New York Times yazdı: Putin Venezuela konusunda neden sessiz kaldı? Dış Haberler
Haberturk sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Venezuela lideri Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in 3 Ocak gecesi ABD operasyonuyla ülkeden çıkarılması ve New York'a götürülmesi dünya gündemini sarstı. Dünyanın dört bir yanından ABD'nin operasyonuna ilişkin açıklamalar gelirken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin sessizliğini koruyor.
New York Times, Rus lider Putin'in Venezuela konusunda bugüne kadar neden yorum yapmadığını yazdı.
Geçen mayıs ayında, Kremlin'de ağırlanan Venezuela lider Maduro, Rus lider Putin'e dönerek birlikte parlak bir gelecekten söz ediyordu, "Bugün insanlığın önde gelen güçlerinden biri olan büyük Rusya ile Venezuela arasındaki ilişkilerin geliştiğini göreceğiz" ifadelerini kullanmıştı.
Aradan sekiz ay geçti. Maduro bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın emriyle 3 Ocak günü düzenlenen bir ABD askeri operasyonuyla Caracas'tan çıkarılıp yaklaşık 7.500 kilometre ötede, Brooklyn'deki kalabalık ve sert güvenlikli bir federal gözaltı merkezinde tutuluyor.
Yaklaşık 10 gün geçti, Putin Maduro konusunda sessiz kaldı. Bu sessizlik kısmen Rusya'daki geleneksel yılbaşı tatili döneminin bir sonucu olsa da, Kremlin'in, daha önce Moskova'nın sert tepkisini ve tehditlerini tetikleyecek ABD adımlarını aylar boyunca yumuşak bir şekilde geçiştirdiği çizginin devamı niteliğinde.
Putin, Ukrayna konusunda kendisi için elverişli bir sonuç arayışındayken Washington'la ters düşmekten özellikle kaçınıyor; bu, geçmişte sert güç gösterileri yaptığı başka bölgelerde geri durmak anlamına gelse bile.
Bunun en güncel örneği çarşamba günü yaşandı. ABD ordusu, Atlantik Okyanusu'nda ABD Sahil Güvenliği'nden kaçtıktan sonra Rus bayrağı çeken, yaptırım altındaki bir petrol tankerine el koydu. Rusya, nükleer savaş tehdidinde bulunmayı zaman zaman gündeme getiren bir ülke için olağanüstü sayılabilecek bir itidalle, Ulaştırma Bakanlığı'ndan yalnızca üç paragraflık bir açıklama yaptı. Putin yine konuşmadı.
"UKRAYNA HER ŞEYİN ÖNÜNDE"James Martin Nükleer Silahsızlanma Çalışmaları Merkezi’nin Avrasya Programı Direktörü Hanna Notte, NYT'ye yaptığı açıklamada "Tek bir hedefi var: Ukrayna'da üstüne çıkmak. Diğer her şey bu hedefe tabi" dedi.
Notte'ye göre Rusya, Maduro'nun yakalanmasına yönelik ABD operasyonunu zorlaştırabilecek kapasiteye sahip olabilirdi; ancak bu, Trump'la tam bir kopuş riskini beraberinde getirirdi.
"Rus dış politikasındaki tüm göstergeler, şu anda Ukrayna'nın her şeyin çok önünde olduğunu gösteriyor. O halde neden Amerikalılara orada bir darbe vurup onları karşına alasın?" ifadelerini kullandı.
Moskova'nın düşük tonlu tepkisi stratejik olsa da, Putin'in manevra alanı Rusya'nın küresel gücündeki daha geniş çaplı çözülme nedeniyle sınırlı.
Bu nüfuz kaybı, 2022'de Ukrayna'ya yönelik kapsamlı işgalle başladı; Orta Asya, Kafkaslar ve Moldova gibi eski Sovyet coğrafyalarında Moskova'nın etkisi eridi. Süreç, Putin'in on yıl boyunca ayakta tutmaya çalıştığı Suriye'de Beşar Esad yönetiminin 2024 sonlarında çökmesiyle hızlandı. Ardından, Trump'ın Latin Amerika’daki en önemli Rus ortaklarından Venezuela üzerinde ABD gücünü açık biçimde ortaya koyması ve İran'daki kitlesel protestolar geldi.
Geçen yıl, uzun süre anlaşmazlıklarında Moskova'yı arabulucu olarak gören iki eski Sovyet cumhuriyeti Ermenistan ve Azerbaycan'ın liderleri, Trump'ın ev sahipliğinde Beyaz Saray'da bir barış anlaşması imzaladı.
Carnegie Rusya Avrasya Merkezi Direktörü Alexander Gabuev, "Ukrayna savaşı, Rusya'nın kaynaklarını yutan karanlık bir delik" ifadelerini kullandı ve "Ülke içeride Batı baskısına karşı daha dirençli hale geldikçe, küresel bir oyuncu olarak zayıflıyor; çünkü hedeflerine ayıracak eskisi kadar kaynağı kalmıyor." dedi.
Gabuev'e göre Rusya Caracas'ı savunmak istese bile, nükleer bir güç olan ABD ile Venezuela'da savaşa girmeye niyetli değildi. Moskova, Ukrayna'daki hedeflerini riske atacaksa Trump'ı ikincil meseleler yüzünden karşısına almazdı.
Trump, Ukrayna ve genel olarak Avrupa'da Rusya açısından sonucu etkileyecek ciddi bir güce de sahip. Kiev'e verilen destek azalmış olsa da, ABD hala Avrupa güvenliğinin baskın aktörü ve Ukrayna ordusuna kritik istihbarat ve silah sağlamayı sürdürüyor.
Maduro'nun yakalanmasından sonra Trump yönetimi, Danimarka'dan Grönland'ın alınması tartışmasını yeniden alevlendirdi; bu da 1949'da Sovyet etkisine karşı ABD öncülüğünde kurulan NATO'nun geleceğini riske atıyor.
Notte buna ilişkin şöyle konuştu: "Trump gerçekten Grönland'ı askeri güçle işgal edip ele geçirirse, NATO biter. Bu da Ruslar için inanılmaz olur"
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:88
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 12 Ocak 2026 11:23 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















