NEBİ MİŞ İkili ilişkilerin kapsamını aşan çok katmanlı ziyaretler
Sabah sayfasından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com duyuruda bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz iki gün Suudi Arabistan ve ardından Mısır'a birer ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretler, çok önceden planlansa da, İran-ABD geriliminin savaşa mı yoksa müzakere ile bir çözüme mi evrileceğinin belirsizliğini koruduğu bir konjonktürde gerçekleşti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ekim ayının son haftasında Katar, Kuveyt ve Umman'ı ziyaret etmişti. Önümüzdeki günlerde BAE başta olmak üzere bölgenin geri kalan ülkelerini de ziyaret edecek.
Bu ziyaretlerin gündeminde kuşkusuz ikili ilişkilerin geleceği önemli bir yer teşkil ediyor. Ancak, yapılan her bir ziyaretin, ikili ilişkileri aşan yönlerinin ağırlık oluşturduğunu görmek gerekir.
Ortadoğu'da güvenlik mimarisi ve jeopolitik ortam yeniden şekilleniyor. Sadece son 20 yıllık dönemde, Ortadoğu'da, tüm devletleri içine çeken, ilişkileri kırılganlaştıran, devlet yapılarını çökerten ve toplumsal direnci zayıflatan her türlü kriz, çatışma ve savaş yaşandı. Bölgede; liderler, karar alıcılar, kanaat oluşturucuları ve en geniş anlamda halk, süreçlerin sebep ve sonuçlarını yaşayarak gördüler.
Ne tür adımların krizleri derinleştirdiğini, hangi yaklaşımların normalleşmeyi sağladığını biliyorlar. Küresel güçlerin bölge içinden vekalet unsurlarını (devlet ya da devlet dışı) kullanarak çatışmaları nasıl derinleştirdiğinin farkındalar.
Dış politika pratiklerinin sonuçlarını gördükleri için yeni dönemde nelerden kaçınmaları gerektiğini de biliyorlar. Tabii ki bu farkındalık her zaman doğru adımla sonuçlanmayabilir. Ancak, eskiye göre farklı bir yol ve yönetimi denemeyi motive edebilir.
İşte Türkiye bu bakış açısının bir tezahürü olarak, ikili ziyaretlerde lider diplomasisiyle, daha alt düzeyde bakanlıklar ve ilgili devlet kurumları ile ve ayrıca düşünce kuruluşları ve STK'lar gibi ikincil diplomasi mekanizmalarıyla Ortadoğu'da istikrarlı ve güvenli bir düzen inşasını mümkün kılacak bir çabanın içerisinde.
İstikrar ve güvenliğin kalıcı olabilmesi için de, ülkeler arasında ekonomik ilişkileri derinleştirme adımları atıyor. Her bir ülkenin güçlü olduğu yönünün öne çıktığı işbirliği anlaşmaları yaparak devlet kapasitelerini güçlendirmeye çalışıyor. Kolektif güvenliği sağlayacak ve caydırıcılığı artıracak şekilde savunma imkânlarının geliştirilmesini hedefliyor. En nihayetinde daha etkili ittifak arayışları işe tamamlayıcı bir güç mimarisinin oluşmasına katkı yapmaya çalışıyor.
Bugün Ortadoğu'da ülkelerin tehdit algısı 7 Ekim öncesinden farklı. Doha saldırısı, bakış açılarını radikal biçimde değiştirdi. İsrail'in bölgesel istikrarı bozan yayılmacı hedefi sadece Ortadoğu'da değil, Afrika'ya da uzanmış durumda.
ABD ve İsrail'in İran'a askeri müdahale seçeneği devam ediyor. Somaliland'ın İsrail tarafından tanınması, Sudan'da iç savaş, Suriye'de istikrarın geleceği, Libya'nın sağlanamayan istikrar hâlâ bölgesel rekabetin konusu ve çatışma ve krizleri derinleştirme potansiyeli olan önemli sorunlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her ziyaretinde kriz bölgelerinde devam eden sorunlara çözüm arayışı önemli başlıklardan birini oluşturuyor. Türkiye stratejik konularda ayrışmayı değil, işbirliğini öne çıkaran bir yaklaşım sergiliyor. İlgili ülkeleri de, karşılıklı güven esasına dayanan, krizlere hapsolmadan ve pozitif ajandayı öne çıkaran bir politikaya yönlendiriyor. Daha önceki ziyaretlerle birlikte son Mısır ve Arabistan ziyaretini bir de bu çerçeveden değerlendirmek gerekir.
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:48
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 06 Şubat 2026 11:16 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















