyonlarca kişiye ulaşacak kapalı bir Yahudi cemaati belgeselinde sponsorun İsrail merkezli olması; içerikte Siyonizme karşı duran Hasidik damarların yeterince ayrıştırılıp ayrıştırılmadığı; yardım sistemi anlatısının nasıl çerçevelendiği ve ortaya çıkan Amerikan tepkisinin kimi güçlendirdiği birlikte değerlendirildiğinde sorgulanmaya değer bir tablo ortaya çıkıyor.

RUHİ ÇENET BİLEREK Mİ KULLANILDI?

Elde bulunan açık kaynaklarla “Ruhi Çenet bilinçli bir Siyonist propaganda operasyonunun parçasıdır” denilemez. Böyle bir hüküm için somut kanıt bulunmuyor. Çenet’in Filistinli çocuklar için yardım çağrısına yer vermesi de kendi niyetinin farklı olabileceğini gösteren önemli bir unsur olarak kayda geçirilmeli.

Asıl tartışılması gereken mesele niyet ile sonuç arasındaki fark. Propaganda tarihinin en etkili yöntemlerinden biri, içeriği üreten kişinin mutlaka nihai siyasi sonucu hedeflemesine ihtiyaç duymamasıdır. Küresel erişime sahip bir içerik üreticisi belirli bir konuyu kendi gazetecilik veya ticari motivasyonuyla işler; başka aktörler ise ortaya çıkan içeriği kendi siyasi anlatıları doğrultusunda dolaşıma sokabilir, belirli kesitleri büyütebilir veya oluşan tepkiyi başka bir hedefe yönlendirebilir.

Çenet örneğinde bugün kesin biçimde görülebilen şey sonuçtur: Hasidiklerin yaşamını anlatan video, ABD’de özellikle vergi ve sosyal yardım üzerinden bir öfke dalgasına dönüştü; karmaşık sosyal yardım rakamları “Yahudilere 75 bin-100 bin dolar nakit veriliyor” gibi basitleştirilmiş iddialara çevrildi; Siyonist olmayan veya açıkça Siyonizm karşıtı Hasidik topluluklar bile geniş bir “Yahudi ayrıcalığı” tartışmasının içine sürüklendi.

Ortaya çıkan tablo, “kullanılma” ihtimalini tartışmaya değer hale getiriyor. Bilerek kullanıldığı iddiasını kanıtlayan veri yok; bilmeden çok daha büyük bir siyasi ve toplumsal anlatının malzemesine dönüştüğü ise videonun ABD’de izlediği seyir üzerinden güçlü biçimde söylenebilir.

ASIL SORU: HASİDİKLERİN KENDİLERİNİ ABD’DE GÜVENSİZ HİSSETMESİ KİMİ GÜÇLENDİRİR?

Murat Özer’in analizini önemli kılan yer tam olarak burası. Amerika’da doğmuş, hayatını Brooklyn’de kurmuş, İsrail hükümetinin politikalarını desteklemeyen hatta kimi durumlarda Siyonizmi dini açıdan reddeden bir Yahudinin Amerikan toplumunda korku yaşamaya başlaması Filistinlilerin hiçbir sorununu çözmez. Aksine Yahudilerin diaspora ülkelerinde güvende yaşayamayacağı düşüncesini güçlendirebilir.

Siyonist siyasi düşüncenin tarihsel güvenlik argümanı açısından düşünüldüğünde sonuç açıktır: “Dünyanın hiçbir yerinde güvende değilsiniz, güvenliğiniz için bir Yahudi devletine ihtiyacınız var” fikri, diasporadaki Yahudiler kendilerini tehdit altında hissettikçe daha ikna edici hale gelir. Dolayısıyla İsrail hükümetine karşı siyasi tepkiyi New York’taki Hasidiklere yönelik toplumsal öfkeye dönüştüren her süreç, niyeti ne olursa olsun, sonunda tam da mücadele ettiğini söylediği siyasi söyleme hizmet edebilir.

En temel ayrımı burada korumak gerekiyor. Filistin’de işgal, yerleşimler, sivillerin öldürülmesi ve İsrail devletinin politikaları sert biçimde eleştirilebilir; New York’ta yaşayan bir Yahudinin dini kimliği nedeniyle hedef haline getirilmesi ise tamamen başka bir meseledir. Birincisi siyasi eleştiri, ikincisi antisemitizmdir. İkisini birbirine karıştırmak hem masum insanları tehlikeye atar hem de İsrail hükümetinin eleştiriyi antisemitizmle eşitlemesine yardımcı olur.

BELGESELDEN DAHA BÜYÜK BİR HİKÂYE ORTAYA ÇIKTI

Ruhi Çenet’in belgeseline yalnızca “Hasidiklerin kapalı hayatını gösteren başarılı bir YouTube içeriği” diye bakmak artık yeterli değil. 40 milyondan fazla izlenme, Asmongold gibi dev yayıncıların reaksiyonları, vergi öfkesi, tartışmalı sosyal yardım rakamlarının bağlamından kopması, zaten fiziksel saldırılara açık olan Ortodoks Yahudilerin yeniden kamuoyu hedefi haline gelmesi ve aynı günlerde antisiyonist Hasidik liderlerin Beyaz Saray’da ağırlanması bir araya geldiğinde çok katmanlı bir siyasi iletişim vakası ortaya çıkıyor.

Murat Özer’in “Ruhi Çenet ve Siyonist Propaganda” analizi tam anlamıyla burada önem kazanıyor. Analizin bütün bağlantılarını kanıtlanmış operasyon ilişkisi olarak kabul etmek mümkün değil; ancak sorduğu temel soru görmezden gelinemeyecek kadar güçlü: Siyonizme karşı çıkan bir Yahudi topluluğunun yaşadığı ülkede nefret ve dışlanmanın hedefi haline gelmesi gerçekten Siyonizmin aleyhine mi olur, yoksa onun “Yahudiler ancak İsrail’de güvende olabilir” tezini mi besler?

Bugün eldeki veriler Çenet’in kasıtlı biçimde yönlendirildiğini göstermiyor olabilir. Buna karşılık belgeselin ardından ortaya çıkan Amerikan reaksiyonları, içeriğin yapımcısının niyetinden bağımsız biçimde kullanılabildiğini ve farklı siyasi anlatılara hizmet edecek bir araca dönüşebildiğini açık biçimde gösteriyor. Asıl araştırılması gereken yer de tam burasıdır: Videonun kim tarafından çekildiğinden çok, kimlerin hangi bölümlerini büyüttüğü, hangi mesajların dolaşıma sokulduğu ve oluşan toplumsal öfkenin sonunda hangi siyasi tezi güçlendirdiği.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:54
embedKaynak:https://sonhaberler.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Eylül 2026 16:56 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Endonezya da yanardağ patladı! Kül bulutu 15 kilometreye yükseldi, 6 havalimanında uçuşlar durdu

06 Eylül 2026 15:42see130

Savaşta sıcak saatler: Türkiye ve İran dan son dakika görüşmesi

06 Eylül 2026 16:21see126

Damlar kırmızıya boyandı! 300 TL den alıcı buluyor

06 Eylül 2026 16:22see125

Sıcak olaylarda sanal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat

06 Eylül 2026 15:47see123

Gizem Örge: Hep birlikte buradan kupayla ayrılmak istiyoruz

06 Eylül 2026 15:49see123

Bakan Gürlek: Ormanlarımızı yakanlar adaletten kaçamayacak

06 Eylül 2026 15:58see122

Emniyet ve belediye GTA 6 için birbirine girdi Sözcü Gazetesi

06 Eylül 2026 16:08see122

Şimşek ile fotoğrafı gündem olmuştu: İhale kralı fuhuştan tutuklandı Sözcü Gazetesi

06 Eylül 2026 16:03see121

Haysiyet in ritmi daha şimdiden tuttu

06 Eylül 2026 15:46see121

DEM in hamlesine sert tepki: Bu milletin sabrıyla oynamayın

06 Eylül 2026 16:18see121

Karim Benzema ya sözleşme engeli! Lyon da bedava oynamaya hazırdı Fanatik Gazetesi Futbol Haberleri Spor

06 Eylül 2026 15:51see120

Luka Modric e 40 yaşında sürpriz davet Sözcü Gazetesi

06 Eylül 2026 16:03see120

Fenerbahçe Beşiktaş maçı öncesi yasa dışı bahis operasyonu! 1200 banka hesabına el konuldu

06 Eylül 2026 15:41see118

Sıcak yemekler hemen dolaba konur mu?

06 Eylül 2026 16:46see117

İktidar, Gökçeklerin elinden 5 milyar doları geri alacak Sözcü Gazetesi

06 Eylül 2026 16:08see117

Kremlin’deki kırmızı dosyanın gizemi: Putin’in önüne bırakıldı, içeriği merak uyandırdı

06 Eylül 2026 15:41see117

Canlı yayında eve polis baskını: Gitti Hürrem, aldılar onu

06 Eylül 2026 15:41see115

Okullarda uyum haftası yarın başlıyor

06 Eylül 2026 15:59see114

Şaşırtan araştırma: Baldırlarda bulunan kaslar, ikinci kalp işlevi görüyor

06 Eylül 2026 15:40see113

Laboratuvarda unutulan deney kabından çıktı: İstenmeyen küf milyonların hayatını böyle kurtardı Sözcü Gazetesi

06 Eylül 2026 16:07see113
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları