Ne yaşandı, ne soruldu ne yanıt verdim? Sözcü Gazetesi
Sozcu sayfasından alınan bilgilere göre, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Türkiye’de iki kez ev hapsine alınan tek gazeteci benim sanırım.
Birincisi 56 gün tutmuştu.
Bakalım, ikincisi ne kadar sürecek?
Özlale’nin iddiası
Geçen çarşamba günü Sözcü TV’de, yorumcusu olduğum Gazeteci Masası adlı programdaydım.
İlk bir buçuk saat boyunca İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılmasını konuştuk.
İkinci gündemimiz, fon soruşturmasıydı.
Yayından birkaç saat önce Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a üç soru yöneltti.
Sorular şöyleydi:
- Babası adına fona 470 milyon TL yatırıp kriz öncesi 830 milyon TL ile çıkan bakan var mı?
- Bakanlardan biri krizden önce 170 milyon TL ile fondan çıktı mı?
- Yılmaz’ın özel kaleminin Pusula’nın fonunda parası var mıydı?
Yılmaz, söz aldı.
Özel kaleminin mağdur olduğunu söyledi.
Programdaki sorularım
Özlale’nin dile getirdiği iddialar Gazeteci Masası’nın ikinci başlığı oldu.
Murat Ağırel, iki bakandan birinin Ticaret Bakanı Ömer Bolat olduğunu ileri sürdü ve bazı iddiaları sıraladı.
Açıklık getirmesi için Ağırel’e sorular yönelttim.
Özlale, sadece iki bakandan söz ettiği için “400 koyup 800 alan bakan Ömer Bolat mı?” diye sordum.
Ağırel, “Bilmiyorum” diye karşılık verdi.
Esasen, Bolat’ın lehine sayılacak bir soruydu benimki.
‘400 koyup 800 alan bakan’ ile kastedilen kişinin Bolat olmadığı benim sorumla kesinlik kazandı.
“Acaba babası fona para yatıran kim?” diye sordum.
“Biliyorum da doğrulatamadım onu” dedi.
“Bolat hakkındaki iddiayı doğrulattın” dedim.
Bu bir soru cümlesiydi.
Ağırel, konuşurken işitmediği için sorumu yanıtsız bıraktı.
Ardından Ağırel’e şu soruyu yönelttim:
“Bakan beyin danışmanına sorabildin mi?”
Ağırel, aradığını ancak ulaşamadığını belirtti.
Söz bana geldiğinde, Ağırel’in açıklamasına göre iki bakandan birinin Bolat olabileceğini, diğerini bilmediğimizi söyleyip görüşlerimi aktardım.
Yayın bitti.
Bolat’ın danışmanı Bekir Kaplan aradı.
Sosyal medyaya düşen bir program kaydına göre Bolat’ın adını benim verdiğimi ileri sürdü. Ben de itiraz ettim ve iddianın Ağırel tarafından dile getirildiğini söyledim.
Saat 23.51’de X hesabımda şöyle yazdım:
“Bu iddia bana ait değildir.
İddianın kaynağı ben değilim.
Yayında ben konuşmadan önce dile getirilen bir iddiayı tekrar ediyorum.”
Kaplan, aradı.
Programı izlediğini ve haklı olduğumu ifade etti.
Ağırel’in numarasını istedi.
Daha sonra sosyal medyada, Ağırel’e “Bakan beyin danışmanına sorabildin mi?” sorusunu yönelttiğim kesiti paylaştı.
Özlale, muhalefete darbe vurdu
Özlale, ertesi gün yaptığı açıklamada, Bolat’ın 170 milyon TL kazandığını, babası adına fona para koyanın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş olduğunu ileri sürdü.
Bolat, Özlale’yi yalanlayıp ispata çağırdı.
Göktaş da dakikalar içerisinde Özlale’yi çürüttü.
Babası olduğu iddia edilen Hasan Göktaş’ın başka bir vatandaş olduğunu belirtti.
Özlale, hem fon soruşturmasını sulandırdı hem de muhalefetin inandırıcılığına ağır darbe vurdu. Fon skandalıyla iç kriz yaşayan AK Parti’ye “Muhalefet yalan-doğru ne varsa söylüyor” deme hakkını verdi.
Ben olsaydım...
Perşembe gecesi Emniyet’ten aradılar.
Cuma günü saat 14’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu’na beklendiğimi haber verdiler.
Murat Ağırel, Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı’nın da şüpheli olduğunu öğrendim.
Sevinç, ertesi gün Antalya’ya gideceğini, dönüşte gelebileceğini söyleyince ona ve Balcı’ya gözaltı kararı çıkarılmış.
Ben cuma sabahı Sözcü TV’de İsmail Küçükkaya’nın yayınına katıldım.
Ardından adliyeye gittim.
Bizler ifade sıramızı beklerken...
Sevinç ve Balcı, tutuklama istemiyle sevk edildi.
Önce Ağırel, sonra ben ifadeye alındık.
Savcılıkta, Bolat’la ilgili iddiayı ne zaman öğrendiğim soruldu.
İfademde de vurguladım.
Gazetecilikte 25 yılımı geride bırakıyorum.
Bolat’ı programda Ağırel’den öğrendim. Programdan önce öğrenseydim etraflıca araştırır, Bolat’a sorar, iddiayı teyit edip yayınlardım. Bu haberi Ağırel’e bırakmazdım.
Günlerdir kılı kırk yarıyorum.
Türkiye, Pusula Portföy’ün patronu Muhammed Yarız’ın Yunanistan’a kaçtığını 12 Eylül’de benden öğrendi.
Yarız’ın üç yatını Rodos’a kaçırdığını yazdım.
Ekonomi eski Bakanı Nihat Zeybekci’nin parasının fonda kaldığını, kendisiyle görüşme yaparak, aktardım.
Cumhurbaşkanı eski danışmanı Ertan Aydın’ın soruşturmada şüpheli olduğunu, ona söz hakkı vererek, duyurdum.
Osman Arıkan Nacar’ın sigorta kaydında makam şoförü ve asgari ücretli göründüğünü açıkladım.
Ne yazdıysam taraflara sordum ve öyle yazdım.
Doğrulatamadıklarımdan söz etmedim bile.
Verdiğim hiçbir bilgi yalanlanmadı.
Ne bir suçum...
Ne de habercilik kusurum var.
Ellerim şimdilik serbest
Yurt dışına çıkış yasağı ve haftada üç gün imza vermek şartıyla hakimliğe sevk edildik.
Sevinç ve Balcı’nın tutuklandığını öğrenince serbest kaldığıma sevinemedim.
İki arkadaşımla kucaklaştım.
“Sizi ziyarete geleceğim” dedim veda ederken.
Nereden bilebilirdim...
Sabah telefonla uyandım.
Gece itiraz edilmiş, hakkımızda ev hapsi kararı verilmiş.
Belki uzun süre evden çıkamayacağım.
Kafeste kuş misali balkondan sokağı seyredebileceğim.
Yazımı bitirmek üzereyken, Denetimli Serbestlik Bürosu’ndan geldiler, ayağıma kelepçeyi taktılar.
Ellerim şimdilik serbest...
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:80
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 11 Ekim 2026 05:31 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar


















