Ankara24.com
close
up
Menu

Vincenzo Italiano dan Beşiktaş ve Türkiye itirafları: Çocukluğumdaki duyguları yeniden yaşıyormuşum gibi hissediyorum!

Tatilde yumruklanan Aslıhan Yıldırım: İlk duruşmadan sonra tehdit edildim

A Milli Futbol Takımı, 655. maçına Fransa karşısında çıkacak

Kaşifoğlu karakterini canlandıran Sedat Savtak AHaber e konuştu: Senaryo ile Kozinoğlu nun vefatı arasındaki benzerlik!

A Milli Futbol Takımı, Kocaeli de 3. kez sahaya çıkacak

Daha yeni başladı ama reytingleri sildi süpürdü Sözcü Gazetesi

Akaryakıta yeni zamlar kapıda! Bankacılık devi uyardı Sözcü Gazetesi

Manisa Valiliği nden okul önündeki saldırı açıklaması: 3 öğrencinin yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor

Netanyahu nun BM telaşı: Programı kısaldı... New York ta gergin bekleyiş

Batı Akdeniz den 100 den fazla ülkeye 630 milyon dolarlık yaş meyve ve sebze ihracatı

Manisa daki okul saldırısı... Annesinden 600 TL alıp fişek almış: Radikal içerikler ve Nazi sembolleri!

İstanbul’da 3. buluşma

BUGÜN TELEVİZYONDA HANGİ DİZİLER VAR? 24 Eylül 2026 Perşembe Kanal D, Show TV, TRT 1, ATV, Star TV, TV8, NOW TV yayın akışı listesi...

Taklit tağşiş gıdalar listesine 53 yeni ürün eklendi

Son dakika Bir deprem de Antalya da! Büyüklüğü açıklandı

Eylül ayı güven endeksi belli oldu! 2 sektörde dikkat çeken hareket

5 ülke tamamen boşaltılıyor: Vatandaşlar için tahliye süreci başladı Sözcü Gazetesi

Bakan Göktaş: Çocukların güvenliği için teknoloji şirketleriyle iş birliğini sürdüreceğiz

Dört büyük takımın kalesinde zirve Andre Onana da

Serdal Adalı dan çok sert çıkış: Bunu denerseniz hakim olamayacağımız olaylar olur Sözcü Gazetesi

MİA dan Almanya da Aşırı Sağ ve Liberal Demokrasinin Temsil Krizi başlıklı analiz

MİA dan Almanya da Aşırı Sağ ve Liberal Demokrasinin Temsil Krizi başlıklı analiz

Ankara24.com, Trthaber kaynağından alınan verilere dayanarak açıklama yapıyor.

Milli İstihbarat Akademisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Laleoğlu'nun kaleme aldığı analizde Almanya'da aşırı sağın yükselişi, belirli kriz dönemlerine verilen geçici bir tepkinin ötesinde, Batı dünyasında uzun süredir devam eden ve giderek derinleşen yapısal dönüşümün Almanya'daki yansıması olarak ele alındı.

Aşırı sağın yükselişinin bir sebep değil, liberal demokrasiler ile geleneksel siyasi aktörlerin temsil ve meşruiyet üretme kapasitesindeki zayıflamanın bir sonucu olduğu vurgulandı.

Almanya'daki aşırı sağın yükselişinin yalnızca 11 Eylül sonrasında artan İslamofobi ve yabancı düşmanlığı, 2008 ekonomik krizi, 2015-2016 göç dalgası ve Kovid-19 salgını gibi gelişmeler üzerinden açıklanamayacağına dikkat çekilen analizde bu krizler, aşırı sağın yükselişinin kaynağı olmaktan çok uzun süredir var olan yapısal gerilimleri görünür kılan gelişmeler olarak değerlendirildi.

Almanya için Alternatif Partisinin siyasi başarısı

Alman aşırı sağının yalnızca Nazizm temelinde ortaya çıkan marjinal bir sapma olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanan analizde, aşırı sağın tarihsel sürekliliği, "Völkisch" düşünce geleneği etrafında şekillenen modern Alman ulus fikri ve milliyetçiliği bağlamında ele alındı.

Analizde, bu mirasın İkinci Dünya Savaşı sonrasında hukuken bastırılmasına rağmen kültürel ve sembolik düzeyde varlığını sürdürdüğü kaydedildi.

Almanya için Alternatif Partisinin (AfD) siyasi başarısı, aşırı sağın yalnızca yükselişi değil, aynı zamanda biçim değiştirmesi üzerinden değerlendirilen analizde, partinin açık ırkçı sembollerden kısmen kaçınarak popülist ve sistem karşıtı bir söylem aracılığıyla geniş ve heterojen bir seçmen tabanına ulaştığı belirtildi.

AfD desteğiyle işsizlik ve gelir eşitsizliği gibi klasik ekonomik göstergeler arasında tutarlı ve doğrusal bir ilişki bulunmadığı, belirleyici unsurun bireylerin hissettiği göreceli statü ve kayıp algısı olduğu aktarılan çalışmada, bu kapsamda parti tabanının yalnızca düşük gelirli kesimlerle sınırlı olmadığı, kültürel statü kaybı hisseden orta sınıf ve kırsal seçmenler arasında da AfD'nin güçlü karşılık bulduğu kaydedildi.

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın yol açtığı enerji ve güvenlik sorunları ile dezenformasyon, yapay zeka ve otomasyona ilişkin gelişmelerin mevcut kırılganlıkları derinleştirdiği belirtilen analizde, AfD tabanındaki seçmen hareketliliğinin ise partinin yükselişinin sabit bir ideolojik tabandan çok sistem karşıtı bir mobilizasyona dayandığına işaret ettiği ifade edildi.

Aşırı sağın güçlenmesinin etkilerinin ülke sınırlarının ötesine taşınması

Analizde, Almanya'da aşırı sağın güçlenmesinin etkilerinin ülke sınırlarının ötesine taşındığına dikkat çekilerek Avrupa Birliği açısından temel etkinin Almanya'nın AB'den ayrılması gibi tek ve radikal bir senaryodan ziyade Avrupa bütünleşmesinin siyasal mantığının içeriden dönüşmesi ve "birlik" fikrinin sarsılması olacağı değerlendirildi.

Ana akım partilerin göç ve egemenlik gibi kritik konulardaki söylemlerini sertleştirmesi de bu dönüşüm kapsamında ele alınan analizde, Avrupa'nın stratejik özerklik arayışı ile egemenlikçi ve ulusüstü karşıtı siyaset arasındaki yapısal gerilime de dikkat çekildi.

Analizde, savunma ve teknoloji alanlarında daha bütünleşik bir Avrupa ihtiyacının, bütünleşmeye direnen siyasi güçlerin yükseldiği bir dönemde ortaya çıktığı belirtildi.

Türkiye'nin "önemli bir stratejik ve ekonomik ortak" olarak tanımlanması

AfD'nin Türkiye'ye yaklaşımındaki ikili yapı da analizde ele alınan başlıklardan biri oldu.

Partinin genel söyleminde Türkiye'nin kültürel olarak Avrupa'ya ait olmadığı belirtilirken aynı zamanda Türkiye'nin "önemli bir stratejik ve ekonomik ortak" olarak tanımlandığına dikkat çekildi.

Analizde, Türkiye'nin kültürel ve normatif anlamda Avrupa'dan ayrıştırılmasına karşın jeopolitik ve ekonomik açıdan stratejik önemi artan bir aktör konumunda olduğu belirtildi.

Analizde, Avrupalı aktörler nezdinde üyelik ve normatif bütünleşme perspektifinin gerilemesinin, Türkiye ile ilişkilerde ticaret, göç, güvenlik, enerji ve bölgesel krizlerin yönetimi gibi daha sınırlı alanlara dayanan seçici bir ortaklık modelini güçlendirebileceği değerlendirildi.

Öte yandan bu dönüşümün, Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkiyi "Türkiye ne ölçüde Avrupa'nın bir parçasıdır?" sorusundan uzaklaştırarak "Türkiye ile hangi alanlarda ve hangi koşullarda iş birliği yapılmalıdır?" sorusu etrafında yeniden şekillendirebileceği ifade edildi.

"Kimler Alman vatandaşıdır?" sorusundan "Kimler gerçekten Almanya'ya aittir?" sorusuna

Almanya'da yaşayan Türk ve Müslüman topluluklar açısından temel riskin, hukuki vatandaşlık ile kültürel aidiyet arasına mesafe koyan söylemin normalleşmesi olduğu belirtilen analizde, tartışmanın giderek "Kimler Alman vatandaşıdır?" sorusundan "Kimler gerçekten Almanya'ya aittir?" sorusuna kaydığına dikkat çekildi.

Analizde çifte vatandaşlık, aile birleşimi ve yabancı ülkelerle sürdürülen bağların güvenlik tartışmalarına dahil edilmesinin, özellikle ikinci ve üçüncü kuşak göçmen kökenli vatandaşlar açısından yeni bir tanınma sorunu üretme potansiyeli taşıdığı kaydedildi.

Alman siyasetinin geleceğine ilişkin üç olası senaryo

Laleoğlu tarafından kaleme alınan analizde, Alman siyasetinin ve demokrasisinin geleceğine ilişkin üç olası senaryo ortaya konuldu.

İlk senaryoda popülist ve aşırı sağ siyasetin kurumsallaşarak olağanlaşması ele alındı. İkinci senaryoda merkez siyasetin aşırı sağ ile rekabet etmek amacıyla merkezden uzaklaşması ve bu yolla aşırı sağın söylemini meşrulaştırma riski üzerinde duruldu. Üçüncü senaryoda ise temsil krizi, bölgesel eşitsizlikler ve kimlik temelli dışlanmışlık hissine yönelik uzun vadeli ve kapsayıcı politikaların geliştirildiği demokratik direnç ve meşruiyet üretiminin dönüşümü değerlendirildi. Bu senaryoların birbirini dışlamadığı ve farklı düzeylerde eş zamanlı olarak ortaya çıkabileceği belirtildi.

Alman demokrasisinin geleceğini belirleyecek temel unsurun aşırı sağ aktörlerin oy oranlarından ziyade liberal-demokratik sistemin bu meydan okumaya nasıl yanıt vereceği vurgulanan analizde, bu nedenle geleceğe ilişkin tartışmanın "Aşırı sağ iktidara gelir mi?" sorusundan çok "Aşırı sağın söylemi ve siyasal mantığı ne ölçüde normalleşir?" sorusu etrafında şekillenmesi gerektiği ifade edildi.

"Aşırı sağ, Almanya'da 'sebep' değil 'sonuç'tur"

Analizin sonuç bölümünde Almanya'da aşırı sağın yükselişinin geçici bir siyasal dalgalanma veya belirli kriz anlarına verilen tepkiler bütünü olarak okunmaması gerektiği vurgulananırken bu yükseliş, liberal-demokratik düzenin uzun süredir biriken yapısal sorunlarının görünür hale gelmesinin sonucu olarak değerlendirildi.

Meselenin yalnızca belirli bir partinin veya aktörün başarısıyla açıklanamayacağı, sorunun liberal demokratik siyasal sisteminin temsil üretme, toplumsal meşruiyet sağlama ve ortak bir demokratik anlatı kurma kapasitesiyle ilgili olduğu belirtildi.

Bu çerçevede çalışmanın temel yaklaşımı "Aşırı sağ, Almanya'da 'sebep' değil 'sonuç'tur" ifadesiyle ortaya konuldu.

Aşırı sağla mücadelenin yalnızca güvenlikçi ve hukuki önlemlerle yürütülmesinin yetersiz kalacağına da dikkat çekilen çalışmada, şiddet içeren aşırı sağ örgütlenmelere karşı istihbari ve cezai mekanizmaların işletilmesinin zorunlu olduğu belirtilirken aşırı sağın esas gücünü siyasal söylem, temsil boşluğu ve kültürel meşruiyet krizinden aldığı aktarıldı.

Bu nedenle aşırı sağla mücadelenin demokratik siyasetin kapsayıcı biçimde yeniden inşasını da içermesi gerektiği ifade edildi.

Analizin sonunda Almanya'nın önündeki temel tercih, liberal-demokratik düzenin kendi iç çelişkileriyle yüzleşerek kendini yeniden üretmesi veya postliberal paradigmanın, aşırı sağ iktidara gelsin veya gelmesin, siyasal düzeni dönüştürmesi olarak ortaya konuldu.

Durumu takip etmeye devam edin, Ankara24.com her zaman en yeni haberleri sunuyor.
seeGörüntülenme:59
embedKaynak:https://www.trthaber.com
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 25 Eylül 2026 11:42 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Vincenzo Italiano dan Beşiktaş ve Türkiye itirafları: Çocukluğumdaki duyguları yeniden yaşıyormuşum gibi hissediyorum!

24 Eylül 2026 11:30see179

Tatilde yumruklanan Aslıhan Yıldırım: İlk duruşmadan sonra tehdit edildim

24 Eylül 2026 12:10see176

A Milli Futbol Takımı, 655. maçına Fransa karşısında çıkacak

24 Eylül 2026 11:27see173

Kaşifoğlu karakterini canlandıran Sedat Savtak AHaber e konuştu: Senaryo ile Kozinoğlu nun vefatı arasındaki benzerlik!

24 Eylül 2026 11:25see172

A Milli Futbol Takımı, Kocaeli de 3. kez sahaya çıkacak

24 Eylül 2026 11:33see171

Daha yeni başladı ama reytingleri sildi süpürdü Sözcü Gazetesi

24 Eylül 2026 11:23see171

Akaryakıta yeni zamlar kapıda! Bankacılık devi uyardı Sözcü Gazetesi

24 Eylül 2026 11:26see170

Manisa Valiliği nden okul önündeki saldırı açıklaması: 3 öğrencinin yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor

24 Eylül 2026 12:04see170

Netanyahu nun BM telaşı: Programı kısaldı... New York ta gergin bekleyiş

24 Eylül 2026 11:51see169

Batı Akdeniz den 100 den fazla ülkeye 630 milyon dolarlık yaş meyve ve sebze ihracatı

24 Eylül 2026 11:26see168

Manisa daki okul saldırısı... Annesinden 600 TL alıp fişek almış: Radikal içerikler ve Nazi sembolleri!

24 Eylül 2026 07:53see166

İstanbul’da 3. buluşma

24 Eylül 2026 11:56see166

BUGÜN TELEVİZYONDA HANGİ DİZİLER VAR? 24 Eylül 2026 Perşembe Kanal D, Show TV, TRT 1, ATV, Star TV, TV8, NOW TV yayın akışı listesi...

24 Eylül 2026 12:01see165

Taklit tağşiş gıdalar listesine 53 yeni ürün eklendi

24 Eylül 2026 11:59see164

Son dakika Bir deprem de Antalya da! Büyüklüğü açıklandı

24 Eylül 2026 11:42see163

Eylül ayı güven endeksi belli oldu! 2 sektörde dikkat çeken hareket

24 Eylül 2026 11:32see163

5 ülke tamamen boşaltılıyor: Vatandaşlar için tahliye süreci başladı Sözcü Gazetesi

24 Eylül 2026 08:17see160

Bakan Göktaş: Çocukların güvenliği için teknoloji şirketleriyle iş birliğini sürdüreceğiz

24 Eylül 2026 11:22see158

Dört büyük takımın kalesinde zirve Andre Onana da

24 Eylül 2026 11:41see157

Serdal Adalı dan çok sert çıkış: Bunu denerseniz hakim olamayacağımız olaylar olur Sözcü Gazetesi

24 Eylül 2026 08:17see156
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları