Ankara24.com
close
up
Menu

Fenerbahçe Tarfin, Olimpiakos deplasmanında kazandı!

Trump: (İran a) Belki küçük bir Destansı Öfke Operasyonu daha yaparız

Kayseri de masaj salonu kisvesindeki fuhuş operasyonunda 10 şüpheli tutuklandı

Tom Barrack hafta sonunu işaret etmişti... Trump tan İran a saldırı açıklaması

T.C. GAZİOSMANPAŞA 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN

13. Yargı Paketi infaz düzenlemesi son durum 13. Yargı Paketi ne zaman çıkacak, maddeleri neler, içeriğinde af var mı?

24 29 Ekim tarihlerinde trafiğe kapalı olacak yollar! 24 Ekim ve 29 Ekim de hangi yollar kapalı olacak? İşte alternatif güzergahlar

Bakan Kurum: COP, BM Zirvesi ile eş diyebileceğimiz bir organizasyon

Şarkıcı Hakkı Bulut tan korkutan haber: Sahnede rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı

İsrail in Türkiye tuzağı deşifre oldu: Umarım dinliyorlardır çünkü çok geç kalıyorlar..

Moskova ile Kiev arasında yeni takas: 270 er savaş esiri serbest bırakıldı

23 yaşında feci son! Genç sürücü olay yerinde can verdi

Çankırı da otomobil uçuruma yuvarlandı: 4 ölü, 1 yaralı

Türkiye de bir ilk! Muş taki hasta İstanbul da ameliyat edildi

ABD de Netanyahu çatlağı: Tanıdığı bir şeytan

Ayvalık ta batan özel teknedeki kayıp kişinin kimliği belirlendi Batan teknede kaybolan KBB Uzmanı Doktor Şahin Bingüllü aranıyor Balıkesir Haberleri Habertürk Yerel Haberler

MSB: Kahraman silah arkadaşımız İsth. Alb. Sayit Gökgöz, şehit olmuştur

Olympiakos Fenerbahçe Tarfin: 61 64

Altınordu da yatırımcılarla görüşmeler sürüyor!

Muğla merkezli ihale soruşturmasında 18 tutuklama

Modern mektepliler maneviyattan nasıl uzaklaştı? Son Dakika Haberleri

Modern mektepliler maneviyattan nasıl uzaklaştı? Son Dakika Haberleri

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

Avrupa’nın askerî ve teknik üstünlüğü karşısında devleti ayakta tutma çabasıyla hareket eden Osmanlı yönetimi, yüzünü Batı’ya çevirerek yeni bir kadro yetiştirmeye yöneldi. Bu doğrultuda, daha donanımlı ve teknik kapasitesi yüksek askerî ve sivil bürokratlar yetiştirmek amacıyla Tıbbiye, Harbiye ve Mülkiye gibi modern eğitim kurumları kuruldu. Osmanlı’yı güçlendirmek amacıyla kurulan modern mektepler, zamanla kendi medeniyetine mesafe koyan “self-oryantalist” bir elit kuşak yetiştirdi. Kendi kültürel köklerinden uzaklaşan ve dünyayı büyük ölçüde Avrupa merkezli ölçütlerle anlamlandıran bu yeni sivil ve askerî bürokrat kesim, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde de belirleyici bir rol oynadı.

Bugün gençliğin yaşadığı anlam krizlerini ve kimi zaman trajik sonuçlara varan savrulmaları görmezden gelmek mümkün değil. Maneviyattan uzaklaşan, varoluşunu anlamlandırmakta zorlanan ve nihilizme sürüklenen bazı gençler çoğu zaman kendilerini hayata bağlayacak bir anlam zemini bulamıyor. Ailelerin ise çocuklarına, varlığın anlamını kuracak, insanı Yaratıcı ile ilişkilendiren ve onu diğer varlıklarla ortak bir gaye etrafında buluşturan o derin bilinci aktarmakta zorlandığı açık. Peki bugün karşımıza çıkan bu zihnî ve kültürel savrulmanın kökleri nerede aranmalı? İslam düşüncesinin anlam dünyasından uzaklaşıp, katı bilimci ve materyalist bir bakışa yöneliş ilk olarak nasıl başladı?

Osmanlı’nın on dokuzuncu yüzyılda karşı karşıya kaldığı kriz, sadece savaş meydanlarındaki mağlubiyetle veya devasa toprak kayıplarıyla sınırlı değildi. Bununla eş zamanlı bir biçimde devleti ve toplumu ayakta tutan köklü anlam dünyasında da ciddi sarsıntılar yaşanıyordu. Avrupa’nın askerî ve teknik üstünlüğü karşısında devleti ayakta tutma çabasıyla hareket eden Osmanlı yönetimi, yüzünü Batı’ya çevirerek yeni bir kadro yetiştirmeye yöneldi. Bu doğrultuda, daha donanımlı ve teknik kapasitesi yüksek askerî ve sivil bürokratlar yetiştirmek amacıyla Tıbbiye, Harbiye ve Mülkiye gibi modern eğitim kurumları kuruldu.

Ne var ki, başlangıçta son derece pratik ihtiyaçlara cevap vermek ve devletin ayakta kalmasını sağlamak amacıyla kurulan bu mektepler, zamanla beklenmedik bir dönüşümün sahnesi hâline geldi. Bu kurumlar “eğitimli” kesim içinde derin bir kültürel kırılmanın yaşandığı ve yeni bir zihniyetin filizlendiği merkezlere dönüştü. Modern mekteplerden yetişen gençler ve aydınlar, içinde bulundukları geleneksel İslam kültür ve medeniyet dünyasından giderek uzaklaşarak, daha katı bir bilimci ve materyalist düşünceye yönelmeye başladı. Bu yazıda, etkileri bugün de hissedilen bu zihnî dönüşümün köklerine inmeye çalışacağız.

Materyalizm modern mekteplerde yaygınlaştı

Modern mekteplerin kuruluş mantığı, aslında Batı’nın teknik bilgisini ve kurumsal tecrübesini almakla sınırlıydı. Öte yandan müfredatta dini ve ahlaki dersler de yer alıyordu. Buna rağmen bu okullar beklenenin aksine kısa sürede Batı kaynaklı fikir akımlarının, özellikle pozitivizm ve materyalizmin ithal edildiği zeminlere dönüştü. Bu dönüşümün arkasında ise birkaç önemli etken vardı. Her şeyden önce, talebelerin eğitim sürecinde Fransızca gibi yabancı dillerle tanışması, onları Avrupa’daki güncel fikrî tartışmalarla doğrudan temas hâline getirmişti. Başlangıçta Batılı devletler kadar güçlü olabilmenin aracı olarak görülen modern bilim ise beraberinde taşıdığı dünya görüşünü de onu öğrenen ve öğretenlere dayatıyordu. Yani on dokuzuncu yüzyıldaki modern bilim salt doğa araştırmasının ve teknoloji üretiminin aracı değildi, içine gömülü gelen “lâdinî” bir perspektifi de müntesiplerine dayatıyordu. Bu kadar erken bir dönemde, gözler de askeri ve teknik başarılar ile büyülenmişken, modern bilime gömülü olan dini dışlayan perspektif ayrıştırılamadı.

Netice ise ironik bir biçimde bizzat devletin kurduğu bu mekteplerin, zamanla materyalist fikirlerin hızla yayıldığı mekânlara dönüşmesiydi. Batı tarzı eğitimden geçen yeni neslin önemli bir bölümü, bu sürecin beklenmedik bir sonucu olarak inanç dünyasından uzaklaşmaya başladı. Asırlardır toplumu bir arada tutan İslâmî anlam çerçevesi ile bu yeni mektepli kuşak arasında giderek derinleşen ve onarılması zor bir mesafe oluştu.

Kaba materyalistlerin kutsal kitabı

Bu yeni neslin düşünsel savrulmasını hızlandıran ve onlara hazır bir çerçeve sunan başlıca metinlerden biri ise Alman düşünür Ludwig Büchner’in 1855 tarihli Madde ve Kuvvet adlı eseri oldu. Bu kitabın Osmanlı entelektüel çevrelerine girişiyle birlikte bilimcilik, materyalizm ve Sosyal Darwinizm iç içe geçerek, bazı aydınlar için neredeyse yeni bir inanç sistemine dönüştü.

Sürecin en dikkat çekici taraflarından biri ise eserin Avrupa’daki ve Osmanlı’daki karşılanışı arasındaki büyük farktır. Madde ve Kuvvet Avrupa’da yayımlandığı dönemde Karl Marx ve Friedrich Engels gibi isimler tarafından bile yeterince derin bulunmayarak “kaba materyalizm” şeklinde eleştirilmişti. Akademik çevrelerde de ciddi itirazlarla karşılaşan eser, yazarının Tübingen Üniversitesi’ndeki ders verme yetkisini kaybetmesine kadar uzanan bir tartışma doğurmuştu.

Buna rağmen, Avrupa’da eleştirilen ve problemli görülen bu yüzeysel metin, Osmanlı’nın modern mekteplerinde yetişen gençler arasında bambaşka bir karşılık buldu. Birçok genç aydın için Madde ve Kuvvet, sorgulanmadan kabul edilen bir “yüksek felsefe” kaynağına, adeta yeni dönemin rehber metnine dönüştü.

Madde ve kuvvetin ezeliliği, evrenin yalnızca maddi süreçlerle açıklanabileceği gibi iddialar, modern bilimin tartışılmaz gerçekleriymiş gibi benimsendi. Kendilerini bu yeni hakikatin temsilcileri olarak gören Osmanlı Garpçıları ise dini ve maneviyatı, toplumsal ilerlemenin önünde bir engel olarak değerlendirmeye başladı.

Öncüler: Beşir Fuad ve Abdullah Cevdet

Bu materyalist dalganın ilk güçlü etkileri, Beşir Fuad ve Abdullah Cevdet gibi isimlerin hayat hikâyelerinde açıkça görülebilir. Örneğin Mekteb-i Tıbbiye’ye inançlı bir genç olarak giren Abdullah Cevdet, burada aldığı modern eğitim ve karşılaştığı yeni fikirlerin etkisiyle kısa sürede farklı bir çizgiye saptı ve 1890’lardan itibaren Ludwig Büchner’in eserlerini Osmanlıcaya kazandırmaya girişti.

Benzer şekilde Beşir Fuad da klasik kelâm geleneğinin metafizik açıklamalarına mesafe alarak dünyayı daha çok bilim merkezli bir bakışla yorumlamaya başladı. Bu iki örnek, dönemin genç aydınları arasında yaşanan zihnî dönüşümün ne kadar derin ve sarsıcı olduğunu gösteriyor.

İlk aşamada, sansürün ve muhafazakâr tepkilerin güçlü olduğu bir ortamda dine doğrudan cephe almak yerine daha dolaylı bir yol izlendi. Mecmua-i Fünûn gibi dergilerde tarih ve jeoloji gibi alanlar üzerinden geleneksel dini anlatılar sorgulanmaya başladı. Fakat bilimi tek ve mutlak otorite olarak gören bu katı pozitivist yaklaşım, kısa sürede sınırlarını genişletti. Zamanla kültürel üretimi, edebiyatı ve hatta insanın varoluşuna dair kabulleri de hedef alan daha radikal bir çizgiye yöneldi.

Radikal aydınlar için meşruiyetin tek ölçüsü artık laboratuvar ve gözlemdi. Metafizik, estetik ve duygu ise çoğu zaman gereksiz hatta anlamsız görülüyordu. Osmanlı’nın ilk natüralistlerinden Beşir Fuad, edebiyatın dahi bilimsel bir inceleme sahası olması gerektiğini savunarak geleneksel edebiyat anlayışını eleştirdi.

Bu yaklaşım yalnızca romanla sınırlı kalmadı. Zamanla estetik karşıtlığı daha sert bir noktaya taşındı ve Şerafeddin Mağmumî gibi isimler, geleneksel Osmanlı şiirinin bilimsel bir temele dayanmadığını ileri sürerek, Divan edebiyatı mirasının bütünüyle ortadan kaldırılmasını dahi önerebildi. Bu tür çıkışlar, dönemin zihnî kırılmasının kültürel alandaki en uç örneklerini yansıtıyordu.

