MEVLÜT TEZEL Obez, mega köy!
Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak, Ankara24.com açıklama yapıyor.
Önceki gün İstanbul'da AVM'lerden metrolara kadar birçok yere su basması, arabaların sular altında kalması ve iki insanın hayatını kaybetmesinin nedeni sağanak yağış değildi!
İstanbul aslında biraz fazla yağmurda da, fırtınada da, karda da altyapısı çöken bir mega köy.
İstanbul'un toplam yüzölçümü yaklaşık 5 bin 461 km² ama bu aldatıcı bir rakam.
Şehrin kuzeyini kapsayan alanlar (ormanlar, su havzaları, ta- rım arazileri ve Karadeniz kıyı şeridi) ekolojik olarak korunması gereken doğal alanlar...
Şehrin yerleşime açık, konut ve sanayi alanları, toplam yüzölçümünün sadece yüzde 25'lik bir dilimini oluşturuyor.
Yerleşim alanları Marmara Denizi kıyısı boyunca dar bir bantta toplandığı için, İstanbul'un brüt nüfus yoğunluğu km² başına 3 bin kişi civarında görünse de Gaziosmanpaşa, Güngören, Zeytinburnu veya Bağcılar gibi yoğun ilçelerde bu rakam km² başına 40 bin kişinin üzerine çıkıyor.
Bu alan darlığı yüzünden nüfus arttıkça dere yatakları ve vadilere konutlar yapıldı.
Çarpık kentleştik, altyapı ve toplu taşıma kapasitesi hep eksik kaldı.
Uzmanlara göre İstanbul'un normalde taşıyabileceği nüfus 8 milyon!
Tokyo veya Seul gibi dünyanın çok yüksek nüfuslu metropollerinde trafik akışı raylı sistemlerin toplam ulaşımdaki payı yüzde 60-70'lere çıkarılarak yönetilebilir.
Ancak İstanbul'un Boğaz ile ikiye bölünmüş coğrafi yapısı ve doğu-batı eksenindeki doğrusal yerleşimi nedeniyle, 10 milyonun üzerindeki her nüfus; altyapı, kanalizasyon, su tedariki ve trafikte kronik krizlere yol açıyor.
Raylı sistemler, gelişmiş altyapı ve planlı bir şehirleşme olsa bile İstanbul'un taşıyabileceği kapasite 10 milyon insan.
Ama altyapısı sorunlu, toplu taşıması kapasiteyi kaldırmayan bu daracık alana 15.5 milyon insanı sığdırdık.
Öğrenciler, turistler, mülteciler ve kayıtsız çalışanlarla birlikte İstanbul'un fiili gündüz nüfusu ise 18-20 milyon civarında.
Şehir doğu-batı aksında uzandığı için trafik akışı belirli darboğazlara (Boğaz köprüleri, Avrasya Tüneli, E-5 ve TEM) sıkışıyor.
Nüfus arttıkça alternatif güzergâh oluşturmak coğrafi olarak imkânsızlaşıyor.
Şehirde 6.4 milyondan fazla kayıtlı araç bulunuyor.
Nüfusun artmasıyla birlikte yola çıkan araç sayısı, fiziksel yol kapasitesinin katbekat üzerine çıkıyor.
Şartlar böyleyken İstanbul'u sürekli büyütme çabasındayız.
Önceki gün hiç hesapta yokken, aniden bastıran bir sağanak yaşanmadı.
Günler öncesinden sağanak yağışların etkili olacağı açıklanmıştı.
Normalde yetkililerin önlem alması gerekiyordu.
Eğer önlem alınmış hali buysa vay halimize!
Tüm bu altyapı eksiklerinin ve yanlış politikaların üstüne bir de belediyeler görevini yapmayınca sağanak yağışlar bile felakete dönüşüyor.
Bir-iki saatlik sağanak yağış yüzünden bile okulları tatil etmek zorunda kalmamız düşündürücü!
Yaşanan iş kaybı ve ticaretin durması da ayrı bir yazı konusu.
Bu obez mega köyü büyütmekten vazgeçmeliyiz!
***
EYLÜL'DE GEL
'Eylül'de Gel', 'Fabrika Kızı', 'Kara Tren' ve 'Gitme' gibi şarkılarıyla hafızalara kazınan Alpay 91 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Alpay bu uzun yaşamın hakkını vererek yaşadı.
Hep üretti ve kendini yeniledi.
Haksızlıklara karşı sanatçı duruşuyla da takdir topladı.
Ben ortaokulda çalışkan bir öğrenci değildim. Hocalarımın bütünleme sınavlarının olduğu Eylül ayını hatırlatarak 'Eylül'de Gel' esprisi yapmalarını hiç unutmam.
Bir de mahalledeki sevdiğiniz kız uzun yaz tatiline çıkmışsa ve siz koca yaz mahallede kaldıysanız 'Eylül'de Gel' şarkısı daha da koyardı insana.
Bir ay olarak Eylül'ün, 'Eylül'de Gel' şarkısıyla hatırlanması bile sanatçı için gurur kaynağı olsa gerek.
'Fabrika Kızı' da hem emekçilerin hem de samimi aşıkların şarkısı olması açısından etkileyiciydi.
Alpay'ın şarkıları yaz tatillerinin son günleri gibi hüzünlüydü.
Onun kadife sesinde hüzün daha da anlam kazanıyordu.
Alpay'ın şarkılarında elit bir melankoli vardı.
Hem hüzünlendiriyor hem de derin düşüncelere daldırıyordu insanı.
Güle güle güzel insan.
ALPAY'IN EN BÜYÜK PİŞMANLIĞI
Lise yıllarında futbola merak saran ve profesyonel olan Alpay o günleri şöyle anlatıyor:
"Ankara Demirspor ve Gençlerbirliği'nde oynadım.
16 yaşında Türkiye Ümit Milli Futbol Takımı'na seçildim.
Sol açık ve sağ açık oynuyordum. Yakın zamanda bir teknik direktörün makalesini okudum. 'Gördüğüm en yetenekli futbolcu Alpay'dı' ifadesini kullanmış.
İki ayağımı da çok iyi kullanıyordum. Futbolu çok erken bıraktım. Hayatta en büyük pişmanlığım futbolu bırakmamdır. Müzikle ikisini birlikte sürdürebilirdim ama yapmadım." Gençlerbirliği altyapısından büyük yetenekler çıktı. 16 yaşında milli formayı giymiş bir Alpay belki de yıldız bir futbolcu olacaktı.
Günümüzde de hem sol hem sağ ayağını eşit oranda iyi kullanmak üst düzey bir özellik. Bu tarzda çok az futbolcu var.
VATANDAŞLIK BİLİNCİ
Tamam, İstanbul bir mega köy, altyapısı sorunlu, belediyeler çalışmıyor.
Peki, biz vatandaşlar olarak ne yapıyoruz?
Sağanak yağışın videosunu çekip sosyal medyada paylaşıyoruz.
Aramızda az da olsa sorumluluk alan insanlar var.
Örneğin önceki gün sağanak yağışın sokakları göle çevirdiği anlarda bir kadın bastonuyla mazgalları temizliyordu.
Suyun akmasını engelleyen yaprakları dakikalarca tek tek temizledi.
Teyzemiz vatandaş olarak sorumluluk almış ve elinden geleni yapmış.
Klişe bir söz olacak ama herkes kendi kapısının önünü temizlese bazı küçük sorunları büyümeden önleyebiliriz.
İZ BIRAKAN SÖZLER:
"Kişi ihtiyacı olan şeyi bütün dünyayı dolaşarak arar ve aradığını eve döndüğünde bulur." (George Moore)
Görüntülenme:35
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 16 Ekim 2026 16:06 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda
İletişim








En çok okunanlar



















