NİHAT HATİPOĞLU Sultan 2. Selim’in kurtardığı Hıristiyan vaiz
Sabah sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.
Adam Neuser (1530-1576) Hıristiyan bir vaizdi. Alman düşünür Lessing, bu kişiyle ilgili bir eser yazdı. Zira Adam Neuser, etkili reformcu Luterci bir vaizdi. Ve bu vaiz 16. yüzyılda Hıristiyanlıktan İslam'a geçti.
Adam Neuser, 1530 yılında Schwaben'de doğdu. İslam'ı inceledi. Luther'in reformcu ekibindeyken Hz. Muhammed'i (SAV) ve İslam'ı öğrenince Müslüman oldu. Ve bundan dolayı da hapse mahkûm edildi. Teslise inanmıyordu. Zindanda işkence gördü. Bu dönemde bir yolunu bulup Osmanlı Sultanı II. Selim'e hapisten kurtulmak için bir mektup gönderdi. Sonunda hapisten kurtarıldı. İstanbul'a kaçtı veya getirildi. 1576 yılında da İstanbul'da vefat etti. Vefatından önce Osmanlı sarayında teolojik araştırmalarına devam etti. Burada Hıristiyan din adamlarını İslam'a davet etti.
İslam'a girmeden önce teslisi eleştiren mektuplar yazdı. Johann Sylvan ile Türklerle diyaloğa girdi. Hatta 2. Selim'e yazdığı mektupta Hıristiyanları yanlış yoldan çevirmek için sefer düzenlemesini istedi.
ARKADAŞI İDAM EDİLDİ
Ancak bu mektubun akıbeti iyi bilinmiyor. Hz. İsa'nın tanrılığını kabul etmediği suçlamasıyla idama mahkûm edildi. Yol arkadaşı olan Johann Sylvan ise aynı suçlamayla işkence gördü ve başı kesildi. Adam da Osmanlı'ya sığınmasaydı idam edilecekti. Kendisi gibi İslam'a girmiş olan Macar kökenli Mahmud bin Abdullah'ın Hıristiyanlık eleştirisini ihtiva eden eserlerini tavsiye etti.
Osmanlı sultanına gönderdiği mektup Heidelberg'deki arşivlerdedir.
Adam Neuser'i etkileyen husus, İslam'ın sadece vahiy dini değil, bunun yanında akli, tabii vahiy dini olmasıdır. O en tabii (doğal) dini Kuran'da buldu. Hz. Muhammed'in öğretisinin tamamı tabii dinle aynı idi. O, Maturidi'nin dinin iki asli unsuru olan akıl ve vahiy görüşünden etkilenmiştir. Kant'ın din hem "vahiy" hem de "tabii din" olabilir felsefesiyle uyumludur İslam der. (Bk: Özcan Taşcı, Lessing örneği tebliği.)
NEUSER'İN MEKTUBU
Neuser'in Osmanlı Sultanı 2. Selim'e gönderdiği mektup şöyledir:
Almanya'da bir Hıristiyan olarak doğan ve bugün Almanya'nın en bilgili insanlarının yaşadığı Heidelberg'de vaizlik unvanına erişen ben Adam Neuser, siz majestelerine, tebaanızın ve Tanrı'ya inanan insanlarınızın arasına kabulüm için Tanrı ve Peygamber (Muhammed) aşkına, ki ona selam olsun, bütün samimiyetimle yalvarıyorum.
Çünkü her şeye gücü yeten Tanrı'nın lütfuyla, öğretilerinizin ve dininizin saf, açık ve Tanrı katında makbul olduğunu görüyor, biliyor ve bütün benliğimle inanıyorum.
Hıristiyanların arasından çıkmamın, cemaatimin içinden pek çok düşünceli insanın sizin inancınıza ve dininize sarılmasına yol açacağına eminim. Çünkü daha sonra size bizzat anlatacağım gibi, aralarında en bilgili ve akıl sahibi olanlardan benimle aynı duyguları paylaşanlar var ve ben Maide Suresi'nde bahsi geçen kişilerden olduğumu kesinlikle biliyorum.
Ey büyük Sultan, bilin ki Kuran'ı zevk duyarak okuyorum ve Peygamberimizin getirdiği dinin hak olduğuna Tanrı'nın huzurunda şahitlik ediyorum. Bu sebeple beni dinlemeniz ve Tanrı'nın inayetiyle hakka nasıl ulaştığımı anlamanız için Tanrı ve O'nun peygamberi aşkına, ki ona selam olsun, size yalvarıyorum.
Ancak her şeyden önce zina, hırsızlık ve cinayet gibi işledikleri suçlar yüzünden kendi memleketlerinde emniyetleri olmayan ve korunma isteyen Hıristiyanlardan olmadığımı ve daha bir yıl öncesinde sizden iltica talebinde bulunmaya karar verdiğimi bilmenizi isterim. Bu amaçla yollara düştüm ve Presburg'a ulaştım; ancak Macar dilini konuşamadığımdan daha ileri gidemedim ve eğer bir suçtan ötürü kaçmış olsaydım geri dönemeyeceğim memleketime dönmek zorunda kaldım. Dininizi seçerken kimsenin baskısına uğramadım; hem Müslümanlardan bu kadar uzakta ve hiçbirini tanımazken bu dediğim nasıl mümkün olabilir ki?
Bu yüzden majesteleri, beni esir düşüp kendi rızaları olmadan dininize giren ve fırsatını bulup kaçtıklarında eski inançlarına dönen Hıristiyanlardan saymasınlar. Majestelerinin söyleyeceklerime kulak verip gerçek hikâyemi öğrenmesi için bir kez daha yalvarıyorum.
TANRI'YA ORTAK KOŞULMAZ
İmparator'dan sonra Almanya'da en güçlü prens olan Eyalet Reisi tarafından Heidelburg Üniversitesi kürsüsüne vaiz olarak atandıktan sonra, dinimiz Hıristiyanlık'taki uyuşmazlıkları ve kopuklukları uzun uzun düşündüm:
Bizim dinimize mensup insan adedince farklı kanaatler vardır. Peygamber İsa Mesih'ten itibaren kutsal metinleri yorumlayan müfessirlerin dediklerini bir yana bırakarak yalnız Musa'nın emirleri ve İncil üzerinde yoğunlaştım. Daha sonra, kendimi ve cemaatimi yanlış yola sürüklemekten korkarak bana doğruyu göstermesi için Tanrı'ya bütün samimiyetimle yalvardım.
Tanrı "Tek Tanrı'ya Niyaz" metinlerini bana göstermeyi murat etti ve ben bu metinler hakkında Hıristiyanların yanlış yere iddia ettikleri gibi İsa Mesih'in getirdiği dinde kendisinin Tanrı olduğunu söylemediğini ve aslında her şeyin dizgininin tek bir Tanrı'nın elinde olduğunu ispatladığım bir kitap yazdım. Bu kitabı majestelerine ithaf ettim ve en âlim Hıristiyanların bile yazdıklarımı yalanlayamayacağından eminim.
Tanrı'ya ortak koşmam mümkün mü? Musa insanları bundan men etmişti ve İsa asla böyle bir şey söylemedi. Tanrı'nın lütfuyla imanımı kuvvetlendirdikten ve daha önce Yahudilerin yaptığı gibi Hıristiyanların da İsa Mesih'i sömürdüklerini anladıktan sonra Hıristiyanlıkta ifsat edilmemiş tek şey bulunmadığına, bütün inançlarının çarpıtıldığına karar kıldım. Çünkü kendi elimle yazdığım ve siz Yüce Efendimiz'e sunmak istediğim kitabımda dediğim gibi Musa'ya ait bütün metinleri ve İncil'i sapkın yorumlarıyla çarpıttıklarını gördüm. Hristiyanların Musa'nın emirlerini ve İncil'i çarpıttıklarını söylerken kelimeleri ve manayı kastediyorum. Çünkü Musa'nın, İsa'nın ve Muhammed'in tebliğ ettiği aynıydı ve hiçbir zaman çelişmiyordu.
Kuran, Musa ve İsa'ya aşikâre şahitlik ediyor; ancak bilhassa Musa'nın emirlerini ve İncil'i sapkın yorumlarıyla çarpıtmalarının üstünde duruyor. Tanrı'nın kelamı, hakiki manada yorumlanabilseydi Yahudiler, Hıristiyanlar ve Türkler arasında farklılık olmazdı. İşte bu yüzden Kuran'ın sıklıkla tekrar ettiği bu durum ve Muhammed'in getirdiği din, bütün yanlış yorumlamaları ortadan kaldırıp Tanrı kelamının hakiki manasını tebliğ ediyor.
KURAN'LA TANIŞTIM
Tanrı'nın inayetiyle tek bir Tanrı olduğunu anladıktan sonra İsa Mesih'in tebliğ ettiği hakikatlerin olması gerektiği gibi öğretilmediğini ve Hıristiyanların bütün ibadetlerinin asıl şekillerinden uzaklaştırıldığını gördüm ve koca dünyada bu fikirleri taşıyan tek kişi olduğumu düşünmeye başladım. Kuran'la tanışmamıştım ve biz Hıristiyanlar arasında Muhammed'in getirdiği dinle ilgili öyle çirkin, öyle rezil laflar edilir ki, Kuran'ın adı geçtiğinde insanlar korkuyla ürperip kendilerinden geçerler. Yine de binlerce kez şükürler ettiğim bir vesileyle Yüce Kitap elime geçti.
Siz Yüce Efendimiz ve saltanatınız için dualarımda Tanrı'ya yalvarıyorum. Bu hakikatleri cemaatime tebliğ etmek için her yolu denedim ve söylediklerime aldırmamaları durumunda görevimden istifa edip size sığınmaya karar verdim. Bütün kilise ve okullarda münakaşa çıkarıp inancımızı savundum ve sonunda istediğimi elde ettim: Çünkü meseleyi öyle bir noktaya getirdim ki imparatorluğun bütün eyaletlerinde duyuldu ve bazı âlim kişileri de kendi tarafıma çekmeyi bildim. Eyalet Reisi (İmparator Maximillian'ın saldırısından çekindiğinden) beni görevimden aldı!
ÇOCUKLARINIZI CAMI KURSUNA GÖNDERİN
Çocuklarımızı Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kontrolündeki cami kurslarına gönderelim. Evlatlarımız orada devletin, Milli Eğitim ve ilgili kurumların denetiminde Kuran-ı Kerim'i, dini bilgileri öğreniyorlar. Orada eğitim bir tatil havasında veriliyor, çocuklarınız güvenli ellerde, denetimin yapıldığı bir ortamda dine ait bilgilerle mücehhez kılınıyorlar.
HOCALARA DÜŞEN GÖREV
CAMIDE dini bilgileri veren hocalarımıza ciddi görevler düşüyor. Çocuklara sevecen ve nazik davranmalılar. Dini sevdirmeliler. Camide (namaz vakti dışında) eğlenmelerine, masum oyunlarla yarışmalarına engel olmamalılar. Hatta cami cemaatinden durumu iyi olanların yardımıyla gelen çocuklara hediyeler verilmeli. Müftülükler bu hususta yönlendirici olmalı. Cami sadece namaz kılma yeri değildir. Hatta özel yerlerdeki, turistlerin yoğun oldukları bölgelerdeki bazı camilerin 24 saat açık olması bile konuşulmalıdır.
CAMİ EĞİTİMİ NEDEN ÖNEMLİ?
EVLATLARIMIZI cuma namazına götürelim, gönderelim. Zira erken yaşta cami havasını teneffüs etmek ilerideki yıllar için önemli. Çocukların belleğinde camiler "sevgi yuvası" olarak anılmalıdır.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:41
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 17 Temmuz 2026 07:07 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















