Ankara24.com
close
up
Menu

BENZİNE ZAM MI GELİYOR? 10 Ağustos 2026 Akaryakıt zammı sonrası güncel LPG, motorin ve benzin ne kadar olacak?

Selçuk Bayraktar, Şırnak ta TEKNOFEST Dron Şampiyonası na katıldı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Terörsüz Türkiye hedefinde tarihi adım

Ünlü oyuncu Duygu Sarışın

Kötü koku ihbarından vahşet çıktı: Cani komşunun planı ekiplere takıldı!

İstanbul da hareketli anlar! Polise bıçakla saldırdı, böyle etkisiz hale getirildi Sözcü Gazetesi

Fatih Erbakan dan akla ziyan Mekke anlaşması çıkışı! YRP liler bile şaştı kaldı

Otomobilde sır ölüm: Savcılık harekete geçti

Muş Spor, Galatasaray altyapısından transfer yaptı!

Çerçeve yasaya bağımsız milletvekillerinden tek ret Koray Aydın dan

Çerçeve yasa oylamasına 31 vekil katılmadı : İşte dikkat çeken isimler... Sözcü Gazetesi

Amedspor da 5 yeni transfere imza töreni düzenlendi!

1. Lig de ilk hafta tamamlandı! 3 0 kazanarak lider oldular

Eyüpspor maçlarını Necmi Kadıoğlu Stadyumu nda oynayacak!

İsrail den Mekke Anlaşmasına Tepki

DEM Parti cephesinden çerçeve yasa için ilk değerlendirmeler: İşimiz uzun, yolumuz uzun

Kılıçdaroğlu “tereddütsüz destek” dedi, CHP’de 2 vekil “hayır” dedi: Herkes o ismin peşinde

Samsun da vahşi cinayet: Katilin suç kaydı kabarık

Bodrum da kontrolden çıkan otomobil AVM nin otoparkına yuvarlandı Muğla Haberleri Habertürk Yerel Haberler

15 kişi hastanelik oldu! Havuz bakımında gaz sızıntısı Son dakika haberleri

İsrail lobisi nasıl güçlendi? Son Dakika Haberleri

İsrail lobisi nasıl güçlendi? Son Dakika Haberleri

Ankara24.com, Yenisafak kaynağından alınan verilere dayanarak bilgi yayımlıyor.

ABD’deki İsrail lobisinin hikâyesi küçük bir başlangıçtan zamanla Washington’ın en güçlü dış politika aktörlerinden birine dönüşen uzun bir süreci ifade eder. Siyonist vesayetin ABD dış siyasetinin belirlenmesindeki tesirinin son örneğini İran’a karşı girişilen savaşta görmekteyiz. Bugün ABD vatandaşları İsrail lobisinin ülkenin bağımsızlığına bir tehdit oluşturduğunu dile getiriyor. ABD’nin “Siyonist Vesayet” problemi elbette sadece güncel bir mesele değil. Bu yazıda kökleri II. Dünya Savaşı sonrasına dayanan bu uzun sürece daha yakından bakacağız.

Devletler, farklı güç odaklarının karar alma süreçlerine belirli yasal sınırlar içinde dâhil olduğu yapılardır. Fakat bu odaklardan birinin sınırlarını aşarak devletin yönünü belirlemeye çalışması “vesayet” olarak tanımlanır. Nitekim ülkemiz yakın tarihinde bu tür vesayet çarklarını bertaraf edebildiği ölçüde tam anlamıyla bağımsızlaşabilmiştir.

Amerikan siyasi sistemi söz konusu olduğunda özellikle dış politikada büyük etki sahibi olan bir güç odağından söz etmek gerekir. Bu güç odağı kamuoyunda “İsrail lobisi” olarak bilinen ve kendisine daha doğru bir ifadeyle “Siyonist vesayet” de diyebileceğimiz yapıdır. Siyonist vesayetin ABD dış siyasetinin belirlenmesindeki tesirinin son örneğini İran’a karşı girişilen savaşta görmekteyiz. Nitekim Amerikan kamuoyunda giderek daha geniş bir kesim, bu sürece İsrail’in etkisiyle girildiğini ve bunun ABD’nin kendi çıkarlarıyla tam olarak örtüşmediğini yüksek sesle dile getiriliyor.

