NATO Zirvesi’nde yıldızlı Türk yemekleri... Sofra değil gastrodiplomasi
Hurriyet kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
“Bana iyi aşçılar verin, size iyi anlaşmalar vereyim.” Fransız diplomat Charles-Maurice de Talleyrand’a atfedilen bu ünlü söz aslında gastronomi diplomasisinin yüzyıllardır değişmeyen özeti. Çünkü devletler bazen en güçlü mesajlarını müzakere salonlarında değil, sofralarda verir. Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi de bunun en başarılı örneklerinden birine dönüştü. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde liderler güvenliği, savunmayı ve dünyanın geleceğini konuşurken; önlerine gelen her tabak ise Türkiye’nin binlerce yıllık mutfak kültürünü, üretim gücünü ve Anadolu’nun zenginliğini anlattı, Türkiye’nin gastronomi vizyonunu servis etti.
ÜÇ ŞEFTEN ÜÇ SOFRA
Son yıllarda dünyanın birçok ülkesi gastronomiyi artık yalnızca mutfak kültürü olarak değil, bir dış politika ve kültürel diplomasi aracı olarak görüyor. Bugün buna “gastrodiplomasi” adı veriliyor. Çünkü bir ülkenin tarımını, yerel üreticisini, kültürünü ve yaşam biçimini anlatmanın en etkili yollarından biri artık sofralar... Ankara’da kurulan sofralar da ulusal kimliğimizin önemli bir parçasını çok başarılı bir biçimde sunarak Türkiye’nin de dünyanın önemli (Önde gelen mi diyelim?) ülkeleri ile aynı dili konuştuğunu gösterdi. Üç farklı davetin de aynı hikâyeyi anlatması bunun en önemli göstergesiydi. Liderler gala yemeğini Fatih Tutak hazırladı. Uluslararası heyetlere verilen resmi davetin mutfağında Sinem Özler vardı. Ertesi gün First Lady’lere sunulan öğle yemeği ise Osman Sezener’in imzasını taşıyordu. Üç farklı şef, üç farklı sofra ama tek bir ortak yaklaşım...
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
LEZZET HARİTASI GİBİ...
Bence bu mönülerin en güçlü tarafı yalnızca lezzetleri değildi. Asıl başarı, ürünlerin kimlikleriyle birlikte sunulmuş olmasıydı. Trabzon tereyağı, Hizan karakovan balı, Urla sakız enginarı, Tokat asma yaprağı, Ayaş domates salçası, Erzincan tulumu, Çeşme damla sakızı, Maraş dondurması... Mönülerde yer alan bu malzemeler aynı zamanda Anadolu’nun lezzet haritası gibiydi. Bir ürünün hangi bölgeden geldiğini söylemek yalnızca bilgi vermek değildir; o toprağı, o üreticiyi ve o kültürü görünür kılmaktır. İşte NATO sofralarında da tam olarak bu yapıldı.
TÜRK MUTFAĞININ SÖZLÜĞÜ
Dikkatimi çeken ikinci önemli ayrıntı ise yöresel yemek isimlerinin çevrilmemesi oldu. Haydari yine haydariydi. Hibeş yine hibeşti. Mantı yine mantıydı. Tarhana yine tarhanaydı. Mönüler incelendiğinde dikkat çeken bir başka nokta ise ürünlerin büyük bölümünün Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üreticilerden özenle seçilmiş olmasıydı.
GALA MÖNÜSÜ
* Taş Fırında Pide, Trabzon Tereyağı, Hizan Karakovan Balı
* Zeytinyağlı Sebze Bayıldı, Yanık Denizli Yoğurdu
* Deniz Levreği, Tarama
* Urla Sakız Enginarı, Tokat Asma Yaprağı
* Kuzu Göbeği Mantarlı Firik Bulguru
* Dana Kaburga Tandır, Yanık Trabzon Tereyağı, Patlıcan
* Mantı, Tütsülenmiş Ayaş Domates Salçası
* Milk Baklava (Sütlü Nuriye), Antep Fıstığı Köpüğü, Bergamot
* Maraş Dondurması.
Fırst Lady - Öğle Yemeği- Şef Osman Sezener
7 YÖREDEN 7 MEZE BAŞLANGICI
* Ege – Kabak Ezmesi
* Marmara – Nane Haydari & Kaya Koruk Turşusu
* Akdeniz – Hibeş Mediterranean
* İç Anadolu – Tarhana Mus
* Karadeniz – Mısır Ekmeği & Tereyağı & Elma
* Doğu Anadolu – Erzincan Tulumu & Ceviz & Bal Peteği
* Güneydoğu Anadolu – İsli Patlıcan & Nar Ekşisi & Antep Fıstığı
1. MÖNÜ
* Semizotu & Armola Peyniri & Nektarin
* Urla Enginarı & Gambilya Fava & Taze Bezelye & Roka
* Anadolu Usulü Kabak Çiçeği Dolması & Asma Yaprağı Açık Dolma
* Lagos & Kuşkonmaz & Çeşme Damla Sakızlı Sos veya
* Dana Kaburga & Firik Keşkek & Sarıkız Mantarı Beef
* Beyaz Çikolatalı Yoğurt Mus & Orman Meyveleri & Emiralem Çileği.
MICHELIN YILDIZLI ŞEFLER
7 Temmuz Salı akşamı uluslararası heyetler için hazırlanan davette Şef Sinem Özler’in incecik Seraf içli köftesinin gece boyunca en çok konuşulanlardan biri olduğu kulağımıza gelenler arasında. Ertesi gün Osman Sezener’in yedi bölgeden yedi mezeyle Anadolu’yu anlatan öğle yemeğinde ise aynı hikâye farklı bir dille sürdürülerek Urla enginarı ve gambilya fava, dana kaburga ve firik keşkek gibi yemekler sunuldu. Türkiye artık mutfağıyla da konuşuyor.
Fatih Tutak, Sinem Özler ve Osman Sezener gibi uluslararası başarılarıyla tanınan şeflerin devlet sofralarında görev alması son derece anlamlıydı. Çünkü bugün ülkeler yalnızca siyasetçileriyle değil; şefleri, üreticileri ve mutfak kültürleriyle de temsil ediliyor. Türkiye gastronomisinin bu kadar bilinçli, bu kadar bütünlüklü ve bu kadar güçlü bir kültürel diplomasi aracına dönüştürülmüş olması oldukça önemli bir hareketti.
Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri
Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.
Ad
Soyadı
E-Posta Adresi
Bülten SeçimleriGün Başlıyor
Gün Sonu
ETK Kuralları ve Bilgilendirme Metnikapsamında onay veriyorum.
Abone Ol
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:43
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 09 Temmuz 2026 07:10 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















