MEVLÜT TEZEL Bahis ve kripto yatırım gençleri bitiriyor!
Ankara24.com, Sabah kaynağından alınan verilere dayanarak haber yayımlıyor.
Yeni bir araştırmaya göre dünyada 18-29 yaş grubundaki gençlerin yarıdan fazlası, geçtiğimiz yıl yatırım yapmayı planladığı parayı, spor bahislerinde kullandı.
Sorun sadece bahisle sınırlı değil!
Northwestern Mutual'ın araştırmasına göre genç kuşaklar, kripto para, spor bahisleri, tahmin piyasaları, opsiyonlar ve meme hisseleri gibi yüksek riskli alanlara diğer yaş gruplarından daha fazla ilgi gösteriyor.
Z kuşağı yatırımcılarının yüzde 26'sı bahisleri uzun vadeli finansal stratejisinin bilinçli bir parçası olarak değerlendiriyor.
İş bulmanın zorlaşması, konut fiyatlarının yükselmesi, hayat pahalılığı ve öğrenci borçları gençler üzerinde finansal baskı oluşturuyor.
İnternet ve akıllı teknolojilerle iç içe büyüyen gençler ise uzun yıllara yayılan birikim yapmak yerine hızlı sonuç almak için kripto piyasasına, bahislere yöneliyor.
Ve sonuç genelde hüsran oluyor.
Aslında bazı gençlerin durumun farkına vardığını gösteren sosyal medya paylaşımları var:
+ "Annem her ay 'düşer mi çıkar mı' demeden gram altın alıp yastık altına attı, ev sahibi oldu.
Ben 3 yıldır teknik analiz yapıp altcoin topluyorum, ancak bir aylık kira parasını çıkarabildim.
Eski toprak dedikleri şey meğer rasyonel portföy yönetimiymiş." Araştırmalar, genç yatırımcıların yüzde 80'i, yüksek riskli araçların kendilerini finansal hedeflerine geleneksel yatırım yöntemlerinden daha hızlı ulaştırabileceğine inandığını gösteriyor.
Bu tablo devletimizin gençleri bahis illetinden kurtarmak için verdiği mücadelenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Ancak yasa dışı oluşumlara yönelik mücadelenin yanı sıra gençleri kripto para, tahmin piyasaları, meme hisseleri gibi yüksek riskli alanlardan uzak tutmak için de farkındalık projelerine de ihtiyaç var!
Bunu da öğüt vererek değil, sosyal medya kullanarak yapmalıyız.
Günümüzde bir kısa video, anne- babanın bin nasihatinden daha etkili!
***
YAPAY ZEKA, YAZARLARI DA İŞSİZ BIRAKACAK
Yapay zekâya yazdırılan kitapların sayısı hızla artıyor.
DonanımHaber'e de çıkan habere göre özellikle Amazon Kindle gibi e-kitap sunan platformları yapay zekâ tarafından yazılmış kitaplar istila etmiş durumda.
E-kitap sektöründe yayıncıya ihtiyaç olmaması, dileyen herkesin yazdığı kitabı yayınlama olanağına sahip olması yapay zekâya yazdırılan kitapların satışını kolaylaştırıyor.
Bir yazarın belki de birkaç yıl uğraşıp ortaya çıkardığı kitabı yapay zekâya yazdırmak, daha sonra bir editöre yazılan metni okutup, değişiklikler yapmak çok kolay.
Araştırmacılar, Ocak 2023 ile Mart 2026 arasında Amazon'da satışa sunulan 14 bin 419 bağımsız yayımlanmış e-kitabı inceledi.
Metninin en az yüzde 25'inde yapay zekâ üretimi tespit edilen kitaplar, araştırmadaki e-kitapların yaklaşık yüzde 20'sini oluşturduğu saptandı.
Yani beş kitaptan birinde yapay zekânın kayda değer ölçüde kullanıldığı tespit edildi.
Araştırmaya göre kitap sayısı artarken kitap başına düşen ortalama gelirin düşmesi ise yapay zekâ ürünü kitapların piyasayı işgal ettiğini gösteriyor. e-kitap piyasasına yapay zekâ üretimi birçok kalitesiz kitap sürülüyor. Bu kitaplar az satsa bile çok kolay üretildiği için sürümden kazanç sağlanıyor.
Yapay zekâ tespit araçları bile bazen yanlış sonuç verebildiği için bu araçların değerlendirmesi tek başına kesin delil kabul edilmiyor.
Bu durumdan şikâyetçi olan yazarların bazıları da yapay zekâdan faydalandıklarını gizlemesi de ayrı bir tartışma konusu.
Örneğin Japon yazar Rie Kudan, prestijli Akutagava Ödülü'nü kazandığı "Tokyo-to Dojo-to" (Tokyo Sempati Kulesi) adlı romanının yaklaşık yüzde beşini ChatGPT kullanarak yazdığını itiraf etmişti.
Bu kitaba 'kusursuz' değerlendirmesinde bulunan jüri üyeleri de espri konusu olmuştu.
Birçok yazar da yapay zekâdan faydalandığı için gelecekte bir kitap hazırlanırken yapay zekâ kullanılıp kullanılmadığı da önemsizleşecek.
Özetle yapay zekâ, birçok sektörde olduğu gibi birçok yazarı da işsiz bırakacak.
***
MİKROPLASTİK TEHDİDİ
17 Ağustos'ta Prof. Dr. Mustafa Öztürk'ün Antalya Çıralı/ Kemer Karaburun Sahili'nden paylaştığı görüntüleri izlediniz mi?
Denizin yüzeyi mikroplastiklerle kaplanmıştı.
Daha önceden The Guardian bir araştırma yayımlanmıştı.
2021-2024 yılları arasında 13 İngiliz şirketi, Adana'daki Kemal Deniz bölgesine yaklaşık 52 bin ton plastik atık gönderdi.
Araştırmada, geri dönüşüm tesislerinin aşağısındaki sularda mikroplastik seviyelerinin yukarı bölgelere göre yaklaşık 10 kat daha yüksek olduğu belirlendi.
Söz konusu kanalların çevredeki tarım arazilerinin sulanmasında kullanılması ise endişeyi daha da büyüttü.
Plastiklerin geri dönüşüm sürecinde parçalanması ve yıkanması sırasında çok sayıda küçük plastik parçacığı oluşabiliyor.
Atık su yeterince arıtılmadığında bu parçacıkların çevreye taşınması mümkün.
Öte yandan Akdeniz'in genelinde mikroplastik kirliliği 66 kat arttı. Yani bu sorun sadece bizi ilgilendirmiyor.
Cevaplanması gereken sorular var: Türkiye'de bazı firmaların yurtdışından ithal ettiği çöplerin geri dönüşümünde sorun mu var?
İthal edilen plastikler yüzünden mi denizlerimizin bazı bölgelerinde mikroplastik kirliliği var?
Yoksa bu genel bir sorun mu? Bu soruları uzmanlar yanıtlasın.
Benim fikrime göre ise; birkaç şirket zengin olacak diye Avrupa'nın çöpünü ülkeye getirmek Türkiye gibi bir turizm ülkesi için ihanettir!
Bu manzarayı gören turist bir daha ülkemize gelir mi?
***
İZ BIRAKAN SÖZLER
"Hiçbir şey korkuya dayalı bir saygıdan daha aşağılayıcı olamaz." (Albert Camus)
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:31
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 19 Ağustos 2026 07:05 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