Bugün ABD vatandaşları İsrail lobisinin siyaseti belirleme gücünü sorgularken bu etkinin ülkenin bağımsızlığına bir tehdit oluşturduğunu daha yüksek sesle dile getiriyor. ABD’nin “Siyonist vesayet” problemi elbette sadece güncel bir mesele değil. Bu yazıda kökleri II. Dünya Savaşı sonrasına dayanan bu uzun sürece daha yakından bakacağız.

Siyonist lobisinin doğuşu

ABD dış politikasının şekillenmesinde son derece etkili olan İsrail lobisi, çoğu zaman düşünüldüğü yahut komplo teorilerine konu olduğu gibi tek merkezden yönetilen gizli bir yapıdan ziyade Amerikan sisteminin kendi kuralları içinde hareket eden farklı örgüt ve şahısların oluşturduğu geniş ve “meşru” bir çıkar ağıdır. Washington’da yasama ve yürütme üzerinde kurduğu etkinin nasıl oluştuğunu anlamak için bu yapının II. Dünya Savaşı’nın sonundan itibaren geçirdiği dönüşüme bakmak gerekir. Zira ABD’deki İsrail lobisinin hikâyesi küçük bir başlangıçtan zamanla Washington’ın en güçlü dış politika aktörlerinden birine dönüşen uzun bir süreci ifade etmektedir.

İsrail ile ABD arasındaki ilişkilerin temelleri II. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasına uzanır. Dönemin ABD Başkanı Truman, 1948’de İsrail’in kuruluşunu desteklemiş ve yeni devleti tanıyan ilk liderlerden biri olmuştu. Bu kararda Hitler eliyle yaşananların yanında Truman’ın çevresindeki işadamı Edward Jacobson, Siyonist isimlerin etkisi ve yaklaşan seçimlerin iç siyasi hesapları da rol oynamıştı.

Fakat Washington’da bu tercihe herkes aynı şekilde bakmıyordu. Dışişleri Bakanı George Marshall ve dönemin önde gelen stratejistlerinden George Kennan gibi isimler, İsrail’e açık destek verilmesinin ABD’nin Arap dünyasındaki çıkarlarına zarar vereceğini ve Sovyetlerin bölgedeki etkisini artırabileceğini savunuyordu. Bu güçlü itirazların da etkisiyle ABD, 1950’lerin başına kadar İsrail’e doğrudan bir güvenlik garantisi vermekten kaçınmış ve Orta Doğu’da daha dengeli bir politika izlemeye çalışmıştı.

Altı Gün Savaşları dönüm noktasıydı

1950’li yıllar ise Başkan Eisenhower döneminde ABD’nin İsrail’e mesafeli durduğu ve İsrail lobisinin henüz şekillenme aşamasında olduğu bir dönemdi. Eisenhower, 1953’te Ürdün Nehri sularının kullanımı konusunda yaşanan bir anlaşmazlıkta İsrail’e ekonomik yardımları askıya alarak geri adım attırmayı başarmıştı. Bugünden bakıldığında daha da çarpıcı olanı ise 1956 Süveyş Krizi sırasında İsrail Mısır’a saldırdığında, Eisenhower Tel Aviv’i Sina Yarımadası’ndan çekilmeye zorlamak için tüm Amerikan yardımlarını kesmekle tehdit etmişti.

Bu yıllarda İsrail yanlısı çevreler daha çok siyasetçilerle kurulan kişisel ilişkiler üzerinden etkili olmaya çalışıyordu. Ancak Eisenhower’ın bu sert ve mesafeli tutumu, İsrail destekçileri açısından daha örgütlü ve kalıcı bir yapı kurma ihtiyacını ortaya çıkardı. Nitekim 1951’de I. L. Kenen tarafından kurulan Amerikan Siyonist Konseyi, bu ihtiyacın bir sonucu olarak 1959’da “Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC)” adını alarak bugün son derece etkili olan yapının temelini attı.

1960’lar, ABD-İsrail ilişkilerinin açık biçimde askeri bir boyut kazandığı ve Amerikan Yahudi toplumunun önemli bir dönüşüm geçirdiği yıllar oldu. Başkan Kennedy’nin 1962’de Hawk uçaksavar füzelerinin satışını onaylaması İsrail’e verilen ilk ciddi güvenlik desteğiydi. Ancak asıl dönüm noktası 1967’deki Altı Gün Savaşlarıydı. İsrail’in Sovyet destekli Arap devletleri karşısında kazandığı zafer, Washington’da İsrail’in bölgedeki stratejik değerini yeniden biçimlendirdi.

Bu savaşın Amerikan Yahudileri üzerindeki etkisi ise en az siyasi sonuçları kadar derindi. İsrail’in askeri başarısı asimilasyon sürecindeki birçok Yahudi için güçlü bir aidiyet ve gurur kaynağına dönüşürken İsraillilik kimliğin merkezine yerleşti. Bu değişim, hem AIPAC’ın hem de büyük Yahudi kuruluşlarının faaliyetlerini hızlandırdı ve lobinin hem finansal gücünü hem de toplumsal tabanını ciddi biçimde genişletti.

Soğuk Savaş’ta stratejik ortak İsrail

1970’li yıllarda Soğuk Savaş’ın Ortadoğu’ya yansımasıyla birlikte İsrail, ABD açısından Sovyet etkisine karşı önemli bir stratejik ortak olarak görülmeye başladı. 1973’teki Yom Kippur (Ekim) Savaşı sırasında İsrail ordusu zor durumda kalınca, Başkan Richard Nixon ve Dışişleri Bakanı Henry Kissinger devreye girerek 2,2 milyar dolarlık büyük bir yardımla savaşın gidişatını değiştirdi.

Savaş sonrasında Kissinger’ın yürüttüğü diplomasi sürecinde ise İsrail lobisinin etkisi daha belirgin hale geldi. ABD yönetimi, İsrail’e baskı uygulamak yerine onu artan askeri ve ekonomik yardımlarla desteklemeyi tercih etti. 1978 Camp David süreci ve 1979’daki Mısır-İsrail Barış Antlaşması kapsamında İsrail’e milyarlarca dolarlık yardımların taahhüt edilmesi, bu yaklaşımın en somut sonuçlarından biri oldu.

1980’li yıllar, İsrail lobisinin özellikle ABD Kongresi üzerindeki etkisini en üst seviyeye taşıdığı ve kurumsal gücünü pekiştirdiği bir dönem oldu. AIPAC küçük bir yapı olmaktan çıkıp ciddi bütçelere ve profesyonel kadrolara sahip etkili bir merkez haline geldi. Kampanya finansman sistemindeki boşlukları iyi kullanan lobi, Kongre seçimlerine milyonlarca dolar aktardı.

Bu etkinin sonuçları sahada da açık biçimde görüldü. İsrail politikalarını eleştiren bazı kıdemli siyasetçiler, lobinin desteklediği rakipler karşısında seçimleri kaybederek siyaset dışına itildi. Yürütme cephesinde ise Başkan Reagan döneminde imzalanan 1981 tarihli Mutabakat Zaptı ile ABD-İsrail ilişkileri açık bir stratejik ittifak niteliği kazandı. Aynı yıllarda Evangelist Hıristiyan Siyonistler de bu yapıya güçlü bir toplumsal destek sağlayarak lobinin etki alanını daha da genişletti.

1990’lı yıllarda Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle İsrail’in ABD açısından taşıdığı stratejik önem kısmen azalmış görünse de İsrail lobisinin Washington’daki etkisi bu kez daha farklı kanallar üzerinden devam etti. Lobi, Kongre’deki gücüne ek olarak düşünce kuruluşları aracılığıyla karar alma süreçlerinin merkezine daha fazla nüfuz etmeye başladı. Nitekim AIPAC çevresinden isimlerin 1985’te kurduğu Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü (WINEP), bu dönemde Orta Doğu politikalarının şekillenmesinde etkili bir aktör haline geldi.

Bill Clinton yönetimi sırasında yürütülen barış görüşmelerinde ABD, çoğu zaman tarafsız bir arabulucu olmaktan ziyade İsrail’in tezlerine daha yakın bir çizgi izlemekle eleştirildi. Aynı dönemde lobi, Washington’ın İran politikasını da etkileyerek uzlaşma arayışları yerine ağır yaptırımlar yönünde bir yaklaşımın benimsenmesinde rol oynadı.

Siyonist lobi AIPAC karşıtı gösteriler, "AIPAC Soykırımı Fonluyor" pankartı.

11 Eylül ve Irak’ın işgali sonrası

İsrail lobisinin ABD dış politikasındaki etkisinin en sert biçimde hissedildiği dönem ise 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından, George W. Bush yıllarında ortaya çıktı. Savunma ve dış politika bürokrasisinde neocon çizgisindeki isimlerin göreve gelmesiyle lobinin etkisi karar alma süreçlerinde daha görünür hale geldi. 11 Eylül’ün doğurduğu güvenlik atmosferi, bu çevreler tarafından İsrail’in bölgesel öncelikleriyle uyumlu bir çerçeveye oturtuldu.

Bu süreçte İsrail’in Filistin’e yönelik sert askeri operasyonları, ABD’nin “Küresel Terörle Savaş” söylemiyle ilişkilendirilerek meşrulaştırıldı ve Amerikan kamuoyu belirli bir yönde şekillendirilmeye çalışıldı. Fakat bu dönemin en yıkıcı sonucu, Orta Doğu’yu yeniden şekillendirme hedefiyle 2003’te Irak’ın işgal edilmesi oldu. Bu savaşın hazırlanması ve Amerikan kamuoyuna anlatılmasında İsrail lobisi ile neocon çevreler önemli bir rol oynadı. 2006’daki İkinci Lübnan Savaşı sırasında ise İsrail haftalarca sivil altyapıyı hedef alırken, ABD yönetimi ateşkes çağrılarına mesafeli durarak Tel Aviv’e güçlü bir diplomatik destek sundu. Aynı dönemde lobi, üniversitelerdeki Orta Doğu çalışmalarını da yakından takip etmeye başladı. “Campus Watch” gibi girişimlerle tıpkı 7 Ekim sonrası Gazze Soykırımda olacağı gibi eleştirel akademisyenler üzerinde baskı kuruldu.

7 Ekim’den bugüne

İsrail lobisinin ABD dış politikasındaki etkisinin en çarpıcı örneği 7 Ekim 2023 sonrası Gazze Savaşı sürecinde yaşandı. Krizin başından itibaren JINSA gibi lobinin şahin kanadına ait kuruluşlar devreye girerek İsrail ile ABD çıkarlarının örtüştüğü algısını güçlendirmeye çalıştı. İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonları “meşru savunma” olarak sunulurken, emekli Amerikan yetkililerinin destek açıklamaları ve yoğun medya faaliyetleriyle kamuoyu yönlendirildi. Süreç yalnızca askeri destekle sınırlı kalmadı. Gazze’nin yeniden inşasının maliyetinin Körfez ülkelerine yüklenmesini öngören projeler de gündeme getirildi. Washington ise artan sivil kayıplara rağmen Doğu Akdeniz’e askeri güç sevk ederek İsrail’e güçlü bir destek sundu. Bununla birlikte Gazze ABD kamuoyunda İsrail’e ve dolayısıyla lobilerine karşı ciddi bir tepki ve uyanışa sebep oldu. Bu kısmi uyanışın etkisiyle Trump İsrail’in operasyonlarına kısmi sınırlar çizmeye çalıştı.

ABD’nin II. Bağımsızlık Savaşı Siyonist lobisine karşı mı?

ABD, 1775-1783 yılları arasında Büyük Britanya’ya karşı verilen bağımsızlık savaşıyla kurulmuştu. On dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren sömürgeciliğin ticari boyutunda dünya sahnesine çıkan ülke I. Dünya Savaşı’nda dolaylı olarak II. Dünya Savaşı ve sonrasında ise doğrudan süper güç biçiminde dünya siyasetine yön veren hale gelmişti.

Dünyanın ve bölgenin huzurunu tehdit eden terör devleti İsrail’in kurulduğu 1948’den başlayarak bugüne kadar gelinen noktada Siyonist lobisinin ulaştığı etki düzeyi ABD’nin bağımsızlığını açık biçimde tehdit eder hale geldi. Amerikan kamuoyunda yükselen itirazlar da bu etkinin ülkenin özerkliği açısından ciddi bir mesele olarak algılandığını gösteriyor. Bu aşamadan sonra ise birincisinin üzerinden geçen yaklaşık 250 yılın ardından Amerika’nın II. Bağımsızlık Savaşı’nın ülkenin istiklalini tehdit eden bir vesayet odağı olarak gittikçe güç kazanan İsrail lobisine karşı verilip verilemeyeceğini ise zaman gösterecek.

Gelişmeleri kaçırmamak için Ankara24.com'dan en güncel haberleri takip edin.
seeGörüntülenme:121
embedKaynak:https://www.yenisafak.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 29 Mart 2026 04:43 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

BENZİNE ZAM MI GELİYOR? 10 Ağustos 2026 Akaryakıt zammı sonrası güncel LPG, motorin ve benzin ne kadar olacak?

10 Ağustos 2026 06:25see179

Selçuk Bayraktar, Şırnak ta TEKNOFEST Dron Şampiyonası na katıldı

10 Ağustos 2026 00:42see168

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Terörsüz Türkiye hedefinde tarihi adım

11 Ağustos 2026 00:17see166

Ünlü oyuncu Duygu Sarışın

11 Ağustos 2026 00:11see166

Kötü koku ihbarından vahşet çıktı: Cani komşunun planı ekiplere takıldı!

11 Ağustos 2026 00:18see164

İstanbul da hareketli anlar! Polise bıçakla saldırdı, böyle etkisiz hale getirildi Sözcü Gazetesi

09 Ağustos 2026 20:14see164

Fatih Erbakan dan akla ziyan Mekke anlaşması çıkışı! YRP liler bile şaştı kaldı

09 Ağustos 2026 18:26see161

Otomobilde sır ölüm: Savcılık harekete geçti

11 Ağustos 2026 00:11see161

Muş Spor, Galatasaray altyapısından transfer yaptı!

11 Ağustos 2026 00:20see160

Çerçeve yasaya bağımsız milletvekillerinden tek ret Koray Aydın dan

11 Ağustos 2026 01:13see160

Çerçeve yasa oylamasına 31 vekil katılmadı : İşte dikkat çeken isimler... Sözcü Gazetesi

11 Ağustos 2026 01:10see160

Amedspor da 5 yeni transfere imza töreni düzenlendi!

11 Ağustos 2026 00:19see159

1. Lig de ilk hafta tamamlandı! 3 0 kazanarak lider oldular

11 Ağustos 2026 00:23see158

Eyüpspor maçlarını Necmi Kadıoğlu Stadyumu nda oynayacak!

11 Ağustos 2026 00:18see157

İsrail den Mekke Anlaşmasına Tepki

10 Ağustos 2026 01:07see155

DEM Parti cephesinden çerçeve yasa için ilk değerlendirmeler: İşimiz uzun, yolumuz uzun

11 Ağustos 2026 00:28see154

Kılıçdaroğlu “tereddütsüz destek” dedi, CHP’de 2 vekil “hayır” dedi: Herkes o ismin peşinde

11 Ağustos 2026 01:09see152

Samsun da vahşi cinayet: Katilin suç kaydı kabarık

11 Ağustos 2026 00:12see152

Bodrum da kontrolden çıkan otomobil AVM nin otoparkına yuvarlandı Muğla Haberleri Habertürk Yerel Haberler

10 Ağustos 2026 01:15see152

15 kişi hastanelik oldu! Havuz bakımında gaz sızıntısı Son dakika haberleri

10 Ağustos 2026 03:21see151
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları