Ömrü yüzde 40 uzatan vitamin Sözcü Gazetesi
Sozcu sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşamın (longevity) sırlarını vermeye devam ediyor. Çoruhlu, SÖZCÜ TV’de Simge Fıstıkoğlu’nun sorularını yanıtlıyor…
Dr. Çoruhlu, bu kez longevity eşliğinde hem sağlıklı hem uzun yaşam için ilk koşullardan biri olduğunu vurguladığı D vitamini eksikliğiyle başa çıkma yollarını açıkladı…
HAYATİ ÖNEME SAHİP
Gerçekten üst düzeyindeki hekimlere ve araştırmacılara “Bir tane destek ya da kan değeri söyleyin.
En önemli o olsun bu konuda” dediğinizde, İngilizce, Almanca, Fransızca sorun, hepsi size vitamin D değerinin yukarıda olmasının ‘all-cause mortality’ yani herhangi bir sebepten ölüme ve hastalanmaya yatkınlığı % 40, neredeyse yarı yarıya değiştireceğini söyler.
Yani birinci söyleyeceği cümle budur eğer konumuz suplement desteği, yani dışarıdan ne alalım konusuysa…
Doğru kullanıyor muyuz?“Vitamin D her gün bir tane” gibi cümleleri çok duyuyoruz ama raftan neyi aldın, ne kadar aldın, nasıl aldın, bunun versiyonları ne kadar işe yarayıp yaramadı? Bunları bilmek gerek.
‘Nasıl olsa güneş var’ demeyin
Bugünlerde ‘D vitaminini güneşten alırız’ gibi bir sevinç olabilir ama bunu yapabilen insan sayısı birtakım şartlardan dolayı, hani genetikten başlar yaşam şekline kadar devam eder, o kadar yüksek değildir…
Zaten öyle olsaydı her eylül, ekim check-up’ında “Bütün yaz simsiyah oldum, nerede bu vitamin D?” diye konuşmalar olmazdı…
Tatile gidildiğinde “Benim güneş alerjim var, çok kızarıyorum, kaşınıyorum, duramıyorum güneşte” diyenlerin destek alması gerekir. O alerji neden oluyor? ‘’D’yi yakalayacağım, ultraviyole B diye’’ öğlen yatmaktan oluyor. 10 dakika da olsa dik açıda gelsin istenir ya. Bence o da rafa kaldırılması gereken bir bilgi olmalı. Bu kişi ne yapmalı? Hem güneş alerjisi dediği şeyi azaltmak hem de D vitaminini cebine stoklayabilmek için destek almaya devam etmesi lazım ve ışık olarak da sabah ve öğleni seçmesi lazım.
DEĞERİ NE KADAR OLMALI?Hekimlerin tamamı “D’siz olmaz” der. O yüzden “Otoimmün hastalığım var, ben D kullanmalı mıyım?” Evet… “Kanser geçmişim var, D vitamini kullanılır mı?” Evet, diş fırçalamak gibi.
Ben kendi haddimi aşmamak adına bu konuyu endokrincilere paslayıp “Şunun üstüne çıkmayalım, buralar iyidir” cümlelerini onlardan duymayı deontolojik olarak daha doğru buluyorum. Ama benim şu anda söyleyeceğim yuvarlak bir cümle kullanacaksak mesela 50’nin üstü, 80’ler civarı iyidir bence. Yani 80’ler civarı iyidir diyorum. Mayo Klinik falan filan, oralara giden hastalarımın otoimmün problemleri olanlara günde 60.000 ünite gibi günlük veriyorlar. Bu, medikal tavsiye değildir. Ama o iş çok büyüyecek. O yüzden şimdilik ortada kalmak adına 50’yi, 80 arası iyidir diyelim.
Yıl boyu alınmalıGüneş alerjisi dışında herhangi bir alerjisi olan da D desteği alabilir. Bahar aylarında hapşırık, tıksırık, alerji dönemi oluyor ya bazı insanlarda… O durum da D’ye devam etme sebebidir bütün yıl. İmmün sistemin işte TH1, TH2 deniyor. İki tane sistemi var T lenfositlerin. Biri alerjide köpürür, öbürü otoimmünitede köpürür. Alerji tarafına mı gideyim, otoimmünite tarafına mı gideyim?
‘’İki tarafa da gitme, dur olduğun yerde…’’ Bunu kim yapar? D vitamini yapar. Demek ki otoimmünitede de, alerjide, hapşırıkta, tıksırıkta da D lazım. Ayrıca İstanbul’dayken diyelim ki ağrılarınız veya otoimmün bir probleminiz var. Güneye doğru indiğinde, Ege’ye, Akdeniz’e şikayetlerin azalıyorsa “Her yaz ne depresyon kalıyor ne alerji ne ağrı” ise yine D’yi kışın da alman lazım.
Güneş gözlüğü yaşlandırıyorGüneşe karşı şapkaya katılıyorum. Gözlük kullanılmasını başından beri söylüyorum. Ancak göz de cilt de ışığa ayarlı. Gözün gün ışığı aldığı yani gözün ışığı aldığı dalga boyuyla cildinki aynı olması lazım. Yani koyu gündüz gözlük takarsam gözüme gece sinyali giderken cildime gündüz sinyali gidiyor.
Yani gölgede durarak güneş gözlüğü takmadan bir yaz tatili geçirirsek gözlerimizin iPad okumaları düzelecektir, numara gerileyecektir.
Birinin tatilde gençleşip gençleşmediğini anlamasının yolu, birinci günde –tabii bu 40’lı yaşlar ve okuma gözlüğü kullanıyorsa– birinci günde tabletini veya telefonunu aldığında takıyorsa 10. günündeki kıyaslamaya bakacak. O gözlüğe ihtiyaç olmuyor, o büyütmeye ihtiyaç olmuyor. Neden? İşte dışarıda olduğun için, denize girdiğin için, özellikle yere çıplak bastığın için, ışığı vücudun bir şekilde hani şapkalıyken gördüğü için... O yüzden bir tatil bana beni gençleştirdi demek, sonunda –kilodan falan hiç bahsetmiyorum– okuma gözlük numaranın biraz geri gitmesi ve o kadara ihtiyaç olmamak... İşte onun adı reverse aging, onun adı longevity yani.
Karaciğer yağlanması varsa iş zorlaşırBir sürü hikaye var karaciğerin uğraştığı… Yağlanma, toksinler… Bir de “Vitamin D’yi dönüştürüver bir zahmet” diyorsun. Bu yüzden literatür diyor ki: “Karaciğer yağlanmasının yüksekliği ve kilonun yüksekliği, karaciğerde klasik anlamdaki yağda eriyen D3’leri aldığınızda onun 25 sulanmış vitamin D versiyonunu yapmanızı zorlaştırır.’’
Günün başında ve sonunda da güneş alınabilir
Hiç güneşe çıkmamanın da bir sürü dezavantajı var. Onun için bölge seçmek, yani vücudun alt kısımları serbest bırakıp, öyle ciltle ilgili büyük benler falan da yoksa güneşle temasta tutmak lazım. “D vitamini öğlen yüksek güneşte gelir” deniyor ama ben de diyorum ki orayı bypass edebilirsiniz ve sabah 10’a, öğleden sonra 5’ten sonra kalacağınız güneşin de sizin için bir anlamı var.
Yaz tatiline rağmen düşükse ne yapılmalı?‘’Geçen eylülde, ekimde check-up’a gittim benim D 40’ı geçmemişti” diyenler de D vitamini desteği almalı.
Başka kimler almalı? “İşte benim ortalama işte 40’larda gidiyor, yazın da bıraktım yani, hani çok da yukarı çıkarmadım” grubu var, bu gruptan otoimmün hastalığı olanlar… Buna tiroit de girer, sedef de girer, egzama da girer, ülseratif kolit de girer, yani bir problemi varsa ve bu problem vücudunda dışarıdan değil de vücudun kendi içinde oluyorsa o almaya devam edecek.
Mesela modu düşük olanlar, yazın içine sevinç gelmemiş olanlar da alacak ki biraz daha yukarı çıktığında daha yüksek verim alabilsinler.
NASIL HİSSETTİRİYOR?Benim çok nacizane ama bu medikal bilgi gibi değil, bir D vitamininin bende o gün ve ertesi gün çalıştığının hissi şu… Hani ‘o gün hep yağmurluymuş da o gün güneşli bir günmüş meğer’ gibi bir kıpırtı. Yaşama sevinci…
Hepsi yağda emiliyor
Güncel destekler yağda emiliyor. Yanlış anlaşılmamak adına “bunlar kötü” demiyorum. ‘’Bu D3’ler yağda emilir, yağlı yemekle alın’’ deniyor.
Sonra yeni rapid formuna bakıyorsun, sana “yağda emilmiyor” diyor. “Bunu suda eriyen versiyon gibi düşün” diyor. Yağda erir demek; karaciğere safrayla girmeli, orada işlenmeli, bir yol. Fakat yağ emilim sorunları var mı insanlarda?
Çoğunda var. Enzimleri, amilazı, lipazı yüksek olabiliyor, pankreas enzimi yetersiz oluyor, safra sorunu oluyor, ishal oluyor. Zaten bağırsakla ilgili bir emilim derdi oluyor. O yüzden doktorunuza “yağda eriyen vitamin D’yi alıyorum, güzel ama hani her zaman dozunu tutturamayabilir miyim?” diye sorun. İşte kilo başına şu kadar diye bir hesap yapmaya çalışıyorlar ki onunla bile tırmandırmak çok zor.
‘Suda eriyor’ ne demek?
Literatüre bakıyorsun, dünyadaki sayısız marka D3’lerin emilimleri en ideal şartta bile % 73’tür diyor. İshal, bağırsak sorunları olduğunda o % 0’a kadar düşüyor. Yani ortalama % 40, yani yarı yarıya emiliyor gibi. Sonra bunun literatürüne bakıyorsun, suda eriyor ne demek? Karaciğere gitmesine gerek yok demek. Yani ister ishal ol, ister siroz olsun, konu orayla ilgili olmadığı için sana her zaman % 90’ın üstünde veriyor. O yüzden bir sürü üründe de “Karaciğere uğramadan oradan çıkmış halini hazır verelim” gibi dünyalar başlayacak. Vitamin D bunlardan biri.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:89
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 13 Temmuz 2026 08:28 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















