MEVLÜT TEZEL Google, İsrail ordusuna çalışıyor!
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi yayımlıyor.
BBC'nin haberine göre Google Deep- Mind bünyesinde çalışan bazı araştırmacılar, şirketin ABD ve İsrail ordularıyla yürüttüğü çalışmalardan rahatsız oldukları için şirketten ayrılıyor.
Bazılarının şimdiden istifa ettiği, bazılarının da ayrılma sürecinde olduğu belirtiliyor.
Yapay zekânın askeri operasyonlarda giderek daha fazla kullanılmasından rahatsız olanlar bu duruma hem etik açıdan karşı çıkıyor hem de mevcut sistemlerin savaş alanında güvenilir kararlar verebilecek olgunluğa ulaşmadığını savunuyorlar.
Örneğin üç yıldır görev yaptığı Google DeepMind'dan istifa eden Sofia Liguori, şirketin yapay zekâ sistemlerini askeri operasyonlarda kullanmaya giderek daha fazla ağırlık vermesinin Google'da çalışmaktan utanmasına neden olduğunu söyledi.
Oysa yapay zekâ teknolojileri hayatımıza girmeye başladığı ilk dönemlerde Google ve OpenAI bu teknolojilerin hiçbir zaman silahlandırılmayacağı yönünde sözler vermişti.
Daha önce bu sözlerin palavra olduğunu yazmıştım.
Sadece zamana ihtiyaçları vardı.
İnsanoğlunun ürettiği birçok bilgiyi kopyalayan yapay zekâ zamanla yeterli olgunluğa ulaşınca verilen sözler unutuldu.
Google eleştirilere cevap olarak kamu kurumlarıyla dünya genelinde çalıştığını ve bu tür anlaşmaları belirli değerlendirme süreçlerinden geçirerek yaptığını açıkladı.
Tipik eleştirilere cevap vermeyen, kaçamak bir açıklama bu!
OpenAI, Amazon ve Microsoft da yapay zekânın askeri alanda kullanımı için Pentagon ile iş birliği yapıyor.
İstifaların nedenlerinden biri de Google'ın daha önce bulut bilişim altyapısı ile İsrail ordusuna verdiği desteği yapay zekâ teknolojileriyle artırması.
Yani Google'dan istifa eden onurlu insanlar, geliştirdikleri yapay zekânın Gazze'de, Lübnan'da ve İran'da çocukların üstüne bomba yağdırmasından utanç duydular!
Elbette teknoloji şirketlerinin desteği yapay zekâyla sınırlı değil!
Aralık 2025'te Eski CIA Terörle Mücadele Şefi John Kiriakou, kameraların, akıllı televizyonların ve araç bilgisayarlarının nasıl uzaktan kontrol edilebildiğini detaylıca anlatmıştı.
Yani birçok teknoloji şirketi, talep edilen verileri ABD ve İsrail ile paylaşıyor.
Bilginin ve verinin silahlandırılması, insanlığın ortak birikimini barış ve refah için değil, yıkım için kullanmak anlamına geliyor!
Bu da evrensel insan hakları ve dijital etik açısından telafisi güç zararlar doğuruyor lakin bu durum ABD ve İsrail'in umurunda değil!
***
KRİTİK ALTYAPILARIN GÜVENLİĞİ
Bir siber güvenlik araştırmacısı, Türkiye genelinde internete açık VNC sunucularını taradığını ve kritik altyapılara ait sistemlere erişebildiğini iddia etti.
Bu kişi, yayımladığı yazıda yanlış yapılandırılmış VNC sunucularının ne kadar ciddi güvenlik riskleri oluşturabileceğini ortaya koydu.
Teknik olarak VNC, bir bilgisayarın ekranını uzaktan görüntülemeye ve klavye ile fare üzerinden kontrol etmeye yarayan bir teknolojidir.
Uzaktan teknik destek ve sistem yönetimi gibi amaçlarla kullanılan bu teknoloji, gerekli güvenlik önlemleri alınmadığında yetkisiz kişilerin sistemlere erişmesine kapı aralayabiliyor.
Türkiye'ye ait yaklaşık 17 milyon IP adresini taradığını ve bunun 18 saat sürdüğünü söyleyen bu şahıs, Ankara'daki ASKİ'ye ait su pompalarına erişebildiğini iddia etti, iyi mi?
İddia doğruysa bu kişi isterse ASKİ'nin su pompalarını devre dışı bırakabilir.
Bu şahıs bu yöntemle bir bilgisayardan tarım tesislerine, kömür madenlerinden bulut sunucularına kadar farklı sistemlere erişmenin mümkün olduğunu da iddia ediyor.
Güvenlik gerekçesiyle elde ettiği bilgileri sansürlediğini belirten araştırmacı, Türkiye'deki veri sızıntılarını çözmeyi amaçlayan bir projesi olduğunu da açıkladı.
Yani araştırmacı ASKİ'ye bile sızarak kendi reklamını yapmış oldu.
Bu sızma aslında "Türkiye'nin kritik altyapıları internete açık mı ve ne kadar güvenli?" sorularını da akıllara getirmeli!
Olası savaşlarda bu sızma girişimlerinin daha fazlasına maruz kalacağımız için şimdiden kritik altyapıların siber güvenlik önlemleri artırılmalı.
Her altyapının internete bağlı olması aslında riski de beraberinde getiriyor.
Savaş, darbe, iç savaş gibi durumlarda kritik altyapıları çalıştıracak B,C,D planlarımız olmalı.
***
BEYİN GÖÇÜ
TÜİK, 2025 yılında yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranının, bir önceki yıla göre artarak yüzde 2.2'ye ulaştığını açıkladı.
Lisans programlarından mezun olduktan sonra yurt dışına göç edenlerin en çok tercih ettiği ülke Almanya oldu. İkinci sırada ise ABD yer alıyor.
Üstelik gidenler de Türkiye'nin en zeki evlatları!
Beyin göçü oranının en yüksek olduğu bölüm yüzde 13.1 ile moleküler biyoloji ve genetik oldu.
Bu bölümü yüzde 13 ile işletme mühendisliği, yüzde 11 ile matematik mühendisliği, yüzde 10.9 ile elektronik mühendisliği ve yüzde 10.2 ile fizik mühendisliği takip etti.
Özetle biz yetiştiriyoruz, Almanya ve ABD meyvesini topluyor!
Sıfır maliyetle en zeki gençlerimizi kapıyorlar.
Normalde ülke gündemi beyin göçü olmalı!
***
MİKROPLASTİKLİ SİGARA!
18 ülkeden 88 sigara markasının tütünü incelendi, 83'ünde mikroplastik tespit edildi.
Türkiye, bir gram tütünde 19 adet mikroplastikle ikinci sırada. Yani yabancı markalar sigara içenleri zehirlerken, aynı zamanda kalitesiz ürün sunuyorlar.
Sigara içenler plastiklerin çıkardığı zehirli gazlara da maruz kalıyor.
Sigarayı bırakmak için bir neden daha.
***
İZ BIRAKAN SÖZLER:
"Hayat, fırtınanın geçmesini beklemekle ilgili değildir; yağmurda dans etmeyi öğrenmekle ilgilidir." (Vivian Greene)
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:124
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 26 Ekim 2026 07:09 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















