Özgür Özel den Epstein belgelerinde adı geçen Mücahit Ören e tepki: Layığını bulacaksın iftiracı!
T24 kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
T24 Haber Merkezi
CHP lideri Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümünde Kahramanmaraş'ta grup toplantısı düzenledi. Özel, "Ne ömürler bitti hiç başlamadan, askere gidip dönemeyenler oldu. Ana muhalefet olarak bir denetim sorumluluğumuz var ancak genel vaziyete en kısa sürede iktidar sorumluluğumuz vardır" dedi. Özel, deprem sürecinde Kızılay'ın çadır sattığını hatırlatarak; "Millet çadır beklerken Kızılay'a çadır sattıran bunlar. Yüzde 2 şarjı kalmış depremzedeye IBAN yollayan bunlar çıkmışlar bir de pişkin pişkin 'Verdiğimiz sözleri tuttuk' diyorlar. Asrın beceriksizliği ve asrın pişkinliğiyle karşı karşıyayız!" ifadelerini kullandı. Epstein belgelerinde adı geçen İhlas Holding CEO'su Mücahit Ören'e seslenen Özel, "Uçak yalanını, uçak yalanına oturmuş sabah akşam attılar ya... Uçağın sahibi AK Partili çıktı! Kiralayan AK Partili çıktı! 'Hayatta Reis'ten sapmayız, Ekrem'e selam vermeyiz, ona uçak muçak kiralamadık' dedi. Uçakta gezen AK Partili! İş ortağı AK Parti'nin bir önceki İstanbul İl Başkanı çıktı! O uçakla bizim alakamızın olmadığı çıktı. Bunu sabah akşam konuşan TGRT'nin sahibinin Epstein belgelerinde adı çıktı! Hadi bakalım! Layığını bulacaksın iftiracı!" dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin 3. yılı nedeniyle Kahramanmaraş'ta düzenlenen partisinin grup toplantısında konuştu. Deprem üstünden iktidarı eleştiren Özel, Türkiye ile de bağlantıları ortaya çıkan Epstein hakkındaki belgelerle ilgili de değerlendirmelerde bulunarak Antalya'daki Rixos Otel'de şüpheli bir şekilde ölen Burak Oğraş'ı hatırlattı.
Özel'in 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Kahramanmaraş'ta düzenlediği grup toplantısında yaptığı konuşma şu şekilde:
"İstiklal madalyalı bu şehirde, Sütçü İmam'ın torunlarıyla birlikte, 6 Şubat'ın yıl dönümüne, 6 Şubat'a üç kala acının merkezindeyiz. Parti tarihimiz açısından, grup tarihimiz açısından istisnai, Kahramanmaraş açısından tarihinde bir ilki yaşıyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Toplantımızı Kahramanmaraş'ta yapıyoruz. Hepiniz hoş geldiniz.
Deprem bölgesinde hâlâ gözyaşları kurumadı, ağıtlar dinmedi. Bize dediler ki; Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu haftayı deprem bölgesinde geçirmek ve her bir ilde kayıpların, acıların yaşandığı bu illerde yıl dönümünde tüm grubumuzla, Parti Meclisi üyelerimizle, Merkez Yönetim Kurulu üyelerimizle, gölge kabinemizde görevli politika bakanlarımızla birlikte burada olmak istedik.
'Grup toplantısı var Salı günü' dediler. Dedik ki; Cumhuriyet Halk Partisi Meclis'i kuran partidir. Meclis sorunların tartışıldığı, görüşüldüğü, konuşulduğu yerdir. Milli iradenin tecelligahıdır, kutsal çatıdır. Eğer Meclis milletin sesini duymuyorsa, sorununu çözmüyorsa; Meclis milletin bağrının ta kendisidir dedik, kürsüyü sırtlandık Kahramanmaraş'a, sizin bağrınıza geldik. Dün sabah Osmaniye’den başladık. Nurdağı ve İslahiye’den sonra bugün Kahramanmaraş’ta, günün erken saatlerinde, gittiğimiz her şehirde olduğu gibi deprem şehitliğimizi ziyaret ettik. Tarifsiz acıları bir kez daha yaşadık. Öyle şeyler gördük, öyle şeyler yaşandı, öyle şeyler yaşadınız ki; bu gerçekten insanın ömründe görüp görebileceği en büyük acılara, en büyük yaslara tanıklık ettik.
5 kişilik bir aile; anne bir tarafta, baba bir tarafta; 8 yaşında büyük babanın yanında, 6 yaşında ortanca annenin yanında, o 5 kişinin ortasında 2 yaşında bebek yatıyor. Ya da 2021 yılında aynı gün doğmuş, 2023’te 6 Şubat’ta birlikte Hakk’ın rahmetine kavuşmuş, iki ikiz kardeş ikişer yaşında yan yana yatıyor. Ne ömürler bitti hiç başlamadan, ne ömürler bitti gelinliğe, duvağa, damatlığa kavuşamadan. Askere gidip de dönemeyenler oldu, yurda gidip evine dönemeyenler oldu, yurttan dönüp evdekilerden hiçbirini göremeyenler oldu. Bu büyük acıda, resmi rakamlarla 53 bin 537 kaybımız, 107 bin yaralımız vardı. Kahramanmaraş’ımız da; depremin merkez üssü Kahramanmaraş, 12 bin 672 kayıpla, 9 bin 243 yaralısıyla birlikte büyük bir acıyı yaşadı. Hem Kahramanmaraş’ta hem tüm bölgelerde yitirdiklerimizi Allah’tan rahmetle anıyorum. Yakınlarına ve bu kahraman şehrin tamamına, tüm milletimize bir kez daha başsağlığı diliyorum. Allah bir daha ne Kahramanmaraş’a ne milletimize böyle bir acıyı bir daha yaşatmasın inşallah.
Sabahleyin şehitlik ziyaretinden sonra Sanayi ve Ticaret Odamızdaydım. Sanayi ve Ticaret Odamızın başkanı, odanın tüm bileşenlerini temsil eden bir heyetle bizi karşıladı. Ayrıca akademik odalara; Tabip Odasına, Eczacı Odasına, Ziraat Mühendisleri Odasına, mühendis mimarların bütün odalarına, akademik odalarına ev sahipliği yaptılar. Biz orada sağlıktan tarıma, eğitimden ulaşıma, Kahramanmaraş’ın hepinizi rahatsız eden, milletvekilimiz tarafından Meclis’te dile getirilen, örgütümüz tarafından; il başkanımız, yönetimi tarafından, ilçe yönetimlerimiz tarafından düzenli bize rapor edilen, bölgeye gönderdiğimiz milletvekillerimizin, parti meclisi üyelerimizin sürekli bildirdiği bu sorunları; gördüğümüzü, göremediğimizi konuştuk, not ettik ve bu konuda muhalefet görevimizi yapmaya devam edeceğiz.
"En kısa sürede iktidar olma sorumluluğumuz var"Ancak şu kadarını söyleyelim; ana muhalefet olarak bir denetim sorumluluğumuz vardır. Eksikleri söyleme, uyarma sorumluluğumuz vardır. Ancak genel vaziyete bakınca son söyleyeceğimi ilk söyleyeyim; Kahramanmaraş’a bakınca, deprem bölgesine bakınca, ülkedeki emeklilerin durumuna bakınca, çalışanların durumuna, çiftçinin durumuna bakınca, gençlerin durumuna bakınca elbette milletin verdiği görevle bir muhalefet sorumluluğumuz vardır ama memlekette hal böyleyken artık en kısa sürede iktidar olma sorumluluğumuz vardır.
Bunun için de sadece sorunları gören, söyleyen değil; bu sorunlara hangi çözümleri ürettiğimizi, geldiğimizde nasıl yöneteceğimizi, nasıl acıları dindireceğimizi, yaraları saracağımızı, nasıl Kahramanmaraş’ı yeniden kalkındıracağımızı Cumhurbaşkanlığı aday ofisimizde, politika başkanlarımızla, gölge kabinemizle birlikte anlatıyoruz, çalışıyoruz, devam edeceğiz. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da Maraş’ta ve tüm illerimizde artık sorun tespit eden değil, sesinizi duyuran değil; sizi duyan ve nasıl sorunlarınızı çözeceğini, iktidarımızda 100 yıl önce olduğu gibi işgalden kurtulmuş, yıkımdan kurtulmuş, salgın hastalıklarla baş eden, açlıkla, yoksullukla baş eden bir ülkeyi nasıl ayağa kaldırdıysak; 100 yıl sonra yine kurucumuzun önderliğinde bu ülkeyi Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında nasıl birlikte ayağa kaldıracağımızı hep birlikte konuşacağız, hep birlikte başaracağız.
"Toplam 132 milyar dolar deprem vergisi toplanmış"Deprem yönetmeliği hazırdı. para ve kaynak da hazırdı. O günlerde 2 yıllık diye başlayıp 26 yıldır Erdoğan'ın sürdürdüğü bugünkü adıyla ÖTV o zamanki adıyla deprem vergisi.. Sadece 2 yıl alınacaktı. 3 trilyon dolar vergi topladılar. 100 yıllık cumhuriyet tarihinde toplanan verginin toplamının iki katına yakındır. 41 milyar dolar sadece deprem vergisi toplanmış. 65 milyar dolarlık özelleştirme yapmış. 26 milyar dolar da 8 kez çıkardığı imar affıyla toplamış. Toplam 132 milyar dolar iktidara geldiğinden bu güne sırf depremde harcasın diye para verilmiş. Bu depremde evler yıkıldı, yapılıyor ya... Kılıçdaroğlu 'Bedava verelim' dedi. olmaz dediler. depreme harcanan para 90 milyar dolar. Devraldığı günden bugüne toplanan vergi, özelleştirme de 132 milyar dolar. Para gani gani! 6 Şubat gecesi depreme yakalandığımız sırada gelirken verdiği sözü tutsa bu evleri yine yapardı, yıkıp kendi yapardı ve o gece 1 kişi bile ölmezdi. Elbette deprem Allah'tan ama hazırlanmak kulun görevi. Vatandaşlar bu görevi Erdoğan'a vermiş, o gece de böyle yakalandıysak bir tane mazeret yok.
"Mehmetçik en kritik sürede enkaz altındakileri kurtarabilecekken içeride tutanlar nasıl milletin yüzüne bakıyor?"Hepimiz canlı tanığıyız depremi duyduk, CHP Grubu olarak sabahın 9'unda mesaj çektik. İlk vasıtayla deprem bölgesine gidip nerede olduğunuzu bildirin dedik. Çoğu arkadaşımız Adana'dan uçup bölgeye gitti. İlk günün sesi şu idi; 'Sesimi duyan var mı?' Ama sonra duyduğumuz soru şuydu; ordu nerede? Üç gün talimat gelmedi. Orduyu çıkaralım denince sarayda danışman aklına uyup 'Orduyu çıkarmak kolay, geri sokmak zor' mantığıyla üç gün çıkarmadı. O ordu ilk gün çıksaydı... Bir de karşılaştırma açısından söyleyelim bugünkü depremde 53 bin kişi öldü o gün 1999 depreminde 18 bin kişi öldü. 10 bin kişi kurtarmışlar. 53 bin kişinin öldüğü yerde 300 kişi kurtarmışlar. Mehmetçik en kritik saatlerde kurtarabilecekken bugün içeride tutanlar bu milletin yüzüne nasıl bakıyor?
"Asrın beceriksizliği ve asrın pişkinliğiyle karşı karşıyayız!"Millet çadır beklerken Kızılay'a çadır sattıran bunlar. Yüzde 2 şarjı kalmış depremzedeye IBAN yollayan bunlar çıkmışlar bir de pişkin pişkin 'Verdiğimiz sözleri tuttuk' diyorlar. Asrın beceriksizliği ve asrın pişkinliğiyle karşı karşıyayız! Gelelim övündüğü kısma. Öncesinde çalışmadı. Deprem sırasında arama kurtarmada çuvalladı. Diyor ki 'verdiğim sözleri tuttum'. Ne söz verdin sen? Ne söz verdin? Dedin ki 'CHP'ye oy verirseniz'... O lafı ilk duyduğumda böyle kanım akıyordu dondu. 6 Şubat'ta deprem olmuş, 8 Şubat 9 Şubat malum diyor, kimsenin aklında yok ya ne depremi? O gün bize dese, o gün dese, ya seçim var bu dönemde ne seçimi, gelin bu seçimleri 5-6 ay ileri alalım; valla Cumhuriyet Halk Partisi seçim meçim düşünmez. Adam iki gün sonra depremden 'malum 14 Mayıs'ta seçim var, sakın ha oyu başkasına verirseniz, onlar işi öğrenene kadar bir yıl geçer. Bu kardeşiniz bir yılda hepinizin evini yapacak ve sizi eve sokacak' dedi.
"Konteynerda yaşayan toplam 270 bin kişi var"Dedi mi demedi mi? Dedi. Ama, ama maalesef o günlerde kimse ona ev yapamazsın demedi. Ama o bize 'bunlar yapamaz' dedi. Şimdi diyor ki 'bize bu evleri yapamaz dediler'... Bir yılda bu evlerin yapılacağını söyleyip oy istemek, depremdeki insanların çaresizliğini görüp 'bunlar gelince işi öğreninceye kadar yapamazlar biz yaparız' diyerek insanları kandırarak oy istendi ve o istenen oyların sonucundaki iktidarı yaşıyoruz şu anda. Peki ne oldu? Bir yıl bitti. Biz buradaydık. Tüm Türkiye'de yüzde 2.7, yüzde 2.7'si bitmişti evlerin. İkinci yıl bitti tüm Türkiye'de, 11 ilde yüzde 30'u bitmişti evlerin. Üçüncü yıl bitti şimdi bitiyor, evlerin yüzde 70'i bitmiş... Şu anda da 270 bin kişi konteynerlarda yaşıyor. Osmaniye'de gittim, Gaziantep'te gittim, her şehirde konteynerda yaşayan toplam 270 bin kişi var.
Kiracılara ev yok, kiracıda para yok, eve girmeye imkan yok. Geliyor konteynerdaki elektriğini kesiyor 'çık artık'... 'Nasıl çıkacağım kiraya?' diyor. 'Depremden önce nasıl oturuyorsan otur' diyor. Dün ağladı adam. 'Lastikçiyim ben' dedi. 'Bir gelirim vardı' dedi. 'Şimdi yeniden iş buldum ama eve eşya alacak yok, ev tutacağım 15 bin lira ev, en ucuz ev 15 bin lira. Bir depozito istiyor, 3 aylık da peşin kira. Ben 60 bin lira ömrümde görmedim, nasıl çıkacağım buradan? Elektriğimi suyumu kesti' diye ağladı adam dün.
Bakan Kurum, milletvekillerinizin gözüne bakarak Meclis'te komisyonda 'o kadar çok ev yaptık ki' diyor. 'Şu anda deprem bölgesinde 5 bin liraya kiralık konut var kiracılar için' diyor. Dün Osmaniye'de sordum en ucuzu 15, ortalama 20. Gaziantep'te sordum en ucuzu 16-17, ortalama 20-22. Kahramanmaraş'ta soruyorum 5 bin liraya kiralık ev var mı? 10 bin liraya var mı? 15 bin liraya var mı? Burada 20 bin lira kiralık evlerin tutarı, en oturulmayacak ev de 15 bin lira ve Murat Kurum diyor ki 'Gidin deprem bölgesine 5 bin liraya kiralık konut var' diyor.
Erdoğan ve Murat Kurum'a seslendiBuradan, bugün gerçi salondayız, dün iki gün meydandaydık, yarın yine meydandayız. Buradan Murat Kurum'a söylüyorum grup toplantımızda, buradan Erdoğan'a söylüyorum; öyle kapalı salonlarda, kışın ısıtıp yazın serinletip kendi seçtiklerinize bile değil, atadıklarınıza nutuk atarak bu milletin aklıyla alay etmeyin. Sokağa çıkın sokağa! Sokağa çıkın millete anlatın bakalım.
Bugün bugün itibarıyla Maraş'ta 112 bin 414 konut sözü verilmiş, teslim edilen 73 bin 956... Malatya'da yüzde 22'si bekliyor, Adıyaman'da 43'ü, Antep'te 26'sı Gaziantep'te... ve Hatay'da 254 bin konutun 153 bini verilmiş yüzde 40'ı bekliyor. İnsanlar anahtarı alıyorlar hazır değil. 'Hazır' diyorlar, hepiniz biliyorsunuz en az 100 bin lira ama çoğunlukla 300 bin lira ilave masraf edilmeden evin içine geçilemiyor. Evin çatısı akmasa borusu akıyor, borusu akmasa camı akıyor, parkesi kabarmış, boyası kabarmış.
Bunların tamamından deprem bölgesinin boğuştuğu bir sürecin içindeyiz. Bu yüzden asla ve asla boş söze, 'buradan konuşayım, bilen bilir, bilmeyen bilmez, 11 il ne yaşarsa yaşar, diğer 70 il işler yolunda sanır'... Deprem bölgesinde işler yolunda molunda değil. Erdoğan'a söyledim, eğer sen 'iyi' diyorsun, ben de diyorum ki 3 yıl geçmesine rağmen yapılan işler var, zaten devletin bu konuda her imkanı var. Ancak eksikler çok, Kahramanmaraş'ta itiraz çok ve bununla ilgili de Hatay'da isyan büyük. Gel dedim, gel cesaretin varsa benimle beraber deprem bölgesine gidelim. O gün Hatay'daydım, Hatay'ı gezelim. Konteynıra da gidelim, TOKİ'ye de gidelim, esnafa da gidelim, hatrını soralım dedim. Var mısın dedim? Tık çıkmadı, tık çıkmadı. Kahramanmaraş'a gelip de benimle birlikte Maraş'ta gezebilir mi Erdoğan? Asla gezemez. İşte bu yüzden artık bir devir kapanmaktadır, yeni bir devir açılmaktadır. Algı siyasetinin dönemi bitmektedir, gerçek siyasetin dönemi başlamaktadır. Bakan evlatlarının devri bitmektedir, vatan evlatlarının iktidarı gelmektedir.
Erdoğan'a seslendi: Hiç olmazsa sabit ödeme olduğunu söyle de milletin içi rahat etsinŞimdi bir diğer husus, bir diğer önemli husus. Hepinizin başında olan bir husus. Karşımızda normalde bu işi sivil hayatta yapsa Türk Ceza Kanunu 158 ve 209'a göre açığa imza attırdıkları için yargılanması gereken bir ikili var. Bu yaptıkları işi sivil hayatta yapsalar tefecilikten yargılanırlar. Boş senede imza iyi tefeci attırır başkası attırmaz. Türk Ceza Kanunu bir kişiye verilen bir para, hizmet ya da mülk karşılığında boş senede imza attırmayı ağır bir şekilde cezalandırıyor. Oysa bugün depremzedeye mesaj atıyorlar, telefon açıyorlar, 'evin bitti gel al' diyorlar, evin anahtarını gösteriyorlar, elini uzatıyorsun bir dakika diyor devlet. Burada bir boş senet var, burada da bir sözleşme var. Bu konut karşılığında nokta nokta nokta lira boşluk ödeyeceğimi nokta nokta da faiz ödeyeceğimi... Genç bir avukat ailesine söylemiş. Afet Kanunu'na göre faiz alamazlar, faiz kısmını çizin demiş. Faiz kısmını çizene 'olmaz, ya evi almayacaksın ya boş sözleşmeye imza atacaksın' diyorlar. Buradan Erdoğan'a sesleniyorum. Elbette biliyorum bazılarını faizsiz yapmayı, bilhassa dükkanları rezerv alanlarını falan faiz ya da TÜFE, tefe-tüfe memur maaş artışı oranında her yıl arttırmayı hedefliyorsun. Şunu soruyorum bu deprem haftasında; şimdi başka yerlere gitti ama 6'sında gelecek inşallah. TOKİ konutları, rezerv alana yapılan konutlar, iş yerlerinden ne kadar ücret alınacağını ve bunların hiçbirinden faiz, TÜFE ve memur maaş artışı dahil hiçbir fark alınmayacağını açıkla. Bunu açıkla benim ana muhalefet olarak senin de iktidar partisi olarak şu 3. yılda millete bir hizmetimiz olmuş olsun, bir katkımız olmuş olsun. Biz ücretsiz yapalım dedik. Dedin ki ücretsiz olmaz para verecekler. Dedik ki hayır, doğru değil ücretsiz olsun. Hayır hem para verecekler hem bana oy verecekler. 3 yıl önce 'para verecekler' diyen kişi o günün şartlarında milletten yetkiyi aldı. Şimdi faiz de ödeyecekler diyor. Bana kalsa ne faiz olsun ne para olsun. Ama Erdoğan'a söylüyorum, gel hiç olmazsa sabit ödeme olduğunu söyle milletin içi rahat olsun.
"Bir tarafta anahtar gösteriyor bir tarafta da boş senet"Diğer taraftan bir de şöyle bir şeyi hatırlayalım. Şu ana kadar şunu anlattım: geçmişten beri aldığı vergiler bizi depreme hazır etmeye yeterdi. Yapmadı. Peki bu depremden beri ne yaptı? Bunu bir hatırlamakta 3 yılın sonunda bir hatırlamakta sonsuz fayda var. Motorlu Taşıtlar Vergisi'ni bir kere ödediniz, ikinciye de ödeyeceksiniz dedi mi millete? Dedi, ödedi millet. Niye? Para depremzedeye gidecek. Bunu vergi değil, ibadet, dayanışma olarak gördü insanlar. MTV'yi iki kere aldılar. KDV'yi arttırdı, damga vergisini arttırdı, yurt dışı çıkış harcını arttırdı. Bunların sonunda toplam 15 milyar dolar bir kaynak elde etti. Ayrıca 'Türkiye Tek Yürek' kampanyası yaptı. Hepimiz maaşları bağışladık. İlk Mansur Başkan bizim Cumhuriyet Halk Partililerden açıkladı. Bütün meclis grubu açıkladık. Hepimiz maaşımızı gelirlerimizi... Bu insanlar o kadar zor durumda olan insanlar o kadar sembolik ama o kadar önemli katkılar koydular ki... Toplamda o kampanyadan da 50 milyar dolar toplandı. Yurt dışından 6,5 milyar dolarlık maddi destek geldi. Toplam para 6 Şubat'tan itibaren resmi evraklarda kayıtlarda 71,5 milyar dolar. 455 bin konut yaptık diyorlar, maliyeti 40 milyar dolar. 31,5 milyar dolar para artmış bile konut için bakarsan. Hala daha bu depremzededen para almanın, para alması yetmez faiz almanın, tefe-tüfe işletmenin bir de tefeciler gibi milleti bir tarafta anahtar gösteriyor, çoluk çocuk 5 kişi konteynerda çamur dize kadar gelmiş, hava soğuk, bir tarafta önünde boş senet. Bu boş senetçilere şunu söylüyorum: Bu millete zor gününde yapılan bu zulmün eninde sonunda sandıkta sorulacak hesabı, sorulacak hesabı!
"Böbrek düşmezse iyi..."Tabii sorun bir değil; rezerv alan sorunu kangren olmuş, acele kamulaştırma adı altında milletin arazisine çökülmüş, sadece Hatay’da 50 bin kişilik bir mağduriyet söz konusu, 6 milyonluk eve 3 milyon-2,5 milyon lira değer biçmişler. Sosyal hayat, ticaret hâlâ ayağa kalkmamış. Maraş’ın yolları... Ali Öztunç geçen gün söylüyor; ben de Ali Öztunç’un anlatımı kuvvetli, severim böyle, abartır bazen... Diyor ki; ‘Maraş’a gelin’ -milletvekillerine söylüyor bunu- ‘arabaya binin, bir gün gezin böbrek taşınız olmaz hepsi düşer’ dedi. Ben Maraş’a geldim, arabaya bindim, daha yarım gün oldu; vallahi böbrek taşı ne böbrek düşmezse iyi, böbrek düşmezse iyi.
Bir yandan asbest sorunu; bugün oturduğumuz doktorlar öyle şeyler anlattı ki; bu asbest sorununun ilerde ne büyük bir sıkıntıya sebebiyet vereceğini, Aksu Çayı’nın nasıl kirlendiği-kirletildiğini, verilen hızlı tren sözünün tutulmadığı için şehrin hâlâ kan kaybettiğini, sosyal hayat-ticaret hâlâ ayağa kalkmadı... Konteynerda siftahsız esnaflar var ve öyle bir gerçek var ki; hep birlikte bu grupta bunu konuşmayan milletvekili yok. Başta Hatay milletvekilleri, Malatya milletvekilimiz, Adıyaman milletvekilimiz kalmadı belediye başkanı her gün başkasını arıyor ‘bunu anlatın’ diye, Kahramanmaraş, Gaziantep milletvekillerimiz, Osmaniye milletvekilimiz; hepsi anlatıyor bunları ‘yapın bunu-halledin bunu’ diye.
30 Kasım tarihinde mücbir sebep bitti. Zaten altı ayda bir uzatıyorlar, bitiyor bir daha uzatıyor. Van’da deprem oldu hatırlayın. Devlet Van’a, bir şehir ya, burada on şehir birden; bütün gücünü Van’a verdi, Van’ı ayağa kaldıralım dedi, kalkana kadar mücbir sebep dedi; 6 yıl sürdü arkadaşlar, 6 yıl! Bir Van’a 6 yıl boyunca mücbir sebep uygulandı. Koca bölge, hal ortada, mücbir sebep uygulaması 2 yıl 9 ay depremden itibaren -ki farkına varasın ilk 3 ay geçti- 2,5 yıl mücbir sebep uygulanıyor ve kaldırılıyor. Bu ne demek? ‘Pamuk eller cebe’ demek. Esnaf sigorta ödeyecek, vergi ödeyecek demek. Yetmedi; basit usulden gerçek usule geçirdiler esnafı. Bölgedeki esnafı da muaf tutmadılar. Deprem yokken basit usulde çalışanlar deprem sonrası şimdi gerçek usule geçiyor; hiç sormadan verilecek işte muhasebeci parası, defter parası, onay parası, noter parası; dünya kadar para şimdiden cepten çıkıyor.
"Borcu yapılandırmak istiyor, bunun için teminat istenmez"Dükkan yok, altyapı yok, müşteri yok... Kepenk kapatacak-kapatılacak kepenk yok dükkanda. Bu haldeyken kredi lazım esnafa, kredi isteyene ‘borcu yoktur’ kâğıdı soruluyor. ‘Borcu yoktur’ kâğıdı için vergi-SGK’ya borcunun olmaması lazım, zaten o halde olsa kredi kime lazım? ‘Borcu yoktur’ kâğıdını alabilmek için yapılandırma yapmak istiyor, onun için giden esnaftan da bugün Ticaret Odası Başkanı, Sanayi Odası Başkanı anlattı buranın sorunu, bütün bölgenin sorunu; teminat istiyorlar teminat! Borcu yapılandıracaksın, borcu karşılayacak kadar hiç değilse yarısı kadar bir teminat göster. Ya adamda borcu karşılayacak kadar teminat olsa senin kapına gelmez. O borcu yapılandırmak istiyor, bunun için teminat istenmez.
Esnaf ve çiftçinin durumuKOSGEB’den esnaf kredi kullanmış, daha doğrusu kullanmış demeyelim; hatırlayın pandemi oldu, pandemi sırasında KOSGEB kredileri oldu. Sonra deprem oldu. Milletin diyor ki ‘yüzde 80’i hibe sandı’ onu da, neye imza attığını bilmeden hibe sandı aldı. Şimdi mücbir sebep bitmiş, yazıları yollamışlar; 1 Mart itibarıyla KOSGEB’den esnafa verilen 400 bin lira ile 700 bin lira arası paraları geriye istiyorlar. ‘Ödemezsen icraya koyarız’ diyorlar ve faiz istiyorlar. Bunun için buradan bir kez daha; deprem haftası ve bu kahraman şehrin, İstiklal madalyalı şehrin bağrından ve bu kadar acıya katlanmış ve ayağa kalkmaya çalışan Kahramanmaraş’tan sesleniyorum; hem deprem konutlarından faiz alınmayacağını -mümkünse hiç para alma-, hem mücbir sebebin uzatılacağını, hem KOSGEB kredilerinin ya affedileceğini ya da faizsiz yıllar sonraya erteleneceğini, esnaftan teminat şartını ve ‘borcu yoktur’ kâğıdını kaldırın kardeşim. Bu esnafın bu şartlar içinde kimseye borcu yoktur, ondan bu kâğıdı isteyenlerde de vicdan yoktur!
Diğer yandan aynı sorun çiftçide var. Bağ-Kur prim borcu olan çiftçilere tohum almak için, gübre almak için, mazot almak için para lazım. Ziraat Bankası’na gidiyor ‘borcu yoktur’ kâğıdı getir, Halk Bankası’na gidiyor ‘borcu yoktur’ kâğıdı getir. Geçmişte 1 kilo buğday satıp 1 litre mazot alanlar; bugün 6 kilo buğday satıp 1 litre mazot alamıyor, perişan olmuş durumda, hâlâ daha onlardan bugün ‘borcu yoktur’ kâğıtları isteniyor.
"Erdoğan 'İki kere iki dört' derse cetveli kontrol edin"Sayın Erdoğan hem partimizi, beni, belediye başkanlarımızı bölgeye gitmemekle, hatta nereden bulduysa o lafı kendince, ‘deprem turisti’ olmakla... Depremin bir ara enkaz başında yoktular, bir ara fotoğraf çektirdiler kaçtılar, bir daha bölgeye uğramadılar diyor. Sayın Erdoğan geçen gün hem belediye başkanlarım için söylemiş, şimdi onu söyleyeceğim hem de benim için diyor; ‘Sayın Özel’ diyor, ‘Sen neredeydin bugüne kadar deprem bölgesinde, niye yoktun?’ diyor. Dışarıdan duyan olsa, hani bunu size değil de Arjantin’de birine söylese ‘yazıklar olsun’ diyecek; ‘Sosyal demokrat lider bölgeye hiç gitmemiş’. Erdoğan iki kere iki dört dese ben arkadaşlara kerrat cetvelini kontrol edin diyorum bir yanlışlık olmasın. Bakın dedim, ben kaç kere gitmişim o kaç kere gitmiş? Grup Başkanvekili ve Grup Başkanı olarak 26 kez, Genel Başkan olduktan sonra 23 kez, toplam 49 kez gitmişim. Dün 50. deprem ili ziyareti Osmaniye’deydim, 51. olarak Gaziantep’teydim, aha 52. deprem bölgesi ziyaretinde huzurunuzdayım. Hele hele Grup Başkanvekiliyken bir araba bir Mehmet Amca bizim şoför Mehmet Bey... Erdoğan’ın altında 13 tane uçak, devletin bütün helikopterleri, bütün imkânları... Ve bölgeye toplam 38 kez gelmiş. 39. ziyaretini Osmaniye’ye yapacak 6 Şubat günü; Allah nasip ederse o 39. ziyareti yaparken Özgür Özel de 57. ziyaretini tamamlıyor olacak.
"Depremin merkez üssündeyim, Erdoğan da Suudi Arabistan'da""Diyor ya 'Neredesin?'. Vallahi Kahramanmaraş'tayım. Depremin ve acının merkez üssündeyim. Sen neredesin? Erdoğan Suudi Arabistan'da. Yani geçmişte 'Eli kanlı katil' dediği, yeşil doların ucunu gösterince gidip kardeşine sarılmadığı gibi sarıldığı Suudi Arabistan'da prensin yanına koşmuş. Sen prense yakınsın, ben Kahramanmaraş'ın güzel insanına. Sen prense misafirsin, ben Kahramanmaraş'ın bağrına geldim. Onlara sarılmaya geldim. Şimdi ne dedim? İki kere iki dört dese kontrol edelim. Bunları saymak, hatırlatmak bu kadar büyük iftira varken mecbur. Müslüman'ın böyle bir görevi var. Karşıda bir iftiracı varsa ona haddini bildirmek dokuz tane yetim giydirmek demektir. Dokuz tane yetim giydirmek. Dokuz yetime kaftan giydirmek.
Neredeydiniz diyor. 9638 araçla buradaydık. 28521 personelimizle on deprem ilindeydik. 7200 tır, dört uçak, altı gemiyle gıdadan sağlık malzemelerine, çadırdan sobaya kadar her türlü yardımı bölgeye ulaştırdık. Toplamda CHP'nin yönettiği belediyelerden 155 mobil mutfak, 163 ikram aracı, 18 mobil fırın, 3 milyona yakın battaniye, 266 bin ısıtıcı ve soba, 2220 jeneratör, 4 milyon 600 bin hijyen paketi, 50 bin çadır, 1810 konteyner gelmiş. Kahramanmaraş'a İzmir Büyükşehir Belediyemiz 219 aile için konteyner kent kurdu Kahramanmaraş'a. Maraşlı üreticinin daldaki narenciyesini Mersin Büyükşehir Belediyesi aldı. Doğalgaz hatlarını İBB'nin İGDAŞ şirketi ekipleri geldi onardı. Bunlar İzmir Büyükşehir'in, Mersin'in ve İstanbul Büyükşehir'in Maraş'a değerli katkıları.
Mansur Yavaş'a teşekkürBir de Maraş'a bakın Maraş'a ne yapılmış? 5880 personelle enkazdan 431 can kurtaran, sade Maraş'a 2150 aracını getiren, 1381 araç dolusu yardım getiren, 6747 çadır kuran, 147 konteyner kuran, mobil fırında günde 6500 ekmek üretip dağıtan, 30 bin gıda kolisi dağıtan ve o dönem çok konuşuldu, atıl durumda bekleyen garajda bekleyen otobüslerini seyyar tuvalet ve duşa dönüştürüp çok büyük bir krizi tek başına çözen, 12 cenaze aracı, 30 bin görevlisiyle Maraş'taki definleri yapan, 21916 çiftçiye bir milyon sebze fidesi dağıtan, 423 bin litre sıvı gübre dağıtan, 15 kilometre su hattını bizzat döşeyen, evde kalan 7035 depremzedeyi kendi ilinde o dönem barındıran, halen 700 kişiyi kendi ilinde misafir eden, depreminin üçüncü yılında burayı emanet ettiğimiz, gözü gibi bakan başkan Mansur Yavaş. Allah ondan razı olsun.
Depremin ertesi günü bana ne düşüyor diye buraya koştu, sana Kahramanmaraş dediler. O günün yerel yönetimlerden sorumlusu Sayın Seyit Torun, şimdi Cumhurbaşkanlığı aday ofisimizde gölge kabinemizde ve ondan sonra bu göreve gelen Gökhan Zeybek. O gün bugün Mansur Yavaş Kahramanmaraş'ta, kimin neye ihtiyacı olsa bir belediyenin gücü imkanları dahilinde yapılanı ve yapılamayacağı yaptı. Ben partinin genel başkanı olarak hepiniz adına ona bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum.
"Kul hakkına giriyorsun"Erdoğan'a da diyorum ki; kadir kıymet bilmezsin, hatır bilmezsin. Partiyi 33 arkadaş kurdu, 31'inin defterini dürdü, birinden selamı yok. Asla ve asla dönüp de olan bir şeye bir saygı duymak bir şey yok. Ama hiç olmazsa 28521 personel, kimi bir hafta-on gün, kimi bir ay, kimi üç ay, kimi altı ay burada depremzede ne haldeyse o halde durup, kimi ilk tıraşı 15 gün sonra olup, kimi ne zaman seyyar duşlar geldi bütün konteyner kent-bütün çadır kent yararlandı, onlardan sonra suya kavuşup burada cansiperane gayret gösterdiler. Her görüşten insan var onların içinde. Bir belediyede bir görüşten insan yok ki, her görüşten insan var. Allah hepsinden razı olsun. Bunu inkar ettin ya kul hakkına giriyorsun, kul hakkına giriyorsun.
Adalet Peşinde Platformu'na değindiŞimdi, öncelikle şunu söyleyeyim. Bugün sabahki toplantıda bence birçok şey dinledik ama Hatay'da 'Adalet Peşinde Platformu' var. İlk duyunca bekliyorsunuz zaten değil mi? Depremde ölmüş insanlar, hayatlarını kaybetmişler, acılı aileler bir araya gelmiş. Müteahhit kaçmış, onun peşinde. Kamu görevlisinin kusuru var, yargılanma izni vermemiş, onun peşinde. Efendim devletin kusurunu her binaya yüzde 25 yazıyorlar, maksat ödenecek tazminatı küçültmek; ona itiraz ediyor.
Bunların hepsini söylemişler, hepsini yaptılar, hepsini anlattılar ama öyle güzel bir şey söyledi ki: 'Bizim' dedi, 'bu vakitten sonra işimiz geçmişle, kayıplarımızla ve yaşadığımız acılarımızla değil. Onları içimize gömdük, şuramızda' diyor. 'Ama' diyor, 'davetim herkese; sorumluluğu herkes alsın. Geleceğe yönelik ne yapacaksa herkes sorumluluğunu bilsin ve üstlensin. Geçmişteki acıları yaşadık, içimize gömdük; bir daha böyle acıyı gelecekte kimse yaşamasın, biz bunun için bir aradayız' diyor. Hem kayıplarının hem de bu yüce gönüllü insanların ferasetinin önünde saygıyla eğiliyorum, Adalet Peşinde Olanlar Platformu’na.
"Abdullah Hoca'ya surat asmışlar, görevden almışlar"Şimdi dedim ya haksızlık, kul hakkı... Güya mangalda kül bırakmıyorlar. Kul hakkını ben bir kere söylesem onlar elli kere söylüyorlar. Ama geçen sene gelmişim buraya, 6 Şubat depreminin ikinci yılına... İl başkanımız, milletvekilimiz; 'Elbistan'da bir anma yapacağız' dedi, gittik. Anma programından sonra, dün Gaziantep'te mevlid okutmuştuk, geçen hafta, geçen ay, geçen sene... 6 Şubat'tan bir gün önce mevlidimizi geldik... Hayır, 6 Şubat günü Elbistan'da bir mevlid okuttuk.
Mevlidi çok da güzel okudu, gittim teşekkür ettim, harika bir dua yaptı, hepimizi duygulandırdı. Elbistan Müftülüğü'nden Abdullah Hoca okudu. Abdullah Hoca'ya ertesi gün surat asmışlar. 'Senin orada ne işin var?' demişler. 'Oradan soruyorlar, buradan soruyorlar' demişler. En son buraya geleceğim tekrar belli oldu, 23 Ocak günü Abdullah Hoca'yı Elbistan Müftülüğü'nden, görevinden almışlar; Kahramanmaraş Müftülüğü'ne bağlamışlar. Hızlı arabayla 1 saat 15 dakika, toplu taşımayla 2 saat. Karı var, kışı var, buzu var. Abdullah Hoca'ya had bildiriyorlar: 'Sen nasıl olur da Özgür Özel'in katıldığı, Cumhuriyet Halk Partisi'nin mevlid okuttuğu yerde gider mevlid okursun, dua yaparsın?'
Buradan, Abdullah Hoca'yı alanlara, sürenlere diyorum: Abdullah Hoca bu zulmü hak eden bir şey yapmadı. Siz ne devlet-millet ayrımı bıraktınız, ne parti-devlet ayrımı bıraktınız. Bırak acı günde, bırak ibadette, bırak cenazede, bırak mevlidde... Bunları bırak! İyi gününüzü, en güzel gününüzü partiyle devleti, devletle partiyi iç içe yaşıyorsunuz.
"Kimse sahipsiz değil"Ülkenin başındaki Cumhurbaşkanı sabah aynı kalemle il başkanı atıyor, öğleden sonra aynı mürekkeple o ile vali atıyor. Adalet Bakanı alıyor eline cep telefonunu; bir yanında AK Parti'nin grup başkanı, bir tarafında Adalet Komisyonu başkanı, arkadan HSK başkanvekili, vali bir yerde, AK Parti il başkanı onun kolunda... Kar altında zevk-ü sefa yapıyorlar. Sivas'ta çekiyor... Bu kadar insan ölmüş, Elbistan'a gitmişiz, 'bir dua okur musun?' demişiz. Abdullah Hoca gelmiş bir Kur'an okumuş, bir dua okumuş. Onu sen 'siyasi partinin liderinin yanına nasıl varırsın?' diye görevden alıyorsun. Siz Abdullah Hoca'yı ya o göreve iade edersiniz ya biz Abdullah Hoca'ya nasıl sahip çıkacağımızı biliriz. Günü gelince de bunun hesabını hepiniz verirsiniz. Öyle kimse sahipsiz değil! Kimse sahipsiz değil!
Mücahit Ören'e Epstein tepkisi
Bunların kul hakkı konusunda, kul hakkı konusunda yapmayacakları yok. Hocaya bunu yapıyor adam. Müftülüğün hocasına bunu yapıyor. Yaz boyunca Ekrem Başkan hakkında, onun değerli çalışma arkadaşları hakkında atmadıkları iftira kalmadı. Yolsuz dediler, hırsız dediler, efendim çamur olan çantalara para dolu dediler. İBB'nin parkesinin altında 2 milyon euro para çıktı videosu var dediler. Ekrem Başkan toplantıdan para dolu çantalarla çıktı videosu var dediler. 1200 cep telefonu dediler. Hiçbirisi çıkmadı, birinin kanıtı çıkmadığı gibi yalan olduğu çıktı. İddianamede bir satır bile geçmedi. Bütün yaz boyunca hırsız, yolsuz, rüşvet, ihale... Yetmedi sonra yeni bir soruşturma, ajan dediler. Yetmedi şimdi bir uçak icat ettiler. Uçağa o indi, bu bindi; o oldu, bu oldu diye insanların aile düzenlerini bozmak için, karıyla kocanın arasına nifak sokmak için yalan attılar.
"FETÖ'nün bütün ihalelerini toplayan adamı baş köşede oturuyorlar"Bunun iki odağı var, iki odağı. Bir tanesi yandaş medya. Bir tanesi de eski FETÖ'cülerin oluşturduğu ekiplerle sosyal medyada haysiyet suikastleri yapanlar. Bunların başında, başında... Eskiden FETÖ'cülerle uçarken bir grupla uçuyordu. Şimdi FETÖ'cüler güya yok, başka bir grupla uçuyor. İki uçakta ortak bir adam var: Kim? Fettah Tamince.
FETÖ'nün en aşağıdaki, en aşağıdaki devlete girmek için KPSS'de FETÖ'nün dershanesine gitmiş adamı attılar. Efendim sen de bir bağış yap birlikte kurban keseceğiz diye makbuz kestikleri adamı attılar. Dairenin sahibi kirayı şu bankaya yatır dedi, Bank Asya çıktı, adamı memuriyetten attılar. Okulda terfi etmek için bu sendikaya gireceğiz dediler, o sendikaya gideni memuriyetten attılar. FETÖ'nün bütün ihalelerini toplayan, bütün işlerini yapan adamı başköşede oturtuyorlar.
Burak Oğraş'ın ölümü ve Epstein'in Türkiye ilişkileriGeçen sene bu kişinin otelinde, Antalya'da bir çocuğun -turizm okuyor otelde çalışırken- oradaki bir çocuğun babası 14 yıldır bağırıyor Burak Oğraş için."Oğlum görmemesi gereken bir şey gördü, oğlumu tepeden boş havuza attılar" diyorlar. Adam buna inanıyor.
Otel Rixos, Fettah Tamince'nin. Savcı, o geceki nöbetçi savcıyı bulmuş babası, getirdi bana. Adam diyor ki: "Olamaz, bir çocuk oradan oraya atlayamaz. Ben tutanağı tutarken gördüm. Bunu birisi öldürmüş gitmişler oraya atmışlar" diyor. Ama o dönem FETÖ'nün başsavcısı bilmem nesi "kovuşturmaya gerek yoktur" falan... Bu adam 14 yıldır bağırıyor: "Görmeyeceği bir şeyi gördü, görmeyeceği bir şeyi gördü!"
Şimdi Epstein belgeleri çıktı. Oradan bu trol ordularına bizim arkadaşlarımıza haysiyet suikasti yaptıran... Erdoğan da diyor ya "Milletin parasıyla..." falan, bir şey kastediyor, bir yalanı kastediyor. Bu kişinin oteline o Epstein'ın geldikleri, oradan 18 yaşından küçük kızları "eğittikleri", oradan yurt dışına götürdükleri getirdikleri... Bu adamın onlarla içli dışlı olduğu ortaya çıkıyor. Bak dur daha Allah nasıl bunları tarih önünde mahcup edecek. Dur!
"Sabah akşam alakamız olmayan uçakla ilgili konuşan TGRT sahibinin Epstein belgelerinde adı çıktı"Uçak yalanını, uçak yalanına oturmuş sabah akşam attılar ya... Uçağın sahibi AK Partili çıktı! Kiralayan AK Partili çıktı! 'Hayatta Reis'ten sapmayız, Ekrem'e selam vermeyiz, ona uçak muçak kiralamadık' dedi. Uçakta gezen AK Partili! İş ortağı AK Parti'nin bir önceki İstanbul İl Başkanı çıktı! O uçakla bizim alakamızın olmadığı çıktı. Bunu sabah akşam konuşan TGRT'nin sahibinin Epstein belgelerinde adı çıktı! Hadi bakalım! Hadi bakalım! Ey Mücahit Ören, şimdi... Evet, bu Epstein böyle bir çıkar grubu. Her ülkede belli adamları var. Para, pul, ilişki... Ayrıca rezaletin bini bir para. Pedofili, taciz bilmem ne falan.
"Epstein belgesine girmiş, kendini paralıyor"Mücahit Ören diyor ki şimdi: "Evet, ben ona mail attım ama o manada atmadım. Beni içinize alın diyor, ben de sizin halkanızda olayım diyor. Türkiye ayağınız olayım" diyor bu Epstein'ın has adamına. Bah bah bah, attığı şeye bak: "Yanlış anlamayın, başka yere çekmeyin" diyor. Ne yazmış? "Daha terbiyesiz olmak için senden çok şey öğrenmeliyim" yazmış. Mücahit Ören! Şimdi bütün yaz boyunca olmayan uçağı bizim yapan, bize kiralayan, içinde kızlarla bilmem ne oldu haberlerini yaptıran, iftira attıran, kul hakkına giren... şimdi Epstein belgesine girmiş paralıyor kendini. "Yaptım ama o manada yazmadım, o uçağa binmedim." Ona da baktırıyorum. Ama "Türkiye'den giden gelen küçük çocuklarla alakam yok, ben onlarla ticari ilişki kurmak istedim..." Herkes layığını bulur layığını! Layığını bulacaksın iftiracı, layığını bulacaksın!
"Sizin kadar ahlaksız değiliz"Haysiyetimizle oynayacaksın, kul hakkına gireceksin. Bizim dua okuttuğumuz hocayı oradan oraya süreceksin. 22 bin tane belediye çalışanı burada canını ortaya koymuş; gelmediniz, hiç yoktunuz diyeceksin. Mansur Başkan bütün yükü sırtlanmış Maraş’ta, görmeyeceksin. Ekrem Başkan Hatay’ı ayağa kaldırmak için canını dişine takmış; işe yaramaz diyeceksin. Bu kadar kul hakkı yiyeceksin, sonra 'hakkıma girmeyin'. Hakkınıza girmeyiz. Niye biliyor musunuz? Sizin kadar vicdansız değiliz. Sizin kadar ahlaksız değiliz.
"Seçimi kaybettiğim gün bırakacağım"Buradan, buradan bütün Türkiye’ye söylüyorum. Kimse enseyi karartmasın, morali bozmasın. Efendim 'bunlar gitmezler'; nasıl gitmezler? Yerel seçimlerden önce de bunlar seçim kaybetmiyordu. Yenilmez armada idi bunlar. Her seçimi onlar kazanıyordu. Aday olduğum ilk gün söyledim: Girdiğimiz her seçimden birinci parti çıkacağız, seçimi kaybettiğim gün iktidarı bırakacağım diye.
"İktidar olacağız"Buradan Kahramanmaraş’tan söylüyorum. Türkiye’yi yönetecek en iyi kadrolar bizdedir. En dürüst kadrolar bizdedir. En liyakatli isimler bizdedir. İnancımız, kararlılığımız, gençliğimiz, enerjimiz tamdır. Birileri yorulmuştur, tükenmiştir. Söylediği sözleri yerine getirememektedir. Artık bundan sonra sözünün arkasında duramamaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi 100 yıl önce olduğu gibi 100 yıl sonra da sizin için dimdik ayaktadır ve iktidar olacağız; Kahramanmaraş'ı da Türkiye’yi de ayağa kaldıracağız. Tüm kadrolarımızla, belediye başkanlarımızla, canım grubumuzla, parti meclisi üyelerimizle emre amadeyiz emre! Vaziyet bu haldeyse vazife iktidar olmaktır."
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:47
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 03 Şubat 2026 15:13 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