Beşir Fuad’ın “bilimsel” intiharı

Bu zihniyetin en çarpıcı ve sarsıcı örneklerinden biri ise şüphesiz Beşir Fuad’ın hayatına son veriş biçimidir. Beşir Fuad, insan ruhu diye ayrı bir varlığın bulunmadığını, hayatın yalnızca kimyasal ve biyolojik süreçlerden ibaret olduğunu savunmakla kalmamış, bu düşüncesini göstermek için kendi bedenini adeta bir deney alanına dönüştürmüştür.

Küvette damarlarını keserek intihar eden Beşir Fuad, kan kaybı arttıkça ve bilinci zayıfladıkça yaşadığı fiziksel değişimleri not etmeyi sürdürmüştür. Ölümü bile gözlemlenebilir bir sürece indirgemeye çalışan bu tavır, dönemin bazı aydınlarının ulaştığı zihnî uç noktayı gözler önüne serer. Beşir Fuad’ın intiharı hayatı bütünüyle maddi süreçlere indirgeyen bir bakışın ne kadar ileri gidebildiğini gösteren çarpıcı bir örnek olarak tarihe geçmiştir.

Materyalist fikirler yaygınlaşıyor

1908’de II. Meşrutiyet’in ilanıyla oluşan görece serbest tartışma ortamı, daha önce kapalı çevrelerde biriken bu fikirlerin kamusal alana taşınmasını sağladı. 1911’e gelindiğinde Baha Tevfik ve Ahmed Nebil tarafından Madde ve Kuvvet’in tam çevirisinin yayımlanması, bu sürecin önemli dönüm noktalarından biri oldu. Eser kısa sürede tükenerek gençler arasında elden ele dolaşan etkili bir metin haline geldi.

Dönemin önde gelen yayınlarında Ludwig Büchner, insanlığa yol gösteren bir isim olarak öne çıkarılırken, yüzyılların İslâmî inanç ve değerleri “eski gelenekler” ve “batıl inançlar” şeklinde küçümsenmeye başlandı. Bu süreçte bilim, modern mektep çevreleri için sadece doğayı anlamaya yarayan bir araç olmaktan çıkarak, varlığın bütününü açıklayan ve hakikatin yalnızca laboratuvarda aranması gerektiğini savunan kapsamlı bir düşünce sistemine dönüştü.

Tıbbiye talebeleri anatomi dersinde (1890).

İslam alimlerinden materyalizme cevaplar

Elbette Osmanlı entelektüel hayatında bu derin kopuşa sessiz kalınmadı. Ulema ve İslamcı aydınlar, güçlü bir entelektüel karşı duruş sergiledi. İsmail Ferid, Filibeli Ahmed Hilmi ve İsmail Fenni Ertuğrul başta olmak üzere onlarca isim, kapsamlı reddiyeler kaleme alarak bu kaba materyalizmi hem klasik kelam geleneği hem de Batı düşüncesinin kendi iç eleştirileri üzerinden sorguladı ve boşa çıkardı.

Bu isimlerin temel amacı, bilimin sınırlarını hatırlatmak ve onun mutlak bir otoriteye dönüşmesine karşı çıkmaktı. Onlara göre bilim, tabiatı anlamada güçlü bir araçtı fakat metafizik alan hakkında kesin hükümler verme yetkisine sahip değildi. Onlara göre din ile bilimi karşı karşıya getirmek yerine, ikisini dengeli bir şekilde birlikte düşünmek mümkündü.

Osmanlı Batıcıları ve Cumhuriyet

Ne var ki, ulemanın ve İslamcı aydınların ortaya koyduğu bu derinlikli çaba, modern mekteplerde yetişip zihnî kopuşunu büyük ölçüde tamamlamış genç kuşak üzerinde sınırlı bir etki bırakabildi. Çünkü Batı'nın refahının, kalkınmasının, biliminin arkasında “modern bilim” olduğu, Osmanlı’nın bitap vaziyetinin arkasında ise kendi kültürü, inancı ve gelenekleri olduğu varsayımı Renan gibi oryantalistlerce dolaşıma sokulmuş, Abdullah Cevdet gibi Garpçı “self-oryantalist”lerce de kolayca yutulup yaygınlaştırılmıştı.

Osmanlı materyalizmi söz konusu oryantalist gözlükle kendi kültürüne bakarken, yirminci yüzyılın başında Abdullah Cevdet’in çıkardığı İctihad dergisi etrafında toplanan “Garpçılık” hareketiyle birlikte daha belirgin ve sert bir siyasi kimlik kazandı. Batı medeniyetinin “gülüyle dikeniyle” bütünüyle benimsenmesini savunmaya başlayan bu yaklaşım, Jön Türk hareketinin düşünsel zeminini de besledi.

Tarihin dikkat çekici ironilerinden biri olarak, Osmanlı’yı güçlendirmek amacıyla kurulan modern mektepler, zamanla kendi medeniyetine mesafe koyan “self-oryantalist” bir elit kuşak yetiştirdi. Kendi kültürel köklerinden uzaklaşan ve dünyayı büyük ölçüde Avrupa merkezli ölçütlerle anlamlandıran bu yeni sivil ve askerî bürokrat kesim, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde de belirleyici bir rol oynadı. Nitekim bu kuşak, Tek Parti Dönemi olarak anılan yılların siyasi, askeri, kültürel ve iktisadi politikalarını belirlerken zihniyet dünyasını da şekillendirerek modern Türkiye’nin kültür ve fikir dünyasına derin izler bıraktı.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:132
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 26 Nisan 2026 04:03 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Fenerbahçe Tarfin, Olimpiakos deplasmanında kazandı!

24 Ekim 2026 00:06see199

Trump: (İran a) Belki küçük bir Destansı Öfke Operasyonu daha yaparız

24 Ekim 2026 00:43see193

Kayseri de masaj salonu kisvesindeki fuhuş operasyonunda 10 şüpheli tutuklandı

24 Ekim 2026 00:40see192

Tom Barrack hafta sonunu işaret etmişti... Trump tan İran a saldırı açıklaması

24 Ekim 2026 00:27see185

T.C. GAZİOSMANPAŞA 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN

24 Ekim 2026 00:06see181

13. Yargı Paketi infaz düzenlemesi son durum 13. Yargı Paketi ne zaman çıkacak, maddeleri neler, içeriğinde af var mı?

24 Ekim 2026 00:56see175

24 29 Ekim tarihlerinde trafiğe kapalı olacak yollar! 24 Ekim ve 29 Ekim de hangi yollar kapalı olacak? İşte alternatif güzergahlar

24 Ekim 2026 01:49see174

Bakan Kurum: COP, BM Zirvesi ile eş diyebileceğimiz bir organizasyon

23 Ekim 2026 20:39see169

Şarkıcı Hakkı Bulut tan korkutan haber: Sahnede rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı

24 Ekim 2026 00:06see162

İsrail in Türkiye tuzağı deşifre oldu: Umarım dinliyorlardır çünkü çok geç kalıyorlar..

24 Ekim 2026 18:06see162

Moskova ile Kiev arasında yeni takas: 270 er savaş esiri serbest bırakıldı

24 Ekim 2026 00:40see155

23 yaşında feci son! Genç sürücü olay yerinde can verdi

25 Ekim 2026 01:16see155

Çankırı da otomobil uçuruma yuvarlandı: 4 ölü, 1 yaralı

24 Ekim 2026 00:26see155

Türkiye de bir ilk! Muş taki hasta İstanbul da ameliyat edildi

24 Ekim 2026 00:11see154

ABD de Netanyahu çatlağı: Tanıdığı bir şeytan

24 Ekim 2026 20:32see153

Ayvalık ta batan özel teknedeki kayıp kişinin kimliği belirlendi Batan teknede kaybolan KBB Uzmanı Doktor Şahin Bingüllü aranıyor Balıkesir Haberleri Habertürk Yerel Haberler

25 Ekim 2026 01:43see152

MSB: Kahraman silah arkadaşımız İsth. Alb. Sayit Gökgöz, şehit olmuştur

25 Ekim 2026 00:06see145

Olympiakos Fenerbahçe Tarfin: 61 64

24 Ekim 2026 00:03see143

Altınordu da yatırımcılarla görüşmeler sürüyor!

23 Ekim 2026 21:27see141

Muğla merkezli ihale soruşturmasında 18 tutuklama

24 Ekim 2026 02:59see139
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları