OECD den Türkiye ye kritik mineral vurgusu
Sabah sayfasından elde edilen bilgilere dayanarak, Ankara24.com duyuru yapıyor.
Enerji dönüşümüyle birlikte kritik minerallere ilginin arttığını dile getiren Jansen, "Üyelerimizin yeşil dönüşüme yatırım yapmaya daha fazla ilgi göstermesiyle bu kritik minerallerin yeşil dönüşüm açısından ne kadar önemli olduğu daha görünür hale geldi. Bu nedenle ihracat kısıtlamalarına ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıklara maruz kalma durumu önemli bir başlık haline geldi. Dolayısıyla bu zorluk ve konunun önemi zaman içinde giderek arttı." diye konuştu.
Kritik minerallerin tedarikinde temel unsurun "çeşitlendirme" olduğunu belirten Jansen, "Mevcut durumda kritik ham maddelere yönelik birçok pazarda, bazen ham madde aşamasında bazen de işleme aşamasında piyasaların aşırı yoğunlaştığı bir durum söz konusu. Bazı durumlarda belirli bir ürünün küresel pazarının yüzde 90'ı tek bir ülkede olabiliyor. Bu iyi değil." ifadesini kullandı.
Jansen, bu durumun ortaya çıkardığı risklere dikkati çekerek şöyle devam etti:
"Bu durum iki risk barındırıyor. Birincisi, yoğunlaşma bu kadar yüksek olduğunda piyasa doğası gereği bozulur ve normal fiyat oluşumu gerçekleşmez. Ayrıca piyasaya girecek diğer oyuncu sayısı da çok az olur, çünkü piyasaya giriş son derece zordur. İkincisi, baskın konumdaki aktör, ürünlere erişimi engelleme imkanına sahip olur. Bu nedenle çeşitlendirme önemli. OECD olarak, madencilik veya işleme aşamasındaki projelere yatırım için finansman sağlanmasının daha fazla çeşitlendirme açısından önemli bir rol oynayacağının farkındayız. Bu alanda, özellikle OECD ihracat kredileri düzenlemesi çerçevesinde aktif olarak çalışıyoruz."
"İHRACAT KISITLAMALARI 15 YILDIR ARALIKSIZ ARTIYOR"
OECD'nin kritik minerallere yönelik ihracat kısıtlamalarına ilişkin güncel raporunun ortaya koyduğu tabloya değinen Jansen, şunları söyledi:
"Kısaca belirtmek gerekirse, bu eğilimler endişelenmemiz gerektiğini gösteriyor. İhracat kısıtlamalarında 15 yıldır aralıksız artış gözlemliyoruz. Bu kötü bir haber. Giderek daha fazla ülkenin ihracat kısıtlamaları uygulaması, çok taraflı ticaret sistemi açısından hiç iyi bir haber değil. İhracat kısıtlamalarının en ağır türlerinin, burada ihracat yasaklarını kastediyorum, son yıllarda en hızlı artış gösterenler olması da kritik ham maddelerin ticaret sistemi açısından olumsuz bir gelişme olarak öne çıkıyor."
Jansen, sektörde yatırımın zorluklarına ilişkin, "Bu sektörlere yatırım uzun vadeli bir süreç. Yatırımın nerede karlı olabileceğini anlamak zaman alır. Bir projenin hayata geçirilmesi, özellikle madencilik projelerinde, ürünün yer altından çıkarılıp satılabilir hale gelmesi zaman alır. İşleme aşamasında ise gerekli olan şey teknoloji ve sermaye yatırımı. Dolayısıyla ihtiyaç duyulan şey para ve bu paranın uzun vadeli olması gerekir." dedi.
Asıl zorluğun bu noktada ortaya çıktığını dile getiren Jansen, "Yatırımcılar ne tür getiri elde edecekleri ve yatırım yaptıkları piyasalarda hangi fiyatlarla karşılaşacakları konusunda fikir sahibi olmak isterler. Yatırım yapılan piyasa yoğunlaşmışsa ve bu nedenle rekabetçi piyasa koşulları yoksa, bu normalden daha yüksek risk olduğu anlamına gelir." diye konuştu.
"TÜRKİYE, BU ALANDA DAHA BÜYÜK ROL OYNAYABİLİR"
Jansen, Türkiye'nin küresel kritik minerallerin tedarikindeki konumuna dikkati çekerek, "Türkiye, kritik mineraller alanında halihazırda önemli bir aktör. Özellikle bor gibi önemli bir ürünün tedarikçisi konumunda ve bir dizi nadir toprak elementinde de önemli rezervlere sahip. Türkiye, daha fazla yatırımın yapılabileceği ve çeşitlendirme sürecinde rol üstlenebilecek ülkeler arasında. Farklı bölgelerden gelen kritik minerallerin lojistiğini ve transit geçişini kolaylaştırma açısından da Türkiye, coğrafi olarak son derece elverişli bir konuma sahip. Türkiye, Asya, Afrika ve Avrupa arasında yer alıyor ve bu nedenle olağanüstü bir ticaret merkezi." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin OECD bünyesindeki rolüne de değinen Jansen, "Türkiye ayrıca OECD'nin resmi destekli ihracat kredileri düzenlemesinin de bir üyesi. Dolayısıyla, ihracat kredileri finansmanı konusundaki bu işbirliği çerçevesinde de Türkiye'nin söz hakkı bulunmakta. Genel olarak, kritik ham maddeler alanında Türkiye'nin ihracat kısıtlaması uygulamadığı biliniyor. Raporumuz da bunu doğruluyor. Ayrıca Türkiye, küresel piyasalara son derece entegre bir ülke. Dolayısıyla, Türkiye'nin bu alanda daha da büyük bir rol oynama potansiyeli kesinlikle mevcut." ifadesini kullandı.
Jansen, İstanbul'da düzenlenen OECD Kritik Mineraller Forumu'nun hem OECD üyeleri arasında hem de OECD ile diğer ülkeler arasında koordinasyon ve istişareyi güçlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, "Türkiye, bu alanda halihazırda oldukça aktif ve farklı aktörleri bir araya getirmeye, ele aldığımız konular etrafında onları buluşturmaya devam ediyor. Yatırım projelerinin finansmanı konusu da Türkiye'nin üstlenebileceği rollerden biri olabilir." dedi.
İHRACAT KISITLAMALARI TARİHİ SEVİYELERDE
OECD Kritik Ham Maddelere İlişkin İhracat Kısıtlamaları Envanteri 2026 raporuna göre, ihracat kısıtlamaları 2009-2024 döneminde yaklaşık 5 kat arttı. 2024'te artış hızı yavaşlasa da kısıtlamalar tarihsel olarak yüksek seviyelerde kalmayı sürdürdü. Kısıtlamaların daha geniş bir ülke grubuna yayıldığı bu dönemde, özellikle Afrika ve Asya'daki kaynak zengini bazı gelişmekte olan ekonomilerin öne çıkmasıyla bu tür önlemlerin daha yaygın biçimde benimsendiği görüldü.
Enerji dönüşümü, dijitalleşme ve savunma sanayisinde kritik rol oynayan ham maddelere yönelik küresel talep artarken, arz sınırlı sayıda ülke ve üreticide yoğunlaşıyor. Kobalt, lityum ve nikelde en büyük 3 üretici, küresel üretimin üçte ikisinden fazlasını, nadir toprak elementlerinde ise yaklaşık yüzde 90'ını karşılıyor. Bu yoğunlaşma, tedarik zincirlerinde kırılganlığı artırırken ihracat kısıtlamaları gibi ticaret politikası araçlarının daha sık kullanılmasına zemin hazırlıyor.
Uluslararası Enerji Ajansının "Küresel Kritik Mineraller Görünümü" başlıklı raporuna göre, kobalt üretiminde Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Endonezya ve Rusya, lityum üretiminde Çin, Avustralya ve Şili, nikel üretiminde ise Endonezya, Filipinler ve Rusya öne çıkıyor.
Haber Girişi Deniz Dalgıç - Editör
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:80
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Mayıs 2026 11:49 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















